Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Ebabil Fil'i Yener 18-11-1999 (Fil) - Nuzulsirasinagorekuran - 19. Sayfa

Ebabil Fil'i yener 18-11-1999 (Fil)
Kul Allah’ın, yol Allah’ın. Yürü diyen de O olunca kulun gönlüne korku ve keder gelmemelidir. Yemen’de Hz. İsa’ya iman edenleri M.S. 523’de ateş çukurlarında yakan Zu Nuvas isimli Yahudi devlet başkanına haddini bildirmek için Habeşistan’dan Yemen’e geçen Ebrehe isimli komutan Yahudilerin saltanatına son verir. Yemen’in San’a şehrinde “Kulleys” isimli bir kilise yaptırır. Bütün Arap yarımadasındaki insanların San’a şehrine gelmesini ister. Fakat başarılı olamaz.
Mekke’deki Ka’beyi yıkmadan bu insanların San’a ya yönelmeyeceği kanaatine varır ve (60.000) altmış bin asker ve fillerle beraber Mekke üzerine yürür.
Fakat Ka’benin Rabbi gönderdiği kuşların attığı taşlarla Ebrehe’nin ordusunu helak eder ve Ka’beyi yıkılmaktan korur.
Biz bu günlerde “Fil” suresini namazlarımızda daha sık okumaktayız. On beş yaşına kadar Kur’an öğrenmenin yasaklandığı bir ülkede yaşıyoruz. İşçi, memur ve öğrenci olarak on beş milyon insanımızın mesai dahilinde yönünü Ka’beye döndürüp namaz kılmasının yasaklandığı bir ülkede yaşıyoruz.
İlk okuldan üniversiteye kadar bütün ilim dallarında öğrencilerin yönü batıya döndürülüyor. Öğrencilerin gönlünü Ka’beye çevirmeye çalışanlar ezilip yok edilmeye çalışılıyor.
Peki başarılı olabilirler mi?
Amerika tek kutup halinde insanları kendine çekebilir mi? Nisan 1995 yılında “Komünizmin çöküşünden sonra yeni düşman İslâm’dır” diyen NATO genel sekreteri W. Cleas’ın Fil gibi tankları, uçakları bizim Ka’beye yönelişimizi engelleyebilir mi? Fazla düşünmeye, istatistik yapmaya gerek yok. Herkes kendi köyünü, mahallesini ve çevresini düşünsün. Otuz sene önce benim köyümde iki tane adam namaz kıldırabilirdi. Şimdi en az elli kişi öne geçip namaz kıldırabilir.
İki yüz kadarı Avrupa’ya işçi olarak gitti. İş adamı oldular. Köyde iken yalnız Cuma namazı kılan bu insanlar şimdi Avrupa’da beş vakit namazını kıldığı gibi kazancından para ayırarak Avrupa başkentlerinde camiler yaptılar. 29 Mayıs 1995 Newsweek dergisi 19’uncu sayısında “Avrupa’da sekiz milyon Müslüman nüfusunun batı için tehdit oluşturduğunu” yazıyor.
Çoğunluğu ilk okul mezunu bu insanların sayısı önemli değil, keyfiyeti, kalitesi önemli diyenler olabilir. Ama Avrupalı öyle düşünmüyor. Kaliteyi diplomayla değerlendirmiyor.
Strazburg’da hayvan üreticisi bir Yahudi, parasını almadan hiçbir Fransız’a bir tek koyun vermiyor. Ancak üç yüz kadar Türk’e çeksiz senetsiz veriyor. Çünkü bugüne kadar tecrübeyle sabit ki Türklerden borcunu ödemeyen görülmemiştir. Türkler Almanya’ya varıncaya kadar, on bin markı sokakta bulup da polise götüren insana rastlanmamıştır. Bu haberi Alman basını birinci sayfadan iri puntolarla veriyor.
Alman, İspanyol, İtalyan, Portekiz, Yunan vatandaşlarından hırsızlık yapanlar arasında Türkler en sonda geliyor ve hırsızlık yapan Türkler de, Müslümanlığını yitirmiş, Almanlaşmaya heves etmiş karga gibi sekmeye çalışanlardır.
Avrupalı siyasiler ve sosyologlar bütün bunların hesabını yapıyorlar ve içlerinden İslâm’ın hakkını teslim ederken, dıştan düşmanlık yapıyorlar. Bunun psikolojisini Rabbimiz haber veriyor: “Onlar kendileri kafir oldukları gibi sizinde kafir olmanızı ve onlarla aynı seviyede bulunmanızı” isterler. (Nisa 89)
Biz onların ahlâk buhranına düşmeyeceğiz ama onları İslâm’la yüceltmek için çalışacağız. Siz yarına kadar “Felak ve Nas” surelerini “Şifa” tefsirinden bir okuyuverin.