Biz 26-10-1999 (Fatiha - Nuzulsirasinagorekuran - 5. Sayfa
Biz 26-10-1999 (Fatiha)
Biz, günde beş defa bir araya gelir Allah’a hamd ederiz. “Alemlerin Rabbi olan
Allah’a hamdolsun.” derken Adana’da pamuk tarlalarında elleri nasırlı kadın ve
erkeklerimize, onu dokuyan, kesen, biçen, diken ve bize satılmasında emeği geçen
binlerce öpülesi ellere teşekkürümüzü ulaştırmak için o elleri yaratana hamd
ederiz.
Süphan dağında kınalı kuzuları büyüten, yünlerini kırpan, tezgâhlarda dokuyan
ellere teşekkürümüzü arz etmek için kınalı kuzuyu ve kınalı elleri yaratan
Allah’a hamd ederiz.
Ekmek için ekmek gerektiğine inanan çiftçi de Rabbine yönelir. O da baştan ayağa
giyindiği elbiseleri, kullandığı aletleri, fabrikalarda yapan ellere teşekkürünü
arz etmek için Allah’a hamd eder.
Damlanın denizden, denizin damladan ayrılığı olmadığı gibi biz de birbirimizden
ayrı değiliz. Ayrı yerlerde olsak bile aynı sisteme hizmet ederek birliğimizi
ortaya koyarız.
Biz, yaratılanların hepsine “Alem” deriz. Çünkü her şey Allahın şahidi
olduğundan yaratılanlara değer veririz. Gökte uçan her kuşun, yerde kıpırdayan
her şeyin, bizim gibi birer ümmet olduğunu Kur’an bize haber verdiğinden Allah’a
şahitlik yapan bu ümmetleri de kendimiz gibi bilir onların arasında, yıldızların
altında, onlarla beraber Allaha hamd ederiz.
Biz, “Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü” ve yaratılanları el-esma-ül-hüsnâ=Allahın
güzel isimlerinin tecellisi bildiğimizden aynalarımızı kırmayız.
Biz, hiçbir ananın yavrusunu ateşe atamayacağını biliriz. Dünyadaki bütün
anaların yüreğini de, o yürekteki şefkat ve merhameti de yaratan Rahman ve Rahim
Allah’a hamd ederek dünyanın öbür ucunda adını bilmediğimiz, dilini
anlamadığımız analara teşekkürümüzü Allah’a hamd ederek arz ederiz.
Yavrusunun zülfünün telinin bile ateşte yanmasına dayanamayan ana ve babalar
olarak biz, ceza gününün sahibi Allah’a hamd ederek kendimizin ve parçamız olan
yavrularımızın Cehennemde yanmaması için günde beş vakitte Fatiha süresini
okumaya devam ederken ceza gününe inanmayanlar için de yürekten yanarız.
Biz, siyasi, ekonomik ve silah gücünü eline alarak, baskı, zorlama korkutma,
istibdat vs.. liflerinden kanun kırbaçları örerek, ülkeyi toplama kampına
döndürüp halkını dövenlere karşı “Biz, ancak Sana (Allaha) kulluk ederiz”
diyerek hep birlikte özgürlük sloganını günde beş vakitte tekrarlarız.
Bir zamanlar özgürlük kelimesini çokça kullanan, “kulluk’dan kurtulduk” diyen,
binlerce kula kul olanlar şimdi zorbaların spikeri, baskıcıların basın
tetikçisi, dayatmacıların kırbacı ve Müslüman avcısı oldular.
90 senesini Kur’an’a hizmet ederek geçiren Abdurrahman Gürses hocamız doksan
senede bir anlığına kula kul olmadan dünya yolculuğunu tamamladı.
Dünyanın insan kanıyla beslenen dev’i olmaya özenen Amerika, Çin’in veya
Hindistan’ın nüfusunu veya Japonya’nın karınca gibi çalışan insanlarını engel
olarak görmüyor.Clinton başkanlığında İsrail’in Araba kentinde yapılan
cumhurbaşkanları toplantısında “bir avuç” diye nitelendirilen Müslümanların
yükselişini engelleme planları kurdular. “Bir avuç” iseler niçin korkuyorsun?
Akif’in: “O rüku’ olmasa dünyada eğilmez baş’lar” dediği Müslümanların Allah’tan
başka hiçbir kul, kurum veya kuruluşun önünde eğilmediğini biliyorlar da ondan.
Yolcu, sen dev’lere aldırma, Fatiha’ya devam et. Devler devrilir, Allah’ın
kelâmı devam eder.
İslami Okul Okulların En Önemlisi