Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İzleniyoruz 9-12-1999 Perş (Kaf) - Nuzulsirasinagorekuran - 30. Sayfa

İzleniyoruz 9-12-1999 perş (Kaf)

Yolcuyuz. Her nefes alışta ecelimize yaklaşıyoruz. Yüzümüzü gökyüzüne çeviriyoruz, mavi atlas üzerine saçılmış papatyalar gibi yıldızlarla dünya evimizin tavanını süsleyen Rabbimizin san’atını görüp Fesübhanellah diyerek yürüyoruz.
Yeryüzüne dönüyoruz ormanlar, bağlar, bahçeler, meyveler, sebzeler, çiçekler, çocuklar, arılar, ballar ve güller. Hepsi insan için yaratılmış ve insanda yaratanına “el hamdülillah” diyor ve yürüyor.
Ormanlar, çiçekler, böcekler için indirilen bereketli yağmurlarla yeryüzünün yüzü gülünce insanında yüzü güler. Rahmet çiçeğe de böceğe de rahmettir. Rabbimizin Kur’anla indirdiği ayetleri de rahmet damlaları da gönül ülkemizde iman çiçekleri açtırır.
Çiçeğin, gülün olduğu yerde sinekler yaşayamadığı için sinek tabiatlı olan, pislikten hoşlanan insanlar ondan uzaklaşır ve uzaktan vızıldamaya başlarsa, mürteci, şeriatçı, İslâmcı, tarikatçı, fundamantalist, radikal İslâmcı gibi sözlerle ayıplamaya kalkarsa o hiç iltifat etmez. Dolunay gibi kendisine ürenlere de ışık vererek yoluna devam eder.
Dağları delen, gökyüzünü yol eden, deniz altılarla gezen, yedi kıtaya üsler kuranlar bir gün karşısına çıkar, engellemeye çalışırsa o yine yoluna devam eder.
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” der ve yürür.
Bize bizden yakın olan Rabbimizin himayesinde yürüyoruz. Yanımızda iki gözcü meleğin varlığına inanıyoruz. 24 saatimizin gizli kamerayla kaydedildiğine inanıyoruz.
“Kâf” suresinin beşinci ayetinde Hakkı yalanlayanların karma karışık bir iş içinde olduklarını haber verir.
Soylu bir ailenin çocuğu Müslüman oluyor. Efendimizin yanında yer alıyor. İffetli bir hayat yaşıyor. Şehvet ve servet ve şarap saydamlaşarak kafirlere gözlük olunca o kafirlerin şimdi kafası karışıyor.
Peki o zaman öyle idi ise şimdi nasıl? Hacettepe üniversitesinden Dr. Tayfun Atay İngiltere de Müslüman olan İngilizler üzerine bir doktora hazırlamış. Aktüel dergisi 24-30 kasım 1994 sayısında SENFİELD kontunun oğlu Lord James Reidheaven’in Müslüman olduğunu, babasının oğlunu özel doktorlara tedavi ettirdiğini fakat Müslümanlıktan döndüremediğini yazıyor.
Servete, şehvete, şöhrete tapanların kafası karıştı. Maaşından başka parası olmayan sayın Abdüllatif Şener Maliye Bakanı olunca bir senelik zaman içinde zimmetine bir şey geçirmeyince geleneğe bağlı olanlar şaştı.
Kafaları karıştı. “Geleneği bozuyor, düzenimizi sarsıyor” diye çıkıştılar. Rabbimiz “söylenenlere sabret” diyor (Kaf 39) ve yola devam et.
Bu servet, şehvet ve şöhret düşkünleri kamera önünde kelebek kadar hafifler. Kamera arkasında filin üzerine binseler günahlarıyla fili çatlatırlar.
Kameranın önünde kadın haklarını savunurlar, kamera arkasında kadın kafesleyip satarlar. Müslüman insan ise 24 saatinin iki melek tarafından kameraya kaydedildiklerine inanırlar. Bu kameranın kaseti bitmez, önü arkası olmaz, cereyanı kesilmez. Kameraman acıkmaz ve uyumaz. İşte Müslümanın her halinin güzel olması Rabbinin huzurunda olduğunun bilincinde olmasındandır.
Bu yerin üstü olduğu gibi altıda vardır. İslâma göre yaşamak dünyayı cennet eyler. Dünya da tatlı dil, gül gibi yüz, bal gibi sözle yaşantımızı sürdürürsek ahiretimizde de Ebedilik yurduna selametle gireriz.
Siz yarına kadar “Beled” suresini “Şifa tefsiri 8/271” inden bir okuyuverin.



PARAGÖZLERE KARAGÖZ OLUN (10/12/1999BELED süresi)

Dünyaya teker teker geliyoruz, teker teker gidiyoruz. Meydanlarda bilerce insan arasında dururken teker teker nefes alıyor nefes veriyoruz. Bin baş bir yerde olsa her birinin başı ayı ayrı ağrıyor.
Başağrısı olmaması için herkes kendi başının çaresine bakmakla görevli . Ahirettede herkes kendi yaptığından sorumlu olacak.
Doğumuna ve ölümüne engel olamayan, basit bir ağrıya bile dayanamamayan insan, malına, makamına, rütbesine, otoritesine, gücüne dayanarak yaratanına karşı baş kaldırmasın. “Bana kimsenin gücü yetmez”demesin (Beled 5) Ana rahmindeki küçüklüğünü hatırlasın . Karnında taşıdığı gübreyle övünmesin. Sırtına giydiği kürkü hayvanın biri beş sene giydiği halde hayvanlıkan kurtulamadı.
“Yığınlarca mal tüketirde kurtulamaz” (Beled 6) imansızlığını, isyanını , tutunduğu yeri, harami köşkünü kaybetmemek için korumalara tomar tomar dolar dağıtır. Yetkililere rüşvet verir ama yinede kader kişinin yakasını bırakmaz. Bazıları aleme ibret olsun diye dünyada canlandırılır ve tarihin direklerine ibret levhası olarak asılır. Nemrut, Firavun, Karun, Ebu Cehil ve çağdaş Ebu Cehillerde bazıları gibi.
Dünyayı 2000 li yıllarda “mafya ile medya yönetecek” sözü doğru değildir. Bunlar tetikcidir. Attığını vuramaz hale gelince yenileri tarafından temizlenirler ve bu böylece devam eder.
Sözün doğrusu . “Dünyayı ya Rahmani vahiy veya şeytani vesvese yönetecek.” Otoriteyi elinde tutan Firavun, servete sahip Karun ve bilime hükmeden Haman üçlü çetesi Rahmanın vahyine göre hareket eden Hz. Musa karşısında yok olmuşlardır.
Mukaddes belde Mekkede Hz. Muhammedi öldürme kararı alanlar yok oldular.
Mekke mukaddes belde diye yeşilini yolmayan, bitini öldürmeyen çevreci Ebu Cehil ve yandaşları Allah Rasulünü öldürmeye teşebbüs ederler.
Kerbelada Hz. Hüseyini Şehit eden Yezid’in adamları hacda ihramlı iken bit öldürebilirmiyiz diye Hasanı Basriye takva sorusu sorarlar.
Fransanın Strazburg kenti yakınlarındaki Struthaf kampında Hitlerin komutanı çevreye önem verdiğinden kış boyu ısınmak için birtek ağacı kestirmemiş ama 50 bin yahudiyi yakmış ve kamptaki askerlerii ısıtmış.
2000li yıllara girerken Kuzey irlandada İngiliz eğitiminden geçen herbiri enaz üç dil bilen bombacı, tetikci , molotofcu, dinamit uzmanı, terörist on eylemciden meydana gelen bakanlar kurulu oluşturuluyor. 1968 Fransasında “Kızıl Danny” diye bilinen Daniel Jhon Bendit o günün teröristi şimdi Avrupa parlementosunda Fransayı temsil ediyor ve bizim hakkımızda karar verenler arasında bulunuyor.
Sözün özü . Şeytani vesveseyle hareket eden , Rahmana kulak tıkayanlar her asırda olacak ve Allah’ın kulu olanları kendilerine kul yapmaya çalışacaklar.
Bizlere iki göz, bir dil ve iki dudak veren , doğru yoluda eğri yoluda gösteren Allah’ın yolunda yürürürz. (Beled 8,9,10 ) paragözlere karşı karagöz oluruz. Göz dağı verenlere gözü pek davranırız. Göz boyayanlara karşı açıkgöz olururz. Bu halkı gözden çıkaranları,güvenmeyenleri gözden düşürürüz. Aç gözlülere karşı tok gözlü oluruz. Gözü doymayan hazine soyguncularına göz açtırmayız. İlim için göz nuru dökeriz, günahlarımızı göz yaşıyla yıkarız.
Zorluklara göğüs gereriz. Yolumuz yokuşa sürülse gönlümüzle eniş yaparız. Boyunlara vurulan boyundurukları kırarız. Fakiri ve yetimi kollarız. İman yolunda sabrı ve merhameti tavsiye ederek yolumuza devam ederiz.
Gürüz getirilmiş, çevik götürülmüş mış muşları bırakalım. Gücümüzle orantılı iş yapalım. Yarına kadar “Tarık “ suresini “şifa tefsiri 8/231” den okuyup amel edelim.