İmamlık, İktidâ (İmama Uyma), Namazın Rükünleri, İmamın Selâm'dan Sonraki ve İmamın Namazdan Önceki Vazifele
İmamlık, İktidâ (İmama Uyma), Namazın Rükünleri, İmamın Selâm'dan Sonraki ve İmamın Namazdan Önceki Vazifelerİmam'ın namazdan evvelki vazifeleri altıdır: Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: Cemaatin imamı istemeyişi halinde 'imamlık' mekruh olduğu gibi, cemaat içerisinde fıkhı kendisinden daha iyi bilen birisinin bulunması halinde yapılan imamlık da mekruh olur. Ancak fıkhı daha iyi bilen kişi imam olmaktan kaçınırsa diğerinin imam olmasında mahzur yoktur. Bu gibi durumlar mevcut değilse, nefsinin imamlık şartlarını hâiz olduğuna kânî olan bir kimse, derhal öne geçerek imamlık yapabilir. Ashâb-ı kirâm arasında imam olmamak için vukû bulan itişmeler hususundaki rivayete gelince, bunun sebebi imam olması istenilen zatın diğer kişiyi bu işe kendisinden daha ehil görmesi ve onu nefsine tercih etmesidir; ya da sahâbiler, namazda herhangi birşeyi unuturum diye korkup imamlıktaki mesuliyet tehlikesinden kaçtıkları için bu şekilde hareket ediyorlardı. Çünkü imamlar sorumluluk taşımaktadırlar. İmamlık vazifesine âşinâ olmayan bir kimsenin kalbi, çoğu zaman, böyle bir görevi yüklendiğinde meşgul olur. Özellikle sesli kılınan namazlarda cemaatten gelen mahcûbiyet duygusu namazda gereken ihlâsı teşviş eder. Bu bakımdan imamlıktan çekinen ashâb-ı kirâmın böyle birçok mâzeretleri vardı. 2. Kişinin, ezan okumakla imamlık arasında muhayyer kılındığı zaman, imamlığı tercih etmesi daha uygundur; çünkü her ikisinin de fazileti olmakla beraber ikisini birden almak mekruhtur. İmamla müezzinin ayrı ayrı şahıslar olması daha münasiptir. İmamlıkla müezzinliği birden almak mümkün olmadığı zaman, imamlık daha evlâdır. Bazıları da ezan hakkında naklettiğimiz faziletten ötürü müezzinliğin daha evlâ olduğuna hükmetmişlerdir. İkinci delilleri de Hz. Peygamber'in şu sözüdür: İmam âmirdir (veya emindir). O rükûa gittiği zaman siz de rükûa gidiniz; secde ettiğinde de siz de secde ediniz.105 Eğer imam namazını tamamlarsa bundan hem kendisi, hem de cemaat faydalanır. Eğer namazında noksanlık yaparsa zararı cemaate değil, sadece kendisine aittir.106 Bütün bu hadîsler, müezzinliğin imamlıktan daha üstün olduğuna delâlet ettiği gibi, şu hadîs-i şerîf de buna delâlet etmektedir: Ey Allahım! İmamları irşâd et! Müezzinleri de affeyle!107 Affın istenmesi daha evlâdır; çünkü irşâd, affolunmak için istenilmektedir. Bir camide yedi yıl imamlık yapana sorgusuz sualsiz cennet vâcib olur. Kırk yıl ezan okuyan ise sorgusuz sualsiz cennete girer.108 İşte bu sır ve hikmetten ötürü sahâbiler (r.a) imam olmamak hususunda itişip kakışmakta idiler. Son Hüküm Buna rağmen saltanatta büyük tehlikeler vardır, İşte imamlıkta da tehlike olduğu için en faziletli olanın ve fıkhı en iyi bilenin, bilmeyenlere imam olması vâcib olmuştur. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Seleften bazıları, 'enbiyâdan sonra âlimlerden daha üstün, âlimlerden sonra da namaz kıldıran imamlardan daha üstün bir kimse yoktur. Çünkü bu insanlar, Allah'ın huzurunda kâim olup onunla mahlûkatı arasında aracılık yaparlar. Peygamberler nübüvvet vazifesiyle, âlim ilimle, imam ise, dinin direği olan namazla Allah ile mahlûkatı arasına girmektedir' demişlerdir. Ashâb-ı kirâm, Hz. Ebubekir Sıddîk'ın halife seçilmesini şu delile dayanarak ispatlamışlardır: Bilâl-i Habeşî (r.a) Rasûlullah tarafından müezzin tâyin edildiği halde, buna dayanarak onu halife seçmediler. (Bu bakımdan sahâbîlerin bu hareketi imamlığın müezzinlikten daha üstün olduğuna en bariz delildir). Müezzinliğin daha üstün olduğuna delâlet eden şöyle bir hadîs rivayet olunmaktadır: Bu hadîs yoruma muhtaçtır; çünkü Rasûlullah, müezzinlik daha üstün olduğu için değil, cemaatin, o adamın imamlığına razı olmayacağı kanaatiyle böyle söylemiştir. Zira ezan okumak vazifesi müezzine, imamlık vazifesi ise cemaate ve onun seçimine bağlı bu-lunmaktadır. Daha sonraki zamanlarda zannedilmiştir ki o adam imamete muktedirdi.111 3. İmam, namaz vakitlerini gözetlemeli, Allah'ın rızasına nâil olabilmek için namazları vakitlerinin evvelinde kıldırmalıdır. Nitekim Hz. Peygamber'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kişi, namazını vaktin sonunda kılar ve kazaya bırakmaz. Ancak vaktin evvelinde edâ etmediği için kaybettiği fazilet, dünyadan ve dünyadakilerden daha üstün ve hayırlıdır.113 Cemaat çoğalsın diye, namazı vaktin sonuna tehir etmek uygun bir hareket değildir. Aksine cemaatin vaktin evvelindeki faziletleri elde etmek için acele etmesi gereklidir. Namazı vaktin evvelinde kılmak, cemaatin çokluğundan ve uzun sûrelerin okunmasından daha üstündür. Selef-i Sâlihîn iki kişi oldukları zaman, derhal namaza dururlar, üçüncüyü beklemezlerdi. Dört kişi cenazede hazır olduğunda derhal vazifelerin yapılmasına geçilir ve beşinci şahıs beklenmezdi. Bir yolculuk esnasında cemaat, sabah namazına geç gelen Hz. Peygamber'i beklememiş ve Abdurrahman b. Avf'ı imamlığa geçirerek namazlarını edâ etmişlerdi. Birinci rek'ata yetişemeyen Hz. Peygamber, imamın selâmından sonra kalkarak kılamadığı bu rek'atı kaza etti. Râvî "Biz bu durumdan korktuk. Fakat Hz. Peygamber selâm verdikten sonra 'Böyle devam ediniz' buyurup bizi teskin etti" diyor.114 Rasûlullah (s.a), bir gün öğle namazında gecikti. Ashab onun gelişini beklemeden Ebu Bekir Sıddîk'ı imamlığa geçirdiler. Ebu Bekir, namazı kıldırırken Hz. Peygamber gelerek onun yanında durmak suretiyle cemaata uydu.115 İmam, müezzini beklemek mecburiyetinde değildir. Aksine kâmet getirmek için müezzinin imamı beklemesi gerekir. Bu bakımdan imam, hazır olduğu zaman, müezzini beklemeden na-maza devam edebilir. 4. İhlâslı ve sadece Allah rızası için imamlık yapmak gerekir. Taharette ve namazın bütün şartlarında Allah'ın emanetini olduğu gibi edâ etmelidir. 103) Tirmizî, (Ebu Ümâme'den hasen ve garib olarak) |
İslami Okul Okulların En Önemlisi