Yerimiz 28/07/2004/Çrşmb/Millig - Nuzulsirasinagorekuran - 7. Sayfa
Gül gibi yüzle insanlara gülümsersen cennet güllerini
koklarsın. Bal gibi sözle insanların gönlünü tatlandırırsan cennette misk kokulu
cennet şarabını içersin.
“Biz bu dünya tarlasını ekmeye geldik.” Bu dünyada ektiklerimizi biçeceğimizi
biliyoruz. Ektiğimiz yerden dikenler çıkıyor ve bizi yaralıyor diye ekmekten
vazgeçmeyiz.
Şair:
“Yar için ağyara minnet ettiğim aybeyleme
Bağban bir gül için bin har’a hizmetkar olur”
Yani: yâr için, dost için düşmanlara minnet ediyorsam ayıplama, bahçe yetiştiren
bir gül için bin dikene hizmet etmektedir diyor.
Peygamber efendimiz Ebu Leheb ve diğerlerine ziyafetler veriyor, yemekler
yediriyor, yoluna dikenler diken Ebu Leheb in karısına İslamı arz ediyor. Diken
dikene gül gösteriyor. Ama alev babası manasına gelen Ebu Leheb Tebbet = defol,
kahrol, yokol demeye devam ediyor.
Yollarına güller döksek hakkını ödeyemeyeceğimiz Efendimizin yoluna diken
dökmeye devam ediyor.
Dikeni sert olan yerin gülüde güzel olur. Ebu Cehil dikeninden Rabbimiz İkrime
gülünü çıkarmıştır.
Doğru yolda Yusuf güzelliğiyle yürü. Kurtlaşmış kardeşlerin saldırsalar aldırma.
Yusuf gibi onları afvedebilecek gönül genişliğine erişirsen dünyaya sultan
olursun ve onlarda sana boyun eğerler.
Şeyh Galip:
“Meydandaki baş içindir efser
Ser ver olasın bu yolda server”
Yani: bu yola baş koyanlar başkan olur. Meydanda er gibi dolaşanların başına taç
olur.
Safa tepesinden Mekkelilerin şahsında kıyamete kadar gelecek insanlığa efendimiz
seslendiğinde Ebu Leheb gibi babalar Tebbet=kahrolasıca , defol, yok ol diye
bağırmışlardı.
Kendileri yok olup gittiler. Ekonomik güçleri o nurun yayılmasına engel olamadı.
Günümüzde meydanlar ve tepeler değişti, Hz. İsanın dağdaki vaazı, Hz. Musa nın
Tur dağı, Peygamber Efendimizin Safa Tepesinden ve Arafat dağından yaptığı
konuşmalar günümüzde gazete, radyo, televizyon, internet, mektuplaşma, fax
yoluyla devam etmeli Efendimiz “Burada olanlar olmayanlara ulaştırsın” buyurmuş.
Ağzı hastalar tatlı suyu bilmezler. Gözü hastalar güneşten rahatsız olurlar,
gıdasız kalanlar yağlı yemekleri kusarlar. Ebu Cehiller cehalet babaları da
aydınlıktan, ilimden, imandan kaçarlar. Kaçsınlar biz arkalarından koşacağız.
Gülşende bülbülü zar eden Allah
Dost ile düşmanı yar eden Allah
Alemleri yoktan var eden Allah
Bizimde aramızdaki kini dine, düşmanlığı dostluğa çevirir ve onlarla sıcacık bir
dost oluveririz. İşte bu dostluğu ümit ettiğimizden dost olduğumuzda
utanacağımız sözleri düşmanken de söylemeyiz.
Buna rağmen kurtlar gibi üzerimize saldırırlarsa , Ebu Leheb in karısı gibi
yollarımıza mayın döşerler, Nemrut gibi ateşe atmak isterlerse biz yinede
yolumuza devam ederiz.
Biz peygamberlerin hayatından gördük ki Mevla’nın ma’bedinde zikir çekenin
tespihi zincirden olur. Altın, ezilerek tezhipte halkari olur.
Elmas, kesilerek kıymetlenir. Aslana zincir vururlar.
Mum gibi yakarlarsa dosta düşmana ışık veririz. Öd ağacı gibi yanarken güzel
kokular saçarız. Buruc suresinin tefsirinde bir gencin öldürülmesi esnasında
binlerce kafirin imana gelerek bir ölüp bin dirilişimizi Efendimizin dilinden
dinle.
Peygamber amcası olmak Ebu Leheb’e fayda vermedi . Kendisini müftü çocuğu, vaiz
oğlu, hacı kızı, şeyh torunu diye takdim edenler! Siz kendiniz lale olun sümbül
olun. aslınızın soğan olması zarar vermez. Siz zehirseniz toplumu
zehirliyorsanız aslınızın panzehir olması size fayda vermez.
Aydınlıkla karanlık, ilimle cehalet, imanla inkar, hak ile batıl kıyamete kadar
devam eder. Zıtların çatışmasında biz, aydınlığın, ilmin, imanın, hakkın yanında
yer alalım.
Akrabalık bağlarının bizi yanlış yerlere çekmesine izin vermeyelim.
İslami Okul Okulların En Önemlisi