İnsanı Aldatan (30-4-2001 Pzrts) İnfitar - Külliyat - Nuzulsirasinagorekuran - 75. Sayfa
İNSANI ALDATAN
(30-4-2001 Pzrts) İnfitar
10/11/2004/Çrşmb/Millig
Aslında herkesin aradığı Cennettir. Mü’minin de, kâfirinde aradığı Cennettir.
Hz. Ademle birlikte Cenneti gördük. Cennetin güzelliklerine aşina olduk. Onun
içindir ki bütün dünya insanının hepsinin iyiye, doğruya ve güzele karşı sevgisi
ve sempatisi vardır. Bu da biz Müslümanların lehinedir.
İyi bir şair, güzel bir şiir yazdığında şiir ehli tarafından alkış tufanına
tutulduğunda o, gönül dünyasında uçuşan manaları, kelime kalıplarına döküp
insanlığa sunmakla meşguldür.
İyi bir ressam da her eserini tamamladıktan sonra yeni renk ve çizgi avına
çıkmaktadır ve tatmin olmadan bu dünyadan gitmektedir. Çünkü bunların hepsi
Cenneti aramaktadır. Ancak kafirler bu cenneti yanlış yolda aramaktalar.
İçinde kaybettiği Allah inancını, ineğe taparak, fareye taparak, yıldıza
taparak, insana taparak tatmin olmaya çalıştığı gibi güzellikleri de küfrün
karanlık izbelerinde arayarak aldanmaktadır.
Rabbimiz, İnfitar sûresinde soruyor: “Ey insan, Kerim olan Rabbine karşı seni
aldatan nedir? O ki, seni yarattı, düzeltti ve dengeli yaptı. Dilediği şekilde
seni birleştirdi”
Önemli bir hastalık sonunda bize organ veren kişiye, organ naklini yapan doktora
ve yardımcılarına teşekkürlerimizi ve minnet duygularımızı bildiririz.
Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırını sayacak kadar kadirşinasız. Kuaföre “Eline
sağlık”deriz de acaba bizi en güzel kıvamda yaratan,renk ve şekil veren Allaha
niçin teşekkür etmeyiz.
İsterseniz organ ticareti yapanlara gidin ve tepeden tırnağa organlarınızın para
olarak hesabını bir yaptırın.
Zenginin birinin karnı dağlar gibi şişer. Doktorlar çaresiz kalırlar. Zengin
çatlamaya gelir ve bağırır: “Bir defa yellememi sağlayan doktora bütün malımı
vereceğim”der.
Sıhhatli zamanlarınızın her saniye ve salisesinin kaç milyarlarca dolar
değdiğini bilin ve bu can,ten ve sıhhati veren Allaha karşı görevlerinizi yerine
getirmeye çalışınız.
Yedi iklimi cihana hükmeden Kanuni Sultan Süleyman ne güzel söylemiş:
“Halk içinde mu’teber bir nesne yok devlet gibi.
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.”
Kağıt üzerine yazı yazılırken kalemi görenler, parmağı görenler, bileği
görenler, yüreği görenler ve yüreği yönlendiren Allaha iman edenler gördüklerine
göre değerlendirilirler.
Biz, esen yellerin, açan güllerin, uçan böceklerin, doğan çocukların, coşan
denizlerin, parlayan yıldızların, oynaşan yaprakların, yeşeren toprakların
gerisinde onları evirip çeviren Allahın gücünü, ilmini, sanatını görmemiz
gerekir.
Bir gün gelir, insanlar ölür, ağaçlar kurur, gökyüzü yarılır, yıldızlar dökülür,
denizler fışkırtılır, bizi gözetleyen meleklerin yazdıkları elimize verilir,
iyiler Cennete, kötüler Cehenneme koyulur. Orada kimsenin bize faydası olmaz.
Onun için aklımızı başımıza alalım,iyilerden olalım, iyi işler yapalım, ler
söyleyelim, helal mallar kazanalım, ihtiyaç sahipleri ve dostlarımızla
paylaşmasını bilelim ki Cennete layık olalım.
Gözlüğünün camına bakan birisi, camı görür ama manzarayı göremez. Dünyamız bizim
perdemizdir. Perdenin güzelliğine takılıp kalırsak Cennetin manzarasını
kaybederiz. Aldanmayalım, perdenin gerisine bakalım.
İslami Okul Okulların En Önemlisi