“İnşirah”Süresiyle - Nuzulsirasinagorekuran - 12. Sayfa
15/07/2004/Prşmb/Millig (Biraz ilave ile)
“Cennete doğru koşunuz” (Hadid 21, Al’i Imran 133) emrine uyarak yola çıktık.
Kandilimiz Kur’anımız. Göğsümüz Allah’a imanla dopdolu. Yeri göğü yaratan,
çiçekleri donatan Allah’a gönül veren insanın gönlü, altı milyar insanı ve diğer
yaratıkları kucaklayacak kadar geniş olur. Olmalıdır.
Altı milyar insan ona kinle baksa o din’le bakmayı bilir. Her biri ayrı tuzak
kursa gönlüne keder gelmez. Üzülmez. Allah’ı dost eden, düşmanın hilelerinden
korkmaz. “Kadere iman eden kederden emin olur.”
“Keşke....” demez. Geçmişte yapılan yanlışlardan dolayı hüzne kapılarak içine
kapanmaz. Gelecekte yine bugünler için “keşke...” dememek için gayret gösterir.
“Geçen geçmiştir” ayetini tekrarlar ve günlerini boşa geçirmemeye çalışır.
Gam yükünü, günah yükünü, imansızların maddi manevi baskılarını “Allah var,
keder yok”, “Hasbünallah ve ni’mel vekil” haplarıyla üzerinden atar.
Bir anda milyarlar kazansa gönül grafiğinin ibresi yukarı doğru yükselmez.
Milyarlar kaybetse gönül grafiğinin ibresi aşağı doğru düşmez. Her iki halde de
düzenli hareket eder.
Dünyanın bütün ajanları, mafya babaları, kiralık katilleri, üzerine gelse
hepsinin gücünün toplamı Rabbinin kudreti karşısında sinek pisliği kadar yer
tutmayacağını bildiğinden, gönlünde boş yer olmadığından korkuya kapılmaz.
Öldürseler ten kafesinden kurtulur. Kafesten kurtulan bülbül gibi sevinir.
Malına el koysalar “imtihan sorularımı azalttılar” diye sevinir. Dövseler
“günahlarımı çırparak döküyorlar” diye sevinir.
O, bütün hücreleriyle, benliğiyle Rabbinin rızasına kilitlenir. “Karıncanın
gönlünü kazanırsam Süleyman’a (a.s) layık olurum, bir köpeğe su verirsem Ashabı
kehfe arkadaş olurum. Bir deveye yem verirsem Salih aleyhisselamla beraber
olurum. Bir kediyi okşarsam Ebu Hüreyre (R.A) ile olurum. Bütün insanlara
Rabbimin rahmeti olan ayetleri rahmet gibi yağdırır gönüllerinde iman çiçekleri
açtırırsam peygamberime komşu olurum” diye her adımı atışında, her bakışında
Rabbine rağbet eder.
Hiçbir zorluk onu yolundan alıkoyamaz. Yolu denize uğrasa Musa gibi geçer.
Hapise uğrasa Yusuf gibi orayı medreseye çevirir. Ateşe atsalar İbrahim’in
gülistanına dönüşür.
Her bir zorluk için iki kolaylık olduğunu bilir. Olayların zor tarafını kolaya
çevirir. Gözünün önüne olumsuzlukları dikmez. Gönlü hep olumlu ve kolaylıklar
sergiler.
İşini bitirirse ibadete kalkar. İbadetini bitirirse Kur’an okumaya geçer.
Kur’andan okuyacağını bitirince kendi alanıyla ilgili eserleri takip eder. Onu
bitirince dost yüzünü görmeye gider, yakınları ziyaret eder, yani yorulmaz. Bir
işten yorulursa bir başka işe girişerek dinlenir.
Seksen yıllık ömrünü Kur’ana hizmetle geçiren Mahmut Bayram hoca efendi
anlatmıştı;
Hocaları Hüsrev Efendinin kızı öldüğü gün yanlarına kitap almadan gitmişler.
Hoca efendi “Kızımı kadınlar yıkıyor. Biz boş durmayalım. Kitabınızı
getirmemişsiniz ama benim kitaptan takip edelim” demiş ve ders o günde okunmuş.
Hiçbir durumda, ortamda, yoldan kalmak yok, geri adım yok .
Rabbimiz buyurur: ”Bir işi bitirince hemen (başka işe) sarıl ve ancak Rabbine
rağbet et.” (inşirah 7.8)
Siz yine de”Asr” suresini “Şifa” tefsirinden bir okuyuverin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi