Fikrimizi Değil Rabbimizi (10-1-2001)Casiye - Nuzulsirasinagorekuran - 60. Sayfa
FİKRİMİZİ DEĞİL RABBİMİZİ (10-1-2001)CASİYE
Casiye süresinin ilk ayetinde Kur’anın,Aziz ve Hakim olan Allah tarafından
indirildiğini haber verdikten sonra,göklerde ve yerdekiler,insanın
yaratılışı,hayvanların bölgelere göre yayılması,geceyle gündüzün art arda
gelmesi,yağmurların yağması,ölü toprakları diriltmesi,rüzgarların esmesine
dikkatimizi çekiyor ve bunların hepsinin birer ayet olduğunu haber veriyor.
Allahın ayetlerini duyduğu halde duymazlıktan gelen,büyüklük taslayarak
inkarında ısrar eden,yalancılara ve çok günah işleyenlere yazıklar olsun der
(Casiye 1-8)
Allahın ayetlerinin hukuki ve ahlaki kurallarına göre değilde, batının kanunları
ve etik anlayışına göre yetişen bir İngiliz doktor üç yüzün üzerinde insanı para
karşılığında öldürüveriyor,bir bakan bakmakla görevli olduğu vatandaşlarının
paralarını zimmetine geçiriyor. Dürüst davrananlarla da alay ediyor ve “Sen
hangi çağdan kalmasın”deyiveriyor
“Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte onlar için acıklı azap
vardır.” (Casiye 9) Aman ya Rabbi, bu ayetler bu günmü indi,yoksa bin dört yüz
yıl öncemi indi? Bu ayetler, bu günün röntgen filmi gibi. Ayetler, Allahın kelam
sıfatındandır. Ezeli ve ebedidir. Bütün çağları Allah yarattığına göre, Sevgili
peygamberimizin diliyle:“Bütün iller Allahın,bütün kullar Allahın” (Ahmet.Müsned
1/166) olduğuna göre,Onun kitabı da her çağın kitabıdır.
Arab şairi : “Her şey Onun varlığına ve birliğine ayettir/delildir” derken Türk
şairi de : “Hep güzeller birbirine padişahı gösterir” der.
Atom parçasının içinde göklerin ve denizlerin derinliğini seyreden ,
çekirdekteki ağacı, çiçeği ve meyveyi gören, Kur’an ayetlerinde geçmişi ve
geleceği seyreden ilim adamları, vücutlarının bütün hücrelerine kadar işleyen
bir zevkin içinde yaşarlarken bilginin onlara verdiği bir saygı ile Rabbin
huzurunda boyun eğerler.
Bir atomu yaratmaya , bir çekirdek yapmaya , bir kelebek kanadı boyamaya ,
Kur’an surelerinden bir surenin benzerini getirmeye gücü yetmeyen , ölümüne
engel olamayan , acıkınca yarım ekmeğe boyun eğen bütün insanlık ailesinin,
Allaha ısyan etmeye kalkması deliliktir.
Rabbimizin hem Kur’an ayetlerini okuyacağız,hemde tabiat ayetlerini okuyacağız.
Allahın ayetlerine inanmayana bin yerden bin görüş getirseniz ikna edemezsiniz.
Casiye 6 da “Artık onlar, Allah ve ayetlerinden sonra hangi söze iman
ederler?”buyurur
Bize düşen görev kaysı çekirdeğini toprağa ekip sulamaktır. Yoksa içine girip de
ondan ceviz beklediğimizi söylemek değil. Söylesek de kendimizi yormaktan başka
bir işe yaramaz. Fikir verelim ama fikrimizi vermeye çalışmayalım.
Çocuğumuzun doğumuna sebep oluruz , ama onun huyunu , aklını , düşüncelerini biz
veremeyiz. Biz ancak onu tabiat ayetleri ile Kur’an ayetleri arasında yaşadığını
ve kendi şahsiyetinin kurallarını bunlardan alması gerektiğini öğretiriz.
Müzik öğretmeni öğrencisine müziğin bütün kurallarını verir ama kendi kulağını
veremez. Bize kulak veren Allaha, kulak verelim.
GÜVENLİĞİMİZ 11-1-2001 Casiye
Güllük ile küllük bir olmaz. Birinden güzel kokular gelirken öbüründen
burunların direğini yok edecek kokular çıkar. pislik kurutanlarla pislik
üretenlerde bir olmaz.
Casiye süresinin 20inci ayetinde Kur’anın bizim gözümüzü açan bize yol gösteren
ve bize Rabbimizin bir rahmeti olduğunu haber verdikten sonra 21 inci ayetinde
kötülük yapanlarla iyilik yapanların hem sağlıklarında hem de ölümlerinde denk
olmayacaklarını haber verir.
Gübre içinde gelişen....böcüleri servetlerinin çokluğuyla bülbüle hava
atabilirler ama hiç bir zaman bülbülün havasını koklayamazlar. Leş içinde
gelişen kurtçuklar gökyüzündeki şahine “Yazık,bir çiğnemlik eti de
yok”diyebilirler ama hiçbir zaman şahin kuşunun havada süzülürken tattığı huzuru
anlayamazlar.
Yine Casiye süresinin 23 üncü ayetinde “Hevasını kendisine ilah edineni gördün
mü” buyurur. Kendisini yaratan,yaşatan,kan veren,can veren Allahın emirlerini
tutmayı gericilik kabul eden, kendi görüşlerini ilahlaştıran ve o ilahına kurban
olarak namusunu, şerefini sunanlar, bu hevaları uğruna can alanlar, namusları
kirletenler,tüyü bitmemiş yetimlerin haklarını,ışıklı salonlarda viski olarak
içenlerin cezasını Rabbimiz ahirette verecek ama bazan aleme ibret olsun diye bu
dünyada da veriyor.
Peki ama bu pislikleri bu insanlar niçin yaparlar? Rabbimiz, Casiye süresinin 24
üncü ayetinde bunun sebebini Allaha ve ahirete inanmamak olduğunu “Hayat ancak
şu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve diriliriz. Bizi ancak zaman yok eder
dediler”diye ifade ederken “Dehr” kelimesi kullanılmış. Batının
“Ateist”kelimesinin karşılığı olarak Araplar Kur’andan aldıkları “Dehriyyun”
kelimesini kullanmışlar. Türkler ise Arapça aslında “Kafir” olan kelimenin
harflerinde değişiklik yaparak ve yeni ma’na yükleyerek “Gâvur” demiştir.
Bu gâvurluk başımızın belası bizim. Adamın ahiret inancı olmazsa yapamayacağı
kalmaz. Bir insandan cebindeki beş milyon daha değerli hale geliveriyor. Ticari
taksi şoförünü öldüren adam bu şoförün cebinde en fazla elli milyon
olabileceğini bildiği halde elli milyon onun gözünde bir insandan daha değerli.
Biri beş milyon için adam öldürürken, onun büyüğü de beş milyar veya beş trilyon
için öldürür.
Rabbimiz,Maide süresinin 32 inci ayetinde “Haksız yere bir adamı öldüren bütün
insanları öldürmüş gibidir” buyurur. Sevgili peygamberimiz de “Müslüman bir
insanın öldürülmesinden, insansız bir dünyanın yok olması Allah katında daha
ehvendir” buyurmuş.(Tirmizi,Diyat 5,İbni Mace,Diyat,1)
Bu imanla büyüyen İmamı Gazalinin hocası, İma-ül Harameyn-el Cüveyni (H.419-478)
“Bir damla kanla bir dünya tartılsa kan ağır gelir”der. (el-Ğıyasi s:256) Aynı
ma’nayı İmam Gazali de el-Müstasfa 1/314 de tekrarlamış. Aynı kültürden sulanan
Mehmet Akif Merhumda:
“Bütün dünya için bir damla kan çoktur”diyorlar, sen,
Şu ma’sum ümmetin seller akıttın hûn-i pâkinden” deyivermiş.
Biz onun bunun hevasına göre takılmanın bedelini ağır ödedik. Gelin hep birlikte
Rabbimizin koyduğu kurallara uyalımda
dinimiz,aklımız,canımız,malımız,namusumuz,neslimiz güven içinde olsun.
MÜ’MİNİN HAPİSHANESİ,KÂFİRİN CENNETİ
12-1-2001 Casiye
Şoför,uzun yolda radara yakalanıp ta ceza vermemek için dikkat eder. Alnı
terlemeden para kazananların radara da dikkat etmediklerini,yakalandığı zaman
“Üstü kalsın”diyerek yine aynı hızla terbiyesizlik yaptığını duyarız.
Rabbimiz,Casiye süresinde 28-29 uncu ayetlerinde yaptığımız her şeyin kayda
geçildiğini ve ileride amel defterlerimizin elimize verileceğini haber verir.
Melekler,yemezler,içmezler,uyumazlar,erkeklik ve dişilikleri olmadığından hiçbir
yolla rüşvet kabul etmezler.
Bu dünyada, gece yarılarında belgeleri yok etmek için ülkenin en saygın gibi
görülenlerini kullananlar o dünyada hiçbir belgeyi imha edemeyecekler. Hayırdan
ve şer den zerre kadar dahi olsa önüne çıkacaktır.
Sevgili peygamberimiz, “Dünya mü’minin hapishanesi,kâfirin
cenneti”buyurmuş.(Müslim,Zühd,hadis 2956,Tirmizi,Zühd,2324) Şair,
“Neyleyim sarayı,neyleyim köşkü.
İçinde salınıp gezenim yoktur.” Demiş. Dünyanın en güzel yerinde en güzel
saraylarda ,en güzel sevdiklerimizle beRaber olsak işte bu dünyanın en güzel
yeri, cennetin bir gülüne değmez. Mü’minin cennetteki yerine göre bu dünyada
sahip oldukları yanyana getirilse burasının hapishane olduğunu anlar. Kâfirin de
cehennemdeki yeriyle bu dünyadaki yeri yanyana getirilse burası kafire göre
cennet gibi bir yerdir. Kâfir müebbet hapis olsa ve Bizans zindanlarında
cezasını çeker olsa bu zindan cehennemde ki yerine göre cennet gibidir.
Sonra dünyanın bütün köşkleri sizin olsa, günleriniz sayılı. Bütün yiyecekler
önünüzde olsa mi’denin hacmi belli. Bütün yün ve ipekli kumaşlar sizin olsa
vücut ölçünüz ve giyeceğiniz günler sınırlı. Bütün güzeller sizin olsa günler
sayılı gücünüz sınırlı.
Öyle olunca gelin bu dünyadan yararlanırken Rabbimizin kurallarına uyalım.
Rabbimiz “Dünyayı kazanmayın”demiyor. “Helalından kazanın, bizim size verdiğimiz
den sizde ihtiyaç sahiplerine dağıtın” diyor. Bu dünyanın üstü olduğu gibi birde
altı var.
Allahın ayetleriyle dalga geçenler, “Çağımıza uygun değildir”diyenler kendi
koydukları kurallarla yetiştirdikleri insanların ne doymaz canavar olduğunu
görüyorlar. Kana doymuyorlar,haram mala doymuyorlar, dikta rejimi için gizli
görev alıyorlar ve kendini yetiştireni de yiyorlar. Onları yetiştirenler aval
aval bakarak “Biz böyle planlamamıştık” deyiveriyorlar.
Biz insanca yaşamakla görevliyiz. Bir başkasını kendimize benzetmekle görevli
değiliz. Bir başkasının nereden gelip nereye gittiğini,yarın ne yapacağını
bilemiyoruz ve onu da kendimize kıyaslayarak onun planını da yapmaya
çalışıyoruz. Kendimiz hakkında verdiğimiz kararların bir çoğunun yanlış
çıktığını görüp dururken başkalarının hayatına karışıyoruz ve sonunda faturayı
ağır öderken yeni yanlışlara doğru dümen kırıyoruz.
Gökleri ve yeri yaratan,trilyonlarca yıldızı yörüngesinde döndüren,her şeyi her
an gören,duyan ve yardım eden Allaha hamd ederek Onun koyduğu kurallara uymaya
devam edelim.
İslami Okul Okulların En Önemlisi