Gâvur’un İşi Zor - Nuzulsirasinagorekuran - 31. Sayfa
Gâvur’un işi zor
(31-01-2000Pzrts TARIK SÜRESİ)
08/03/2004/Pzrts/ “DÜNYA SAHİPSİZ DEĞİL” başlığıyla biraz ilavelerle yeniden
yayınlandı
Gündüz olunca güneş, gece olunca yıldızlar üzerimize ışık yağdırıyorlar.
Dereler, nehirler, ırmaklar kirleniyor. Göllerde ve denizlerde canlılar can
çekişiyor. Böyle giderse bir damla temiz su bulamayacağımız zannına kapılırken
güneş gölleri, denizleri, bataklıkları ısıtıyor, kirli suları buharlaştırıyor,
hava imbiğinden geçiriyor ve gökyüzünden tertemiz olarak tekrar tekrar üzerimize
rahmet olup yağıyor.
Materyalist eğitimle dünyanın her tarafında üniversiteli gangster, soyguncu,
uyuşturucu taciri, böbrek, kalp, ciğer alıp satan insan kasabı doktorlar, kadın
ticareti yapan üç dil bilen aydınlar, ihtisasa önem verdiklerinden çocuk
yaştakileri satanlar, orta yaştakileri satanlar diye guruplara ayrılarak
çağdaşlıklarını gösterenler, zamanı ve mekanı çürütüp kokutuyorlar.
İnsan tam ümitsizliğe düşeceği bir anda dünyamız yeni çığlıklarla aydınlanıyor.
Hastanelerde, evlerde, doktor ve ebeler elinde dünyaya gelen tertemiz çocuklar
gâvurun işini zorlaştırıyor. Çünkü her doğan çocuğun (İslam) fıtratı üzerine
doğduğunu Peygamber efendimiz haber vermiştir. (Buhari,Cenaiz 80, Müslim,Kader
25, hadis 2657, Tirmizi,Kader 5, hadis 2139) Kur’an’ı Kerim Rum süresi 30/30 da
buna işaret etmektedir.
Gökyüzünden düşen her damla nehirleri ve denizleri kirletenlere “Siz bunu
başaramayacaksınız” diye bir uyarı olduğu gibi her doğan çocukta saf tertemiz
dünyaya geldiği için gâvurun işini zorlaştırıyor. Yağmur yağarken üzerindeki
elbiseleri çıkarıp yağmurun doğrudan göğsüne ve omuzlarına değmesini sağlayan
Peygamber efendimize bunun sebebi sorulduğunda “O Rabbinden yeni gelmektedir”
buyurmuş. (Müslim, İstiska, bab 2, hadis: 898)
Rabbimiz Bakara suresinin 204 ve 205. ayetlerinde dine karşı en azılı düşman
olanlar iş başına geçtiklerinde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracaklarını, ekini ve
nesli bozacaklarını haber verir.
Kabil, Karun, Firavun, Ebu Cehil ve çağdaş Firavunlar bozmaya devam ediyorlar.
Ama dünyanın her tarafında çocuklar ana rahminden tertemiz gelmeye, yağmurlar
bulutlardan tertemiz yağmaya, yıldızlar karanlıkları delmeye devam ediyorlar.
Yağan her yağmur, doğan her çocuk, parlayan her yıldız kafirin küfrünü ve
karanlığını yok ediyor. İşini zorlaştırıyor.
Akif’in “Bir gece” başlığı altında Efendimizin doğumunu anlatırken güçsüz ve
dişsiz insanların kardeşleri tarafından yendiği, insanların yırtıcılıkta
sırtlanları geçtiği, anarşinin bütün ufukları kapladığı bir zamanda kumdan ayın
on dördü gibi bir öksüzün çıkıvermesiyle Kayserler, ve Kisraların saltanatına
son verdiğini, zorba zalimlerin geberdiğini, alemleri rahmetle doldurduğunu
haber verir.
Küfrün karanlığına lanet okumakla emrolunmadık. Tarık yıldızı gibi doğup,
insanları aydınlatmak, çölde, denizde, havada, yolunu yitirenlere yol göstermek
ve dünyamızı süslemekle emrolunduk.
Bir kötü olay üzerine binlerce komplo teorisi üretmekle, bu teorileri öğrenmekle
dinlemekle “Vay beee” demekle emrolunmadık. Yağmur gibi yağıp güllüğü yeşertmek,
küllüğü temizleyip kurutmakla emrolunduk.
Güneşle aydınlatan, yağmurla hayat veren, doğumlarla dünyaya temiz insanlar
getiren Allah (c.c.) iyiyle kötüyü, hakla batılı birbirinden ayırt edecek kitabı
Kur’an-ı indirmiştir.
Rahmet damlaları yağarken güle de, dikene de, bülbüle de, akrebe de rahmet
olduğu gibi Rabbimiz’in ayetleri de rahmet damlaları gibi gönüllere yağarsa
mü’minin gönlünde güller açtırır. Kafirin dikenini de yumuşatır.
Hiçbir kafir kurum veya kuruluşun İslam’a yönelik planlarından endişe etmeyin.
Rabbimiz: “Kötü tuzak sahibini yakalar” buyurur. (Fatır 42)
Tarih boyunca kafirlerin kurduğu her tuzağa kendilerini düşürmüştür.
Siz yine Kamer suresini “Şifa tefsiri 7/273” den okuyup amel ediverin.
Korkutmayın müjdeleyin (1-2-2000 Salı Kamer süresi)
Musa aleyhisselam bir kayanın on iki yerinden su fışkırtmış ama Firavun’un ve
İsrail oğullarından bir kısmının gönlünde bir çiçek açtıramamış. (Bakara 60)
Kafirin kalbinin kayalardan daha katı olduğunu Rabbimiz bize anlatıveriyor.
(Bakara 74)
Sevgili peygamberimiz ayı ikiye bölüyor, parmağıyla ay’a hareket veriyor ama Ebu
Cehil’in kalbinde bir kıpırtı meydana getiremiyor.
Yaratılmışların en yumuşağı Müminin kalbi ama yaratılmışların en katısı Kafirin
kalbidir.
Her ikisi de ölünce toprak olup bir gülü besleseler müminin kalbi gül olur,
kafirinki diken olur.
Bir dünyada hevalarıyla havalananlar, diken olup batanlar, ateş olup ülkeleri
yakanlar, insanları küfrün, inkarın, sefaletin içine itenler mutlaka cezalarını
çekecekler. Başkalarının kanatlarıyla yükselenler çabuk düşerler.
Ekonomik askeri güçlerine güvenerek, Müslümanları da güçsüz görerek onlara karşı
baskının her çeşidini uygulayanlara karşı sevgili peygamberimiz sabırla
tebliğine devam etmiş. Onları uyarmaya ve uyandırmaya çalışmış. Onların
baskılarını hiçbir zaman anlatmamış. Kendisine yapılan işkenceleri hiç kimseye
söylememiş. Ashabın yüreklerine korku değil ümit salmış.
Kur’an ayetlerini okumuş. Çaresiz kalan “Ben mağlup oldum, yardım et” diyen Nuh
aleyhisselama son anda Rabbimizin yardım ettiğini, yeryüzünden sular
fışkırdığını, gökyüzünden yağmurlar yağdığını, Nuh’un gemisine binenlerin
kurtulduğunu haber vererek iman edenleri ümitlendirir, kafirlerin yüreğine korku
salar. Salih aleyhisselama iman etmeyen ve ona verilen deveyi acımasızca
kesenlere korkunç bir gürültü ile helak ettiğini haber verirken de Mü’minler
müjdelenir, kafirler uyarılır.
Hud aleyhisselama iman etmeyenlerin de dondurucu bir kasırga ile helak
edildiğini haber verir.
Bunlar bize ocak başı sohbeti olsun, tarih bilgisine sahip olun diye
bildirilmiyor.
Kafirlerin yaptığı zulümler, işkenceler anlatılarak mümin yüreklere korku salmak
yerine, peygamberler azimle geri adım atmadan sabrederek, su gibi yumuşak
davranarak sonunda kazandıklarını haber vererek yüreklendirmek gerekir. Haçlı
ruhuna sahip insanların askeri ve siyasi teknolojik güçlerini dev aynasında
büyüterek insanımızın yüreğine korku salmayalım.
Musa aleyhisselama deniz yol oluyor. Yağmurlar Nuh (S.A.V)a, gürültüler Salih
(S.A.V)a yardım ediyor.
Minnacık vücuduyla hicret yolculuğunda Sevr mağarasında güvercinle örümcek
sevgili Peygamberimize yardım ediyor.
Biz İslam’a uygun yaşamaya bakalım. Kimsenin canına, malına, namusuna elimizden
dilimizden zarar gelmesin
O zaman Rabbimiz bizim hiç hesap etmediğimiz yerden yardımını gönderir Ebu Cehil
imansızın oğlu İkrime’ye İslam’ı nasip ettiği gibi nice ölülerden diriyi
çıkarır. Güneş, gölge, deniz, yıldız, rüzgar, yağmur, mümine hizmet eder.
Mekke’de zor zamanlarda Rabbimiz “Onların birliği bozulacak ve arkalarını dönüp
kaçacaklar” buyurarak güçlü görünenlerin kaçacağını bildirir. Kainata hükmeden
her yerde otoritesi yürüyen Allah’a iman edenin gözünde imansızın gücü küçülür.
Siz en iyisi “Şifa tefsiri 6/455”inden “Sad” suresini okuyuverin.
İslami Okul Okulların En Önemlisi