Nedir İstikbal? 14-3-2000 (Vakıa) - Nuzulsirasinagorekuran - 40. Sayfa
NEDİR İSTİKBAL? 14-3-2000 (Vakıa)
28/12/2004/Salı/Millig azı değişiklikle)
“Çocuğumun istikbali için saçımı süpürge yaptım. Meyhanelerde sarhoşlara meze
oldum. İki ayrı fabrikada iki vardiye çalıştım. Yemedim yedirdim. Giymedim
giydirdim. Yinede hora geçemedim. Gelmiyor. Yanına varmamıza izin vermiyor.
Namazıma karışıyor. Evinde Kur’an okumama müsaade etmiyor. İslami kelimeler
kullanmaktan kaçınıyor.” Gibi sızlanmaları bazen televizyon ekranlarından,
ba’zan özel dert anlatmak isteyenlerden dinliyorum.
İnsanlarımızın sorunlarını dinlerken gönül diyarımın çoğunluğuna sorunlar gelip
oturuyor ve çözümlere yer bırakmıyor.
Nedir istikbal? Bütün ekmekler sizin olsa midenizin alacağı belli. Bütün
kumaşlar sizin olsa giyebileceğiniz günler sayılı. Bütün koltuklar size ait olsa
siz birine oturunca diğerleri boş kalır.
Bütün güzeller size ait olsa gücünüz ve gününüz sınırlı. Sonra bu dünyada hiçbir
insan “istediğiniz her şeyi elde ettim.” diyememiştir. Türkiye’nin en
zenginlerinden biri bir ses sanatçısına imreniyor. O’ da kendine sıkılan
kurşunlardan sonra “paradan ve şöhretten sıkıldım”diyor.
Çocuğunun istikbali için on beş yıl eğitim masraflarını karşılıyor. On beş yıl
sonra bir diplomayla çocuğu geliyor ve kahveye gitmek için harçlık istiyor veya
iş buluyor. İşleri iyi gidiyor. Köşeyi çabuk dönüyor. İçi dışı yağ bağlıyor.
Zayıflama merkezlerinde vakit öldürüyor.
Her şey gönlünce giderken şeker yükseliyor. En sevdiği tatlılar onun zehiri
oluveriyor. Kollestrolü yükseliyor. Yağdan etten uzak kalıveriyor.
“ Kalp var fazla sevinmeyeceksin, fazla üzülmeyeceksin” deniyor. Sevdiği her şey
hapishanesini ören tuğla veya demir şebekeye dönüşü veriyor.
Çiçekler soluyor. Güzellikler gidiyor. Güzellik uzmanları dıştaki kırışmayı
kapatıyor; ama içteki kırışıklığı gideremiyor.
Öyle ise ne yapmalı?
İstikbalin mesafesini yetmiş sene ile , memurlukla, amirlikle sınırlamamalı.
Ufkumuzu geniş tutmalıyız. Dünyamızın gerisinde cenneti ve cehennemi
görebilmeli. Üç boyutlu resimde bir önde görülebilen bir resim var, birde çok
dikkatli bakan, bakarken çevresiyle ilişkisini zihinsel olarak kesebilenler
geride bir başka resim görürler.
İşte bu dünyada yaptığı evini çocukken kumdan veya çamurdan evler yaptık dan
sonra yıktığı ev gibi görürse, bir gün ecel gelip “haydi” dediğinde gözü görmez
hale gelebileceğini bilir ve ona göre ahirete bakmaya ve hazırlanmaya çalışırsa
dünyasıda güzel olur. Çünkü yüz karartıcı işleri yapmaz. Sonuçta ahireti de
güzel olur.
Biz iyi insanlarla beraber olmaya, cennete doğru yarış yapan insanların arasına
katılmaya, Firavun, Nemrut, Kârun, Haman, gibi adamların yakını, yandaşı olmak
yerine bize bizden daha yakın olan Allah’a yakın olmaya ve onun Rasulünün
yolundan giderek salihler arasına katılmaya çalışalım.
Bu dünyada hak etmediği yere yükselenler öbür dünyada alçaltılacaklar. Bu
dünyada çamura atılan inci gibi insanlar orada yükseltilecekler.
Ciğer paresi çocuklarımızı tertemiz yetiştirelim. İstikbalinin cennette son
bulacağını oraya kadar yarış yapması gerektiğini öğretelim. Parmağının ucunun
kibritin alevinde yanmasına dayanamadığımız yavrularımızı cehenneme göre
yetiştirmeyelim. Tertemiz gönüllerle, haram yemeyen midelerle, pırıl pırıl
ellerle Kur’ana sarılalım. Yarına kadar “Şuara” suresini “Şifa tefsiri 5/435”
inden bir okuyuverelim.
İslami Okul Okulların En Önemlisi