Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Aleme Rahmet Olunuz 17-11-1999 (Kafirun) - Nuzulsirasinagorekuran - 18. Sayfa

Aleme Rahmet Olunuz 17-11-1999 (Kafirun)
ABD, AB, AGİT, ASEAN, NAFTA, APEC, AB, KEİ gibi siyasi ve ekonomik kuruluşların üretimleri, ithalatları, ihracatları, fert başına düşen dolarları, çeşitli ülkelerdeki üsleri hakkında yazılan, çizilen, balon gibi şişirilen haberler sizi korkutmasın.
Sistemler, kurumlar ve kuruluşların adı ne olursa olsun, ister krallık, ister şahlık, ister padişahlık, ister demokratik, ister vakıf, ister birlik, her ne olursa olsun yöneten insandır.
İnsanda can, kan ve nefis taşımaktadır. Dünyanın bütün ordularına hükmettiği halde tatmin olmayan, ülkesinin en güzel kızlarına sahip olduğu halde ekranda gözyaşı döken, dünyada dolaşan dolarlara yön verdiği halde gönlüne yön veremeyen insanların gönlünü tatmin edecek şey sizin elinizdedir. “İyi bilin ki kalpler Allah’ın zikriyle/Kur’anıyla tatmin olur.” (Ra’d 28)
Roma ve Bizans’ın karşısında yıllarca direnen İran kisralarının adamları toplu halde İslam’a girince o güne kadar doğu ekonomi ve siyasetine yön veren güç, Müslümanların eline geçivermiştir. İslam aleminde taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmayan Cengiz’in torunlarından Müslüman olmayan kalmamıştır.
1960 yılından beri Avrupa’ya işçi olarak giden milyonlarca insanımızın çoğunluğu ilkokul mezunu veya değildi. Avrupalı sosyologlar, psikologlar ve siyasiler bu kültürsüz insanları işlerinde çalıştırırken kendi içlerinde asimile edeceklerine inanıyorlardı.
Aradan yıllar geçti, bir tane Müslüman’ın Hırıstiyan olmadığını gördüler. Buna karşılık on binlerce Avrupalının Müslüman olduğunu, “Müslüman Almanlar”, “Müslüman Fransızlar”, “Müslüman Hollandalılar” dernekleri kurduğunu ve her geçen gün Müslüman olanların sayısının arttığını gördüler.
Yaşar Doğu’nun yetiştirdiği güreşçilerimizden biri otuz senedir Almanya’da. Geçen hafta Türkiye’ye geldiğinde “ne yapıyorsunuz?” dedim. “Eskiden Almanların sırtlarını yere getirmeye çalışıyorduk, şimdi alınlarını secdeye getirmeye çalışıyoruz.” Dedi. “Olur mu?” diyenler, Türklere seçilme hakkının verilmesi konusunda Alman parlamentosunda Hırıstiyan demokratların karşı çıkış sebeplerini söylerken verdikleri rakamlara bakarlarsa işin gerçeğini anlarlar.
Avrupa’ya para kazanmak için gidenlerimiz, parayı kazanınca Avrupa’nın bağrında dört bin cami açtı. Buradaki mankurtlarımız batı hukukunu, batının ateist değerlerini, tercüme etmeye, yüz kişilik dinleyici salonlarında çağdaşlık üzerine nutuk atmaya devam etsinler. Belki bunlar da batının gözünü boyamada ve hedef şaşırtmada iyi hizmet ediyorlardır. Kim bilir belki de bilinçli bir harekettir. Bu kadar iyimserliği benim saflığıma veriniz.
Siz her gün “Fatiha” suresinde “Alemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun” diyorsunuz. “VEMA ERSELNAKE İLLA RAHMETEN LİL- ALEMİN- Biz seni alemlere rahmet peygamberi olarak gönderdik, ayetini tekrarlıyoruz. (Enbiya 107) Efendimiz “Dünya bana mescit kılındı” buyurmuş. (Buhari, Teyemmüm 1)
Bunlar da bize dünya insanı olduğumuzu ve dünya insanına İslam mesajının gitmesi gerektiğini bildirmektedir. Horasan’da doğan, Endülüs’de okuyan, Bağdat’da kitap yazan, Mısır’da okutan, Mekke’de ölen alimlerimiz vardı. Çin kaselerini Bursa ya getiren, Bursa’nın ipeğini Yemen’e götüren, Yemen’in kahvesini Hindistan’a taşıyan, Hint kumaşını Viyana’ya götüren Hassa tacirlerimiz vardı.
Şimdi yine dünyayı dolaşın. Mideyi ve gönlü doyuracak şeyleri alın satın, yapın, okuyun, ancak kaybolmamak için merkez Mekke’ye günde beş defa dönün ve “Ey kafirler! Ben sizin taptığınıza tapmam, yaptığınız kötü şeyleri yapmam” deyin. Yarına kadar “Fil” suresini “Şifa” tefsirinden okuyuverin.