Vicdansız İnsan Yoktur 3-12-1999 Cuma (Kıyamet) - Nuzulsirasinagorekuran - 28. Sayfa
Vicdansız insan yoktur 3-12-1999 Cuma (Kıyamet)
04/11/2004Prşmb/Millig (Bazı değişikliklerle)
Hz.. Adem’in genlerinde vardık. Binlerce yıldır nesilden nesile yol aldık.Nuh’un
(s.a.v.) gemisinde kurtuluşa erdik. Bir kısmımız Firavunla beraber denize battı.
Bir kısmımız Musa (a.s.) ile karşıya geçti.
Yolculuk devam etti. Meni halinde ana rahmine yerleştik. Dokuz ay yol aldık.
Dünyaya geldik. Yoluculuk devam ediyor. Gurbete giden hep sıla özlemiyle yaşar.
“Sılada bir evin bacası olsam” diye türküler yakar. Bir an önce kazanıp dönmeye
çalışır. Gurbetin hiçbir şeyi onu eğleyemez.
Müslüman insanda dünya diyarında ömür sermayesini verip sevap kazanarak yürür.
Geçici güzelliklerin hiçbiri onu asıl yurdundan alıkoyamaz. O kamaşmayan
gözlerle bakar dünya güzelliklerine. Meşruu olanlarından faydalanır, ama
yolundan alıkoyacak hiçbir put, düşünce, para, kadın, erkek, makam, rütbe onu
engelleyemez.
Dünyanın gayri meşru süs ve eğlenceleri onun gönlünü çalacak olsa hemen
Rabbimizin “Yooo, Hayır, Kıyamet gününe yemin ederim ki......” uyarısıyla
uyanır. (Kıyamet 1) Kötülüklerden nefret eden bir özelliği bütün insanlara
verdiğini hatırlatır. (Kıyamet 2) Nefsi Levvame=Vicdan denilen o görünmez
özelliği, Rabbimiz yarattığı her insana vermiştir. Ancak eğitim yoluyla vicdanın
üzeri kapatılabilir veya parlatılabilir.
Bu günlerde ateist,komünist vesaire bütün...istlerden Hakkı ve haklı insanları
destekleyenlerin yükselmesi, içlerinde gizledikleri vicdan nurunun ....istlikler
ve pislikler arasından sızması halidir.
Kapitalizm ve dünya ticaret örgütünü protesto edenlerin çoğunluğunun genç
olması, o nefsi levvamenin=vicdanın üzerinin tamamen kapatılamadığının
işaretidir.
Havayı, karayı, denizi, kirletenler önce yüreklerini imansızlıkla
karartanlardır. Burada şahıslar ve isimleri hiç önemli değil. Japonya’daki kuduz
köpekle, Amerika’da ki kuduz köpek iki adamı ısırsalar, ikiside kuduz
hastalığına yakalanır. Bu köpekler birbiriyle telefonlaşmazlar. İnternet
kullanmazlar. Ama aynı zehiri kusarlar.
Binlerce yıl önceki kafirler: “Bu kemikleri kim diriltecek?” diyerek
Peygamberlere itiraz ediyorlardı. Ebu Cehil de aynı itirazı yapıyordu. Günümüz
imansızı da aynı şeyi söylüyor.
Mahkûmlara va’z ederken içlerinden biri “Hocam, bir adam denize düşse, balina
yutsa, balinayı balıkçılar tutsa, bin parça yapsalar, bin parçayı binlerce insan
yese, bu denize düşen adamı Allah nereden bulacak?” demişti de bende “Sen otuz
beş sene önce yoktun. Dünyaya geldin, önce süt emdin, sonra Adananın domatesi,
Karamanın bulguru, Rize’nin çayı, Trakya’nın ay çiçek yağı, Ayvalığın
zeytinyağı, gökyüzünün güneşi, havası, yeryüzünün birçok yiyeceği sende
toplandı. Sen dağılışı anlattın bende toplanışı anlattım. Seni toplayan,
dağıtınca yine toplar” dediğimde; evet toplar hocam demişti.
Her insanda olan ve her türlü kötülüğü emreden “nefsi emmareyi” yarattığı gibi
onu dizginleyen “nefsi levvame yi” : vicdanı da yaratmıştır. Her insanda size
bakan bir taraf var. Oradan yaklaşın.
Sonra onun “başıboş yaratılmadığını, (Kıyamet 36) hatırlatın ve gönül denizinde
“nefsi emmare” ile “nefsi levvame” dalgalarının çarpışmasında iyi tarafın
kazanması için Rahmani hava estirin, Allah’ın ayetleriyle “nefsi
levvameyi=vicdanı” destekleyin ve gönül deniziniz dalgadan sonra durulsunda inci
gibi hikmetler çıksın ve insanlık ailesi onları gönüllerine gerdanlık olarak
taksınlar.
Siz yarına kadar “Hümeze” suresini “Şifa tefsiri 8/365” ten okuyuverin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi