2.Tefekkür'ün Fazileti | Zehirli Ok - Fikir - 1179. Sayfa
2.Tefekkür'ün FaziletiAllah Teâlâ, aziz kitabının birçok yerinde tefekkürü emretmiş ve tefekkür edenleri övmüştür. İbn Abbas şöyle demiştir: Bir grup, Allah'ın zatı hakkında tefekkür'e daldılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) şöyle dedi: Hz. Peygamber bir gün tefekküre dalan bir grubun yanına vardı ve şöyle dedi: Atâ'dan şöyle rivayet ediliyor: "Birgün ben ve Ubeyd. b. Umeyr, Hz. Âişe'nin yanına gittik. Aramızda gerilmiş perde olduğu halde bizimle konuşarak şöyle dedi: 'Ey Ubeyd! Neden bizim ziyaretimize geliniyorsun?' Ubeyd 'Ziyaretinizden (sık sık) beni meneden, Hz. Muhammed b. Vâsi'den şöyle rivayet ediliyor: Basra'lı bir kişi Ebu Zer Gıfâri'nin ölümünden sonra, hanımı Ümmü Zer'in yanına gidip Ebu Zer'in ibadetini sordu. Hanımı dedi ki: 'Ebu Zer bütün gün evin bir köşesinde oturur, düşünürdü!' Hasan Basrî'den şöyle rivayet ediliyor: 'Tefekkür, sana sevap ve günahlarını gösteren bir aynadır'. İbrahim b Edhem'e 'Sen uzun uzun düşünüyorsun, (bunun sebebi nedir?)' diye soruldu. İbrahim şöyle dedi: 'Tefekkür aklın iliğidir! Süfyan b. Uyeyne çoğu kez şu şiiri okurdu: 'Kişinin tefekkürü oldu mu her şeyde onun için ibret vardır'. Tavus'tan şöyle rivayet edildi: Havariler Hz. İsa'ya 'Ey Allah'tan gelen ruh! Bugün yeryüzünde senin gibi bir kimse var mı?' dediler. İsa (a.s) 'Evet! Kimin konuşması zikir, susması tefekkür, bakması ibret ise, o benim gibidir!' dedi. Hasan Basrî şöyle demiştir: 'Kimin konuşması hikmet değilse onun konuşması boştur! Kim susuşu tefekkür değilse, onun susuşu unutkanlıktır. Kimin susması ibret değilse, onun bakışı fuzûliliktir'. Ebu Said el-Hudrî Hz. Peygamber'in (s.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: Mekke-i Mükerreme'nin yakınında, çölde yaşayan saliha bir kadından şöyle rivayet ediliyor: 'Eğer muttakîlerin kalpleri, tefekkürle kendileri için gayb perdelerinden hazırlanan ahiret sevabını mütalaa etseydi, onlar için dünyada yaşamak neşeli olmazdı. Gözleri dünyada hiçbir zaman yaşsız kalmazdı'. Lokman tek başına uzun uzadıya otururdu. Kölesi onun yanından geçer ve 'Ey Lokman! Sen tek başına, uzun zaman, oturuyorsun! Eğer insanlarla beraber otursaydın senin için daha iyi olurdu!' derdi. Buna karşılık Lokman 'Tek başına uzun zaman oturmak tefekkürün gelişmesine yardım eder. Uzun düşünmek ise, cennet yolunun delilidir! ' derdi. Vehb b. Münebbih şöyle demiştir: 'Bir şahsın tefekkürü uzadıkça, o bilgin olur! Bir şahıs bilgin oldukça daha fazla amel eder!' Ömer b. Abdülazîz şöyle demiştir: 'Allah'ın nimetleri hakkında düşünmek, ibadetlerin en üstünüdür!' Abdullah b. Mübarek birgün Sehl b. Ali'yi düşünürken görünce şöyle demiştir: 'Nereye vardın?' Cevap: Köprüye! Bişr şöyle demiştir: 'Eğer insanlar Allah'ın azameti hakkında düşünseydi, Allah'a asla isyan etmezlerdi'. İbn Abbas şöyle demiştir: 'Tefekkür içinde kılınan normal iki rek'at namaz, tefekkürsüz bütün bir geceyi ibadetle geçirmekten daha hayırlıdır!' Ebu Şureyh3 bir ara yürürken birden oturdu ve abasını başına çekerek ağlamaya başladı. Ona 'Seni ağlatan nedir?' dediler. Cevap olarak şöyle dedi: 'Ömrümün boş olarak geçtiğini, amelimin azlığını ve ecelimin yaklaştığını düşündüm de!' Ebu Süleyman şöyle demiştir: 'Dünya hakkında düşünmek, ahiretin perdesidir, velayet ehlinin cezasıdır. Ahiret hakkında düşünmek hikmeti elde ettirir, kalpleri diriltir'. İbn Abbas (r.a) şöyle demiştir: 'Hayır hakkında tefekkür, insanı hayrı yapmaya teşvik eder. Şer üzerindeki pişmanlık insanı şerri terketmeye sevkeder!' Rivayet ediliyor ki Allah Teâlâ indirdiği kitapların birinde şöyle demiştir: İshak b. Halef şöyle anlatıyor: 'Dâvud et-Tâî, mehtaplı bir gecede damda bulunuyordu. Göklerin ve yerin melekûtu hakkında göğe bakıp ağlayarak düşünüyordu. Bu sırada bir komşunun evinin içine düştü. Ev sahibi onun hırsız olduğunu zannetti ve yatağından anadan doğma elinde kılıç bulunduğu halde fırladı. Dâvud'a bakınca dönüp kılıcı bıraktı ve şöyle dedi: Cüneyd-i Bağdadî şöyle demiştir: 'Meclislerin en şereflisi, tevhid meydanında tefekkür için oturmak, marifetin nesîmini kok-lamak, muhabbetin kadehiyle sevginin denizinden içmek, Allah hakkında hüsn-i zan göstermek suretiyle düşünmektir'. Sonra şöyle demiştir: 'Ey cemaat! Büyük meclislerin o lezzetli şarabının nasip olduğu kimseye cennet vardır!' İmâm Şâfiî (r.a) şöyle demiştir: 'Konuşmak için susmaktan, mânâları çıkarmak için düşünmekten yardım talep edin! Yine şöyle dedi: İşlerde doğru bakış, gururdan kurtuluştur. Yine şöyle demiştir: Faziletler dörttür: Onların biri hikmettir. Hikmetin direği tefekkürdür. İkincisi iffettir. İffetin direği şehvettedir. Üçüncüsü kuvvettir. Kuvvetin direği öfkedir. Dördüncüsü adalettir. Adaletin direği nefis kuvvetlerinin normal olmasıdır!' İşte bunlar, âlimlerin tefekkür hakkındaki sözleridir. Âlimlerin hiç biri tefekkürün hakîkati ve yolları hakkında konuşmamıştır. 1) Ebu Nuaym el-İsfehanî, Tergîb ve Terhîb |
İslami Okul Okulların En Önemlisi