Çokluğa Aldanma 15-11-1999 (Tekasür) - Nuzulsirasinagorekuran - 16. Sayfa
Çokluğa Aldanma 15-11-1999 (Tekasür)
Babası oğluna “sen adam olmazsın” demiş. Oğlu da okumuş, vali olmuş ve jandarma
ile babasını makamına getirtmiş. Babasına kendisini tanıtmış ve babasının sözünü
hatırlatmış. “Sen adam olmazsın demiştin, bak vali oldum” demiş. Babası “oğlum
ben sana vali olamazsın demedim. Adam olamazsın dedim. Sen adam olsaydın babanı
böyle jandarmayla getirtmezdin” demiş.
Şair; “Ademi adam gerektir ede adem ademi, Adem adem olmaz ise adem etmez
ademi”. demiş. Önce adam olmalı . Önce adam olmak için adem/yokluktan geldiğini
bilmeli. Bütün varlığı getiren ve götüreni tanımalı.
Altının altına, incinin inciye hava atma öğünme hakkı olmadığı gibi , adam adama
hava atmamalı ve öğünmemeli.
Bu dünya yolculuğunda övünülecek ve sevinilecek şeyler: ilim, iman, ilim ve
imanın eyleme geçmiş hali olan amel ve amelin insana kazandırdığı salih bir kul
olma özelliğidir. Bunlara sahip olunca da Allah’a hamd etmelidir. (Neml 15)
Malının, parasının, fabrikasının çokluğuyla öğünenler, makamının, rütbesinin,
silahının, sermayesinin çokluğuyla hava atanlar önce kendilerine zarar verirler.
İstiskal / su içme hastalığına yakalanan adam gibi içtikçe içen, içtikçe şişen,
şiştikçe isteği artan adam gibi çatlayıncaya, patlayıncaya veya çevresini
çatlatıp patlatıncaya kadar mal ve makam toplamaya devam eder.
Gözü hiçbir şeyi görmez olur. Doğru söze kulağını kapatır. Zenginden ve güçlüden
gelmeyen hiçbir sözün değeri yoktur. Zengine ve güçlüye değil sahip olduğu mala
değer verir.
Yüzüne sırıttığı zenginin malını elde etmek için sırtından kurşunu sıkar. Onun
için siyasilerimiz ve zenginlerimiz kimseye sırt dönmezler. Kendi kendilerine
bile güvenmediklerinden aynaya dahi sırt çevirmezler.
Lüks, zevk, hazz, güç, iktidar, şöhret, ihtiras, silah, ezmek, baskı, zulüm,
kan, yakma, yıkma, para, makam, rütbe kelimelerinden örülen şiirleri ve
şarkıları dinlerler.
Bu kelimelerin ifade ettiği manalardan örülen perdelerle gönül gözleri ve gönül
kulakları perdelenir. Eğer ilmin zevki zerk edilmez, imanın hazzıyla gönlü
süslenmezse kabre varıncaya kadar bu gaflet devam eder.
Can bedenden çıkınca gerçeği anlar ayn-el yakın cehennemi görür ama son
pişmanlık fayda vermez.
Yolcu, bu dünyaya teker teker gelindiği gibi, teker teker gidileceğini bilir
(En’am 94). Azlığına üzülmez. Çokluğuyla övünmez. Depremde, yangında, selde,
soygunda yok olmayan, çalınamayan, yanmayan ilmiyle, imanıyla övünür.
Çoğunluğun despotluğuna boyun eğmez. Bütün dünya insanı “Allah üç deseler;o tek
başına kalsa bile “Allah bir”demeye devam eder. Batıl üzerinde toplanan
çoğunluğa itaat ederse onu Allah yolunda saptıracaklarını bilir. (En’am 116)
Yolculuk esnasında dünyanın bir oyun, oyuncak, süs, övünme, mal ve evlatda yarış
yeri olduğunu bilir. (Hadid 20)
Alınan her nefesinin, içilen her damlanın, yutulan her lokmanın hesabının
sorulacağını da bildiği için sağlam bir iman, faydalı ilim, helâl rızkla
beslenen sıhhatli bir beden ve Allah’ın kitabına uygun bir emel / eylemle kabire
varmayı tercih eder.
Siz yarına kadar “MAUN” suresini “ŞİFA” tefsirinden bir okuyuverin. Biz Kur’anla
yolumuza devam edeceğiz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi