Çok İş Değil;Güzel İş (Mülk Süresi 16-4-2001 Pzrts) - Nuzulsirasinagorekuran - 71. Sayfa
ÇOK İŞ DEĞİL;GÜZEL İŞ (Mülk süresi 16-4-2001 Pzrts)
Şanı yüce Rabbimiz,bizi bu kara topraktan yaratmış. Yaratılanların en güzeli
yapmış. Gökyüzünü yıldızlarla süslemiş Gözlerimizi gökyüzüne çevirmemizi
istemiş. Gökyüzünde hiç bir eksiklik ve fazlalığın olmadığını haber vermiş ve
bize de işlerimizi en güzel şekilde yapmamızı istemiş.
Rabbimiz, bizden çok iş değil, güzel iş istiyor. Kulaklarımız,anlamsız,boş,kirli
kelimelerden binlercesini duyacağına anlamlı,hoş,faydalı ve ikna edici bir cümle
duysa daha faydalı olur. Mi’demize binbir çeşit haramdan
kazanılmış,abur-cubur,hortumdan,faizden gelen gıdalar gireceğine,alın teriyle
sulanmış,helal,içinde göz hakkı dahi olmayan az ve öz gıdalar girmelidir.
“Dişleri fırçaladıktan sonra kılınan namazın,fırçalanmadan kılınan namazdan
yetmiş kat fazla sevap olduğunu” sevgili peygamberimizden bize Hz.Aişe validemiz
haber veriyor. (Ahmet,Müsned 6/272)
İç güzelliği dışına vuran Hz. Yusuf’un, rüyaları da güzel. Bunu öğrenmek için
Kur’andan Yusuf süresini oku. İçi güzel olanın işi de güzel oluyor. Kendisini
ölsün diye kuyuya atanları dahi afvedecek bir iç güzelliğine sahip oluyor.
Türkiye’yi zor durumlardan kurtarmak için paket açanların paketlerinin içinden
almak,satmak,toplamak,çarpmak,Dolar,lira,faiz,banka,finans,repo,kredi,borç,alacak
verecek kelimelerinden başka bir şey çıkmıyor.
Ekonomiyi kurtarmaya çalışan bakan,herkesle görüşüyor da Milli Eğitim Bakanıyla
görüşmüyor. Otuz milyar doları kaptırmışlar. On milyar istemek için kimlerin
kapısını çalalım diye yine o otuz milyarı götürenlerle görüşüyorlar. Onlar
da“Sizi destekliyoruz. Hele sen o on milyar Doları bir getir. İşler düzelecek.
Çünkü bizim çömleğin dolmasına az kaldı. Şu İmam-Hatipleri kapat. Çünkü onlar
bizim çıkarlarımızın kovanına çomak sokuyorlar” diyorlar.
Bu Mülk süresinde gökyüzünü yıldızlarla süslediğini haber veren Rabbimiz,
Hucurat süresinde Mümin gönülleri de îmanla süslediğini haber verir.
Mülk süresinde kafirlere karşı kudurmuş,homurdanıp dıran Cehennemden haber verir
Rabbimiz. Oraya giren kafirlere sizi suçunuz ne idi diye sorulduğunda? Bir tek
suç söylüyorlar ki o suç bütün suçların başı O da peygambere iman etmemek. (Mülk
9-10)
O Peygamber: “Üzerinde hazineye ait bir palto olanın cehennemde yanacağını,hatta
bir iplik veya bir iğnenin dahi hazineden haksız yere alındığı takdirde ahirette
âr olacağını” haber verir. (İbn-i Mace,2/950 hadis,2848-2850)
Yüz tane hortumcunu hazinedengötürdüğü otuz milyar dolar,bütün çiftçilerin
borçlarını siler,her memura ve işçiye ayda bir milyar lira maaş vermeye yeterli
gelir, artan para ile de dünyadaki bütün fakirlere birer takım elbise
alınabilir. Ben burada rakamları vermek istedim; bazı hesaplarda yaptım ama
Ekonomi bakanının Amerikadan geldiği günlerde “Liranın rakamlarına
alışamadım”dediği gibi ben de işin içinden çıkamadım. Ömrü memur maaşıyla
geçmiş,rüyasında bile maaşından fazlasını görememiş bir insan olarak rakamlar
yerine Rabbin değişmez kurallarını vermeyi tercih ettim.
“Hizbb-ul vahşet” olayını gazetecilere gösteren içişleri bakanı sayın Sadettin
Tantan beyefendi bu gösteri esnasında gazetecilere üstüne basa basa birkaç defa
tekrarlayarak “Sağlam din eğitimi” verilmesinin zorunlu olduğundan bahseder.
Genel kurmaydan , MİT den Jandarma genel komutanlığından yetkili insanların
önünde bunun ısrarla tekrarlanması bu görüşün yalnız içişleri bakanına ait
olmadığını gösterir .
Hemen ardından Diyanet işleri başkanı sayın Mehmet Nuri Yılmaz beyefendi de
“sağlam din eğitim”inin gerekliliğini vurgular.
Hızb-ül hortum olayına karışanlar da ısrarla din eğitiminin önüne geçmek
istiyorlsr. Hızb-ül Hortumcuları önlemenin yolu da sağlam din eğitiminden geçer
sayın bakanım.
GÜL MEVSİMİ GELDİ (Mülk süresi 17-4-2001 Salı)
Şeyh-ül İslâm Yahya efendi:
“Evrâk-ı bahâr görelim sahn-ı çemende
Gül mevsimidir defter ü dîvana bakılmaz”diyor. Yani: “Bahar geldi,mevsim,gül
mevsimi,çemenliklerde yapraklar açıldı;sen de şu borç veya dairenin
defterlerinin yapraklarını kapatta çık,gül yapraklarını seyret”diyor.
Verdiğin çek ve senetlerin koçanlarına bakarak için kararıyorsa,aldığın çeklerin
karşılığı çıkmıyorsa,çeklerin yüzüne bakma. Çeki verenin yüzünün karası senin de
yüreğini karartır. Çıkda çayırları,çiçekleri,çocukları seyret. Rabbimizin
tavsıyesine uy, gökyüzünde kanat çırpan,sıra sıra uçan kuşları seyretde onları
havada tutan Allahın seni de yardımsız bırakmayacağını düşünerek rahatla.
(Bak,Mülk süresi 19)
Bizi yaratan,kulak,göz ve gönül veren(Mülk 23),biz insanları, dünyanın her
tarafına saçıveren (Mülk 24), “Yeryüzünün omuzlarında yürüyün ve Allahın
rızkından yeyin” diyen (Mülk 15) Allahın mülkünde, sofrasının kıyamete kadar
kalkmayacağına inancımızı iyi koruyalım. Ancak soframıza müsafir olarak değilde
eşkıya olarak gelip ekmeğimize el uzatanlara da fırsat vermeyelim.
Kafir,karanlıkda yüzüstü sürünen adam gibidir. Kurtulmak için çabalar. İp diye
sarıldığı bazan yılan,bazan altın zincir olabilir. Ama o, ne yılanı nede altını
farkedebilir. Yıldırım şavkı gibi yanıp sönen aklının ışığında bir zaman
doğru,bir zaman yanlış yolda yürüyebilir.
Ama hocam akıl hep doğruyu gösterir.... Peki senin ve ülkenin ve de insanlığın
şimdiki sıkıntılarından akıllarımız kurtulmak istemediği için mi doğruyu aklımız
bize göstermiyor? Yurt dışından akıllı adamlar getiriyoruz,onun aklının da bizim
aklımız gibi durduğunu görüyoruz.
Yarının ne getireceğini yarınları yaratan bilir. Biz geçmiş tecrübelerimizden
yararlanarak geleceğimizle ilgili varsayım hesapları yapar ve ona göre tavır
alırken bu günümüzle ilgili olarak günün görevini yerine getiririz.
Rabbimizin sofrasından rızkımızı bulmak için helal yollardan kazanmaya
çalışırız. Havadaki kuşların dahi rızkını veren Allah bizimde rızkımızı verir
der ve içimize sıkıntı vermeyiz. Çalışıp çabaladıktan sonra Allaha tevekkülle
gönlümüzü geniş tutmaya çalışırız.
Zenginin biri delinin birine on milyon lira vermiş. Deli, paranın büyüklüğünü
bildiği için avucunda sımsıkı tutarken terden ıslanmış. Akşam caminin avlusunda
tabutun içinde yatarken, gece avucum açılırda biri gelir alır korkusuyla parayı
duvarın deliğine koymuş. Sabaha kadar gözünü kapamadan duvara bakmış. Sabah
olunca parayı sahibine geri vermeye ve uykusuzluktan kurtulmaya karar vermiş.
Zenginin iş yerine varınca o para veren zenginin de koltukda uyuduğunu görmüş ve
parayı geri verirken “Ben, senin yıllardır neden uyumadığını bilirim. Al şu
paranı benim uykumu da kaçırma”deyivermiş.
Doğarken cıplak geldiğimizi,ölünce de bir kefenle gideceğimizi hiç hatırımızdan
çıkarmayalım. Çalışalım ama üzülmeyelim. Bin gece üzülseniz size bir lira
kazandırmaz.
Yüzümüzü ahirette karartacak olan inkar,ısyan,haram söz,davranış ve lokmalardan
sakınalım.Zamanla yaptığımız hataları pişmanlık ateşiyle yakıp,istiğfar suyuyla
yıkayalım.
İslami Okul Okulların En Önemlisi