2.Uzlet Hususundaki Görüşlerin Delilleri ve İzahı | Zehirli Ok
2.Uzlet Hususundaki Görüşlerin Delilleri ve İzahıUzlet Hususundaki Görüşler Tâbiînin çoğu ise, halk ile oturup kalkmanm müstehab olduğunu, çok dost ve kardeş edinmenin iyiliğini, yakınlık ve dostluk kurmanın ve müslümanlarca sevilmenin faziletini, dinde 'birr' ve 'takva' yolunda müslümanlardan yardım istemeyi savunmuşlardır. Said b. Müseyyeb, Şa'bî, İbn Ebî Leylâ, Hişam b. Urve, İbn Şübrime, Şureyh, Abdullah'ın oğlu Şerik, İbn Uyeyne, İbn Mübârek, İmam Şâfiî, Ahmed b. Hanbel ve bir cemaat bu ikinci mezhebe meyletmiştir. Alimlerden bu hususta nakledilen sözler, muhakkak iki görüşten birisine
meylettiklerine işaret eden karinesiz kelimeler ile meylin illetine işaret
eden karineli kelimelere ayrılabilir: Bu bakımdan biz, şimdilik o
kelimelerin mutlak olanlarını nakledelim ki bu husustaki mezhebi beyan
etmiş olalım. İlletle beraber nakle-dilenleri ise bu husutaki tehlike ve
faydalara temas ettiğimiz zaman zikredeceğiz. Ebu Rebî ez-Zâhid, Dâvud-i Tai'ye 'Ya Dâvud! Bana nasihat et'
dediğinde, Dâvud 'Dünyadan oruç tut! İftarını ahiret kıl! Hasan Basrî şöyle demiştir: Tevrattan ezberlediğim birkaç kelime şudur: İnsanoğlu kanaat etti, zengin oldu. Halktan uzaklaştı, selâmet buldu. Şehvetlerini terketti, hür oldu. Hased ve kıskanmayı terketti, mürüvveti göründü, az sabretti, uzun zaman lezzet ve zevkini tattı'. Vüheyb b. Verd şöyle der: 'Hikmet on parçadır. Dokuzu sükût etmekte, onuncusu ise insanlardan uzaklaşmaktadır'. Yusuf b. Müslim, Ali b. Bekkar'a bu zat, evinden hiç çıkmazdı'Sen uzlete nasıl sabrediyorsun?' dediğinde, cevap olarak şunları söyledi: 'Gençken bundan daha çok şeye sabrediyordum; halk ile oturup onlarla bir kelime dahi konuşmuyordum'. Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: 'Bu zaman, susmak zamanıdır. Evlerden çıkmamak vaktidir'. Âlimlerden biri şöyle anlatır: Ben bir gemide bulunuyordum. Beraberimizde aleviyy'ul-ıneşreb (Hz. Ali'yi çok seven) bir genç bulunuyordu. Kendisine dedim ki: Bir haftadan beri seninle bir arada bulunuyoruz. Ne bize karışır ve ne
de konuşur görüyoruz seni.. İbrahim Nehâî birine şöyle der: 'Fıkhı öğren, sonra uzlete çekil!' Haysem'in oğlu Rebî de şöyle anlatır: İmam Mâlik cenaze merasimlerinde bulunur, hastaları ziyaret eder, arkadaşlara haklarını verirdi. Daha sonra bunları teker teker terketti. Hatta sonunda hepsini terkedip, uzlete çekildi. O şöyle derdi: 'Kişi için her özrünü beyan etmek mümkün değildir'. Ömer b. Abdülaziz'e 'Keşke bize bir vakit ayırsaydın?' denildiğinde, 'Boş vakit geçti. Ancak Allah'ın nezdinde boş vaktimiz olabilir' diye cevap vermiştir. Fudayl b. İyaz şöyle demiştir: 'Kişi bana rastladığı zaman selâm vermezse ve hasta olduğum zaman ziyaretime gelmezse, onun yanımda bir iyiliğinin olduğunu hissederim'. Ebu Süleyman Dârânî şöyle anlatır: Haysem'in oğlu Rebî, kapısında otururken ansızın bir taş fırlatıldı, alnına değip başını yardı. Bir taraftan elleriyle kanını siliyor, bir taraftan da şöyle diyordu: 'Andolsun nasihat edildin. (Acaba bundan ibret aldın mı?)' Sonra kalkıp evine girdi. Bundan sonra cenazesi evden çıkıncaya kadar, bir daha da kapıda oturmadı. Sa'd b. Ebî Vakkas ile Said b. Zeyd Medine'nin Akik denilen semtinde bulunan evlerine kapanıp dışarı çıkmadılar. Ne cuma, ne de başka birşey için Medine'ye inmezlerdi. Akik'te vefat edin-ceye kadar bu hâlleri devam etti.1 Süfyan es-Sevrî şöyle derdi: 'Kendisinden başka ilâh olmayan Allah'a yemin ederim, tenhaya çekilmenin ve uzlete kapanmanın vakti gelmiştir'. Abdullah'ın oğlu Bişr der ki: 'Halkı az tanı! Çünkü sen kıyamet gününde ne olacağını bilmiyorsun. Eğer rezalet olursa hiç olmazsa seni tanıyanlar az olur'. Emirlerden biri Hatem-i Esamm'in huzuruna girdi ve şöyle sordu: Bir kişi Sehl Tusterî'ye şöyle dedi: Fudayl'a "Oğlun Ali 'Keşke ben öyle bir yerde olsaydım, halkı görseydim, fakat halk beni görmeseydi' diyor" denildiğinde, Fudayl ağlayarak şöyle demiştir: "Eyvah Ali'nin hâline... Neden 'Keşke ne ben onları görsem, ne de onlar beni' demedi!" Yine Fudayl şöyle der: 'Kişinin çok tanıdığının olması, akılsızlığına
işaret eder. 1) Sa'd b. Ebî Vakkas Hz. Osman'ın hilafeti zamanında kopan fitnede evine kapanmış, aile efradına halk bir imam seçip onun etrafında toplanıncaya kadar olayların hiçbirini kendisine nakletmemelerini tenbih etmiştir. Hz. Osman'ın şehadetinden sonra Ömer b. Sa'd kendisine, halifeliğe talip olmasını söylemiş ise de, Sa'd bunu kabul etmemiştir. Yeğeni Hâşim de aynı teklifi yapmış fakat Sa'd bu teklifi de reddetmiştir. Akik'de bulunan köşkünde vefat etmiştir. Cenazesi Medine'ye nakledilmiş ve Cennet'ül-Bâkî'ye defnedilmiştir. Mervan b. Hakem H. 55 senesinde namazını kıldırmıştır. Vakidî'nin rivayetine göre, Said b. Zeyd de Akik'de vefat etmiş ve Cennet'ül-Bâkî'ye defnedilmiştir. Diğer bir rivayete göre, Muaviye'nin halifeliği zamanında Kûfe'de vefat etmiş ve cenaze namazım Kûfe valisi Muğire b. Şu'be kıldırmıştır. (İthaf'us-Saade, VI/333) |
İslami Okul Okulların En Önemlisi