Nur Borsası 3-11-1999 (Fecr) - Nuzulsirasinagorekuran - 10. Sayfa
Rabbinden gelip Rabbine doğru giden yolculardan biri
Balkanlarda Hıristiyan köylerinde geziyor, insanlara görmedikleri yerleri,
duymadıkları sözleri anlatıyormuş. Köy odalarında sabahlara kadar yolcunun gül
yüzüne bakıyorlar, bal gibi sözünü içiyorlarmış. Bir köyden öbür köye at üstünde
götürüyorlar ve beraberinde yürüyüp sohbetinden istifade ediyorlarmış.
Bir gün dağın tepesinde bir manastır görmüş ve “O nedir?” diye sormuş.
Hıristiyanlar; “Orası manastır. Bizim bir azizimiz yıllardır orada yalnız yaşar.
Dünyadan bir gül koklamadan, bir güzeli sevmeden, dünyaya gönül vermeden Rabbi
ile baş başa yaşıyor” demişler
Yolcu : “Onun yanına gittiğinizde ona söyleyin Rabbin rızasını arıyorsa
insanların arasına insin, ölü evinde ağlasın, düğün evinde oynasın” demiş.
Rabbimiz “Gir kullarımın arasına gir cennetime” buyurur. İnsanlar arasına
girebilmek için belirli bir olgunluğa ve dolgunluğa ulaşmak gerekir.
Ten helal yiyeceklerle beslenmelidir. Yetim malı, kul hakkıyla beslenen tenler
insanlardan ayrı yaşamak mecburiyetinde kalıyorlar. Dağları oyup yaptıkları
villaları, fakirin alın terini, yetimin gözyaşını vatan severlerin kanını emme
büroları, eğlenme ve zıkkımlanma yerleri halktan ayrı olur.
İşte yolcu, dağ başında manastırında halktan ayrı inzivaya çekilen Rahip’e
uyarıda bulunduğu gibi, dünyayı bir tek çarşı gibi görüp “Buralarda yalnız bizim
mallarımız, bizim uygun gördüğümüz mallar satılır” diyen Pazar mafyasına da “bir
gün gelir Allah seni öyle bir yakar, bağlar ve azap eder ki hiçbir kimsenin
yakalamasına, bağlamasına ve azap etmesine benzemez.” der.
Gel “eyvah demeden Allah” diyelim. Ahirette aklın başına gelecek ama fayda
vermeyecek Teşvik tedbirlerinden fakirler ve yetimlerde yararlansın. Malın
çokluğu Rabbin sizden hoşlandığını göstermez. Malın azlığı hoşlanmadığını
göstermez.
Zenginlik de, fakirlik de, binlerce imtihan sorularımızdan iki tanesidir. “Biz
iki halde de insanî değerlerimizi İslâmî kurallarla koruyalım” diye uyarıda
bulunacaktır.
Biz nur borsasını kurmak mecburiyetindeyiz. Yer altı dünyasının babaları da,
köprü altı çocukları da, Allah’ın nuruna muhtaç. Onun aydınlığında bu çocukların
hakları bu babalardan alınıverilir.
Yoksa karanlıklar dünyasına karagözlü görevlileri gönderirseniz onlarda para
sözlü olur çıkarlar. Aranan mafya babası, arayan savcının evinde saklanır.
Bu borsada “Fecr” = aydınlık suresi okunursa kazıklı voyvodaların dedesi kazıklı
Firavun’un torunları karşımıza çıkabilir.
Allah’a başkaldıranlar yeryüzünü kan gölüne çevirenler, düzeltiyoruz derken
bozanlar, uydularıyla hırsızlık yapacakları yerleri belirleyen, sahiplerini
güdümlü füzeleriyle öldürenler karşına dikilebilir.
Varsın dikilsin. Firavun’un o askerleri ve ekonomik gücü, kendi hanımının ve
müsteşarının Müslüman olmasına engel olamadı. Kendisi helâk olup gitti. Yurdu
inananlara kaldı.
Biz her şeyi tek ve çift yaratan, geceyi götürüp gündüzü getiren Allah’a
dayanıp, güvenerek yolumuza devam ederiz.
Karanlıktan, kara kalpli kafirlerin çokluğundan korkmayız. Yumruk kadar ampulün
yanınca salonu dolduran karanlığı kovduğunu biliriz. Karanlık kuytu yerlerde,
esrar çekenleri, polis zoru, hapis cezasıyla engelleyemeyen polis müdürü, o
karanlık kuytu yerleri ampullerle aydınlatınca, oralara gelemediklerini
biliyoruz.
Biz “Fecr” aydınlığından, “Duha” kuşluk vakti aydınlığına geçenleriz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi