Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Çok İş Değil;Güzel İş (Mülk Süresi 16-4-2001 Pzrts) - Nuzulsirasinagorekuran - 71. Sayfa

ÇOK İŞ DEĞİL;GÜZEL İŞ (Mülk süresi 16-4-2001 Pzrts)
Şanı yüce Rabbimiz,bizi bu kara topraktan yaratmış. Yaratılanların en güzeli yapmış. Gökyüzünü yıldızlarla süslemiş Gözlerimizi gökyüzüne çevirmemizi istemiş. Gökyüzünde hiç bir eksiklik ve fazlalığın olmadığını haber vermiş ve bize de işlerimizi en güzel şekilde yapmamızı istemiş.
Rabbimiz, bizden çok iş değil, güzel iş istiyor. Kulaklarımız,anlamsız,boş,kirli kelimelerden binlercesini duyacağına anlamlı,hoş,faydalı ve ikna edici bir cümle duysa daha faydalı olur. Mi’demize binbir çeşit haramdan kazanılmış,abur-cubur,hortumdan,faizden gelen gıdalar gireceğine,alın teriyle sulanmış,helal,içinde göz hakkı dahi olmayan az ve öz gıdalar girmelidir.
“Dişleri fırçaladıktan sonra kılınan namazın,fırçalanmadan kılınan namazdan yetmiş kat fazla sevap olduğunu” sevgili peygamberimizden bize Hz.Aişe validemiz haber veriyor. (Ahmet,Müsned 6/272)
İç güzelliği dışına vuran Hz. Yusuf’un, rüyaları da güzel. Bunu öğrenmek için Kur’andan Yusuf süresini oku. İçi güzel olanın işi de güzel oluyor. Kendisini ölsün diye kuyuya atanları dahi afvedecek bir iç güzelliğine sahip oluyor.
Türkiye’yi zor durumlardan kurtarmak için paket açanların paketlerinin içinden almak,satmak,toplamak,çarpmak,Dolar,lira,faiz,banka,finans,repo,kredi,borç,alacak verecek kelimelerinden başka bir şey çıkmıyor.
Ekonomiyi kurtarmaya çalışan bakan,herkesle görüşüyor da Milli Eğitim Bakanıyla görüşmüyor. Otuz milyar doları kaptırmışlar. On milyar istemek için kimlerin kapısını çalalım diye yine o otuz milyarı götürenlerle görüşüyorlar. Onlar da“Sizi destekliyoruz. Hele sen o on milyar Doları bir getir. İşler düzelecek. Çünkü bizim çömleğin dolmasına az kaldı. Şu İmam-Hatipleri kapat. Çünkü onlar bizim çıkarlarımızın kovanına çomak sokuyorlar” diyorlar.
Bu Mülk süresinde gökyüzünü yıldızlarla süslediğini haber veren Rabbimiz, Hucurat süresinde Mümin gönülleri de îmanla süslediğini haber verir.
Mülk süresinde kafirlere karşı kudurmuş,homurdanıp dıran Cehennemden haber verir Rabbimiz. Oraya giren kafirlere sizi suçunuz ne idi diye sorulduğunda? Bir tek suç söylüyorlar ki o suç bütün suçların başı O da peygambere iman etmemek. (Mülk 9-10)
O Peygamber: “Üzerinde hazineye ait bir palto olanın cehennemde yanacağını,hatta bir iplik veya bir iğnenin dahi hazineden haksız yere alındığı takdirde ahirette âr olacağını” haber verir. (İbn-i Mace,2/950 hadis,2848-2850)
Yüz tane hortumcunu hazinedengötürdüğü otuz milyar dolar,bütün çiftçilerin borçlarını siler,her memura ve işçiye ayda bir milyar lira maaş vermeye yeterli gelir, artan para ile de dünyadaki bütün fakirlere birer takım elbise alınabilir. Ben burada rakamları vermek istedim; bazı hesaplarda yaptım ama Ekonomi bakanının Amerikadan geldiği günlerde “Liranın rakamlarına alışamadım”dediği gibi ben de işin içinden çıkamadım. Ömrü memur maaşıyla geçmiş,rüyasında bile maaşından fazlasını görememiş bir insan olarak rakamlar yerine Rabbin değişmez kurallarını vermeyi tercih ettim.
“Hizbb-ul vahşet” olayını gazetecilere gösteren içişleri bakanı sayın Sadettin Tantan beyefendi bu gösteri esnasında gazetecilere üstüne basa basa birkaç defa tekrarlayarak “Sağlam din eğitimi” verilmesinin zorunlu olduğundan bahseder.
Genel kurmaydan , MİT den Jandarma genel komutanlığından yetkili insanların önünde bunun ısrarla tekrarlanması bu görüşün yalnız içişleri bakanına ait olmadığını gösterir .
Hemen ardından Diyanet işleri başkanı sayın Mehmet Nuri Yılmaz beyefendi de “sağlam din eğitim”inin gerekliliğini vurgular.
Hızb-ül hortum olayına karışanlar da ısrarla din eğitiminin önüne geçmek istiyorlsr. Hızb-ül Hortumcuları önlemenin yolu da sağlam din eğitiminden geçer sayın bakanım.

GÜL MEVSİMİ GELDİ (Mülk süresi 17-4-2001 Salı)
Şeyh-ül İslâm Yahya efendi:
“Evrâk-ı bahâr görelim sahn-ı çemende
Gül mevsimidir defter ü dîvana bakılmaz”diyor. Yani: “Bahar geldi,mevsim,gül mevsimi,çemenliklerde yapraklar açıldı;sen de şu borç veya dairenin defterlerinin yapraklarını kapatta çık,gül yapraklarını seyret”diyor.
Verdiğin çek ve senetlerin koçanlarına bakarak için kararıyorsa,aldığın çeklerin karşılığı çıkmıyorsa,çeklerin yüzüne bakma. Çeki verenin yüzünün karası senin de yüreğini karartır. Çıkda çayırları,çiçekleri,çocukları seyret. Rabbimizin tavsıyesine uy, gökyüzünde kanat çırpan,sıra sıra uçan kuşları seyretde onları havada tutan Allahın seni de yardımsız bırakmayacağını düşünerek rahatla. (Bak,Mülk süresi 19)
Bizi yaratan,kulak,göz ve gönül veren(Mülk 23),biz insanları, dünyanın her tarafına saçıveren (Mülk 24), “Yeryüzünün omuzlarında yürüyün ve Allahın rızkından yeyin” diyen (Mülk 15) Allahın mülkünde, sofrasının kıyamete kadar kalkmayacağına inancımızı iyi koruyalım. Ancak soframıza müsafir olarak değilde eşkıya olarak gelip ekmeğimize el uzatanlara da fırsat vermeyelim.
Kafir,karanlıkda yüzüstü sürünen adam gibidir. Kurtulmak için çabalar. İp diye sarıldığı bazan yılan,bazan altın zincir olabilir. Ama o, ne yılanı nede altını farkedebilir. Yıldırım şavkı gibi yanıp sönen aklının ışığında bir zaman doğru,bir zaman yanlış yolda yürüyebilir.
Ama hocam akıl hep doğruyu gösterir.... Peki senin ve ülkenin ve de insanlığın şimdiki sıkıntılarından akıllarımız kurtulmak istemediği için mi doğruyu aklımız bize göstermiyor? Yurt dışından akıllı adamlar getiriyoruz,onun aklının da bizim aklımız gibi durduğunu görüyoruz.
Yarının ne getireceğini yarınları yaratan bilir. Biz geçmiş tecrübelerimizden yararlanarak geleceğimizle ilgili varsayım hesapları yapar ve ona göre tavır alırken bu günümüzle ilgili olarak günün görevini yerine getiririz.
Rabbimizin sofrasından rızkımızı bulmak için helal yollardan kazanmaya çalışırız. Havadaki kuşların dahi rızkını veren Allah bizimde rızkımızı verir der ve içimize sıkıntı vermeyiz. Çalışıp çabaladıktan sonra Allaha tevekkülle gönlümüzü geniş tutmaya çalışırız.
Zenginin biri delinin birine on milyon lira vermiş. Deli, paranın büyüklüğünü bildiği için avucunda sımsıkı tutarken terden ıslanmış. Akşam caminin avlusunda tabutun içinde yatarken, gece avucum açılırda biri gelir alır korkusuyla parayı duvarın deliğine koymuş. Sabaha kadar gözünü kapamadan duvara bakmış. Sabah olunca parayı sahibine geri vermeye ve uykusuzluktan kurtulmaya karar vermiş. Zenginin iş yerine varınca o para veren zenginin de koltukda uyuduğunu görmüş ve parayı geri verirken “Ben, senin yıllardır neden uyumadığını bilirim. Al şu paranı benim uykumu da kaçırma”deyivermiş.
Doğarken cıplak geldiğimizi,ölünce de bir kefenle gideceğimizi hiç hatırımızdan çıkarmayalım. Çalışalım ama üzülmeyelim. Bin gece üzülseniz size bir lira kazandırmaz.
Yüzümüzü ahirette karartacak olan inkar,ısyan,haram söz,davranış ve lokmalardan sakınalım.Zamanla yaptığımız hataları pişmanlık ateşiyle yakıp,istiğfar suyuyla yıkayalım.