Anne, Baba ve Çocuk Hakları | Zehirli Ok - Ulfet - Anne Baba Ve Cocuk Haklari
Anne, Baba ve Çocuk HaklarıAkrabalığın en özeli ve en değerlisi doğurmaktır. Bu bakımdan akrabalık ve sılayı rahim hakkı burada oldukça kuvvet bulur. Nitekim Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Anne-babaya yapılan iyilik, namazdan, sadaka, hac, umre ve Allah yolundaki cihaddan daha üstündür.298 Anne-babasını razı ederek sabahlayan, kimse için cennette iki kapı açılır. Aynı şekilde onları razı ederek akşamlayan kimse için de böylesi vardır. Eğer birini razı ederse, bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de (onları razı etmeye çalışmalıdır). Kim de ebeveynini kızdırdığı halde sabahlarsa ona da cehennemde iki kapı açılır. Onları kızdırarak akşamladığı zaman da yine kendisi için cehennemde iki kapı açılır. Eğer birini kızdırırsa bir kapı açılır. Kendisine zulmetseler de, zulmetseler de, zulmetseler de (durum değişmez).299 Cennetin kokusu beşyüz senelik mesafeden hissedilir. (Fakat buna rağmen) anne-babaya karşı gelen evlât ile sıla yı rahmi kesen kimse, onun kokusunu alamaz.300 Annene, babana, kızkardeşine, kardeşine, sonra da sana en yakın olandan başlamak üzere diğer yakınlarına iyilikte bu lun.301 Rivayet edildiğine göre Allah Teâlâ Hz. Musa'ya şöyle bu yurmuştur: 'Yâ Musa! Anne-babasma karşı iyi davranıp (onlara itaat edip) bana isyan eden kimseyi itaatkâr kullarımdan, bana itaat edip de anne-babasma isyan eden kimseyi de âsi kullarımdan yazarım'. Denildiğine göre Hz. Yusuf, huzuruna giren babası Hz. Yakub için ayağa kalkmadı. Bunun üzerine Allah Teâlâ kendisine şu vahyi gönderdi: 'Sen baban için ayağa kalkmayı bir küçüklük mü sanıyorsun? İzzet ve celâlim hakkı için yemin ederim ki bu hareke tinden dolayı senin sulbünden bir tek peygamber bile gönderme yeceğim'. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Mâlik b. Rabîa şöyle anlatıyor: Hz. Peygamberin yanında oturduğumuz bir sırada Benî Seleme kabilesinden bir kişi gelerek 'Ey Allah'ın Rasûlü! Ebeveynimin benim üzerimde vefatlarından sonra takdim edebileceğim bir hakları var mıdır?' dedi. Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 'Evet. Onlara salavat getirmek (dua etmek), onlar için bağışlanma dilemek, sözlerini yerine ge tirmek, dostlarına ikram da bulunmak ve onların dost ve yakınlarıyla ilgiyi (ve ancak onların yolundan gelen sılayı rahmi) kesmemektir'. 303 Kişinin babasının sevdiklerine (vefatından sonra onun dost larına) sılayı rahim yapması, iyiliğin en âlâsıdır.304 Validenin evlâdı üzerindeki ihsanı iki kattır.305 Validenin duası herkesin duasından daha evvel kabul olu nur.306 Bir kişi Hz. Peygambere şöyle sordu: İyilik yapması hususunda evlâdına yardım eden babadan Allah razı olsun. Enes Hz. Peygamber'in şöyle dediğini naklediyor: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Her çocuk akîkasının rehinidir. Doğumunun yedinci gü nünde akîka olarak bir hayvan kesilir ve başı traş edilir.310 Katâde şöyle diyor: 'Akîkayı kestiğin zaman ondan bir kıl ala rak bunu kesilen şah damarları hizasında tut. Sonra bu kılı çocuğun başının (bıngıldağının) üzerine bırak; tâ ki ondan ip (izi) gibi kan aksın. Bundan sonra da çocuğun başı yıkansın ve traş edilsin...' Âişe vâlidemiz şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber bir keresinde bana '(Zeyd'in oğlu) Usâme'nin yüzünü yıka!' buyurdu. Usâme'nin yüzünü yıkamaya başladım; ancak bunu bir angarya olarak gördüğümden gönülsüz yapıyordum. Bunu farkeden Hz. Peygamber elime vurarak onu benden aldı ve yüzünü güzelce yıkadı. Sonra da yanaklarından öperek şöyle buyurdu: Hz. Peygamber birgün minberde iken Hz. Hasan'ın düştüğünü gördü. Bunun üzerine minberden inip onu kucaklayarak şu ayeti okudu: 'Mallarınız ve çocuklarınız (sizin için) ancak bir belâ ve imtihandır'. (Teğâbün/15) Abdullah b. Şeddad şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber birgün na maz kıldırırken Hz. Hüseyin çıkageldi, secdeye gittiğinde Hz. Peygamberin omuzuna çıktı. Hz. Peygamber cemaatin önünde secdeyi oldukça uzattı. Hatta cemaat birşey olduğunu zannettiler. Namaz bittikten sonra cemaat 'Yâ Rasûlullah! Secdeyi çok uzattınız. Öyle ki birşey olduğunu zannettik' dediler. Bunun üze rine Hz. Peygamber şöyle buyurdu: 'Oğlum (torunum) sırtıma binmişti. Ben de onu hevesini almadan hemen indirmeyi doğru bulmadım'.312 Hz. Peygamberin secdeyi bu şekilde uzatmasında birçok fayda lar vardır: Birincisi Allah'a yaklaşmaktır. Çünkü kulun, Allah'a en yakın olduğu an secde halinde bulunduğu andır. (İkinci fayda) çocuğa gösterilen şefkat ve iyiliktir. Ayrıca burada ümmetin eğitilmesi de sözkonusudur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Yezid b. Muaviye şöyle anlatıyor: Babam (Muaviye) Ahnef b. Kays'a haber gönderdi. Huzuruna geldiğinde de ona şöyle sordu: Ahnef, yanından çıkıp giderken Muaviye, oğlu Yezid'i bağışladı ve ona ikiyüzbin dirhem ve ikiyüz elbise gönderdi. Yezid de bu hediyenin yarısını (yüzbin dirhem ile yüz elbiseyi) Ahnefe gönderdi. Bütün bu anlattıklarımız anne ve babanın haklarının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Onların haklarının yerine geti rilmesi keyfiyeti ise uhuvvet (kardeşlik) hakkında zikrettiğimiz hadîslerden anlaşılmaktadır; zira buradaki bağ, kardeşlik bağından daha kuvvetlidir. Burada iki husus daha vardır: Birincisi; âlimlerin çoğu 'Anne ve babaya itaat, şüpheli şeylerde de farzdır' demişlerdir; fakat haramlığı kesin olan konularda onların dediklerini yapmak farz değildir. Hatta annen ve baban kendile rinden ayrı yemek yemenden rahatsız oluyorlarsa, yemeği onlarla beraber yemen farzdır. Çünkü şüpheliyi terketmek takvadandır. Ebeveyni razı etmek ise farzdır. İkincisi; mübah ve nafile olan yol culuklara, izinleri olmaksızın çıkamazsın. Müslümanların üze rinde farz olan haccı hemen yapmak sünnettir; çünkü hac geniş zamanlı bir farzdır. İlim talep etmek için başka memleketlere git mek nafile ibadettir. Ancak talep ettiğin ilim namaz, oruç gibi farz ların ilimleri ise ve memleketinde bu ilimleri öğretecek kimse de yoksa, bu ilimleri öğrenmek için gitmen farz olur; tıpkı yeni müs lüman olan birinin, memleketinde İslâm nizamını öğretebilecek kimse olmadığında, İslâm dinini öğrenmek için hicret etmesinin farz olduğu gibi... Bu gibi meselelerde anne ve babanın iznine gerek yoktur. Ebu Said el-Hudrî şöyle anlatıyor: Adamın biri Yemen'den Hz. Peygambere gelip cihada katılmak istediğini söyledi. Hz. Peygamber ona şöyle sordu: Hz. Peygamber, savaşa katılma hususunda kendisiyle istişare etmek üzere gelen birisine şöyle sordu: Adamın biri hicret üzerine Matlaşmaya geldiği Hz. Peygambere şöyle dedi: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Herhangi birinizin bineği huysuzluk yaptığı ya da hanımının veya aile efradından birinin ahlâkı kötüleştiği zaman, onun kulağına ezan okusun.318 Köle Hakları Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Hilekar, kibirli, hain ve kölesine kötü muamele eden kimse ler cennete giremez.321 Hz. Ömer'in oğlu Abdullah şöyle anlatıyor: Adamın biri Hz. Peygamber'e gelerek 'Hizmetçilerimizin işlediği kusurların ne kadarını affedelim?' diye sordu. Hz. Peygamber önce susup cevap vermedi; sonra da 'Günde yetmiş kusurlarını affediniz' buyurdu.322 Hz. Ömer her cumartesi (Medine'nin yakınında bulunan ve bağlık ve bostanlık bir yer olan) Avaliye'ye giderdi. Orada güç yeti remeyeceği işlerde çalıştırılan bir köle gördüğünde onun işini ha fifletirdi; (bilfiil ona yardım ederdi). Ebu Hüreyre, hizmetçisi yaya olarak arkasında yürüdüğü halde devesinin üstünde giden birisine şöyle dedi: Zührî şöyle der: "Kişi kölesine 'Allah seni mahrum etsin' dediği zaman o köle hürdür". (Bu çirkin sözün keffareti o köleyi âzâd etmektir). Avn b. Abdillah kendisine isyan eden hizmetçisine şöyle demiştir: 'Efendine ne kadar da benziyorsun. Senin efendin (kendisini kastediyor), efendisine (Allah'a) isyan ediyor. Sen de efendine isyan ediyorsun'. Meymun b. Mihran'ın misafiri vardı. Cariyesi akşam yemeğini acele ile getirirken elindeki dolu çanak kayarak efendisi Meymun'un başına dökülüverdi. Bunun üzerine Meymun şöyle dedi: İbn Münkedir şöyle der: Hz. Peygamberin sahabîlerinden biri kölesini dövdü. Kölenin 'Senden, Allah için beni dövmemeni istiyo rum ve sana Allah'ın vechiyle yemin verdiriyorum' diye yalvar masına rağmen adam onu affetmedi. Kölenin yalvarışını işiten Hz. Peygamber onlara doğru ilerledi. Adam Hz. Peygamber'in gelişini farkettiğinde kölesini dövmekten vazgeçti. Hz. Peygamber ona 'Kölen sana Allah'ın vechiyle yemin verdirdiği halde onu affetme din; fakat beni gördüğün zaman onu dövmekten vazgeçtin. (Bu nasıl olur?)' dedi. Bunun üzerine adam 'Bu köle Allah rızası için hürdür, (onu azâd ettim)' dedi. Hz. Peygamber de 'Eğer böyle yap masaydın yüzünü ateş kaplardı' buyurdu.323 Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Ebu Râfi âzâd edildiği zaman ağlayarak 'Şimdiye kadar iki ecrim vardı, şimdi ise bunlardan birisi gitti' demiştir. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır: Ebu Mes'ud el-Ensârî şöyle anlatıyor: Birgün hizmetçimi dövü yordum. Bu sırada arkamdan birinin iki defa 'Ey Ebu Mes'ud! diye seslendiğini duydum. Dönüp baktığımda Hz. Peygamberin arkamda durduğunu gördüm. Kırbacı elimden attım. Hz. Peygamber bana şöyle dedi: 'Yemin ederim ki, Allah'ın gücü sana, senin gücünün bu hizmetçine yetmesinden daha fazla yeter'.326 Muaz'ın rivayetine göre Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: Ebu Hüreyre Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Herhangi birinizin kölesi yemek yapmasını bilip de kendisini hararet ve meşakkatinden kurtararak hazırladığı Adamın biri Selman-ı Farisî'nin huzuruna girdiğinde onun hamur yoğurduğunu gördü. Bunun üzerine şöyle dedi: Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur : Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır; Köle hakları; yiyecek ve giyeceğinde onu kendisine ortak yap mak, ona gücünün üstünde yük yüklememek, ona kibir ve hakaret gözüyle bakmamak, kusurunu affetmek, bir kusurunu görüp de öfkelendiğinde Allah'a karşı işlediği kendi kusurlarını ve isyan larını ve Allah Teâlâ'nın kudretinin kendisininkinden çok daha büyük olduğunu düşünerek onu cezalandırmakta acele etmemektir. Faddale b. Ubeyd Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Üç zümre daha vardır ki, bunların da hali sorulmaz: a) (Allah'ın) ridasını almak için, Allah ile mücadeleye kalkışan kişi (Allah'ın ridası yüceliği, izan ise izzet ve aza metidir), b) Allah hakkında şüpheye düşen kişi, c) Allah'ın rahmetinden ümidini kesen kişi. İnsanlarla muaşeret ve sohbet âdabına ilişkin bu bölüm burada sona ermiş bulunuyor. 297) Müslim |
İslami Okul Okulların En Önemlisi