“Benim Adam Yanlış Yapmaz” Demeyin 24-11-1999 (Abese) - Nuzulsirasinagorekuran - 24. Sayfa
Gözü ve gönlü kamaşmayan lazım 23-11-1999 (Necm)
Gözyüzünde yıldızlar yaratıldıkları günden beri yörüngelerinden sapmadan, geri
kalmadan, hız sınırını aşmadan yoluna devam ediyor.
Hz. Adem’den Hz. Muhammet’e kadar bütün peygamberler de Rabbin yolundan
sapmadan, kulluk sınırını aşmadan yollarına devam ettiler. Şimdi bizler de Ezeli
ve Ebedi olan Rabbimizin kelamı ve Hz. Adem’den günümüze kadar gelip geçen
Peygamber, sıddık, şehid ve salihlerin tecrübesinden yararlanarak aynı yolda
yürümeliyiz.
“Hocam Fukuyama’nın kitabını okudun mu?” diyene “Hayır Kakayama’nınkini
bekliyorum” dedim. O ne zaman yazıldı? Yeni seneye yazılacak ve onu tenkit
edecek. Sen onu okuyacaksın. Sonra bir başka yazar çıkacak sen yine onu
okuyacaksın. Gel sen Cebrail’in getirdiği Hz. Muhammet’e öğrettiği, 1400 sene
içinde bir tek haberinin ve ahkamının yalanlanamadığı kitabı oku. Dünyanın bütün
yazarlarının kitabını izleyebilmek için binlerce yıllık ömrün olması gerekir.
Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi suyun altına ateşi koyarsanız belirli bir
dereceye varınca o su kaynar. Tabiat kanunlarında bir kesinlik ve devamlılık
varken insanoğlunun tabiat kanunu hakkındaki bilgi eksikliği nedeniyle deprem
konusunda her bilim adamının ağzından ayrı sözler çıktı. İnsan bilinmezi ise
tabiat kanunları gibi değildir. Müslüman bir insana “Kafir” deseniz, kanı
kaynar, kızar, kızarır. Aynı kelimeyi bir ateiste söyleseniz sırıtır.
İnsan, su gibi aynı kanuna tabi değil. Öyle olunca altı milyar ayrı parmak
çizgisi olan, ayrı ruh çizgisi olan bu insanlık ailesine kanı, kini, zaafları
olan birkaç insanın koyduğu kuralları uygularsanız saksafoncular, Levinskiler,
eşcinseller geçer akçe olurlar. Bu hakkı bir dervişe veya bir keşişe verirseniz
onlar da insanın hem altını, hem üstünü kilitleyerek dünyayı cendere yapar.
Sizinle beraber büyüyen, okuyan, iş yapan, can ciğer olduğunuz insanlar, yüksek
rakımlı yerlere çıkınca havasından yanına yaklaşılmıyor. Dostlarına hava atıyor.
Para, makam ve imkanlar gözlerini kamaştırıyor ve dostlarını göremiyor.
Bize lazım olan insana hava atmayan, gördüğü, sahip olduğu imkanlarla ahlakı
bozulmayanların sözleri ve getirdikleridir. Sevgili peygamberimiz hevasından
konuşmayan, ancak kendisine vahyolunanı konuşandır. (Necm 3-4) Dünyanın bütün
altını, gümüşü, doları, lirası bir gülünün karşılığı olmayan cenneti, melekleri,
yedi kat gökyüzünü gördüğü halde gözü kamaşmayan, kaymayan (Necm 17) ve Rabbinin
huzurunda “Ümmetim ümmetim” diyen rahmet peygamberidir.
Onun getirdiği kurallar bütün insanlığı kuşatacak şekildedir. İnsanların
temennileri ve tahminleri vardır. “Çıkardığımız bu kanunun huzur ve barış
getireceğini zannediyorum” diyor. Doğruyu söylüyor. Yarının ne getireceğini
bilmeyen insan “doğmadık çocuğa don biçilmez” der. Ama gelmeyen seneler üzerine
don biçer, sonra da “dar geldi” diye yırtınır. Toplumların hayatı hedef tahtası
değildir. Yaz boz tahtası hiç değildir. Dünyanın en değerli elması bir çocuk
kadar değerli değil iken, O değerli elması en iyi elmasçıya şekil verdirirler.
Ama o değerli çocuğu köprü altlarında genç yaşta ihtiyarlatırlar da yürekleri
sızlamaz.
Rabbimiz “Dünyadan başka bir şey istemeyen, zikir-Kur’an’dan yüz çevirenden sen
de yüz çevir, onun ardından gitme” buyurur. (Necm 29) Pozitivist, Materyalist,
Natüralist, Ateist mantıkla hareket edenler “Ekmek sizden, yemek bizden”
diyorlar.
İnciyi insandan değerli görüyorlar. Cebindeki dolarları için adam öldürtüyorlar.
Biz ise “Kime lazımsa ekmek ona gerekir ekmek” diyor ve Rabbimizin “İnsana ancak
çalıştığının karşılığı vardır”(Necm/ 39) ayetini etrafını imanla süsleyip gönül
sarayımızın en görkemli yerine asmışız.
Siz yarına kadar “Abese” suresini “Şifa” tefsirinden bir okuyuverin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi