Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

 Çağlarda Çarpışanlar 11-11-1999 (Adiyat - Nuzulsirasinagorekuran - 14. Sayfa

Çağlarda çarpışanlar 11-11-1999 (Adiyat)


Gam yükünün kervanını çekenler, yüreklere acı salıp feryat biçenler, alın terlerini kadehlerde şarap diye içenler, meydanlarda mazlumların bağırmasına izin veren kanunları çıkarıp, onların feryadü figanını çok çığlıklı müzik olarak dinleyenler bu dünyanın karanlık yüzünü temsil ederler.
İslâm’ın aydınlığına gürültü kopararak saldıranlar, şeytani vesvese ile nefsi emmarenin sürtüşmesinden küfür, inkar kıvılcımları çıkartanlar, baskınlar yapanlar, toplumun arasına girip parçalara ayırarak yutmaya çalışanlar ve tozu dumana katanlar, dumanlı havada malı götürenler bu dünyanın alçak tarafını tercih edenlerdir.
Nar ile Nur’u yaratan Allah,
Diken ile gülü yaratan Allah,
İblis ile İdris’i yaratan Allah,
Karanlıkla aydınlığı yaratan Allah,
Bu dünyada iblis’in vesvese kıvılcımlarıyla âlemi ateşe vermesine karşılık, Peygamberlerine vahiy, mü’minlerine Kur’an ve ilham yoluyla toplumları aydınlatma görevi vermiş.
Dikilen putlarla toplumların gönül ufukları kapatılıp karartılmasına karşılık, put kıran İbrahimler göndermiştir.
Alın terlerini şarap yerine içenlere karşılık “alın teri kurumadan emeğin değerini” veren müminler göndermiştir.
Mazlumların feryadü figanıyla inleyen dünya yerine, Adillerin tekbir sesleriyle inleyen bir dünya istemiştir.
İslamın aydınlığına gürültü çıkararak saldıranlara misliyle mukabele etmeyi, aklın nakle = Kur’ana dokunmasından fışkıran fikir kıvılcımlarıyla âlemi aydınlatmayı, bozguncular çetesinin tam ortasına dalıp tarümar etmeyi, dumanlı havada mal götürenlere malın sahibi Allah (c.c.)’ü tanıtmayı bizlere görev olarak vermiştir.
Rabbin mülkünden mal çalarak, zimmete geçirerek, göz yaşlarını inciye, kan damlalarını mercana çevirerek, servete sahip olanlar, Süleyman aleyhisselamın mührünü çalarak, devlete sahip olan şeytanlar kadar geçici bir süre sefa sürerler.
Karıncanın dahi gönlünü alanlar, dünyaya sahip olsalar bile gönül terazisinde dünya sevgisine gönül vermeyenler, Rabbe rağbet edenler, bu yolda yorulmayanlar, mal çalarak servet, mührü çalarak devlete sahip olanların sonunun geleceğini iyi bilirler.
Diken olgunlaşınca gül gelir. Fırtınadan sonra rahmet gelir. Kış gidince bahar gelir. Karanlık koyulaşınca aydınlık gelir.
Mal sevgisi çok şiddetli olanlar leş etrafında dalaşmaya başladılar. Birlikte olduklarını zannettiklerimizin kalplerinin paramparça olduğunu haber verir Rabbimiz (Haşr 14).
Kalpleriyle değil işkembeleriyle konuşan, işkembesine indirdiği zıkkım oranında olayları değerlendirenlerin ahirette içi dış olacak. Göğüslerindekiler hep meydana çıkacak. Ama Rabbimiz tarihin direklerine çekerek âleme ibret olsun diye Firavun’un devletini, Karun’un servetini, Musa aleyhisselama iman edenlerin eline vermiş.
Sülük gibi mala sarılanlar birbirini ezmekte. Köpekler domuzları kovalamakta. Mafyalar birbiriyle vuruşmakta. Birbirine dost görünen uluslararası ajanlar birbirinin gizlice işini bitirmekte. Seküler, pozitivist, ateist, ataist etikle toplum mühendisliğine soyunan, incir çekirdeği kadar dahi olmayan aklının kalıbına bütün insanları sığdırmaya çalışanların sonu gelmekte. “Yolun sonu görünüyor.” Bu yolun çıkmaz sokak olduğu belli oldu. “Elbise dar geliyor, elbise yırtıldı” diyenler kendi kalıplarına göre yeniden kalıp dökmesinler.
Allah’ın insana verdiği cilt=deri çocuğa, delikanlıya, zayıfa, şişmana ve ihtiyara göre ayarlandığı gibi Allah’ın kanunu olan Kur’an her millete, kabileye ve sınıfa uygun olur.
Yarına kadar “ŞİFA” tefsirinden “Kevser” suresini okuyup hazır olalım.