Uyum (Dühan) 4-1-2001 - Nuzulsirasinagorekuran - 59. Sayfa
UYUM (DÜHAN) 4-1-2001
Şairin iç dünyasını kaplayan tülleri, Ressamın, gönül dünyasında geliştirdiği
gülleri, harç yaparak matematik ve geometri ilimlerinin en küçük hesaplarına
kadar dikkat ederek geliştirdiği kalıplara dökerek bir mimari şaheseri meydana
getiren Mi’mar,bu şaheserinin süslemesini yapacak,Hattat,Müzehhib ve
Revzen/Vitraycı bulamayacağı endişesine kapılmaz.
Güçlü bir siyasi otorite, güçlü bir Mi’mar, Hattat, Ressam, Şair, ilim adamının
olmadığı yerde her sahada güçlü insan yetişmesi mümkin değildir.
Kanuni Sultan Süleyman, Veziri a’zam Sokollu, Şeyh-ül-İslam Ebu-s-Suud,Mi’mar
Sinan,Şair Baki hepsi birbirini tamamlarlar.
Ecevit’e kızdığımız kadar kendimize de kızalım.
Müziğin notaları gibi hesaplı, Şiir gibi buğulu, bahar mevsiminin başı dumanlı
dağını seyreder gibi insana huzur veren bir bina için şair:
Eğerçi hane-i pür nakştır saray-ı cihan.
Veli kitabeleri “Küllü men aleyha fan”
“Yani: bu dünya sarayı, süslü bir ev gibidir. Ancak evin duvarında bir hat
şaheseri kitabe vardır ve orada “Dünya üzerindekilerin hepsi fanidir” diye
yazmaktadır” deyiverirde gönlünün güzelliğini parmaklarının arasından bizlere
gösteren Hattat dururmu? Hemen o da bu beyti binaya uygun bir şekilde yazıverir.
Baharda kar sularını içerek büyüyen Nevruz çiçeğinin yalçın kayaların haşmetine
dokunmadan ona bir güzellik verdiği gibi durur o hat yazısı orada. Müzehhib de
hat yazısını güzellikler içinde boğmamak için hattın genişliğinin dörtte birini
geçirmemeye dikkat eder.
Mübarek bir gecede,Kadir gecesinde indirilen,kendisi açık ve her şeyi açıklayıcı
olan Kur’anı Kerim de bize bu dünyamızı bir düzene koymamızı,her şeyi yerli
yerince kullanmamızı öğretir.
Sıfırı,herhangi bir rakamın sağına koysanız o rakamı on kat yükseltir. Eğer aynı
sıfırı rakamın sol tarafına koyarsanız solda sıfır kalır.
Göklerin,yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan, her şeyi dirilten ve öldüren
Allahın önüne bir insanı geçirecek olursanız o insanı solda sıfır yapar,
Firavunun denizin derinliklerinde boğulup gittiği gibi alkış tufanları arasında
adamı cehennemin derinliklerine yuvarlarsınız.
Musa aleyhisselam başta Firavun olmak üzere bütün insanlığa haykırıyor: “Allaha
karşı büyüklük taslamayın/Kendinizi Ondan üstün tutmayın” (Dühan süresi 19)
diyor.
Ya üstün tutarlarsa ne olur? Tezhibi Hattan,Hattı mi’mariden,hormonlayarak
menekşeyi yalçın kayadan büyük yapmaya çalışınca ne olursa, onun sayılarla ifade
edilemeyecek derecede kötüsü olur.
Rabbimiz,kendini ilah yerine koyanların cezasını bu dünyada da verdiğini, sahip
oldukları bağları, bahçeleri, pınarları, sarayları, içinde eğlendikleri her şeyi
kaybettiklerini haber verir. (Dühan25-28)
Biz bu dünya hayatımızda Rabbimiz in tabiat kanunları ile Şeriat kanunlarına
uygun olarak hayatımızı düzenlersek,sade,sevimli,uyumlu,güzel bir hayat
yaşarız,dünyanın güzelliklerini bozmadan güzellikler katar, Rabbimiz in izniyle
kendimizi cennetin güzelliklerine layık hale getiririz.
Dühan süresini “Şifa Tefsiri”nden okumaya devam edelim.
İNSAN İSRAFI (Dühan)
5-1-2001
01/11/2004/Pzrts/Millig (Bazı ilave ile)
“İsraf etmeyiniz” ayetini duyduğumuzda hemen hatırımıza,iki ampulden birinin
söndürülmesi,artan ekmek dilimlerinin çöpe atılmayıp tirit yapılması,damlayan
musluğun contasının değiştirilmesi,kullanılmış kağıtların çöpe atılmaması gelir.
Doğrudur. Bütün bunlar yapılmamalıdır.
Mahalle aralarında dolaşıp cam,demir,kağıt eskisi alanlar, hem israfı
önledikleri için hemde ekonomiye katkıda bulundukları için hemde günde birkaç
tane ağacın kesilmesini engelledikleri için çok önemli bir iş yaparlar.
Kur’an’ı Kerimde on yedi yerde “İsraf”dan bahsedilmiştir. Bunlardan üç tanesi
yeme içme gibi tabiatın israfını önlemeye aittir,on dört tanesi insan israfının
önlenmesine aittir.
Dühan süresinin 31 inci ayetinde,Firavunun büyüklük tasladığını ve israf
edenlerden olduğunu haber verir. Eğitim yoluyla Allaha giden yolu kapayan,en
büyük olarak kendisini tanıtan insanlar hem kendilerini hemde kendilerini
geçilmez kabul eden insanları israf etmiş olurlar.
Bu dünyada güzel bir hayat yaşadıktan sonra gülleri kurumayan,güzelleri
farımayan cennete doğru atılmış Sırat-ı müstakıym köprüsünden kendini cehenneme
atanlar israf edilmiş insanlardırlar.
Peygamberlerin kılavuzluğunu kabul etmeyip,cehalet çölünde uçağıyla beraber
kaybolmaktır İsraf. Bu günlerde medeniyetin ka’besi diye yönlerini İngiltere’ye
çevirenler fuhşun ve getirdiği hastalıkların bataklığında boğulmak üzere
olduğunu görüyorlar.
Teknolojinin bütün imkanlarından yararlanan,uydu kulaklarıyla dünyayı
dinleyen,köylünün ahırındaki samanından fazla doları olan insanlarımız bir tutam
dolar için kendilerini yardan aşağı atıp hapishaneyi boyluyorlar. Yazık değilmi
bunlara?
On beş yıllık eğitim maratonunun ödülü olarak ayda bin ekmek parası va’detmek bu
maratona katılanların tamamını israf etmek demektir. Allaha ve ahirete iman
edenleri gerici,yobaz damgasıyla damgalayanlar, ateist bir eğitimle insan
yetiştirmeye çalışanlar,yetiştirdikleri insanların kurşunlarıyla can verirlerken
hem kendilerine hem ateist,komünist...vs. yaptıklarını israf ederler.
Dünya gölge gibidir. Sırtınızı güneşe verir gölgenizin ardından koşarsanız
hiçbir zaman yetişemezsiniz. Ama İbrahim aleyhisselam gibi “Ben yüzümü gökleri
ve yeri yaratana çevirdim” (En’am 79) derseniz ve O hakiki nura doğru
yönelirseniz, dünya,gölge gibi arkanızdan gelir.
Lut aleyhisselama iman etmeyen,erkekleri kadınlaştıran o toplum da Kur’anda
israfçı olarak tanıtılmaktadır.(Zariyat 34)
Rabbinin ayetlerine iman etmeyenler de kendisini israf etmiş insan olarak
tanıtılıyor Kur’anda. (Taha 127)
O rahman ve Rahim olan Rabbimiz Zümer süresinin elli üçüncü ayetinde sevgili
peygamberimize emir vererek “Söyle” diyor ve bizleri şöyle müjdeliyor: “Ey
kendilerini israf eden kullarım,Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz
Allah, bütün günahları afveder. Muhakkak O bağışlayandır, merhamet edendir.”
Dedikten sonra gelen ayetlerde ahirette azabı gördükten sonra “Yazıklar olsun
bana”demeden,Rabbimize dönmemizi ve Onun güzel kitabına uymamızı istemektedir.
Bu ayetlerden de anlaşılıyor ki Rabbine dönmeyen,kendisi gibi insanların peşine
takılıp onların kulu olan,Kur’ana değilde onların fikirlerine uyan ve kendi
kafasını kullanmadan gidenler kendilerini israf edenlerdirler.
Çocuğun çok önemli bir imtihanı var. O imtihana giremezse ve kazanamazsa o hak
bir daha geri gelmeyecek. İşte böyle bir imtihan gününün gecesinde anne ve baba,
uyuya kalmayalım diye her türlü tedbire baş vururlar. Erkenden kalkarlar;çocuğu
hazırlarlar; kimlik,imtihana giriş belgesi,kalem,silgi,hepsi tamamlanır. Evden
çıkarken tekrar kontrol edilir. İmtihan salonuna girerken yeniden gözden
geçirilir ve son uyarılar yapılır.
Anne ve babaya çocuk sevgisini veren Rabbimiz,bu imtihan dünyasında bizim neyi
nasıl ve niçin yapacağımızı kitaplarıyla göstermiş,örnek olsunlar diye
peygamberler göndermiş. Kıyamete kadar Kur’an ayetleri ile tabiat ayetleri bizi
uyarmaya devam ediyor.
Kur’ana inanmayanlar tabiat ayetlerinden Kur’an ayetlerine yol bulacaklardır
inşaallah.
Casiye süresinin ilk ayetinde Kur’anın, Aziz ve Hakim olan Allah tarafından
indirildiğini haber verdikten sonra, göklerde ve yerdekiler, insanın yaratılışı,
hayvanların bölgelere göre yayılması, geceyle gündüzün artarda gelmesi,
yağmurların yağması, ölü toprakları diriltmesi, rüzgarların esmesine dikkatimizi
çekiyor ve bunların hepsinin birer ayet olduğunu haber verir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi