Bürünmek 29/09/2004/Çrşmb/Millig - Nuzulsirasinagorekuran - 4. Sayfa
Bürünmek
Bu dünyada biz, gurbette gezen yolcu gibiyiz. Ana rahminden kabre kadar olan
yolculuğumuzda dünyamız bizim köprümüz gibidir.
Köprüden geçeceğiz. Ama ayıya dayı demeden, ayının yeğeni olmadan geçeceğiz.
İnsanlığımızı İslami kurallarla koruyarak geçeceğiz. Bunu yapabilmek için önce
ilim zırhına bürüneceğiz. Takva elbisesi giyineceğiz. Geceleri kıyama kalkıp
namaz kılacağız. Rabbimizin ayetlerini tertil (harfleri çıkış yerlerine dikkat
ederek, manasını anlayarak, anladığını tatbik etmek) üzere okuyacağız.
Neyi, nasıl ve niçin yapacağımızı, ayıya dalanmadan, çalıyı dolanmadan son
durağımıza nasıl varacağımızı bize “Rabbineeee dön” diyen Rabbimizden
öğreneceğiz.
Hitlerin, Mussolini’nin, Lenin’in,Troçki’nin, Guevara’nın, CIA ajanlarının
kitaplarından kıyam öğrenilmez. Onlar leş etrafında kavga teknikleri
geliştirdiler. Biz, leş yemeyiz. Midemize haram koymayız.
Profesör Tarık Zafer Tunaya bir makalesinde Fransa’da bir müzede gördüğü insan
derisine kaplı anayasadan bahsediyor. Fransız ihtilalini yapanlar, yazdıkları
insan hakları beyannamesini kitap haline getirmişler, kraliyet ailesinden birini
kesmişler, derisini yüzmüşler ve insan hakları kitabının dışına deri olarak
yapıştırıp, ciltleyip müzeye koymuşlar.
Bizim sevgili rahmet peygamberimiz hiç kan akıtmadan Mekke’yi fethettiği gün,
Mekke’nin yöneticilerini, komutanlarını ve halkını toplamış ve o güne kadar
yaptıklarından hesaba çekilmeyeceklerini, hür olduklarını, mallarına ve
canlarına dokunulmayacağını duyurmuştur.
Biz yolcuyuz. Yolumuzu kanla boyasak yolun sonundan cehennemin alevleri
yükselir. İyiliklerle, güllerle donatırsak, kötülüğü iyilikle giderirsek yolun
sonundan cennet görünür.
Çatık kaşlı, asık suratlı din düşmanları ne tür plan kurarlarsa kursunlar,
planlarını tekrar tekrar gözden geçirsinler ve bize karşı da uygulasınlar .
Rabbimiz: “Ben onun işini yokuşa süreceğim.” buyurur. Altı milyar insan, güneşi
üfleyerek söndüremediği gibi, Allah’ın nuru olan bu Kur’anı söndüremezler. Biz
Kur’an için korkmayalım. Biz Kur’anın nurundan faydalanıyor muyuz ona bakalım.
Kur’an sempozyumunda konuşan yirmi kadar öğretim üyesinin, konuşmayı hazırlarken
Kur’an okuyup okumadıklarını araştırttım. Tamamının konuşacakları konuda Türkçe
ve yabancı dilden yazılmış makalelerden hazırlık yaptıklarını öğrendim.
Yazık oluyor. Konuşana yazık oluyor. Dinleyene yazık oluyor. İnsan bu önemli
konuşması için Kur’anı baştan sona manasını anlayarak hatmetmesi gerekirdi.
Göklerin ve yerin taşıyamayacağı bir kitabı gönlümüzde taşıyoruz. İçimiz güzel
olduğu gibi dışımızda güzel olsun. Elbisemiz tertemiz olsun. İnsanlar kürküyle
ağırlanır, kültürüyle uğurlanır.
Geceleri kıldığın namaz, okuduğun Kur’an’la akünü doldurdun. İçini Hak için,
dışını halk için süsledin ve gündüz yola koyuldun.
Taş atanlara ekmek attın. Kötülükleri iyilikle giderdin. Ağzından çıkan bal gibi
sözlerin cennette bal ırmağına dönüşeceğini, fakirlere ve yetimlere yaptığın
iyiliklerin cennet güllerine dönüşeceğini görür gibi bildin. Şimdi seni bu
yoldan kim alıkoyabilir ki? Mecnunla Leyla arasına engel bulunamadığı gibi
Müminle Mevla arasına da engel olunamaz. Mal, makam ve kadın engelleri değil,
bir eline güneşi bir eline ay’ı koysalar engelleyemezler.
Bu yolcu doğunun da batının da Rabbine güvenerek yola çıkmıştır. Nemrutun ateşi,
Firavunun işadamları, Karunun sermayesi onu tutamaz. O, aslanlar gibi yolunda
yürür. Din düşmanları aslandan kaçan eşek sürüleri gibi dağılırlar. Dikensiz
harman, çakılsız orman olmayacağını bilir ve “Kur’andan kolay olanı okuyunuz”
emrine uyarak Fatihayla yola koyulur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi