Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Evrensel İlâhi Değerler - Nuzulsirasinagorekuran - 36. Sayfa

EVRENSEL İLÂHİ DEĞERLER
16-2-2000 (Fürkan)
04/10/2004/Pzrts/Millig
İmam Ebu Hanife “el-Alim ve-l-müteallim”=Alim ve öğrenci isimli eserinde Yahudiler, Hıristiyanlar ve Mecusiler, hepsinin Allah’a iman ettiğini ancak Allah’ı tanımlarken sapıttıklarını anlatır ve bir örnek verir. Adam elindeki siyah üzüm tanesine “inci” dediğini, elinde ayva olan birisinin “işte imci bu” dediğini, elinde yuvarlak bir çamur olan birininde “işte hakiki inci budur” dediğini naklettikten sonra işte bu üçü inciyi tanımamakta birleşiyorlar. Yahudiler “Uzeyir Allah’ın oğlu” demekle, Hıristiyanlar “İsa Allah’ın oğludur” demekle, Mecusiler Allah’a ortak koşmakla, Allah’ı tanımamada birleşiyorlar” diyor. Öğrencisi soruyor, “Peki Allah kelimesini nereden biliyorlar?” Öğretmen “Doğuştan kör bir insan anasından duyarak gece, gündüz, sarı siyah kelimelerini bilir ama gerçeğini bilemez.
Şimdi inci hangisi? Bunu tespit için ne yapmalı? Dünyamızda demokrasi olduğuna göre oylayalım. “Siyah üzüm tanesine inci diyenler, siyah kağıdı atsınlar, ayva tanesine inci diyen sarı kağıdı atsınlar, çamur yuvarlağına inci diyenler gri kağıdı sandığa atsınlar” denir. Oylanır, böylece hangisi çok oy alırsa onun dediği inci olur ve ülkede bir sorundan kurtulur mu? Kurtulmaz.
Birileri de diyor ki: “inci olmayan şeylerin oylamaya sokulması yanlış. Bu, evrensel değerlere aykırı. Oylamaya katılanların hepsi yüzde yüzü çamura inci dese bu geçersizdir” diyor.
“Vay gerici, yobaz, çağdışı adam, sen nerelerden çıktın” diyerek üzerine yürüyorlar.
Peki ama Evrensel değerleri” kim belirleyecek? İçtiğimiz suyun, soluduğumuz havanın, kokladığımız çiçeğin, yediğimiz buğdayın kanununu kim koyduysa, özetle evreni kim yarattıysa evrensel değerleri de o belirler. Yaratmayan, kendisi yaratılan biri kendisi gibi yaratılan hakkında değer biçerse bu hakiki değer olmaz, izafi değer olur.
Allah (c.c.) evrensel değerleri belirlemek, iyi ile kötüyü, hak ile batılı ayırt etmek için bir ismi de “Furkan” olan Kur’anı indirir. Allah’ın Rasulüde o “Furkan” hak ile batılı ayırt eden kitapla evrendekileri uyarır. (Bak Furkan suresi ayet 1)
Değerleri sıralarken birinci sıraya Allah’a iman oturur. Yahudiler, Hıristiyanlar ve diğer batıl dinler uyarılır. Göklerin ve yerin mülkiyeti ve otoritesi Allah’a aittir. Onun çocuğuda yoktur, ortağıda yoktur.
Eğitim ve öğretimimizde Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik ilimlerinden önce Fizik kanunlarını, kimyanın kanunlarını koyan Allah tanıtılmazsa, resmi gösteripte Ressamı halktan gizleyenlerin durumuna düşeriz.
Allah’ı tanıtmadan kimya ilmini öğrettiğimiz çocuklar o ilim sayesinde el bombaları, tahrip kalıpları, füzeler yapıp insanları yakıyor, yıkıyor, tahrip ediyorlar.
Ve İçişleri bakanı Saadettin Tantan beyefendi dikkatimizi çekiyor: “Sağlam din eğitimi verilmeden bu anarşinin önü alınamaz” diyor ama çamuru inci diye, kargayı bülbül diye, tenekeyi teknoloji diye satmaya çalışanların çıkarına çomak sokacağından sağlam din eğitimi veren kurum ve kuruluşlar kapatılıyor.
Bir çok evin camında “özel İngilizce ders verilir” yazısı görülür. Camlardan bir tanesinde “özel Kur’an dersi verilir” yazısı görülse basınımızın güzide proğramcıları o evin önüne çöreklenirler ve kameralarla recmederler.
Biz yolumuza devam edelim. Elimizde Kur’anımız, dilimizde yarına kadar “Furkan” suresinin tefsiri olsun.


KALPLERİN KAYNAŞMASI 17-2-2000 (Fürkan)
Otuzüç yıldır konuşuyorum . Renksiz, kokusuz, kapalı olan bu konuşmalarım, acılarını içine gömen, iniltilerini yine kalbinin en derin yerlerinde yankılandıranlarınki gibi açık değil, kuzu görünce uluyanlarınki gibi kapalı değil.
Yazıyorum ama kederini kanıyla alın çizgilerine yazanlar kadar açık değil, servetin şarlatanlığını gariplerin gözyaşına, işçilerin alın terine batırarak yazdıranlarınki gibi kapalı değil.
Televizyon ekranında eli kanlı katiller, vücudu kana bulanmış maktuller, Taksim meydanında anıtın tepesine çıkan başçavuş, bunalım geçirip hanımını kurşunlayan komiser, boğaz köprüsünden atlayacağını söyleyen dertli, ve arkadaşlarını atlatarak “özel haber” yapmaya çalışan muhabir . Bütün bunların üzerine köşe başlarında teori üreterek gerçeği karartan yazarlar, ve katilin, maktulün, intihara teşebbüs edenlerin ruh halini öğrendiği İngilizce kelimelerle anlatmaya çalışırken, kendi ruh halini ele veren psikolog, insanları ilk , orta, ve yüksek öğretimden mafyacılığa köşe dönmeye sonra katilliğe, intihara sevk edenlerin ruh halini anlatırsa bir daha o ekrana çıkamayacağını bildiğinden niçin ve nedenini açıklamıyor .
70 milyon insanın hazinesini hortumlayan 70 kişiden biri öldüğünde:”sen insanların en hayırlısısın. Allah ve Rasulü seni kucaklayacak” diye mersiye yazan, sonradan 70 milyona dönüp “Sabredin. Bir ömürlük yolunuz kaldı .Yahudi, Hıristiyan Müslüman hepiniz cennetliksiniz”diyen din profesyonellerimiz.
“Harunlar da Karun kadar zengin olmazsa bu dava yürümez” diyerek kanı kalmamış insanların iliğini emerek holdingleşmeye çalışanlar , gemi batarken altınlarını beline saran adam gibi batıyorlar.
Bizler Harunlar gibi olmalıyız .Tarihin seyrini hep iyiye ve güzele doğru çevirenler bu işi bol para ve askeri güçle yapmadılar. Onun için imansızların peygamberlere i’tirazlarında mademki peygambersin Allah sana altından ev yapsın (İsra 93) Bahçelerin olsun, içinde su kaynakların bulunsun, gökyüzüne çıkabilesin (isra 90-33)
Hazinelerin olsun (Hud 12) diyorlardı.
Evi altından olmayan, hazineleri olmayan, güzel bir bahçeye sahip olmayan peygamberler ve onların yolundan gidenler Karunların ve Firavunların hazinelerine ve saltanatlarına sahip oldular.
Hakkı hak sahiplerine vermek için yürüyen Harunlar, Karunların elindeki haksız kazançlarıda hak sahiplerine dağıtarak dünyadaki nasiplerini de unutmadılar.
Rabbimizin verdiği sevgi ile o insanları Firavunun sarayında ve Firavunun kucağında büyüttü . Sevse sevdirir. Hem gökyüzündekiler hemde yer yüzündekiler sever. (Buhari , Tevhid bab 33,Müslim , Birr ve sıle hadis157)
Ancak Allah’ın sevmesi ve sevdirmesi için aranan şartlar var. Meryem suresinin 96. Ayetinde “iman edip ameli salih işleyenlere Rahman şüphesiz sevgi verecektir.”buyurur. Ali imran suresinin 31.ayetinde “Deki:Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin” buyurur.
Gönlümüzde iman , eylemlerimizde iman çiçekleri ve rehberimiz Allah resulü olursa Allah bizi sevecek, sevince sevdirecek, imanı ilmi ve eylemleriyle göz ve gönül dolduran insanlar ve teknolojiye hükmeden insanların gönlünü İslam’a kazanmakla Fransa’da, Londra’da, Tokyo’da , Washington’da ve dünyanın her tarafında sevilir, sayılır ve inancıyla yayılır. Yeryüzünde paranın sözü geçer ama gönül diyarında onu tanıyan olmaz. Onun için Allah(c.c.): “Eğer yeryüzündekilerin hepsini harcasan onların gönüllerini birleştiremezdin” buyurur.(Enfal 63)
En iyisi biz, hiçbir insanın katil veya maktul, zalim veya mazlum,sömüren veya sömürülen olmaması için kalplerimizi yaratan Rabbimizin kitabından “Fürkan” süresini yarına kadar tefsiri ile birlikte okuyuverelim.




KURTLUK DAMARIMIZA DİKKAT
18-2-2000 (Fürkan)
06/07/2004/Salı/Millig
Her insan altı milyar insanın şahsiyetini kendinde taşır. Dilerse şeytana pabucu ters giydirir. Dilerse meleklerin secde edeceği makama erişir. Hiçbir şey yıkıcılık ve yırtıcılıkda ona ulaşamadığı gibi hiçbir şey yapıcılıkta da ona ulaşamaz.
Bizi insan yapanda işte bu özelliklerimizdir. Yıkıcılık özelliğimiz olmasa zalimlerin saltanatını nasıl yıkarız? Yapıcılık özelliğimiz olmasa kırık kalbleri nasıl yaparız?
Peygamber efendimiz: “insanlar madenler gibidir” buyurmuş. (Buhari, Enbiya 19, Müslim , Fezail-üs-sahabe 199)
Bu madenler bulunmalı, keşfedilmeli, değerlendirilmeli. Mafya babası siyah mersedesiyle giderken kaldırım kenarında kavga eden, dört kişiye meydan okuyan bıçkın delikanlıyı keşfedip mafya elemanı olarak yanına alıyor. Yaktırıyor, yıktırıyor.
O delikanlıyı Salih bir insan keşfetseydi o cevvaliyetiyle kaldırımlarda insanları rahatsız eden, huzursuzluk çıkaranları ıslah eri olarak kullanabilirdi. “İslinin yanında oturanda is kokar, mislinin yanında oturanda mis kokar” ata sözümüz bir hadisi şerifin Türkçe tercemesidir. (Buhari, Buyu 38, Müslim, Birr 146)
Parfümcü dükkânından alış veriş yapmasanız bile üzerinize güzel kokusu siner. Meyhanede içmeseniz bile kokusu bir müddet üzerinizde gezinir.
Rabbimiz “Furkan” suresinde peygamberlerin yolundan yürümemizi, dost olarak onları seçmemizi ister.(Ayet 27-28)
Cehennemin dehşetli alevlerini gördüğünde “keşke filanı dost edinmeseydim” diyecek diye bize haber veriyor ve kötü insanlardan arkadaş edinmemizi yasaklıyor.
Peygamber efendimiz: “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Sizden her biriniz kiminle arkadaşlık yaptığına dikkat etsin” buyurur.(Ebu Davud, Edeb Hadis4833, Tirmizi zühd bab35, hadis 2379)
Seçici olacağız. Yediğinizi, giydiğinizi, seçiyorsunuz. Konuşup kaynaşacağınızı ve okuyacağınızı da seçiniz. Bir katil veya sapık gördüğünde “Benim bu hale gelmemi engelleyen Rabbime hamdolsun” deyip ıslahına çalışmalı.
Dünyanın en iyi kalbi insanına şarabı içirir, afyonu yutturur sonra direksiyonun başına oturtursanız araba kaza yapar. Devlet direksiyonunun başına oturtursanız devlet kaza yapar.
Çoban kurtla arkadaşlık yaparsa kuzulara yazık eder. Devlet başkanı kurt gibi adamlarla arkadaşlık yapar, onların yazdıklarını okursa bir millete yazık eder. İçimizdeki kurt bizi de yer bitirir . O, yün içinde gelişen kurt gibi içimizden büyür ve bizi kemirir. “Furkan”suresi arkadaşlarımızı iyi seçmemizi bizim iki dünyamızı da cennet eyleyecek arkadaşlar edinmemizi, Kitap olarak Kur’anı yalnızlığa terketmememizi öğütler.
İyi kitap, iyi arkadaş, bizim mayamızda olan iyilik tarafını sular, yeşertir, gül açtırır. Kötü kitap, kötü arkadaş da yine bizde olan kötü tarafımıza yataklık yapar dikenlerin ve sivri sineklerin gelişmesine bataklık yapar.
İyi arkadaşı acıktığımızda ekmeğini bölüşen, donarsak nefesiyle ısıtan, denizlerin söndüremediği gönül yangınlarını bir kelimesiyle söndüren, bir gülümsemesiyle keder, bunalım bulutlarını dağıtan, bizim hep iyi olmamızı iyi işler yapmamızı, iki dünyamızda da iyi yerlere gelmemizi öğütleyen ve örgütleyendir.
Maddi ve manevi güzelliklerin zirvesine çıkarılan Yusuf aleyhisselâm Rabbine dua ediyor ve: “Rabbim, beni Müslüman olarak öldür ve beni Salihler arasına kat” diyor. (Yusuf 101)
Köyde, mahallede, okulda, tarlada, kışlada, karakolda, üniversitede, sokakta her nerede olursak olalım iyi arkadaşlarla oturup kalkalım. Kötülük yapanlara engel olalım. Islahı için çalışalım.

İnsanların yaratılışdan getirdiklerini iyi yönde keşfedip geliştirecek sağlam din eğitimini sağlamak için Kur’anı kerimden “Furkan”suresini “Şifa tefsiri 5/405” inden okuyuverelim.


RAHMANIN KURALLARI
21-2-2000 (Fürkan)
28/01/2005/Cuma/Millig
“Fürkan” suresini okumaya devam ediyoruz. Kula kul olmaktan kurtulanlar mutluluğu Rahmana kul olmakta bulurlar. Mevlâna: “Ben kul oldum, ben kul oldum, ben kul oldum. Köle hür olunca sevinir, bense sana kul olunca sevinirim” der.
Hersekli Arif Hikmet bey’de:
“Yare kul olmakla buldum devleti hürriyeti,
ihtiyarımla esaret geldi, kendimden bana” diyor. Yani kendi içimden, kendi özgür seçimimle yare (Allah’a) kul olunca özgürlüğün saltanatını buldum diyor.
Mafya, fuhuş sektörü, organ ticareti, hazineyi hortumluma gibi konular üzerine araştırma yapan ve televizyon ekranlarından insanlara tanıtan program yapımcılarımız şeytanın kullarının neler yapabileceğini gösteriyorlar.
Rabbimizde “Fürkan” süresinin 63 ncü ayetinden sonuna kadar ki ayetlerde Rahmanın kullarının nasıl olması gerektiğini bize tarif ediveriyor.
Rahmana kul olmanın mutluluğuyla yaşarlar. Yeryüzünde yürürken yürüyüşleri alımlı, çalımlı, şımarık, şarlatan, kibirli yukarıdan bakan, yürüyüşle değil, tevazu ile yürürler.
Vehb b. Münebbih Peygamber efendimizin yürüyüşünü tarif ediyor. “Yanan bir mumun yanından geçse rüzgarıyla mumun alevini söndürmez, kamışlar üzerinde yürüse ses çıkarmazdı” diyor.
Apartman hayatı yaşayan bir mümin alt üst ve yan tarafta oturanları rahatsız etmeden, gönlündeki alevi titretmeden hareket edecek.
En değerli organı olan başını kimsenin önünde eğmeyecek. Ancak ve ancak rüku ve secdede Rabbin huzurunda eğerek başını yücelerden yüce olan cennete kadar yükseltecek.
“Allah’ın sana verdiği nimeti üzerinde görsün” hadisini yanlış anlayarak memurlara zekat verilebilir fetvasının verildiği, bir memurluk kadrosu için yüzlerce kişinin imtihana girdiği bir ortamda şatafatlı ev ve arabalarla israf edenlerden olmadığı gibi cimrilik de yapmaz.
Sırtında altın taşıdığı halde açlıktan ölen deve gibi bir hayat yaşamaz.
Allah’tan başka ilahlara yalvarıp yakarmaz. Haksız yere adam öldürmez. Zina etmez. Yalancı şahit olmaz. Boş lakırdılarla vaktini kurşunlamaz. Allah’ın ayetleri okunduğunda bile körü körüne boyun eğmezler. Bilerek, anlayarak gönülden inanarak boyun eğerler.
Eşleri ve çocukları üzerinde titrerler, iki dünyalarında kendilerini sevindirecek, yüzlerini güldürecek, gözlerini aydın edecek şekilde yetişmeleri için çalışırken Rabbe dua ederler.
Nesillerinden her birinin müttaki insanlara önder olabilecek kapasitede olmasını isterler. Tarihin hiçbir döneminde adil bir toplumun başına zalim bir önder gelmemiştir. Zalim bir toplumun başına da adil bir önder gelmemiştir.
Peygamber efendimiz: “Yöneticileriniz sizin amellerinizdir” buyurmuş. Bir başka hadiste: “Nasılsanız öyle idare olunursunuz” buyurmuş. (Keşfül-Hafa 2/126)
Yöneticilerimiz bizim iç dünyamızın toplanıp somut halde görünüşüdür. Onun için Rabbimiz önce müttaki bir toplum meydana getirilmesini ve o topluma önder olacak insanların yetişmesini ister.
Dindaşını sırdaş edinen (Ali İmran 118) Afveden, öfkesini yutmasını bilen ve infak eden (Ali İmran 134) Gevşemeyen, üzülmeyen (Ali İmran 139) İşlerini istişare ilen yapan (İnsan 9) Zoru göğüsleyen (Beled 12) İnsanlardan meydana gelen bir toplum oluşması için “Fatır” suresini tefsiriyle birlikte okuyarak yolumuza devam edelim.