DOĞRULUK 27-10-1999 (Fatiha) - Nuzulsirasinagorekuran - 6. Sayfa
DOĞRULUK 27-10-1999 (Fatiha)
Kör, fakir ve bekâr bir adama sormuşlar: “Allah’ın senin bir tek duanı kabul
edeceğini bilsen ne isterdin?” demişler. “Çocuğumu bir küp altın sayarken görmek
isterdim” diye cevap vermiş. Biz bu dünya yolculuğumuzda bir milyondan fazla
okuduğumuz Fatiha sûresinde Rabbimize “ancak Sana kulluk yaparız ve ancak Senden
yardım isteriz” dedikten sonra bütün istekleri içine alan bir istekte
bulunuyoruz. O da Allah’ın Peygamberlere, sıddıklara, şehitlere ve salih
insanlara bir ni’met olarak lütfettiği doğru yoldur.
Barışta ve savaşta, dosta ve düşmana karşı, ticarette, siyasette, komşuluk
ilişkilerinde, arkadaşlıklarda, ilim hareketlerinde, fikir hareketlerinde vs..
her yerde hava gibi, su gibi lâzım olan doğruluk.
Peki ama kimin doğruluğu sorusu bütün dünyada tartışmaya açılmış durumda.
Irkları, dilleri, dinleri, bölgeleri, gelenek ve görenekleri ayrı ayrı olan altı
milyar insanın hangisinin dediği doğru?
“Anam beni doğurdu, besleyip büyüttü ve şimdi öldü. Onu toprakta değil karnımda
taşırım, anama mezar olurum” diyen yamyamın dediğini kabilesinde oylarsanız
demokratik yollarla anasını yer. Hindistan’da başbakan bayan Gandi’nin cesedini
oğlu Rajiv başbakan olarak kendi elleriyle yakarken bir milyarlık Hindistan göz
yaşlarıyla onayladılar ve demokratik bir yakma merasimi gerçekleştirdiler.
“Dünya dönüyor” dediği için Engizisyon mahkemesi tarafından cezalandırılan
Galileo’ (1564-1642) nun cezası o günün insanlarının çoğunluğu tarafından
alkışlandığı için demokratik olmuştu. Günümüzde seçilmiş insanların parmak
hesabıyla doğrular belirleniyor. Oylamada kaybeden taraf karşı taraftan parmak
satın alıyor ve kendi doğrularını parmak çokluğuyla onaylatıyor. Peki ama
bunların hangisi doğru? Üçüncü, üç yüzüncü veya altı milyarıncı olan bir kişi
doğru söylüyorsa ama kendi parmağından başka parmak bulamıyorsa veya o bir
parmağını da birileri kırıyorsa ne olacak?
İşte bu altı milyar insanı yaratan Rabbimiz bize bir yol gösteriyor. O da
“Sıratı müstakim” Peygamberlerin, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin üzerinde
yürüdüğü, denenmiş ve dünyada izzete, ahirette cennete ulaştıran yol.
27/10/1999 günü benim yanımda Kelime-i şehadet getirerek Hıristiyanken Müslüman
olan otuz beş-kırk yaşlarında, Kapalı Çarşı esnafından olan beyefendiye sordum:
“Kim seni etkiledi?” dedim. Yanındaki Tokatlı delikanlıyı gösterdi ve “Ben
bundaki doğruluğu kendi cemaatımızda görmedim” dedi. Tokatlı delikanlıya sordum:
“Sen nelere dikkat edersin” dedim. “Hocam ben İstanbul’a gelirken babamın:
‘Oğlum, namazını geçirme, yalan söyleme, haram yeme’ nasihatına sıkı sarıldım”
diye cevap verdi. Bu üçü de insanı insan etmeye yeter. Sözleriniz, akitleriniz,
taahhütleriniz, çek ve senetleriniz, yalan söylemekle bozuluyor. Hakkı ve hukuku
belirleyen Cenabı Hakk’ın huzuruna doğru her nefeste yaklaşıyoruz. O halde
Peygamberlerin yolunu ta’kip edelim. Peki başka yol var mı ki? Evet var.
Allah’ın gazabına uğrayanların ve sapıkların yolu var.
Lezbiyenleri ve eşcinselleri ile gurur duyan, “Amerika sizinle gurur duyuyor”
diyen, ajanlarının öldürdüğü insan sayısıyla öğünen, insanların kan, göz yaşı ve
alın terini sömürerek semirenlerin yolunu istemediğimizi günde beş vakitte i’lân
ediyoruz. Mesaj yerini buluyor. Batılı siyasilere, Müslümanların Avrupa’nın
göbeğinde açtıkları dört bin camide biraraya gelerek sesli olarak okudukları bu
“Fatiha” sûresinin son ayetiyle mesaj veriyorlar.Yolcu yoluna devam edecek.
Sapıklık, fitne, fesat, zulüm, işkence, haksızlık ortadan kalkıncaya, Allah’ın
yarattığı âlem üzerinde Allah’ın kullarına indirdiği din ile insan arasına
girecek güç kalmayıncaya kadar yürümeye devam.
Engellemek isteyen Ebu Leheplerin askeri ve ekonomik güçlerinin kendilerine
fayda vermediğini yarın okuyacağız.
Siz bu günden “Mesed Sûresi’nin tefsirini” bir okuyuverin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi