Kulliyatlar - 25. Sayfa - Esmaulhusna
MALİK-ÜL-MÜLK
“Mülkün sahibi” anlamına gelen “Malik-ül-mülk” ismi celili Kur’anı kerimde bir
defa geçer. “Deki: Ey Mülkün sahibi Allahım! Sen mülkü dilediğine verirsin,
dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin.
Hayır senin elindedir. Sen her şeye Kadirsin” (Ali İmran 26)
Yunus Emre’nin:
“Mal sahibi mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi” dediği gibi Hz. Adem’den bugüne
kadar nice peygamber, kral, şah, padişah, Karunlar geldi geçti ve gitti. Hiç
biri dünyadan bir avuç toprak götüremedi. Zaten herkes bir avuç toprak
götürseydi bize bir şey kalmazdı.
Toprakla beslediğimiz bedeni, toprağa geri verdik. Mülkün sahibinin Allah
olduğunu bildiğimizden bu mülk üzerinde tasarrufta bulunurken mülkün sahibinin
koyduğu şartlara, kurallara uymaya çalışacağız.
Allah’ın kulları üzerinde söz sahibi olduğumuzda, yönetime geldiğimizde
kendimizi o kullardan üstün görmeden mülkün sahibinin koyduğu kurallara göre
yöneteceğiz.
ZÜ-L-CELALİ VE-L-İKRAM
“Yücelik ve ikram sahibi” anlamına gelen bu ismi celili Kur’anı kerimde iki defa
geçer. “Yer üzerindeki her şey fanidir. Celal ve ikram sahibi Rabbin yüzü
bakidir. O halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlarsınız. (Rahman 26,27,28)
Bu ismi celilin ikiside Rahman suresinde 27nci ve 78 nci ayetlerde geçer.
Er-Rahman suresinde Rabbimiz bizi yarattığını, Kur’anı öğrettiğini, bize
konuşmayı öğrettiğini, adalet terazisi olarak kitaplar gönderdiğini, karada,
denizlerde ve havada nimetler verdiğini, imanla gidenlere cennet nimetleri
vereceğini bildirir.
Hastalığımızda yüzümüze gülen doktorun, hemşirenin adını öğrenip dostlarımıza
anlatırız. Zor zamanda çok basit bir yardımda bulunanı unutmayız.
Bize can veren, ten veren, gönül veren, göz veren Rabbin yüceliğini ve ikramını
unutmayalım. Bizde ona imanla yücelelim. İkramımız insanlara, hayvanlara,
ormanlara ulaşsın. Ciğer sahibi canlılara yapılan ikramlar Cennette çiçeğe
dönüşür. Şair:
“Eğerçi hane-i pür nakşdır sarayı cihan
Veli kitabeleri “küllü men aleyha fan”
Dünya süslü bir saray ama duvardaki levhada “Her şey yok olacaktır” yazılı
diyor.
EL-MUKSİT
“Çok adil” anlamına gelen bu ismi celili Kur’anı kerimde bu haliyle geçmez.
Ancak Yunus suresi ayet 54 de “Aralarında adaletle hükmolunur ve onlar
zulmedilmezler, haksızlık yapılmaz” buyurur. Adaletle hükmedecek olan Allah
(c.c.) dır.
Bedenimizi yaratırken dengeli yaratan, dağları, denizleri, karıncayı, fili
yaratırken dengeli yaratan Rabbimizin koyduğu kanunlarıda tabiata koyduğu
kanunlar gibi dengeli, sağlam ve estetik ve her çağa uygundur.
“Allah’ın koyduğu kanunlar 1400 sene önce nazil oldu. O günün şartlarına
uygundu. Günümüze uygun değil” diyenler acaba bu tabiat kanunları Hz. Adem’in
şartlarına uygundu, biz bu çağda Hz. Adem’in içtiği suyu içmeyiz, soluduğu
havayı solumayız bize milenyum havası, suyu, ekmeği, güneşi lazım. Biz bu
eskimiş güneşi istemeyiz” diyorlar mı acaba?
O güneşi, havayı, suyu yaratan Allah, bizim adil olmamız için Kur’anını
indirmiştir. O Kur’an bize adaleti emreder.
El-Muksit’e iman eden bizlerin adaleti ayakta tutmamız istenmekte. Allah’ın
adaleti, kendi aleyhimize, anne baba, akrabalarımızın aleyhine bile olsa, hak
sahibi zenginse, fakirin aleyhine olarak adaleti ayakta tutmakla görevliyiz. Hak
sahibi fakirse zenginin aleyhine bile olsa yine adaleti yerine getirmeliyiz.
En sevmediğiniz bir insanla babanız veya anneniz mahkemelik olsa, babanız veya
anneniz haksız ise siz haklının tarafında olun.
Dostlarınızın suçunu paylaşmayın, savunmayın, ama cezasını paylaşın.
İslami Okul Okulların En Önemlisi