Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Biz 26-10-1999 (Fatiha - Nuzulsirasinagorekuran - 5. Sayfa

Biz 26-10-1999 (Fatiha)
Biz, günde beş defa bir araya gelir Allah’a hamd ederiz. “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.” derken Adana’da pamuk tarlalarında elleri nasırlı kadın ve erkeklerimize, onu dokuyan, kesen, biçen, diken ve bize satılmasında emeği geçen binlerce öpülesi ellere teşekkürümüzü ulaştırmak için o elleri yaratana hamd ederiz.
Süphan dağında kınalı kuzuları büyüten, yünlerini kırpan, tezgâhlarda dokuyan ellere teşekkürümüzü arz etmek için kınalı kuzuyu ve kınalı elleri yaratan Allah’a hamd ederiz.
Ekmek için ekmek gerektiğine inanan çiftçi de Rabbine yönelir. O da baştan ayağa giyindiği elbiseleri, kullandığı aletleri, fabrikalarda yapan ellere teşekkürünü arz etmek için Allah’a hamd eder.
Damlanın denizden, denizin damladan ayrılığı olmadığı gibi biz de birbirimizden ayrı değiliz. Ayrı yerlerde olsak bile aynı sisteme hizmet ederek birliğimizi ortaya koyarız.
Biz, yaratılanların hepsine “Alem” deriz. Çünkü her şey Allahın şahidi olduğundan yaratılanlara değer veririz. Gökte uçan her kuşun, yerde kıpırdayan her şeyin, bizim gibi birer ümmet olduğunu Kur’an bize haber verdiğinden Allah’a şahitlik yapan bu ümmetleri de kendimiz gibi bilir onların arasında, yıldızların altında, onlarla beraber Allaha hamd ederiz.
Biz, “Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” ve yaratılanları el-esma-ül-hüsnâ=Allahın güzel isimlerinin tecellisi bildiğimizden aynalarımızı kırmayız.
Biz, hiçbir ananın yavrusunu ateşe atamayacağını biliriz. Dünyadaki bütün anaların yüreğini de, o yürekteki şefkat ve merhameti de yaratan Rahman ve Rahim Allah’a hamd ederek dünyanın öbür ucunda adını bilmediğimiz, dilini anlamadığımız analara teşekkürümüzü Allah’a hamd ederek arz ederiz.
Yavrusunun zülfünün telinin bile ateşte yanmasına dayanamayan ana ve babalar olarak biz, ceza gününün sahibi Allah’a hamd ederek kendimizin ve parçamız olan yavrularımızın Cehennemde yanmaması için günde beş vakitte Fatiha süresini okumaya devam ederken ceza gününe inanmayanlar için de yürekten yanarız.
Biz, siyasi, ekonomik ve silah gücünü eline alarak, baskı, zorlama korkutma, istibdat vs.. liflerinden kanun kırbaçları örerek, ülkeyi toplama kampına döndürüp halkını dövenlere karşı “Biz, ancak Sana (Allaha) kulluk ederiz” diyerek hep birlikte özgürlük sloganını günde beş vakitte tekrarlarız.
Bir zamanlar özgürlük kelimesini çokça kullanan, “kulluk’dan kurtulduk” diyen, binlerce kula kul olanlar şimdi zorbaların spikeri, baskıcıların basın tetikçisi, dayatmacıların kırbacı ve Müslüman avcısı oldular.
90 senesini Kur’an’a hizmet ederek geçiren Abdurrahman Gürses hocamız doksan senede bir anlığına kula kul olmadan dünya yolculuğunu tamamladı.
Dünyanın insan kanıyla beslenen dev’i olmaya özenen Amerika, Çin’in veya Hindistan’ın nüfusunu veya Japonya’nın karınca gibi çalışan insanlarını engel olarak görmüyor.Clinton başkanlığında İsrail’in Araba kentinde yapılan cumhurbaşkanları toplantısında “bir avuç” diye nitelendirilen Müslümanların yükselişini engelleme planları kurdular. “Bir avuç” iseler niçin korkuyorsun?
Akif’in: “O rüku’ olmasa dünyada eğilmez baş’lar” dediği Müslümanların Allah’tan başka hiçbir kul, kurum veya kuruluşun önünde eğilmediğini biliyorlar da ondan.
Yolcu, sen dev’lere aldırma, Fatiha’ya devam et. Devler devrilir, Allah’ın kelâmı devam eder.