Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Evrenselleşme - Külliyat - Nuzulsirasinagorekuran - 50. Sayfa

EVRENSELLEŞME
4-10-2000 (Saffat)
05/08/2004/Prşmb/Millig
“Şüphesiz ilahınız birdir. O, göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi ve bütün doğuların Rabbidir.” (Saffat 4-5)
“Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz (her şeye) gücü yeteniz.” (Mearic 40)
Çok uluslu şirketlerin başkanı : “Dünya bir Pazar yeridir. Orada bizim uygun gördüğümüz mallar , bizim biçtiğimiz fiyattan satılır.” derken Sevgili Peygamberimiz: “Yeryüzü bana mescit / camii kılındı” buyurmuş. (Buhari K. Teyemmüm,Ahmet,Müsnet 2/222))
Dünya küreselleşmeye globalleşmeye , evrenselleşmeye giderken insanların bakış açıları önemli .
Bülbül , kedinin gözünde bir yudumluk et. Çiçek, öküzün gözünde bir çiğnemlik ottur.
Bir tarafta komünistler dünyayı komünistleştirmek için yetmiş yılda yetmiş milyon insanın kanını akıttı ve sonunda kan tuttu ve devrildi gitti.
Rakipsiz kaldığını ilan eden , ama göz ucuyla İslâmı süzmeye devam eden kapitalizmin, evrenseli yakalaması da mümkin değil.
Kapitalizmin aşırı hırsı iş gücünün sınırları parçalamasına sebep oldu . Üç milyon insan , Avrupa’da hayat standartlarını yükseltirken kiliseleri satın alarak dört bin camiyi de yükselttiler.
Rabbimiz , Sevgili Peygamberimize : “Biz seni alemlere Rahmet Peygamberi olarak gönderdik”buyuruyor.(Enbiya 107)
Kur’an içinde : “Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı ( hak ile batılı ayırt eden Kur’anı) indiren (Allah)ın şanı ne yücedir” buyuruyor. (Furkan 1)
Nur suresinin 35inci ayetinde “O nur, doğuluda değildir, batılı da değildir.” buyurur. O, evreni yaratan Allah’ın kanunu ilâhîsidir.
“Kültürün evrenselleşmesi” ifadesi güzelde kimin kültürü evrenselleşecek? Amerika kendi derme çatma kültürünü kızıl deriliye bile yutturamadığını anlayınca çareyi Kızılderililileri imha etmekte bulmuş. Bu imha olaylarının canlı şahidi İspanyol asıllı papaz Bartolome’de las Casas gördüklerini yazar ve “Kızıl derililer nasıl yok edildi” adı altında Türkçe’ye çevrilir. (Şule yayınları)
Sevgili peygamberimiz, İslam kültürünün evrenselleşmesi için gayret göstermiş, doğuyu ve batıyı birleştirmiş, İstanbul’u ve Roma’yı işaretlemiş. Sağlığında İki buçuk katı toprak fethetmiş ama iki taraftan harp meydanında ölenlerin sayısı 240 ı geçmemiş. (Bak : Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Hz. Muhammed in savaşları)
Mescit / Cami içinde insanlar birbirlerini rahatsız etmedikleri gibi yeryüzü mescidinde de kargaşa çıkarmamalarını istemiştir.
Güneşin ışığı ve ısısı evrenseldir. Suyun kanunu evrenseldir. Tabiat kanunları küreselleşmiştir. Hemde binlerce yıl önce globalleşmiştir. Çünkü tabiat kanunlarını yaratan Allah’tır. Ancak güneşin ısısı ve ışığının kutuplardaki etkisi ile ekvatordaki etkisi ayrıdır.
Tabiatı yaratan Rabbimiz hak ile batılı ayırt eden Kur’anı indirmiş. Kur’anın evrenselleşmesi güneş gibi bütün insanlığa , canlılara, bitkilere, denizlere, yıldızlara , taşlara kuşlara rahmet olacaktır.
Bunu başarmak için Saffat suresinin ilk ayetlerinde ifade edildiği gibi aynı safda kenetlenelim. Kur’anı çok okumak gönlümüzü genişletmek, evreni kucaklayabilen bir gönüle sahip olalım.




CEHENNEMDEN BİR SAHNE 5-10-2000 (Saffat)
Dünyada iken, Allah’dan başkasına tapanlar, Hz.Muhammed (S.A.V.)i ve ahireti inkar edenler eşleri yandaşları ve taptıklarıyla beraber cehenneme doğru götürülürler.(Saffat 22-23) Sorgulamak üzere tutuklanırlar. Tapanlar ve tapılanlar birbirlerine yardım edemezler. Başlar eğik, eller böğürde verilecek hükmü beklerken, birbirlerini suçlamaya başlarlar.
Tapanlar – “Siz, bize yeminler ederek sağduyulu sözler söyleyerek yaklaştınız” derler.
Kedi de yavrusunu yerken gözünü yumar, fare veya güvercin hayal ederek yermiş. 65 milyonun iki milyonunu açlığa terk eden, 25 milyonu ekmekle karnını doyurarak yaşar hale getirenlerde : “Ne kadar özverili çalıştıklarını, aç insanları görmeyi gözlerine sindiremediklerini, bunları yayınlayarak milletin göz zevkini bozanları RTÜK e şikayet edeceklerini söyleyerek bizleri ikna edebilirler.
Tapılanlar – “Siz zaten iman etmemiştiniz ki. Bizim, sizin üzerinizde bir otoritemiz yoktu, fakat siz, azgın bir toplumdunuz.” (Saffat 29-30) diyorlar.
Halifelerin, kralların, şahların, padişahların, Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların, kabile şeflerinin, aşiret beğlerinin iki eli, iki ayağı ve bir başı vardır.
Onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca başlar ve eller, baş eğerek, oy vererek alkış tutarak iki ele güç katarlar.
Onun için sevgili peygamberimiz: “İşleriniz sizin yöneticilerinizdir” buyurmuş. Bir başka hadisinde ise “Nasılsanız öyle idare olunursunuz.” buyurmuş. (Taberani den naklen Keşf-ül hafa 2/127)
Bu iki hadisi bize rivayet eden Hasan-ı Basri’ dir. Bir adamın Haccacı zalimin aleyhinde dûa ettiğini görünce Hasan-ı Basri : “Öyle dûa yapma . Siz birbirinizin aynısınız. Birbirinizden geldiniz. Eğer Haccac, görevden alınır veya ölürse maymunlar veya hınzırlar yöneticiniz olur” dedikten sonra yukarıdaki hadisleri rivayet eder.
Kur’an’ı Kerim’de “Bir toplum kendini değiştirmedikçe , Allah o toplumu değiştirmez.” buyurur. (Ra’d 11)
Eskiden “Seçim” kelimesi yerine “İntihap” kelimesi kullanılırdı. Müntehıp=seçmen, Müntehap =seçilendi .
Bir gün, milletvekilinin biri halka konuşurken : “Siz Müntehıp siniz;ben Müntehabım . Kelimenin kökü, “Nuhbe” den gelir. “Nuhbe” :seçilmek,süzülmek, öz, kaymak manalarına gelir. Siz süt iseniz ben süt kaymağıyım. Siz katransanız, ben katran kaymağıyım.”der.
Ne ise biz dönelim cehennemdeki sahneye.
Tapanlar ve tapılanlar: “Biz, azabı hak ettik; hep birlikte tadacağız”
Tapılanlar- “Biz azdık sizi de azdırdık.”
Azgınlıklarının en önemlisi bildirilir: “Allah’tan başka yaratan yaşatan ve yöneten yoktur” deyin denildiğinde kibirleniyorlar “Biz deli bir şair (Hz. Muhammed (S.A.V) i kastediyorlar ) için ilahlarımızı mı terk edeceğiz” diyorlar. (Saffat 33-36)
“Öldükten sonra toprak ve kemik olacağız ondan sonramı biz cezalandırılacağız” diyorlar (Saffat 53)
Allah’ı peygamberi ve ahireti inkar edenlerin cehennemlik olduklarını bize sağlığımızda haber veriyor ki aklımızı başımıza alalım.
Bu sahneyi Rabbimiz, Bakara 166-167, Sebe32,Mümin 47, İbrahim 21-22, Kaf 28, Sad 62, Meryem72, Ankebut 25 inci ayetlerde çeşitli yönlerden bize seyrettiriyor. “Şifa tefsiri” nden Bakara 124 ve bu sure ve rakamları verilen ayetleri bir okuyuverin.




ERENLERE SELÂM OLSUN 10-10-2000 (Saffat)
Yorgun gemilerin limana sığındığı gibi, yorgun yüreklerde imana sığınır; dinlenir, boşalan azmini , cesaretini , ümidini akü doldurur gibi Kitabı olan Kur’an’dan doldurur ve yine denizlerden daha derin yürekler üzerine sefere çıkar.
Bir çöp bidonunun arkasından babasının gölgesine sığınan , elinde taş bile olmayan bir çocuk üzerine bir bölük asker gönderip kurşunlatan Yahudi’nin iç dünyasındaki canavarı görünce insan dehşete kapılır. “Bu canavarın yapamayacağı cinayet ve hıyanet yok” deyip insanlığın geleceği için ümitsizliğe kapılır, ama iman limanında, Kur’andan takviye aldığımızda, iman eden, afveden , halim/ yumuşak huylu , selim / elinden dilinden kimsenin zarar görmediği insanların kalıcı olduğu , yırtıcı , paralayıcı , parçalayıcı kuşların, hayvanların ve toplumların kısa ömürlü olduğu kanaatine varıp yolumuza yürüyoruz.
“Nuh deyip de peygamber demeyen” ve düşmanca tavırların her çeşidini sergileyenlerin yok olup gittiğini , ama iman edenlerin hala rahmetle anıldığını , Nuh’un neslinin devam ettiğini ve devam edeceğini bildirdikten sonra “Alemler içinde Nuh’a selâm olsun” dedikten sonra kendi gibi düşünmeyenleri , kendisinin koyduğu kurallara uymayıp Allah’ın sözlerine uyanları ateşe atarak cezalandırma tarafına giden Nemrut’a başkaldıran ve ateşte yanmayı , zalimlere boyun eğmeye tercih eden İbrahim Aleyhisselâmın başarısını anlattıktan sonra “İbrahim’e selâm olsun” buyuruyor ve kıyamete kadar gelecek insanlar arasında hayırla yad edilecek bir nam bıraktığını haber veriyor.(Bak:Saffat süresi 72-182)
Firavun gibi , şöhreti cihanı tutmuş, ateş atmadığı ev, işkence etmediği yürek kalmamış olan Firavun yalnız Kıpti ırkının ayakta kalması için İsrail oğullarının erkek çocuklarını dünyaya geldiği anda doğum doktorlarına öldürtüyordu . Öldürmeyen doktorları da öldürtüyordu. Sonu ne oldu? Bütün imansız Kıptilerle birlikte suyun içinde yandı.
İbrahim (S.A.V) ateş içinde hayat bulurken, Firavun, su içinde yandı . Onun karşısına dikilip , “İnsanları yaratan , yönetme hakkına sahiptir” dedi . İşkencelere uğradı sonunda kurtulan Musa ve ona iman edenler oldu.
Rabbimiz Musa ve Harun (S.A.V) içinde : “O ikisine de selâm olsun” diyor Kıyamete kadar gelecek insanlar oranında hayırla yad edileceklerini ve iyi bir isim ve nesil bırakacaklarını haber veriyor.
İshak, İlyas , Yunus peygamberler hatırlatılır ve “Onlara da selâm olsun” onlarında namı kalmıştır denir.
İnkarda ve fuhşun en çirkinlerinin birini icadda öncülük yapan kavme karşı doğru yolu gösteren Lut Aleyhisselâm ve başarısı hatırlatıldıkta, Yunus peygamberin mücadelesi ve başarısı anlatıldıktan sonra “Bütün peygamberlere selâm olsun” diyerek ve Allaha hamdederk “Saffat” suresi sona erer.
Ama biz, onlara selâm ederken, onların yolunda yeni bir aşk, heyecan ve ümitle yürürken, Yahya Kemal diliyle :
“Evvel giden ahbaba selâm olsun erenler” der ve devam ederiz.