Evrenselleşme - Külliyat - Nuzulsirasinagorekuran - 50. Sayfa
EVRENSELLEŞME
4-10-2000 (Saffat)
05/08/2004/Prşmb/Millig
“Şüphesiz ilahınız birdir. O, göklerin yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi ve
bütün doğuların Rabbidir.” (Saffat 4-5)
“Doğuların ve batıların Rabbine yemin olsun ki biz (her şeye) gücü yeteniz.” (Mearic
40)
Çok uluslu şirketlerin başkanı : “Dünya bir Pazar yeridir. Orada bizim uygun
gördüğümüz mallar , bizim biçtiğimiz fiyattan satılır.” derken Sevgili
Peygamberimiz: “Yeryüzü bana mescit / camii kılındı” buyurmuş. (Buhari K.
Teyemmüm,Ahmet,Müsnet 2/222))
Dünya küreselleşmeye globalleşmeye , evrenselleşmeye giderken insanların bakış
açıları önemli .
Bülbül , kedinin gözünde bir yudumluk et. Çiçek, öküzün gözünde bir çiğnemlik
ottur.
Bir tarafta komünistler dünyayı komünistleştirmek için yetmiş yılda yetmiş
milyon insanın kanını akıttı ve sonunda kan tuttu ve devrildi gitti.
Rakipsiz kaldığını ilan eden , ama göz ucuyla İslâmı süzmeye devam eden
kapitalizmin, evrenseli yakalaması da mümkin değil.
Kapitalizmin aşırı hırsı iş gücünün sınırları parçalamasına sebep oldu . Üç
milyon insan , Avrupa’da hayat standartlarını yükseltirken kiliseleri satın
alarak dört bin camiyi de yükselttiler.
Rabbimiz , Sevgili Peygamberimize : “Biz seni alemlere Rahmet Peygamberi olarak
gönderdik”buyuruyor.(Enbiya 107)
Kur’an içinde : “Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı ( hak ile batılı
ayırt eden Kur’anı) indiren (Allah)ın şanı ne yücedir” buyuruyor. (Furkan 1)
Nur suresinin 35inci ayetinde “O nur, doğuluda değildir, batılı da değildir.”
buyurur. O, evreni yaratan Allah’ın kanunu ilâhîsidir.
“Kültürün evrenselleşmesi” ifadesi güzelde kimin kültürü evrenselleşecek?
Amerika kendi derme çatma kültürünü kızıl deriliye bile yutturamadığını
anlayınca çareyi Kızılderililileri imha etmekte bulmuş. Bu imha olaylarının
canlı şahidi İspanyol asıllı papaz Bartolome’de las Casas gördüklerini yazar ve
“Kızıl derililer nasıl yok edildi” adı altında Türkçe’ye çevrilir. (Şule
yayınları)
Sevgili peygamberimiz, İslam kültürünün evrenselleşmesi için gayret göstermiş,
doğuyu ve batıyı birleştirmiş, İstanbul’u ve Roma’yı işaretlemiş. Sağlığında İki
buçuk katı toprak fethetmiş ama iki taraftan harp meydanında ölenlerin sayısı
240 ı geçmemiş. (Bak : Prof. Dr. Muhammed Hamidullah, Hz. Muhammed in savaşları)
Mescit / Cami içinde insanlar birbirlerini rahatsız etmedikleri gibi yeryüzü
mescidinde de kargaşa çıkarmamalarını istemiştir.
Güneşin ışığı ve ısısı evrenseldir. Suyun kanunu evrenseldir. Tabiat kanunları
küreselleşmiştir. Hemde binlerce yıl önce globalleşmiştir. Çünkü tabiat
kanunlarını yaratan Allah’tır. Ancak güneşin ısısı ve ışığının kutuplardaki
etkisi ile ekvatordaki etkisi ayrıdır.
Tabiatı yaratan Rabbimiz hak ile batılı ayırt eden Kur’anı indirmiş. Kur’anın
evrenselleşmesi güneş gibi bütün insanlığa , canlılara, bitkilere, denizlere,
yıldızlara , taşlara kuşlara rahmet olacaktır.
Bunu başarmak için Saffat suresinin ilk ayetlerinde ifade edildiği gibi aynı
safda kenetlenelim. Kur’anı çok okumak gönlümüzü genişletmek, evreni
kucaklayabilen bir gönüle sahip olalım.
CEHENNEMDEN BİR SAHNE 5-10-2000 (Saffat)
Dünyada iken, Allah’dan başkasına tapanlar, Hz.Muhammed (S.A.V.)i ve ahireti
inkar edenler eşleri yandaşları ve taptıklarıyla beraber cehenneme doğru
götürülürler.(Saffat 22-23) Sorgulamak üzere tutuklanırlar. Tapanlar ve
tapılanlar birbirlerine yardım edemezler. Başlar eğik, eller böğürde verilecek
hükmü beklerken, birbirlerini suçlamaya başlarlar.
Tapanlar – “Siz, bize yeminler ederek sağduyulu sözler söyleyerek yaklaştınız”
derler.
Kedi de yavrusunu yerken gözünü yumar, fare veya güvercin hayal ederek yermiş.
65 milyonun iki milyonunu açlığa terk eden, 25 milyonu ekmekle karnını doyurarak
yaşar hale getirenlerde : “Ne kadar özverili çalıştıklarını, aç insanları
görmeyi gözlerine sindiremediklerini, bunları yayınlayarak milletin göz zevkini
bozanları RTÜK e şikayet edeceklerini söyleyerek bizleri ikna edebilirler.
Tapılanlar – “Siz zaten iman etmemiştiniz ki. Bizim, sizin üzerinizde bir
otoritemiz yoktu, fakat siz, azgın bir toplumdunuz.” (Saffat 29-30) diyorlar.
Halifelerin, kralların, şahların, padişahların, Cumhurbaşkanlarının,
Başbakanların, kabile şeflerinin, aşiret beğlerinin iki eli, iki ayağı ve bir
başı vardır.
Onlarca, yüzlerce, binlerce, milyonlarca başlar ve eller, baş eğerek, oy vererek
alkış tutarak iki ele güç katarlar.
Onun için sevgili peygamberimiz: “İşleriniz sizin yöneticilerinizdir” buyurmuş.
Bir başka hadisinde ise “Nasılsanız öyle idare olunursunuz.” buyurmuş. (Taberani
den naklen Keşf-ül hafa 2/127)
Bu iki hadisi bize rivayet eden Hasan-ı Basri’ dir. Bir adamın Haccacı zalimin
aleyhinde dûa ettiğini görünce Hasan-ı Basri : “Öyle dûa yapma . Siz
birbirinizin aynısınız. Birbirinizden geldiniz. Eğer Haccac, görevden alınır
veya ölürse maymunlar veya hınzırlar yöneticiniz olur” dedikten sonra yukarıdaki
hadisleri rivayet eder.
Kur’an’ı Kerim’de “Bir toplum kendini değiştirmedikçe , Allah o toplumu
değiştirmez.” buyurur. (Ra’d 11)
Eskiden “Seçim” kelimesi yerine “İntihap” kelimesi kullanılırdı. Müntehıp=seçmen,
Müntehap =seçilendi .
Bir gün, milletvekilinin biri halka konuşurken : “Siz Müntehıp siniz;ben
Müntehabım . Kelimenin kökü, “Nuhbe” den gelir. “Nuhbe” :seçilmek,süzülmek, öz,
kaymak manalarına gelir. Siz süt iseniz ben süt kaymağıyım. Siz katransanız, ben
katran kaymağıyım.”der.
Ne ise biz dönelim cehennemdeki sahneye.
Tapanlar ve tapılanlar: “Biz, azabı hak ettik; hep birlikte tadacağız”
Tapılanlar- “Biz azdık sizi de azdırdık.”
Azgınlıklarının en önemlisi bildirilir: “Allah’tan başka yaratan yaşatan ve
yöneten yoktur” deyin denildiğinde kibirleniyorlar “Biz deli bir şair (Hz.
Muhammed (S.A.V) i kastediyorlar ) için ilahlarımızı mı terk edeceğiz” diyorlar.
(Saffat 33-36)
“Öldükten sonra toprak ve kemik olacağız ondan sonramı biz cezalandırılacağız”
diyorlar (Saffat 53)
Allah’ı peygamberi ve ahireti inkar edenlerin cehennemlik olduklarını bize
sağlığımızda haber veriyor ki aklımızı başımıza alalım.
Bu sahneyi Rabbimiz, Bakara 166-167, Sebe32,Mümin 47, İbrahim 21-22, Kaf 28, Sad
62, Meryem72, Ankebut 25 inci ayetlerde çeşitli yönlerden bize seyrettiriyor.
“Şifa tefsiri” nden Bakara 124 ve bu sure ve rakamları verilen ayetleri bir
okuyuverin.
ERENLERE SELÂM OLSUN 10-10-2000 (Saffat)
Yorgun gemilerin limana sığındığı gibi, yorgun yüreklerde imana sığınır;
dinlenir, boşalan azmini , cesaretini , ümidini akü doldurur gibi Kitabı olan
Kur’an’dan doldurur ve yine denizlerden daha derin yürekler üzerine sefere
çıkar.
Bir çöp bidonunun arkasından babasının gölgesine sığınan , elinde taş bile
olmayan bir çocuk üzerine bir bölük asker gönderip kurşunlatan Yahudi’nin iç
dünyasındaki canavarı görünce insan dehşete kapılır. “Bu canavarın yapamayacağı
cinayet ve hıyanet yok” deyip insanlığın geleceği için ümitsizliğe kapılır, ama
iman limanında, Kur’andan takviye aldığımızda, iman eden, afveden , halim/
yumuşak huylu , selim / elinden dilinden kimsenin zarar görmediği insanların
kalıcı olduğu , yırtıcı , paralayıcı , parçalayıcı kuşların, hayvanların ve
toplumların kısa ömürlü olduğu kanaatine varıp yolumuza yürüyoruz.
“Nuh deyip de peygamber demeyen” ve düşmanca tavırların her çeşidini
sergileyenlerin yok olup gittiğini , ama iman edenlerin hala rahmetle anıldığını
, Nuh’un neslinin devam ettiğini ve devam edeceğini bildirdikten sonra “Alemler
içinde Nuh’a selâm olsun” dedikten sonra kendi gibi düşünmeyenleri , kendisinin
koyduğu kurallara uymayıp Allah’ın sözlerine uyanları ateşe atarak cezalandırma
tarafına giden Nemrut’a başkaldıran ve ateşte yanmayı , zalimlere boyun eğmeye
tercih eden İbrahim Aleyhisselâmın başarısını anlattıktan sonra “İbrahim’e selâm
olsun” buyuruyor ve kıyamete kadar gelecek insanlar arasında hayırla yad
edilecek bir nam bıraktığını haber veriyor.(Bak:Saffat süresi 72-182)
Firavun gibi , şöhreti cihanı tutmuş, ateş atmadığı ev, işkence etmediği yürek
kalmamış olan Firavun yalnız Kıpti ırkının ayakta kalması için İsrail
oğullarının erkek çocuklarını dünyaya geldiği anda doğum doktorlarına
öldürtüyordu . Öldürmeyen doktorları da öldürtüyordu. Sonu ne oldu? Bütün
imansız Kıptilerle birlikte suyun içinde yandı.
İbrahim (S.A.V) ateş içinde hayat bulurken, Firavun, su içinde yandı . Onun
karşısına dikilip , “İnsanları yaratan , yönetme hakkına sahiptir” dedi .
İşkencelere uğradı sonunda kurtulan Musa ve ona iman edenler oldu.
Rabbimiz Musa ve Harun (S.A.V) içinde : “O ikisine de selâm olsun” diyor
Kıyamete kadar gelecek insanlar oranında hayırla yad edileceklerini ve iyi bir
isim ve nesil bırakacaklarını haber veriyor.
İshak, İlyas , Yunus peygamberler hatırlatılır ve “Onlara da selâm olsun”
onlarında namı kalmıştır denir.
İnkarda ve fuhşun en çirkinlerinin birini icadda öncülük yapan kavme karşı doğru
yolu gösteren Lut Aleyhisselâm ve başarısı hatırlatıldıkta, Yunus peygamberin
mücadelesi ve başarısı anlatıldıktan sonra “Bütün peygamberlere selâm olsun”
diyerek ve Allaha hamdederk “Saffat” suresi sona erer.
Ama biz, onlara selâm ederken, onların yolunda yeni bir aşk, heyecan ve ümitle
yürürken, Yahya Kemal diliyle :
“Evvel giden ahbaba selâm olsun erenler” der ve devam ederiz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi