Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Değerimizi Bilelim - Nuzulsirasinagorekuran - 58. Sayfa

DEĞERİMİZİ BİLELİM
29-12-2000 Cuma (Zuhruf)
Çocukluğumuzda öğrendiğimiz bilgilerin bir kısmının Kur’andan kaynaklandığını daha sonraları öğrenmek ne mutlu bir şey. Kıyamet koptuktan sonra, İsrafil in sûruyla beraber dünyadan gelip geçen bütün insanlar,kır çiçekleri gibi kabirlerinden çıkacaklar diye öğrendiğimiz bilgi, Zuhruf süresinin on birinci ayetinde “O(Allah),gökyüzünden suyu ölçü ile indirdi. Onunla biz ölü beldeyi diriltiriz. İşte siz de böylece çıkarılacaksınız” haberinin çocuk ruhuna uygun nakşedilmiş halidir.
İnsan süresinin birinci ayetinde de haber verildiği gibi, İnsan anılmaya değmez bir halde iken Rabbimizin lutfu keremi olarak varlık alemine çıkarılıyoruz. Topraktan yaratılan bütün çiçekler buket yapılıp yoluna serilse yine hakkı verilemeyecek değerde yaratılan ve İsra süresinin yetmişinci ayetinde ifade edildiği gibi Adem oğlu yaratılanların en değerlisi yapıldı. Bakara süresinin yirmi dokuzuncu ayetinde de yeryüzündekilerin hepsinin insan için yaratıldığını haber verir.
Dünyada ki bütün teknoloji ve bilginler bir araya getirilse topraktan bir koyun yaratamadığını görüp duruyoruz. Bir damla kan yaratılabilse “Dikkat dikkat......gurubu kan aranıyor” anonsundan kurtulacak insanlık. Hatta herkes bakkalından şişelerle kan alıp evindeki ecza dolabında şişelerle kan bulunduracak.
Bu değerli insan, dünyanın omuzları üzerinde yol alırken yorulmasın,üzerine binsin diye at,katır,eşek, deve yarattığını,(Nahl 8) Nuh aleyhisselama gemi yapmayı öğrettiğini(Hud 37) ve yaratmaya da devam ettiğini(Nahl 8) haber vererek bundan sonra yapılacak bineklerimizinde olacağına dikkatimizi çekiyor.
Bir tek çay ikramından sonra teşekkür ediyoruz. Güzel bir tavrı bizi memnun ediyor ve karşılığını daha nazik bir şekilde veriyoruz. Rabbimizde bu bineklerimizin üzerine bindiğimizde kendisinin hatırlanmasını bizden istemekte. Zuhruf süresinin 13-14 üncü ayetleri nazil olduktan sonra her bineğe binişinde “Bunları bizlerin emrine hizmetkar kılan (Allah)ı tesbih ederim. Biz, bunları emrimiz altına yanaştıramazdık. Biz,Rabbimize doğru dönüp gidiyoruz.” Anlamına gelen bu iki ayeti okurmuş.
Biz de bundan sonra gemiye,trene,arabaya,otobüse,uçağa ve bundan sonra yapılacak olanlara her binişimizde Allah ı hatırlayacağız. Bunları yapanlara teşekkür ederiz ama yapanların aklını yaratan Allah tır. Bakıyorsunuz beyin cerrahı doktor bir gün geliyor, kendi çocuğunu tanıyamaz hale geliveriyor.
“Benim” dediğimiz hiçbir şeyi biz yaratamıyoruz. Rabbimizin tabiata koyduğu kurallara uyarak onun izni içerisinde ,Onun verdiği akıl ve ellerle Onun mülkünden nasibimizi toplamaya çalışıyoruz. Çok verse de,az verse de ona hamdedeceğiz ve yine Ona şükredeceğiz.
“Hocam,benim canımdan başka hiçbir şeyim yok. Nem alacak felek benim” demeyin. İsterseniz en yakınınızdaki bir doktora gidiniz ve tepeden tırnağa kaç trilyon ettiğinizi bir öğrenin. Organ tacirleri size bakarken,banka hortumcularının merkez bankasının kasasına bakar gibi bakarlar.
Dünyanın her metre karesini mescit gibi görüp hem temiz tutulmasına,hemde her yerde Rabbi tesbihe devam edelim.

SERVETLERİN TRAFİĞİ (Zuhruf 2-1-2001)

Kar olan yerde nar olmuyor. Nar olan yerde de kar tutmuyor. Zeytin yetiştiren ülkeler belli. Kuzey ülkelerinde zeytin yetişmiyor. Karadeniz bölgesinin bitkisi ile akdenizin bitki örtüsü ayrı. Kanada ile Japonya’nın toprağı ve ürettikleri ayrı ayrı.
İnsanlarda,akıl,fikir,beden gücü,beceri bakımından birbirlerinden farklı yaratılmıştır. Parmak çizgilerimiz,ses tellerimiz,yüz çizgilerimiz kadar birbirimizden farklı yaratıldık.
Bütün bunlar, Rabbimizin varlığını, birliğini,eşinin ve benzerinin olmadığını anlatır bize.
Rabbimiz, “Rabbinin rahmetini onlarmı taksim ediyorlar? Onların dünya hayatındaki geçimliklerini biz taksim ettik. Birbirlerine iş gördürsünler diye bir kısmını diğerleri üzerine üstün kıldık. Rabbinin rahmeti onların topladıklarından daha hayırlıdır.” (Zuhruf 32)
Bakara süresinin 197 inci ayetinde “Azıklanınız” diyerek bu dünya yolculuğunda dünyanın ni’metleriyle yol almamıza dikkatimizi çektikten sonra “Şüphesiz azığın en hayırlısı takvadır.” Buyurmuş.
Tenimiz ihtiyarlasa da canımız ihtiyarlamaz. Sevgili peygamberimiz “Ten ihtiyarlarken,mal ve yaşama sevgisi gençleşir”buyurmuş. (Müslim. Zekat. hadis 1047) ve bir hadisinde de “Adem oğlunun iki vadi dolusu malı olsa üçüncü vadiyi ister. Adem oğlunun karnını ancak toprak doldurur” buyurmuş. (Müslim,Zekat,hadis 1048) Al-i Imran süresinin 14 üncü ayetinde dünyanın bazı ziynetleri sayılır ve bunların insanlara süslendiği haber verilir.
Zaten fıtratımızdaki bu sevgi olmasaydı,güzel evler,güzel yollar,güzel bahçeler ve bütün güzellikler korunmazdı. Bu da Rabbimizin bize bir lütfudur.
Ancak dünya sevgisini,dünyayı bize veren olan Allah sevgisinin önüne geçirmeyeceğiz. Babamız harçlık verdiğinde seviniriz,parayı da severiz,ama parayı babamızdan daha çok sevmeyiz.
Kudüs deki papazlar Hz. Ömer’e “Dünyaya meyletmediğini duymuştuk ama buralara kadar gelip ülkeler fethediyorsun” dediklerinde “Allahın mülkünde bir tek hurma çekirdeğinin dahi Allahın koyduğu kurallar içinde Allahın kullarından hak sahiplerine gitmesi için buralara kadar geldik”deyivermiştir.
Biz, dünyada Rabbimiz tarafından taksim edilen rızkın Rabbin koyduğu kurallara göre hak sahiplerini bulması için trafiğini düzenlemeye yönelmeliyiz. Komünistler ve kapitalistler bu işte başarılı olamadıklarını ortaya koydular.
Altı milyar insanın alın teri,göz yaşı ve kanı üzerinde bir medeniyet kurdular ama aklı başında insanları o medeniyetin tepesinden, aşağıdaki sürünen insanlara bakmaktan utanıyorlar.
Aşağıda sürünen insanlardan bir çoğuda yukardakilere özenmekte ve “Keşke Karun’a verilenin benzeri bize de verilseydi” diyorlar. (Kasas 79)
Rabbimiz Zuhruf süresinin 33-34 üncü ayetlerinde eğer insanlar inkarda tek millet olmayacak olsalardı kafirlerin tavanlarını,merdivenlerini,kapılarını, koltuklarını gümüşten ve süslerini altından yapardık diyor.
Biz, Zuhruf süresinin 43üncü ayetinde “Sana vahyolunana sarıl; Muhakkak sen dosdoğru yoldasın” dediği Rasülünün yolundan yürüyeceğiz. Zekat ve sadakayı daha çok vermek için çalışırken malımızın içine haram lokma karıştırmadığımız gibi kırk banka soyan kırk haramilere de sessiz kalmayacağız.

SİLİK İNSAN YETİŞTİRMEYİN (Zuhruf) 3-1-2001

Sevgili peygamberimizin,eşlerinden bir tanesine bir tokat vurduğu görülmediği gibi eşleri tarafından da nakledilmemiştir. Halbuki o hanımlar sevgili peygamberimizin evde geçen bütün hareketlerini bize örnek olur diye olduğu gibi haber vermişler.
Efendimizin yanında büyüyen ve Onun eğitiminden geçen Sahabe çocuklarından bir tanesinin kulağından tutarak cezalandırma tarafına gitmemiştir. Mekke’nin zengin ve soylu ailelerinden olan Ebubekir ile Mekkeli putperestler tarafından köleleştirilen Bilali Habeşi Müslüman olunca her ikisini İslam kardeşi yapmış,birini sağ tarafına öbürünü sol tarafına oturtup birlikte yemek yeme şerefine kavuşmuşlar.
Harp meydanı ve hukuki kararların dışında hiçbir yerde hiçbir zaman,hiçbir insana vurmadığı gibi hakaret anlamına gelecek bir tek kelime dahi kullanmamıştır Bu hassasiyet yalnız Müslümanlara karşı yapılmamıştır. Kafirlerin de şahsı rencide edilmemiştir. Onların yaldız küfrü,inkarı,zulmü hafife alınmış ve aşağılanmıştır.
Çünkü Füssılet süresinin 34 üncü ayetinde Kötülüğün iyilikle giderilmesi,çünkü o düşmanın bir gün sıcacık bir dost oluvereceği haber verilmiştir.
Dünya insanına Allahın mesajını taşıyacak insanların ezik yetişmemesi gerekir. Kimliğini kaybetmiş insanın kendine faydası olmadığı gibi sahibine de faydalı olamaz. Ayı’nın,kendisine iyilik yapan köylünün başına konan sineğe kızıp ta sineği öldürmek için kayayı köylünün başına vurup köylüyü öldürdüğü gibi efendisini öldürebilir.
Her şahsı başkasından ayıran parmak çizgileri olduğu gibi kişilik çizgileri vardır. Antika eserlerin ve güzel tabloların bir çizgisinin silinmesi o eserin değerini düşürdüğü gibi kişilik çizgilerininde silinmemesi gerekir.
“Memuruna yüz vermeyeceksin”, “Yüz verirsen astar isterler”, “İşçinin yüzüne gülersen çalıştıramazsın” anlayışı ile başa gelen insanlardan çok başarılı bir yönetici çıkmamıştır. Onlar küçücük dünyalarının küçük kralı olarak yaşayıp gitmişler,silik adamların yöneticisi olduklarından silinip gitmişler.
Günümüzde üniversitelerde haksızlığa karşı çıkan öğrencilerin başı dik olanları birde karakol eğitiminden geçirilerek başları yumuşatılır. “Gelene ağam gidene paşam” dedirtilir. Yeri gelince “kavuk” yeri gelince “kuyruk sallamaya” başlar. Başı yumuşatıldığı için “her kalıba girer” . “Çanak yalayarak” yükselir banka yutmaya başlar. Bu tür insanlar, uyuz eşek gibi yol almazlar, sırtındakine de yol aldırmazlar. Ama efendilerini de düşürmezler.
Rabbimiz,yıllarca Firavunun zulmüne katlanan insanların psikolojisini/haleti ruhiyyesini şöyle haber verir: “Firavun kavmini küçümsedi/aşağıladı, onlarda ona itaat ettiler. Çünkü onlar fasık bir toplum idiler.”
Yöneticiler tarafından aşağılanan bir toplumla uzun süre yol almak mümkin değildir. Öylede olur. Hz. Musa’ya iman eden küçük bir topluluk karşısında tarihin derinliklerinde yok olup giderken Rabbimiz in Zuhruf süresi 56 ıncı ayette ifade ettiği gibi kendilerinden sonra gelenlere kötü bir örnek olmuşlar.

Siz, siz olun, kendinizi, eşinizi, çocuklarınızı, dostlarınızı, düşmanlarınızı hafife almayın, hafife alınırsınız, aşağılamayın, aşağılanırsınız.