İzleniyoruz 9-12-1999 Perş (Kaf) - Nuzulsirasinagorekuran - 30. Sayfa
İzleniyoruz 9-12-1999 perş (Kaf)
Yolcuyuz. Her nefes alışta ecelimize yaklaşıyoruz. Yüzümüzü gökyüzüne
çeviriyoruz, mavi atlas üzerine saçılmış papatyalar gibi yıldızlarla dünya
evimizin tavanını süsleyen Rabbimizin san’atını görüp Fesübhanellah diyerek
yürüyoruz.
Yeryüzüne dönüyoruz ormanlar, bağlar, bahçeler, meyveler, sebzeler, çiçekler,
çocuklar, arılar, ballar ve güller. Hepsi insan için yaratılmış ve insanda
yaratanına “el hamdülillah” diyor ve yürüyor.
Ormanlar, çiçekler, böcekler için indirilen bereketli yağmurlarla yeryüzünün
yüzü gülünce insanında yüzü güler. Rahmet çiçeğe de böceğe de rahmettir.
Rabbimizin Kur’anla indirdiği ayetleri de rahmet damlaları da gönül ülkemizde
iman çiçekleri açtırır.
Çiçeğin, gülün olduğu yerde sinekler yaşayamadığı için sinek tabiatlı olan,
pislikten hoşlanan insanlar ondan uzaklaşır ve uzaktan vızıldamaya başlarsa,
mürteci, şeriatçı, İslâmcı, tarikatçı, fundamantalist, radikal İslâmcı gibi
sözlerle ayıplamaya kalkarsa o hiç iltifat etmez. Dolunay gibi kendisine
ürenlere de ışık vererek yoluna devam eder.
Dağları delen, gökyüzünü yol eden, deniz altılarla gezen, yedi kıtaya üsler
kuranlar bir gün karşısına çıkar, engellemeye çalışırsa o yine yoluna devam
eder.
“Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var” der ve yürür.
Bize bizden yakın olan Rabbimizin himayesinde yürüyoruz. Yanımızda iki gözcü
meleğin varlığına inanıyoruz. 24 saatimizin gizli kamerayla kaydedildiğine
inanıyoruz.
“Kâf” suresinin beşinci ayetinde Hakkı yalanlayanların karma karışık bir iş
içinde olduklarını haber verir.
Soylu bir ailenin çocuğu Müslüman oluyor. Efendimizin yanında yer alıyor.
İffetli bir hayat yaşıyor. Şehvet ve servet ve şarap saydamlaşarak kafirlere
gözlük olunca o kafirlerin şimdi kafası karışıyor.
Peki o zaman öyle idi ise şimdi nasıl? Hacettepe üniversitesinden Dr. Tayfun
Atay İngiltere de Müslüman olan İngilizler üzerine bir doktora hazırlamış.
Aktüel dergisi 24-30 kasım 1994 sayısında SENFİELD kontunun oğlu Lord James
Reidheaven’in Müslüman olduğunu, babasının oğlunu özel doktorlara tedavi
ettirdiğini fakat Müslümanlıktan döndüremediğini yazıyor.
Servete, şehvete, şöhrete tapanların kafası karıştı. Maaşından başka parası
olmayan sayın Abdüllatif Şener Maliye Bakanı olunca bir senelik zaman içinde
zimmetine bir şey geçirmeyince geleneğe bağlı olanlar şaştı.
Kafaları karıştı. “Geleneği bozuyor, düzenimizi sarsıyor” diye çıkıştılar.
Rabbimiz “söylenenlere sabret” diyor (Kaf 39) ve yola devam et.
Bu servet, şehvet ve şöhret düşkünleri kamera önünde kelebek kadar hafifler.
Kamera arkasında filin üzerine binseler günahlarıyla fili çatlatırlar.
Kameranın önünde kadın haklarını savunurlar, kamera arkasında kadın kafesleyip
satarlar. Müslüman insan ise 24 saatinin iki melek tarafından kameraya
kaydedildiklerine inanırlar. Bu kameranın kaseti bitmez, önü arkası olmaz,
cereyanı kesilmez. Kameraman acıkmaz ve uyumaz. İşte Müslümanın her halinin
güzel olması Rabbinin huzurunda olduğunun bilincinde olmasındandır.
Bu yerin üstü olduğu gibi altıda vardır. İslâma göre yaşamak dünyayı cennet
eyler. Dünya da tatlı dil, gül gibi yüz, bal gibi sözle yaşantımızı sürdürürsek
ahiretimizde de Ebedilik yurduna selametle gireriz.
Siz yarına kadar “Beled” suresini “Şifa tefsiri 8/271” inden bir okuyuverin.
PARAGÖZLERE KARAGÖZ OLUN (10/12/1999BELED süresi)
Dünyaya teker teker geliyoruz, teker teker gidiyoruz. Meydanlarda bilerce insan
arasında dururken teker teker nefes alıyor nefes veriyoruz. Bin baş bir yerde
olsa her birinin başı ayı ayrı ağrıyor.
Başağrısı olmaması için herkes kendi başının çaresine bakmakla görevli .
Ahirettede herkes kendi yaptığından sorumlu olacak.
Doğumuna ve ölümüne engel olamayan, basit bir ağrıya bile dayanamamayan insan,
malına, makamına, rütbesine, otoritesine, gücüne dayanarak yaratanına karşı baş
kaldırmasın. “Bana kimsenin gücü yetmez”demesin (Beled 5) Ana rahmindeki
küçüklüğünü hatırlasın . Karnında taşıdığı gübreyle övünmesin. Sırtına giydiği
kürkü hayvanın biri beş sene giydiği halde hayvanlıkan kurtulamadı.
“Yığınlarca mal tüketirde kurtulamaz” (Beled 6) imansızlığını, isyanını ,
tutunduğu yeri, harami köşkünü kaybetmemek için korumalara tomar tomar dolar
dağıtır. Yetkililere rüşvet verir ama yinede kader kişinin yakasını bırakmaz.
Bazıları aleme ibret olsun diye dünyada canlandırılır ve tarihin direklerine
ibret levhası olarak asılır. Nemrut, Firavun, Karun, Ebu Cehil ve çağdaş Ebu
Cehillerde bazıları gibi.
Dünyayı 2000 li yıllarda “mafya ile medya yönetecek” sözü doğru değildir. Bunlar
tetikcidir. Attığını vuramaz hale gelince yenileri tarafından temizlenirler ve
bu böylece devam eder.
Sözün doğrusu . “Dünyayı ya Rahmani vahiy veya şeytani vesvese yönetecek.”
Otoriteyi elinde tutan Firavun, servete sahip Karun ve bilime hükmeden Haman
üçlü çetesi Rahmanın vahyine göre hareket eden Hz. Musa karşısında yok
olmuşlardır.
Mukaddes belde Mekkede Hz. Muhammedi öldürme kararı alanlar yok oldular.
Mekke mukaddes belde diye yeşilini yolmayan, bitini öldürmeyen çevreci Ebu Cehil
ve yandaşları Allah Rasulünü öldürmeye teşebbüs ederler.
Kerbelada Hz. Hüseyini Şehit eden Yezid’in adamları hacda ihramlı iken bit
öldürebilirmiyiz diye Hasanı Basriye takva sorusu sorarlar.
Fransanın Strazburg kenti yakınlarındaki Struthaf kampında Hitlerin komutanı
çevreye önem verdiğinden kış boyu ısınmak için birtek ağacı kestirmemiş ama 50
bin yahudiyi yakmış ve kamptaki askerlerii ısıtmış.
2000li yıllara girerken Kuzey irlandada İngiliz eğitiminden geçen herbiri enaz
üç dil bilen bombacı, tetikci , molotofcu, dinamit uzmanı, terörist on
eylemciden meydana gelen bakanlar kurulu oluşturuluyor. 1968 Fransasında “Kızıl
Danny” diye bilinen Daniel Jhon Bendit o günün teröristi şimdi Avrupa
parlementosunda Fransayı temsil ediyor ve bizim hakkımızda karar verenler
arasında bulunuyor.
Sözün özü . Şeytani vesveseyle hareket eden , Rahmana kulak tıkayanlar her
asırda olacak ve Allah’ın kulu olanları kendilerine kul yapmaya çalışacaklar.
Bizlere iki göz, bir dil ve iki dudak veren , doğru yoluda eğri yoluda gösteren
Allah’ın yolunda yürürürz. (Beled 8,9,10 ) paragözlere karşı karagöz oluruz. Göz
dağı verenlere gözü pek davranırız. Göz boyayanlara karşı açıkgöz olururz. Bu
halkı gözden çıkaranları,güvenmeyenleri gözden düşürürüz. Aç gözlülere karşı tok
gözlü oluruz. Gözü doymayan hazine soyguncularına göz açtırmayız. İlim için göz
nuru dökeriz, günahlarımızı göz yaşıyla yıkarız.
Zorluklara göğüs gereriz. Yolumuz yokuşa sürülse gönlümüzle eniş yaparız.
Boyunlara vurulan boyundurukları kırarız. Fakiri ve yetimi kollarız. İman
yolunda sabrı ve merhameti tavsiye ederek yolumuza devam ederiz.
Gürüz getirilmiş, çevik götürülmüş mış muşları bırakalım. Gücümüzle orantılı iş
yapalım. Yarına kadar “Tarık “ suresini “şifa tefsiri 8/231” den okuyup amel
edelim.
İslami Okul Okulların En Önemlisi