Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Uyum (Dühan) 4-1-2001 - Nuzulsirasinagorekuran - 59. Sayfa

UYUM (DÜHAN) 4-1-2001

Şairin iç dünyasını kaplayan tülleri, Ressamın, gönül dünyasında geliştirdiği gülleri, harç yaparak matematik ve geometri ilimlerinin en küçük hesaplarına kadar dikkat ederek geliştirdiği kalıplara dökerek bir mimari şaheseri meydana getiren Mi’mar,bu şaheserinin süslemesini yapacak,Hattat,Müzehhib ve Revzen/Vitraycı bulamayacağı endişesine kapılmaz.
Güçlü bir siyasi otorite, güçlü bir Mi’mar, Hattat, Ressam, Şair, ilim adamının olmadığı yerde her sahada güçlü insan yetişmesi mümkin değildir.
Kanuni Sultan Süleyman, Veziri a’zam Sokollu, Şeyh-ül-İslam Ebu-s-Suud,Mi’mar Sinan,Şair Baki hepsi birbirini tamamlarlar.
Ecevit’e kızdığımız kadar kendimize de kızalım.
Müziğin notaları gibi hesaplı, Şiir gibi buğulu, bahar mevsiminin başı dumanlı dağını seyreder gibi insana huzur veren bir bina için şair:
Eğerçi hane-i pür nakştır saray-ı cihan.
Veli kitabeleri “Küllü men aleyha fan”
“Yani: bu dünya sarayı, süslü bir ev gibidir. Ancak evin duvarında bir hat şaheseri kitabe vardır ve orada “Dünya üzerindekilerin hepsi fanidir” diye yazmaktadır” deyiverirde gönlünün güzelliğini parmaklarının arasından bizlere gösteren Hattat dururmu? Hemen o da bu beyti binaya uygun bir şekilde yazıverir. Baharda kar sularını içerek büyüyen Nevruz çiçeğinin yalçın kayaların haşmetine dokunmadan ona bir güzellik verdiği gibi durur o hat yazısı orada. Müzehhib de hat yazısını güzellikler içinde boğmamak için hattın genişliğinin dörtte birini geçirmemeye dikkat eder.
Mübarek bir gecede,Kadir gecesinde indirilen,kendisi açık ve her şeyi açıklayıcı olan Kur’anı Kerim de bize bu dünyamızı bir düzene koymamızı,her şeyi yerli yerince kullanmamızı öğretir.
Sıfırı,herhangi bir rakamın sağına koysanız o rakamı on kat yükseltir. Eğer aynı sıfırı rakamın sol tarafına koyarsanız solda sıfır kalır.
Göklerin,yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi olan, her şeyi dirilten ve öldüren Allahın önüne bir insanı geçirecek olursanız o insanı solda sıfır yapar, Firavunun denizin derinliklerinde boğulup gittiği gibi alkış tufanları arasında adamı cehennemin derinliklerine yuvarlarsınız.
Musa aleyhisselam başta Firavun olmak üzere bütün insanlığa haykırıyor: “Allaha karşı büyüklük taslamayın/Kendinizi Ondan üstün tutmayın” (Dühan süresi 19) diyor.
Ya üstün tutarlarsa ne olur? Tezhibi Hattan,Hattı mi’mariden,hormonlayarak menekşeyi yalçın kayadan büyük yapmaya çalışınca ne olursa, onun sayılarla ifade edilemeyecek derecede kötüsü olur.
Rabbimiz,kendini ilah yerine koyanların cezasını bu dünyada da verdiğini, sahip oldukları bağları, bahçeleri, pınarları, sarayları, içinde eğlendikleri her şeyi kaybettiklerini haber verir. (Dühan25-28)
Biz bu dünya hayatımızda Rabbimiz in tabiat kanunları ile Şeriat kanunlarına uygun olarak hayatımızı düzenlersek,sade,sevimli,uyumlu,güzel bir hayat yaşarız,dünyanın güzelliklerini bozmadan güzellikler katar, Rabbimiz in izniyle kendimizi cennetin güzelliklerine layık hale getiririz.
Dühan süresini “Şifa Tefsiri”nden okumaya devam edelim.

İNSAN İSRAFI (Dühan)
5-1-2001
01/11/2004/Pzrts/Millig (Bazı ilave ile)

“İsraf etmeyiniz” ayetini duyduğumuzda hemen hatırımıza,iki ampulden birinin söndürülmesi,artan ekmek dilimlerinin çöpe atılmayıp tirit yapılması,damlayan musluğun contasının değiştirilmesi,kullanılmış kağıtların çöpe atılmaması gelir. Doğrudur. Bütün bunlar yapılmamalıdır.
Mahalle aralarında dolaşıp cam,demir,kağıt eskisi alanlar, hem israfı önledikleri için hemde ekonomiye katkıda bulundukları için hemde günde birkaç tane ağacın kesilmesini engelledikleri için çok önemli bir iş yaparlar.
Kur’an’ı Kerimde on yedi yerde “İsraf”dan bahsedilmiştir. Bunlardan üç tanesi yeme içme gibi tabiatın israfını önlemeye aittir,on dört tanesi insan israfının önlenmesine aittir.
Dühan süresinin 31 inci ayetinde,Firavunun büyüklük tasladığını ve israf edenlerden olduğunu haber verir. Eğitim yoluyla Allaha giden yolu kapayan,en büyük olarak kendisini tanıtan insanlar hem kendilerini hemde kendilerini geçilmez kabul eden insanları israf etmiş olurlar.
Bu dünyada güzel bir hayat yaşadıktan sonra gülleri kurumayan,güzelleri farımayan cennete doğru atılmış Sırat-ı müstakıym köprüsünden kendini cehenneme atanlar israf edilmiş insanlardırlar.
Peygamberlerin kılavuzluğunu kabul etmeyip,cehalet çölünde uçağıyla beraber kaybolmaktır İsraf. Bu günlerde medeniyetin ka’besi diye yönlerini İngiltere’ye çevirenler fuhşun ve getirdiği hastalıkların bataklığında boğulmak üzere olduğunu görüyorlar.
Teknolojinin bütün imkanlarından yararlanan,uydu kulaklarıyla dünyayı dinleyen,köylünün ahırındaki samanından fazla doları olan insanlarımız bir tutam dolar için kendilerini yardan aşağı atıp hapishaneyi boyluyorlar. Yazık değilmi bunlara?
On beş yıllık eğitim maratonunun ödülü olarak ayda bin ekmek parası va’detmek bu maratona katılanların tamamını israf etmek demektir. Allaha ve ahirete iman edenleri gerici,yobaz damgasıyla damgalayanlar, ateist bir eğitimle insan yetiştirmeye çalışanlar,yetiştirdikleri insanların kurşunlarıyla can verirlerken hem kendilerine hem ateist,komünist...vs. yaptıklarını israf ederler.
Dünya gölge gibidir. Sırtınızı güneşe verir gölgenizin ardından koşarsanız hiçbir zaman yetişemezsiniz. Ama İbrahim aleyhisselam gibi “Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim” (En’am 79) derseniz ve O hakiki nura doğru yönelirseniz, dünya,gölge gibi arkanızdan gelir.
Lut aleyhisselama iman etmeyen,erkekleri kadınlaştıran o toplum da Kur’anda israfçı olarak tanıtılmaktadır.(Zariyat 34)
Rabbinin ayetlerine iman etmeyenler de kendisini israf etmiş insan olarak tanıtılıyor Kur’anda. (Taha 127)
O rahman ve Rahim olan Rabbimiz Zümer süresinin elli üçüncü ayetinde sevgili peygamberimize emir vererek “Söyle” diyor ve bizleri şöyle müjdeliyor: “Ey kendilerini israf eden kullarım,Allahın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları afveder. Muhakkak O bağışlayandır, merhamet edendir.” Dedikten sonra gelen ayetlerde ahirette azabı gördükten sonra “Yazıklar olsun bana”demeden,Rabbimize dönmemizi ve Onun güzel kitabına uymamızı istemektedir.
Bu ayetlerden de anlaşılıyor ki Rabbine dönmeyen,kendisi gibi insanların peşine takılıp onların kulu olan,Kur’ana değilde onların fikirlerine uyan ve kendi kafasını kullanmadan gidenler kendilerini israf edenlerdirler.

Çocuğun çok önemli bir imtihanı var. O imtihana giremezse ve kazanamazsa o hak bir daha geri gelmeyecek. İşte böyle bir imtihan gününün gecesinde anne ve baba, uyuya kalmayalım diye her türlü tedbire baş vururlar. Erkenden kalkarlar;çocuğu hazırlarlar; kimlik,imtihana giriş belgesi,kalem,silgi,hepsi tamamlanır. Evden çıkarken tekrar kontrol edilir. İmtihan salonuna girerken yeniden gözden geçirilir ve son uyarılar yapılır.
Anne ve babaya çocuk sevgisini veren Rabbimiz,bu imtihan dünyasında bizim neyi nasıl ve niçin yapacağımızı kitaplarıyla göstermiş,örnek olsunlar diye peygamberler göndermiş. Kıyamete kadar Kur’an ayetleri ile tabiat ayetleri bizi uyarmaya devam ediyor.
Kur’ana inanmayanlar tabiat ayetlerinden Kur’an ayetlerine yol bulacaklardır inşaallah.
Casiye süresinin ilk ayetinde Kur’anın, Aziz ve Hakim olan Allah tarafından indirildiğini haber verdikten sonra, göklerde ve yerdekiler, insanın yaratılışı, hayvanların bölgelere göre yayılması, geceyle gündüzün artarda gelmesi, yağmurların yağması, ölü toprakları diriltmesi, rüzgarların esmesine dikkatimizi çekiyor ve bunların hepsinin birer ayet olduğunu haber verir.