Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Eşkiya 18/03/2004/Çrşmb/Millig - Nuzulsirasinagorekuran - 9. Sayfa

EŞKİYA (A’lâ süresi)
18/03/2004/Çrşmb/Millig

Şiirin, sanatın, edebiyatın, mimarinin kökleri ne kadar derinlere giderse o kadar güç kazanır. Çınar ağacı toprak içinde ne kadar geniş alana kök salmışsa yer üstünde o kadar dal budak salıyor.
A’la suresinde bizim imanımızın, amelimizin, tebliğimizin, tezkiye = iç temizliğimizin temelleri Hz. İbrahim’in sahifelerine, Hz. Musa’nın Tevratına dayanıyor. Oradan Hz.Ademe kadar varır.
Kökü Hz. Adem’e varan bu İslam dininin dalları, dünyaya gelecek son adama kadar varacak demektir.
Birileri batılıların kışkışlamasıyla hayvanların gürültüsüne katılarak İslam’ın sonunun geleceği ümidine kapılmasın.
Firavun’un saltanatı, Karun’un serveti, Haman’ın mahareti Hz. Musa ya engel olamamıştır.
Hz. İbrahim’i ateşe atacak kadar gözü dönen Nemrutun baskıları İbrahim’in dininin bize kadar gelmesine mani olamadı.
Biz yolumuza, İbrahim’in, Musa’nın , İsa’nın Muhammed (S.A.V)in yoluna devam edelim .
Yüce Rabbimizi Kur’an okuyarak tesbih edelim. Namazda secdeye vardığımızda Sübhane Rabbiyel A’la diyerek tesbih edelim. Edince ne olacak? Diyenlere , tesbih etmeyenlerin sonu geliyor. Tarih mezarlığındaki kitabelerini okursan sonu gelenler, kendini yüceltenler olmuştur. Firavun halkını toplayıp “Ben sizin en yüce Rabbinizim” dediğinden dolayı Rabbimiz onu denizin dibindeki çamurlarda boğdu. Yüceleceğim derken alçaldı.
Aşık Paşa (1272-1332)
“Herki kendi özün tuttu yüce
Devleti oldu harap uçtan uca”
Buyurur. Selçuklunun yıkılışını , Kur’an olan evde ayağını uzatmayan Osman Bey in devletinin yükselişini gören Aşık Paşa bu beyiti söylemiştir.
Çamuru süzerek koyunda ete, ağaçta meyveye dönüştüren Allah bizi başıboş koyuvermemiş. Hayvanlar için yemyeşil otlar yaratmış ama hayvanlardan farklı olmamız için bize yetenek vermiş. Deveden, attan, trene, oradan uçağa geçmişiz. Şeriat kanunlarını anlamamız için bize yetenek vermiş ve kolay olan dini kolay anlayacak ve yapacak, yaşatacak özellik vermiş.
Rabbimiz “İşi kolaylaştıracağız” dememiş. “Seni kolaylaştıracağız” demiş. Yani insanın gönlün Yüce Allah’a imanla dolunca gözünde herşey kolay görünür. Kafirin gücünü büyütmez. Çünkü ondan büyük Allah’a inanmış. O Allah her şeyin sınırını belirlemiş. Karınca fil olamaz. Filde karınca olamaz.
Kur’ana kulak kapayan, ondan yan çizen, Kur’anı engelleyenler için “Eşkıya” kelimesini kullanıyor Rabbimiz.
Bizim bildiğimiz eşkıya yol keser adam soyar veya öldürür. Kur’anın bildirdiği eşkıya da yol keser ama Cennete giden yolu keser.
Yakaladığı insanları ateist=gâvur yapar cehenneme atar . Ateist yapınca onun elbisesini soymak, kolaylaşır.
Ahlaksızlığın her çeşidi toplumda normal hale gelir. Allah, haram, hak, hukuk, din iman kelimelerini söyleyenler gerici, yobaz laflarıyla boğulmaya ve ahlaksızlar semtinden kovulmaya çalışır.
Biz, Kur’an eğitiminden geçmiş atalarımızın “kötülük yapana iyilik yap” taş atana ekmek at.” Kanı kanla yıkamazlar su ile yıkarlar” sözlerini gönül kulaklarımıza altın küpe gibi takmışız.
İnsanları gâvurlaştıran, kadını soyan, banka soyan, eşkıyamızın da cehennemde yanmaması için ahlakımızı ve hukukumuzu düzenleyen imanımızı onlarında gönlüne girmesi için gayret edeceğiz.
Eşkıya olmamak için bu gün “Leyl suresini okuyalım.




GECELER
(02/11/1999 Salı) (Leyl süresi)
03/06/2004/Prşmb


Gece manasına gelen “Leyl” sûresini severiz. Ömrümüzün yarısının geçtiği geceleri severiz. Kur’an’ın ifadesiyle Allah’ın varlığına, birliğine, ortağı olmadığına bir ayet, delil, şahit olan geceyi severiz, (İsra 12). Dinlenme yerimiz (Enam 96), gece ibadetimizin daha etkili (Müzzemmil 16), Mevla’mız ve Leyla’mızla birlikte iken bize elbise ve bizi bürüyen (Nebe 10) geceleri severiz.
Gecelerimizin adı Kadir gecesidir, Mi’raç gecesidir, Mevlit gecesidir, Bayram gecesidir. Gerdek gecesidir.
Güneş doğar gibi Kur’an’ımız bu gecelerden birinde, Kadir gecesinde indi. Ay doğar gibi Peygamberimiz Efendimiz Mevlit gecesinde dünyaya geldi.
Gece baskınları, kapı kırmaları kitabımızda yok bizim. Sarhoş naralarının atıldığı, mazlumların kanına girildiği, yetim göz yaşlarından köpük danslarının yapıldığı geceleri bilmeyiz biz. Bu bilgisizliğimizle de iftihar ederiz biz.
Şehit kanlarından çıkar sağlayan, kan pazarında kazandığı paralarla kırmızı şaraplar içenler için bu karanlık gecelerde hepimizin ıslâhı için dua edip, göz yaşı dökenleriz biz.
Karanlık gecelerde sabahın aydınlığını düşünerek geleceğe ümitle bakanlardanız. Leyl sûresi gecenin karanlığından sonra gündüzün tecelli edeceğini bildirir.
Biz güneşin gelişi gibi geliriz. Zalime de, mazluma da, katile de, maktüle de, güllüğe de, küllüğe de ışık veririz. Gelişimize uluyan köpekler, çırpınan yarasalar, açan güller, öten bülbüller karşılık verirler. Biz ikisine de faydalı olmaya çalışırız. Küfrün karanlığını gideririz. Kuytularda sinen küfür gölgelerinin boyunu kısaltırız (Furkan 45).
Erkek ve kadını yaratan Allah, parmak çizgileri ayrılığı kadar insanlarda ruh çizgilerini karakter çizgilerini de ayrı yarattığından parmak çizgilerimizin resimleri ayrı olduğu gibi işlerimizin de ayrılığına dikkat çeker.
Karakterlerimiz ve işlerimizin altı milyar çeşit olması bize zengin bir ortam sağlar. Bu bize Rabbimizin lütfudur. Ancak Rabbimizin bizim fıtratımıza koyduğu insanî değerleri, İslâmî yolla hatırlatıyor.
Etkıyâ olunuz diyor. Eşkıyâ olmayınız diyor. Cennete giden, iman yolunu açan, Etkıyâ’nın önüne çıkıp iman yolunu kesen ve insanları cehennemde yakan eşkıyâyı tanıtıyor.
Etkıyâ=Muttakiler: Kazandığını başta insan olmak üzere ciğer taşıyan her canlıyla paylaşan, içini Hak için, dışını halk için süsleyen, her sözü duyan, en güzeline uyan, sözlerin en güzeli olarak bütün güzelleri ve güzellikleri yaratan Allah sözü olduğunu bilen insandır. Allah, onun işini, içini ve dışını kolaylaştırmıştır.
Belâlar, üzerine sicim gibi yağarken o, “Günahlarım temizleniyor” diye sevinir. Çeyiz sandığı görse Leyla’ma götürür diye sevinir. Tabut görse Mevla’ma götürür diye sevinir.
Abdullah b. Mesud (R:A) Ka’be de putların karşısında, Mekke parlâmentosunun önünde er-Rahman sûresini okuduğunda Mekke’li müşrikler iyice bir döverler. Kan revan içinde Allah Rasûlu’nün yanına geldiğinde sevinçle “Bunların böyle zayıf olduğunu bilmiyordum.Korkularından hepsi birden saldırdılar”der.
Eşkıya: Dünyanın tamamı benim olsun der.Topladığını dağıtmaz.Hak söze kulak vermez.Malı, kendisiyle rabbi arasında perde olur.Güzel sözü yalanlar.İnsanlığını yitirir.Hayvanlık seviyesinde de kalamaz.Çünkü canavarlar karnı doyunca durur.Cehennem yoluna kırmızı halı döşeyenler,ancak sırtına kefen giyince,Cehenneme yaslanınca durur.
Etkıya=yani müttaki insanlar ne yapıp etsinler güneş gibi,karşılık istemeden bu eşkıyanın gönlüne girip,küllüğü kurutup güllüğe dönüştürsünler.
Fecr’in aydınlığıyla yolumuza devam edelim.