Gâvura Özenti Hastalığı 11-10-2000 (Lokman - Nuzulsirasinagorekuran - 51. Sayfa
GÂVURA ÖZENTİ HASTALIĞI 11-10-2000 (Lokman)
Dünyanın en ünlü filozofu Namkol “Bütün zulümler , haksızlıklar, haddi aşmalar,
vahşetler kişilerin kendini ilah yerine koymasından, insanların da onun
ilahlığını kabul etmelerinden kaynaklanır. İnsanlar , Allah’ı bir kabul etmeli .
Kendilerinin doğumuna sebep olan anne ve babasına iyi davranmalı . Yapılan
iyiliklerin en küçüğü bile kaybolmaz. Kişi o iyiliğin mükafatını görür. Kimseye
kibirlenme, çalım satarak yürüme, konuşurken kimseyi rahatsız etme.” Diyor.
Kimmiş bu filozof diye, birilerine sormayın. Ansiklopedilere de bakmayın.
Namkol, Lokman isminin sondan okunuşudur.
114 sureden meydana gelen Kur’an’ı Kerimin 31 inci suresinin adı da Lokman
suresidir. Bu surenin 13 üncü ayetinden başlayarak Lokmanın , oğluna yaptığı
öğütler anlatılır. Benim yukarıda verdiğim o öğütlerdir.
12 inci ayette Lokman’a hikmet verildiği ifade edildiğinden Lokman’ın peygamber
olduğu söylenir. Peygamber değilse bile Allah’a gönül vermiş salih bir kuldu .
Lokman’a namlok diyerek sözlerini nakletmem bir hastalığımıza dikkat çekmek
içindir.
Ünlü bir profesörümüz, değerli bir eserinde elli kadar ayet ve hadisin kaynağını
belirtmeden , tırnak içine almadan kendi sözü olarak vermiş ama bazı sözleri
“Konfiçyüs diyor ki” diyerek nakletmiş.
Allah’a ortak koşmayacağız. Yani Allah kelamı Kur’anla çağımızda insani bir
kural çatıştığında ölümlü insanınkini Allah kelamına tercih etmeyeceğiz.
Namazımızı dosdoğru kılacağız, Zekâtımızı hakkıyla vereceğiz.
Ana – babaya iyi davranacağız . Birçok lise ve üniversite öğrencisi İslâmı
yaşamaya başlayınca ilk tepki ailesinden geldiğini , ne yapması gerektiğini
sorarlar. Bende Lokman’ın oğluna söylediğini söylüyorum. Müşriklik teklifi ile
haram tekliflerin dışında ana- babaya itaata devam edeceğiz. Yürüyüşümüz ,
konuşmamız, kaş göz işaretlerimiz, hiç bir kimseyi rahatsız etmemeli .
Konuşurken Yunan’ın felsefesinden değil, Kur’an’ın hikmetinden bahsetmeli.
Yiğitlik ve kahramanlıkda zirve isim olarak hep Hz. Ali örnek verilmeli .
Adalette Hz. Ömer, dostluk ve sadakatte Hz. Ebu Bekir, edepde ve hayada Hz.
Osman örnek verilmeli.
Şiirde, nesirde eğer bir gemi adı geçecekse Nuh’un gemisi demeli. Sabır
anlatılacaksa Eyyub’un sabrı dile getirilmeli . İrem bağı , Tuba ağacı, Kevser
ırmağıyla tasvirlerin ve teşbihlerin zirvesine tırmanmalı.
Hekimlikte Hipokratı değil,Lokman hekimi , kılıçda Sezar’ın kılıcını değil, Hz.
Alinin Zülfekar’ını , örnek vererek konu anlatılmalı.
“Halil İbrahim sofrası” deyimimiz, İbrahim Aleyhisselamın cömertliğini anlatır.
“Karun un hazineleri” deyimi ise kapitalistlerin , kan , gözyaşı ve alın terini
altına, dolara döndürüp saklamasını , makam ve rütbesini, hazineyi soymada maske
olarak kullananları ifade edilirken kullanılmalı.
Kedi sevgisinde Ebu Hüreyre , köpekle dostlukda “Ashab-ı kehf” dile getirilmeli
. Salih Aleyhisselamın devesini kesen kafirlerde unutulmamalı.
KIYAMETİN ZAMANI BELLİ DEĞİL 12-10-2000 (Lokman)
Yedi kat gökyüzünü direksiz yaratan , Yeryüzünde dağlarla dengemizi sağlayan ,
her çeşit hayvandan çift yaratan, yağmurlar indirip yeryüzünde bitkiler, ağaçlar
çıkaran Rabbimiz , neyi nasıl yapacağımızı öğretmek üzere Kur’anı Kerimi
indirmiş.
Fiziki hayatımızın güzel ve sıhhatli olması için Rabbimiz in tabiat kanunlarına
uymaya çalıştığımız gibi , sosyal hayatımızın da güzel ve sıhhatli olması için
Kitabı olan Kur’ana uymamız gerekir.
Kur’ana uymayıp da kendi hevalarına uyarlarsa , tabiat kanununa aldırmayıp kış
gününde çıplak gezip hastalanan, veya zehir yutup hastaneye koşan gibi olur.
Çağımızda toplumun şikayet ettiği, siyaset – mafya ilişkileri, fuhşun
yaygınlaşması, can ve mal güvenliğinin kalmaması, hırsızlık, yankesicilik, banka
içi boşaltmalarının artması sosyal hayatımızın çıban çıkarmasıdır.
Ameliyatlarla çıbanların alınması çare değil. Ciğer rahatsız olunca vücut
devamlı pislik üretiyor .. Ciğerin tedavi edilmesi gerekir.
Köklü çözüm, Kur’ana dönüştedir. Lokman suresinin 6-7 inci ayetlerinde Kur’ana
kulak vermeyen , eğlenceye dalan, kibirlenerek Kur’ana kulak tıkayan,
duymazlıktan gelen insanların acıklı azapla cezalandırılacağını bildir.
Doktor, intihar eden adamı kendi haline terk edivermez. Kur’ana kulak
tıkayanlarda, cehennem çukurunun başında, bilgisiz ve kılavuzsuz, atlamaya ve
intihar etmeye çalışan insanlar gibidir. Onları kendi haline bırakmak doğru
olmaz.
Allah’ın indirdiği kitaba uymalarını isteyeceğiz,yalvaracağız. Rabbine teslim
olan kişinin sağlam yere sarıldığını söyleyeceğiz. Allah’ın gizli ve açık
nimetlerini hatırlatacağız. Bu nimetlerden bir tanesini bile insanların
yaratamadığını , yaratmayanın kendini ilah yerinde koyarak yönetmeye kalkma
hakkının olmadığını hatırlatacağız.
Dar ve zor günlerde Allah’a yalvarıp bol ve iyi günlerde unutanlardan olmayalım.
“Hoştur bana senden gelen ,
Ya gonca gül, yahut diken.”
diyenlerden olalım. Her halükârda Allah’ı hatırlayalım; hayatımızı onun kitabına
göre ayarlarken örneğimiz onun Rasulü olsun .
Çünkü bir gün gelecek, çocuk atasına , atası çocuğuna fayda vermeyecek. Herkes
kendi derdine düşecek.
Peki o kıyamet günü ne zaman ?
Lokman suresinin 34 üncü ayetinde kıyametin ne zaman kopacağının bilgisinin
Allah’a ait olduğu ifade edilir. Sevgili Peygamberimize Cebrail: “Kıyamet ne
zaman?” dediğinde Efendimiz: “Sorulan, sorandan bu konuda daha bilgili değil”
diyerek bilmediğini söyler.
Rasulüne bildirmediğini o günden bu güne kadar kimseye bildirmemiştir. Bu konuda
rakam söyleyenler toplumu yanıltırlar. Bu tür sözler kimden gelirse gelsin
inanmayınız.
“Yağmuru Allah indirir. Rahimlerde olanı bilir” derken insanlar hiçbir şey
bilmez denmiyor. İnsanlar rahimlerdeki çocuğun cinsiyetini bir zaman sonra
bilirler. Ama kaderini bilmezler. Hangi yılda ölecek, kiminle evlenecek, kaç
çocuğu olacak, huyu /karakteri nasıl olacak, ne kazanacak, nerede evlenecek?
bunları bilemez.
Gen mühendisliği fiziki tarafından birçok şifreyi çözse de, ruh’u laboratuara
alamadığımızdan , onu göremediğimizden, insanın o yönü meçhul kalmaya devam
edecek.
İslami Okul Okulların En Önemlisi