Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Gözü Ve Gönlü Kamaşmayan Lazım 23-11-1999 (Necm) - Nuzulsirasinagorekuran - 22. Sayfa

Gözü ve gönlü kamaşmayan lazım 23-11-1999 (Necm)
Gözyüzünde yıldızlar yaratıldıkları günden beri yörüngelerinden sapmadan, geri kalmadan, hız sınırını aşmadan yoluna devam ediyor.
Hz. Adem’den Hz. Muhammet’e kadar bütün peygamberler de Rabbin yolundan sapmadan, kulluk sınırını aşmadan yollarına devam ettiler. Şimdi bizler de Ezeli ve Ebedi olan Rabbimizin kelamı ve Hz. Adem’den günümüze kadar gelip geçen Peygamber, sıddık, şehid ve salihlerin tecrübesinden yararlanarak aynı yolda yürümeliyiz.
“Hocam Fukuyama’nın kitabını okudun mu?” diyene “Hayır Kakayama’nınkini bekliyorum” dedim. O ne zaman yazıldı? Yeni seneye yazılacak ve onu tenkit edecek. Sen onu okuyacaksın. Sonra bir başka yazar çıkacak sen yine onu okuyacaksın. Gel sen Cebrail’in getirdiği Hz. Muhammet’e öğrettiği, 1400 sene içinde bir tek haberinin ve ahkamının yalanlanamadığı kitabı oku. Dünyanın bütün yazarlarının kitabını izleyebilmek için binlerce yıllık ömrün olması gerekir. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi suyun altına ateşi koyarsanız belirli bir dereceye varınca o su kaynar. Tabiat kanunlarında bir kesinlik ve devamlılık varken insanoğlunun tabiat kanunu hakkındaki bilgi eksikliği nedeniyle deprem konusunda her bilim adamının ağzından ayrı sözler çıktı. İnsan bilinmezi ise tabiat kanunları gibi değildir. Müslüman bir insana “Kafir” deseniz, kanı kaynar, kızar, kızarır. Aynı kelimeyi bir ateiste söyleseniz sırıtır.
İnsan, su gibi aynı kanuna tabi değil. Öyle olunca altı milyar ayrı parmak çizgisi olan, ayrı ruh çizgisi olan bu insanlık ailesine kanı, kini, zaafları olan birkaç insanın koyduğu kuralları uygularsanız saksafoncular, Levinskiler, eşcinseller geçer akçe olurlar. Bu hakkı bir dervişe veya bir keşişe verirseniz onlar da insanın hem altını, hem üstünü kilitleyerek dünyayı cendere yapar. Sizinle beraber büyüyen, okuyan, iş yapan, can ciğer olduğunuz insanlar, yüksek rakımlı yerlere çıkınca havasından yanına yaklaşılmıyor. Dostlarına hava atıyor. Para, makam ve imkanlar gözlerini kamaştırıyor ve dostlarını göremiyor.
Bize lazım olan insana hava atmayan, gördüğü, sahip olduğu imkanlarla ahlakı bozulmayanların sözleri ve getirdikleridir. Sevgili peygamberimiz hevasından konuşmayan, ancak kendisine vahyolunanı konuşandır. (Necm 3-4) Dünyanın bütün altını, gümüşü, doları, lirası bir gülünün karşılığı olmayan cenneti, melekleri, yedi kat gökyüzünü gördüğü halde gözü kamaşmayan, kaymayan (Necm 17) ve Rabbinin huzurunda “Ümmetim ümmetim” diyen rahmet peygamberidir.
Onun getirdiği kurallar bütün insanlığı kuşatacak şekildedir. İnsanların temennileri ve tahminleri vardır. “Çıkardığımız bu kanunun huzur ve barış getireceğini zannediyorum” diyor. Doğruyu söylüyor. Yarının ne getireceğini bilmeyen insan “doğmadık çocuğa don biçilmez” der. Ama gelmeyen seneler üzerine don biçer, sonra da “dar geldi” diye yırtınır. Toplumların hayatı hedef tahtası değildir. Yaz boz tahtası hiç değildir. Dünyanın en değerli elması bir çocuk kadar değerli değil iken, O değerli elması en iyi elmasçıya şekil verdirirler. Ama o değerli çocuğu köprü altlarında genç yaşta ihtiyarlatırlar da yürekleri sızlamaz.
Rabbimiz “Dünyadan başka bir şey istemeyen, zikir-Kur’an’dan yüz çevirenden sen de yüz çevir, onun ardından gitme” buyurur. (Necm 29) Pozitivist, Materyalist, Natüralist, Ateist mantıkla hareket edenler “Ekmek sizden, yemek bizden” diyorlar.
İnciyi insandan değerli görüyorlar. Cebindeki dolarları için adam öldürtüyorlar. Biz ise “Kime lazımsa ekmek ona gerekir ekmek” diyor ve Rabbimizin “İnsana ancak çalıştığının karşılığı vardır”(Necm/ 39) ayetini etrafını imanla süsleyip gönül sarayımızın en görkemli yerine asmışız.
Siz yarına kadar “Abese” suresini “Şifa” tefsirinden bir okuyuverin.