Kulliyatlar - 15. Sayfa - Nuzulsirasinagorekuran
13/09/2002/Cuma/Milligazete
Leyla’nın yolunda yürürken Mecnun’un ayağına batan dikenlerden haberi olmuyordu.
Yusuf’un güzelliğini gören Mısırlı kadınlar meyve bıçaklarıyla ellerini
kestiklerinin farkına varmıyorlardı. (Yusuf 31)
Kazanın belanın arkasında rıza, Rabbin rızası görününce, yar yolundaki
yaralarımıza aldırmayız. Yaramızı yar sararsa, yar yolunda yaralanmak âr değil,
kârdır bize.
Kutlu peygamberler kafilesini takip ediyoruz. Kafilenin son kılavuzu,
peygamberlerin sonuncusu Hz. Muhammed (S.A.V)’in izinden yürüyerek yol alıyoruz.
Kevser ırmağının başında ümmetini beklerken hayal ediyoruz.
Gönlümüzde o olunca bu yolda ayağımıza mayın batsa, yüreğimizde atom bombası
patlasa bütün “Ebter”ler bir araya gelse beterin beteri tuzaklar kursa ne yazar.
İngiliz komutan, İngiltere’deki kralına bilgi veriyor: “Majesteleri bu
müslümanlara topun ağzını çeviriyoruz, onlar sanki topun namlusundan cenneti
görmüş gibi üzerimize geliyorlar..”
Evet biz her gün namazımızda “Kevser” suresini okuyoruz. Dünyanın bütün müzik
türlerinin seslerini bir düzen içinde toplasalar “Kevser” ırmağının bir anlık
şırıltısına değmez. O bizim gönlümüzde akıp durmakta. Basiretimizle, dünya tül
perdesinin ardından onu görmekteyiz. Gönül kulağımızla değerli hafızlarımızın
ses perdelerinin gerisinde onu dinlemekteyiz. Bizi hangi güç Mevla’mıza giden
yoldan alıkoyabilir?
Kuş yuvası bozar gibi eğitim yuvalarını darmadağın edenler, hoyrat, kaba
ayaklarla çiçekleri ezer gibi beyinleri ezenler, gül dalına dolanarak çiy
dânelerini, jâleleri yutan yılan gibi, yazarların kalemine dolanarak mürekkebini
kurutanlar bilsinler ki insan kanı emerek geçinen sivrisinekler emdikleri kanın
çokluğuyla geberiyorlar.
Kuşlar, çiçekler, jâleler, kalemler ve mürekkepler değerini koruyorlar. Oğlu
Abdullah’ın ölmesine sevinen Mekke müşrikleri “Muhammed’in sonu geldi. Ölünce
nesli kesilecek bu iş burada biter” demişlerdi. Kendilerinin sonu geldi. Kız
çocuğunu saymayan müşrikler bilemedikleri Hz. Fatıma’nın soyundan milyonlarca
alim, salih, mücahid, seyyid, şerifler yetişti. Ümmetinin sayısı milyarları
aştı.
Bu dava bir erkek ve bir kadınla başladı. Hz. Adem ve Havva, Hz. Muhammed ve
Hatice ile başladı. Kıyamete kadar erkek ve kadınlarla devam edecek. Yeter ki
biz namazımızda bir araya gelelim. Kurbanlık koç gibi namazda ellerimizi
bağlayalım. Canımızın yongası olan malımızdan bir kısmını ayırarak kurbanımızı
keselim.
Şair Nizâmi’nin dediği gibi : “Suya batmış bağrı yanıklardan” olalım. Dünyadaki
bütün suları önümüze serseler “Kevserin” bir damlasına değmez. Bütün ballar
bizim olsa, bütün güller yolumuza serilse, bütün marklar, dolarlar, sterlinler
verilse cennetin bir gülüne değmez.
Güneşi bir elimize, ayı bir elimize verseler bu yoldan dönmeyiz. Süleyman
Çelebinin: “Bir acep nur kim güneş pervanesi” dediği, güneşin bile kendisini
nursuz kabul edip, Efendimizin etrafında pervane gibi gece gündüz döndüğünü
ifade ettiği gibi biz bu yoldan yürürüz. Pervanenin nur için narda yandığı gibi
yanarız. Yunus gibi: “Gelin bu gün yanalım, yarın yanmamak için” deriz.
Bu dünyada yanmayı göze alan İbrahim (S.A.V)’ın ateşi gülistan oldu. Ama Nemrut
hâlâ yaktığı ateşte yanmakta. Nemrut’un nesli kesildi ama milyarlarca Müslüman
İbrahim’in yolunda yürümekte milyonlarcası da İbrahim, İbrahim diye
çağırılmakta. Peygamberin sonu gelecek diyenlerin sonu geldi. Ebu Cehil’in oğlu
İkrime Müslüman oldu. “İslam’ın sonu geldi” diyenlerin sonunun geldiğini biz
göreceğiz inşallah. Almanya’nın büyük elçisi, NATO temsilcisi Müslüman oldu.
Fransa komünist partisi başkanı Müslüman oldu. İngiltere’nin en ünlü müzisyeni,
Amerikanın en ünlü sporcusu Müslüman oldu. “Yolun sonu görünüyor.”
Dünyadaki imansızların çokluğundan korkma. Sen “Tekâsür” süresini “Şifa”
tefsirinden bir okuyuver.
İslami Okul Okulların En Önemlisi