Hayvan Hakları 23-3-2000 (Neml - Nuzulsirasinagorekuran - 42. Sayfa
HAYVAN HAKLARI 23-3-2000 (Neml)
İnsan haklarını savunanların hapse atıldığı bir dönemde en güvenli yolun hayvan
haklarını savunma olduğunu gören bir kısım insanımız bu yola girdiler. İyide
ettiler.
Sevgili Peygamberimiz “Ciğer taşıyan her canlıya yapılan iyilik için sevap
vardır” buyurmuş. (Müslim, Selâm, bab 41, hadis 2224)
Hindistan’ın “Kelile ve Dimne” sinde Feridüddini Attar’ın “Mantık-ut-Tayr”ında,
Mevlana’nın “Mesnevi” sinde, Sa’dinin “Gülistan”ında” Türklerin
“Tutiname”lerinde La Fontaine’nin(1621-1695 Fransız şairi)“Fables”inde birçok
hakikat hayvanların diliyle dillendirilerek edebiyatın “belâgat” bölümünün
“Bedi’” kısmında “intak” yani konuşamayanları konuşturma ta’biri ortaya
çıkmıştır.
Mevlana “Mesnevi”sine: “Dinle ney”den” diyerek başlamış ve yirmisekizbin beyit
inşad etmiş. Aslanları, tavşanları, kurtları, tilkileri konuşturarak bizim
kurtluklarımızı, tilkiliklerimizi gözler önüne serivermiş.
Peki etkili ve yetkili kişiler, bu “intak” konuşamayanları konuşturarak
hakikatleri dile getirenlerin dillendirdiğini anlıyorlar mı?
Adam, fahişenin evinden ayrılacağı sırada gözü yastığın altındaki tabancaya
ilişmiş. “Bunu niçin taşıyorsun?” diye sorunca “Namusumu korumak için taşıyorum”
diye cevap vermiş. Adam “aferin seni sevdim yine geleceğim. Namusunu iyi
korumaya devam et” demiş.
Toplumda edebi zevklerin geliştiği, davranışların zarafeti, sözlerin letafetinin
arttığı zamanlarda haklar ve hakikatler kinaye, mecaz, tevriye, hüsnü ta’lil,
üslübü hakim, intak yoluyla anlatılabilir. Ama günümüzde Akif’in diliyle:
“Şarka bakmaz, Garbı bilmez, görgüden yok vayesi,
Bir utanmaz yüz, yaşarmaz göz bütün sermayesi” diye ifade ettiği kaba insanlara
hakikatler açık seçik, net, anlayabileceği dilden anlatılmalıdır.
Rabbimiz Kur’anı keriminde insan hak ve sorumluluklarını belirlerken insanlara
hayvanlarında insanlar gibi bir ümmet olduğunu açık, seçik net ifadelerle şöyle
açıklıyor. “Yeryüzünde kıpırdayan hiçbir canlı, gökyüzünde iki kanadıyla uçan
hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasınlar.” (En’am 38 tefsiri için
bak: Şifa tefsiri 3/ 34)
Bu ayetlere göre hareket ederek bize örnek olan sevgili Peygamberimiz deve
güreşlerini, horoz dövüşlerini, köpek dalaşlarını ve bütün hayvanların
boğuşturulmasını yasaklamış. “Ebu Davud, Cihad 56, hadis 2562, Tirmizi, Cihad
hadis 1708)
Susuz köpeği sulayan bir erkeğin ve bir kadının cennetlik olduğunu, (Müslim,
selâm hadis 2244, 2245) bir kediyi evine hapsedip yemek ve su vermeyen bir
kadınında azap göreceğini haber vermiştir. (Müslim, selâm hadis 2243)
Bindiği hayvana sözlü hakarette bulunan kadının bu kötü sözünü duyan Peygamber
efendimiz: “O kadını o bineğin sırtından indirin” buyurmuş. (Müslim, Birr,
hadis, 2595, Ebu Davud, Cihad hadis 2561)
Açlıktan inleyip ağlayan bir devenin göz yaşlarını sildikten sonra sahibini
uyaran bir Peygamberin ümmetiyiz. (Ebu Davud Cihad, hadis: 2549)
Boks federasyonu üyelerinin deve güreşlerine, köpek dalaşlarına karşı çıkmaları
gibi bazı yetkililerin bir tarafta baskıları artırırken, öbür tarafta sevgiden,
barıştan, hoşgörüden bahsetmeleri kendi yaptıklarını gizleme oyunlarıdır.
“Neml” Karınca suresini okuyan karıncayla Süleyman aleyhisselâm arasında geçen
macerayı öğrenen ve inanan ecdadımız “Karıncanın gönlünde taht kuran Süleyman
olur” demişler ve İslamın ilk asrından itibaren “Hayvanların hayatı” adı altında
kitaplar yayınlanmış.
Milenyum yılına girdik. Hayvanlar alemiyle ilgili kitaplar, ansiklopediler yirmi
cildi geçmemekte. Arzu eden meraklıları İstanbul Fatih deki Millet kütüphanesine
uğrar değerli müdürü Mehmet Tayşi “Allah şifalar versin” beyden rica ederlerse
Altmış üç (63) ciltlik hayvanlar alemiyle ilgili sekiz yüz yıl önce yazılan
eseri görebilirler.
İslami Okul Okulların En Önemlisi