Eşkiya 18/03/2004/Çrşmb/Millig - Nuzulsirasinagorekuran - 9. Sayfa
EŞKİYA (A’lâ süresi)
18/03/2004/Çrşmb/Millig
Şiirin, sanatın, edebiyatın, mimarinin kökleri ne kadar derinlere giderse o
kadar güç kazanır. Çınar ağacı toprak içinde ne kadar geniş alana kök salmışsa
yer üstünde o kadar dal budak salıyor.
A’la suresinde bizim imanımızın, amelimizin, tebliğimizin, tezkiye = iç
temizliğimizin temelleri Hz. İbrahim’in sahifelerine, Hz. Musa’nın Tevratına
dayanıyor. Oradan Hz.Ademe kadar varır.
Kökü Hz. Adem’e varan bu İslam dininin dalları, dünyaya gelecek son adama kadar
varacak demektir.
Birileri batılıların kışkışlamasıyla hayvanların gürültüsüne katılarak İslam’ın
sonunun geleceği ümidine kapılmasın.
Firavun’un saltanatı, Karun’un serveti, Haman’ın mahareti Hz. Musa ya engel
olamamıştır.
Hz. İbrahim’i ateşe atacak kadar gözü dönen Nemrutun baskıları İbrahim’in
dininin bize kadar gelmesine mani olamadı.
Biz yolumuza, İbrahim’in, Musa’nın , İsa’nın Muhammed (S.A.V)in yoluna devam
edelim .
Yüce Rabbimizi Kur’an okuyarak tesbih edelim. Namazda secdeye vardığımızda
Sübhane Rabbiyel A’la diyerek tesbih edelim. Edince ne olacak? Diyenlere ,
tesbih etmeyenlerin sonu geliyor. Tarih mezarlığındaki kitabelerini okursan sonu
gelenler, kendini yüceltenler olmuştur. Firavun halkını toplayıp “Ben sizin en
yüce Rabbinizim” dediğinden dolayı Rabbimiz onu denizin dibindeki çamurlarda
boğdu. Yüceleceğim derken alçaldı.
Aşık Paşa (1272-1332)
“Herki kendi özün tuttu yüce
Devleti oldu harap uçtan uca”
Buyurur. Selçuklunun yıkılışını , Kur’an olan evde ayağını uzatmayan Osman Bey
in devletinin yükselişini gören Aşık Paşa bu beyiti söylemiştir.
Çamuru süzerek koyunda ete, ağaçta meyveye dönüştüren Allah bizi başıboş
koyuvermemiş. Hayvanlar için yemyeşil otlar yaratmış ama hayvanlardan farklı
olmamız için bize yetenek vermiş. Deveden, attan, trene, oradan uçağa geçmişiz.
Şeriat kanunlarını anlamamız için bize yetenek vermiş ve kolay olan dini kolay
anlayacak ve yapacak, yaşatacak özellik vermiş.
Rabbimiz “İşi kolaylaştıracağız” dememiş. “Seni kolaylaştıracağız” demiş. Yani
insanın gönlün Yüce Allah’a imanla dolunca gözünde herşey kolay görünür. Kafirin
gücünü büyütmez. Çünkü ondan büyük Allah’a inanmış. O Allah her şeyin sınırını
belirlemiş. Karınca fil olamaz. Filde karınca olamaz.
Kur’ana kulak kapayan, ondan yan çizen, Kur’anı engelleyenler için “Eşkıya”
kelimesini kullanıyor Rabbimiz.
Bizim bildiğimiz eşkıya yol keser adam soyar veya öldürür. Kur’anın bildirdiği
eşkıya da yol keser ama Cennete giden yolu keser.
Yakaladığı insanları ateist=gâvur yapar cehenneme atar . Ateist yapınca onun
elbisesini soymak, kolaylaşır.
Ahlaksızlığın her çeşidi toplumda normal hale gelir. Allah, haram, hak, hukuk,
din iman kelimelerini söyleyenler gerici, yobaz laflarıyla boğulmaya ve
ahlaksızlar semtinden kovulmaya çalışır.
Biz, Kur’an eğitiminden geçmiş atalarımızın “kötülük yapana iyilik yap” taş
atana ekmek at.” Kanı kanla yıkamazlar su ile yıkarlar” sözlerini gönül
kulaklarımıza altın küpe gibi takmışız.
İnsanları gâvurlaştıran, kadını soyan, banka soyan, eşkıyamızın da cehennemde
yanmaması için ahlakımızı ve hukukumuzu düzenleyen imanımızı onlarında gönlüne
girmesi için gayret edeceğiz.
Eşkıya olmamak için bu gün “Leyl suresini okuyalım.
GECELER
(02/11/1999 Salı) (Leyl süresi)
03/06/2004/Prşmb
Gece manasına gelen “Leyl” sûresini severiz. Ömrümüzün yarısının geçtiği
geceleri severiz. Kur’an’ın ifadesiyle Allah’ın varlığına, birliğine, ortağı
olmadığına bir ayet, delil, şahit olan geceyi severiz, (İsra 12). Dinlenme
yerimiz (Enam 96), gece ibadetimizin daha etkili (Müzzemmil 16), Mevla’mız ve
Leyla’mızla birlikte iken bize elbise ve bizi bürüyen (Nebe 10) geceleri
severiz.
Gecelerimizin adı Kadir gecesidir, Mi’raç gecesidir, Mevlit gecesidir, Bayram
gecesidir. Gerdek gecesidir.
Güneş doğar gibi Kur’an’ımız bu gecelerden birinde, Kadir gecesinde indi. Ay
doğar gibi Peygamberimiz Efendimiz Mevlit gecesinde dünyaya geldi.
Gece baskınları, kapı kırmaları kitabımızda yok bizim. Sarhoş naralarının
atıldığı, mazlumların kanına girildiği, yetim göz yaşlarından köpük danslarının
yapıldığı geceleri bilmeyiz biz. Bu bilgisizliğimizle de iftihar ederiz biz.
Şehit kanlarından çıkar sağlayan, kan pazarında kazandığı paralarla kırmızı
şaraplar içenler için bu karanlık gecelerde hepimizin ıslâhı için dua edip, göz
yaşı dökenleriz biz.
Karanlık gecelerde sabahın aydınlığını düşünerek geleceğe ümitle bakanlardanız.
Leyl sûresi gecenin karanlığından sonra gündüzün tecelli edeceğini bildirir.
Biz güneşin gelişi gibi geliriz. Zalime de, mazluma da, katile de, maktüle de,
güllüğe de, küllüğe de ışık veririz. Gelişimize uluyan köpekler, çırpınan
yarasalar, açan güller, öten bülbüller karşılık verirler. Biz ikisine de faydalı
olmaya çalışırız. Küfrün karanlığını gideririz. Kuytularda sinen küfür
gölgelerinin boyunu kısaltırız (Furkan 45).
Erkek ve kadını yaratan Allah, parmak çizgileri ayrılığı kadar insanlarda ruh
çizgilerini karakter çizgilerini de ayrı yarattığından parmak çizgilerimizin
resimleri ayrı olduğu gibi işlerimizin de ayrılığına dikkat çeker.
Karakterlerimiz ve işlerimizin altı milyar çeşit olması bize zengin bir ortam
sağlar. Bu bize Rabbimizin lütfudur. Ancak Rabbimizin bizim fıtratımıza koyduğu
insanî değerleri, İslâmî yolla hatırlatıyor.
Etkıyâ olunuz diyor. Eşkıyâ olmayınız diyor. Cennete giden, iman yolunu açan,
Etkıyâ’nın önüne çıkıp iman yolunu kesen ve insanları cehennemde yakan eşkıyâyı
tanıtıyor.
Etkıyâ=Muttakiler: Kazandığını başta insan olmak üzere ciğer taşıyan her
canlıyla paylaşan, içini Hak için, dışını halk için süsleyen, her sözü duyan, en
güzeline uyan, sözlerin en güzeli olarak bütün güzelleri ve güzellikleri yaratan
Allah sözü olduğunu bilen insandır. Allah, onun işini, içini ve dışını
kolaylaştırmıştır.
Belâlar, üzerine sicim gibi yağarken o, “Günahlarım temizleniyor” diye sevinir.
Çeyiz sandığı görse Leyla’ma götürür diye sevinir. Tabut görse Mevla’ma götürür
diye sevinir.
Abdullah b. Mesud (R:A) Ka’be de putların karşısında, Mekke parlâmentosunun
önünde er-Rahman sûresini okuduğunda Mekke’li müşrikler iyice bir döverler. Kan
revan içinde Allah Rasûlu’nün yanına geldiğinde sevinçle “Bunların böyle zayıf
olduğunu bilmiyordum.Korkularından hepsi birden saldırdılar”der.
Eşkıya: Dünyanın tamamı benim olsun der.Topladığını dağıtmaz.Hak söze kulak
vermez.Malı, kendisiyle rabbi arasında perde olur.Güzel sözü
yalanlar.İnsanlığını yitirir.Hayvanlık seviyesinde de kalamaz.Çünkü canavarlar
karnı doyunca durur.Cehennem yoluna kırmızı halı döşeyenler,ancak sırtına kefen
giyince,Cehenneme yaslanınca durur.
Etkıya=yani müttaki insanlar ne yapıp etsinler güneş gibi,karşılık istemeden bu
eşkıyanın gönlüne girip,küllüğü kurutup güllüğe dönüştürsünler.
Fecr’in aydınlığıyla yolumuza devam edelim.
İslami Okul Okulların En Önemlisi