5.Uzun Emel'in Kötülenmesi, Kısa Emel'in Fazileti, Uzun Emel'in Sebebi ve Çaresi | Zehirli Ok - Olum Ve Sonras
5.Uzun Emel'in Kötülenmesi, Kısa Emel'in Fazileti, Uzun Emel'in Sebebi ve ÇaresiKısa Emelin Fazileti Sabahladığında, nefsine akşamlayacağını, akşamladığında sabahlayacağını söyleme! Hayatında ölümün için, sıhhatinde de hastalığın için tedbir al! Ey Abdullah! Muhakkak ki sen yarın isminin ne olacağını bilmezsin.19 Hz. Ali, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Ümmü Münzir şöyle demiştir: Hz. Peygamber (s.a) bir akşam halka baktı ve şöyle dedi: Ebû Said el-Hudrî der ki: Usame b. Zeyd, Zeyd b. Sabit'ten bir ay vâde ile yüz dinara bir câriye aldı. Hz. Peygamber hâdiseyi işitti ve şöyle dedi: 'Bir ay vâde ile câriye satın alan Usame'ye hayret etmiyor musunuz? Muhakkak ki Usame uzun emellidir! Nefsimi elinde tutan Allah'a kasem ederim! Gözlerim her açıldığında göz kirpiklerimin bir daha kapanmayacağını sanmıyorum. Bu durum, Allah ruhumu kabzedinceye kadar devam edecektir. Ağzıma bir lokmayı aldığımda, onu yutamayacağımı ve öleceğimi sanıyorum'. Ey Ademoğulları! Eğer aklınız yetiyorsa, kendinizi ölmüş sayın. Nefsimi elinde bulunduran Allah'a yemin ederim ki size va'dedilen muhakkak başınıza gelecektir. Siz onu geri çeviremezsiniz. 22 İbn Abbas'tan şöyle rivayet ediliyor: Hz. Peygamber dışarı çıkıp su döküyordu, toprak ile siliniyordu. Bunun üzerine 'Ey Allah'ın Rasûlü! Su sana yakındır!' dedim. Cevap olarak dedi ki: 'Suya yetişeceğimi nerden bileyim?'23 Rivayet ediliyor ki; Hz. Peygamber eline üç çöp aldı. Birini önüne, diğerini onun yanına, üçüncüsünü de uzağa dikerek şöyle dedi: Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: İbn Mes'ud (r.a) şöyle demiştir: İşte bu kişi, bunlar da onun etrafındaki tehlikelerdir, ona doğru gelmektedirler. İhtiyarlık, tehlikelerin arkasında ve emel de ihtiyarlığın ötesindedir'. İnsan uzun emel besler. Tehlikeler de ona doğru akıp gelirler. Bunların hangisi onun yanından geçerse onu kapar götürür. Eğer tehlikelerin pençesinden kurtulursa, emelini beklerken ihtiyarlık onu öldürür. Abdullah (r.a) der ki: Hz. Peygamber dörtgen bir çizgi, onun ortasına da ikinci bir çizgi çizdi. Ortadaki çizginin etrafına da birçok çizgiler çizdi. Bir çizgi de dörtgenin dışına çizdi ve şöyle dedi: Enes Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Bir rivayette de şöyledir: 'Onunla beraber iki şey de ihtiyarlar: Mal ve ömür için hırs!' Şöyle anlatılıyor: Hz. İsa (a.s), oturan ve elinde bir kürek ile yeri kazan bir ihtiyar gördü. Bunun üzerine İsa (a.s) şu duayı yaptı: 'Ey Allahım! Onun kalbinden emeli söküp atF Dua âkabinde, ihtiyar küreği elinden attı. Sırt üstü uzanıp bir saat durdu. Bu manzara karşısında İsa (a.s) şöyle dua etti: 'Ey Allahım! Ona emeli geri ver!' Bunun üzerine ihtiyar kalkarak çalışmaya başladı. Hz. İsa ihtiyardan bahsi geçen durumu sordu. İhtiyar şu cevabı verdi: "Çalıştığım bir anda nefsim bana şöyle dedi: 'İhtiyar olduğun halde daha ne zamana kadar çalışacaksın?' Dolayısıyla ben küreği elimden atıp uzandım. Sonra nefsim bana 'Yemin olsun! Hayatta kaldıkça senin için geçim lâzımdır!' dedi. Böylece kalkıp çalışmaya başladım". Hasan, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder: Hz. Peygamber duasında şöyle derdi: Ashab'ın ve Âlimlerin Sözleri Hasan şöyle demiştir: 'Unutkanlık ve emel, ademoğulları için iki büyük nimettir. Eğer bu iki nimet olmasaydı müslümanlar yollarda yürümezdi'. Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: 'Kulağıma geldiğine göre insan ahmak olarak yaratılmıştır. Eğer bu durum olmasaydı maişetten hoşlanmazdı'. Ebû Said b. Abdurrahman şöyle demiştir: 'Dünya ancak insanların akılsızlığından ötürü imar edilmiştir!' Selman-ı Fârisi (r.a) şöyle demiştir: Üç şey vardır ki beni güldürecek kadar hayrette bırakırlar: Üç şey vardır ki ağlatacak kadar beni üzerler: Seleften biri şöyle diyor: "Zürâre b. Ebi Evfayı, ölümden sonra, rüyada görüp 'Sizin katınızda amellerin hangisi daha verimlidir?' diye sordum. Zürare 'Tevekkül ile emeli kısaltmak!' dedi". Süfyan es-Sevrî şöyle demiştir: 'Dünya hakkındaki zâhidlik lezzetsiz yemek ve aba giymek değildir. Emelin kısaltılmasıdır'. Mufaddal b. Fudale30 Rabbinden emelinin kaldırılmasını istedi. Dolayısıyla onun kalbinden yemek ve içmek şehveti silindi. Sonra Rabbine geri vermesi için yalvardı. Emel kendisine geri verildi, yemeye ve içmeye başladı. Hasan'a 'Ey Ebû Said! İç gömleğini yıkamaz mısın?' diye soruldu. Bununla meşgul olmak uzun emeldir' dedi. Dâvûd et-Tâî şöyle demiştir: 'Eğer bir ay yaşamayı ümit edersem kendimi büyük bir günah işlemiş olarak görürüm. Ben bunu nasıl ümit ederim?. Oysa fecaatlarm gece ve gündüz saatlarinde halkı kasıp kavurduğunu görmekteyim. Hikâye ediliyor ki Şakîk el-Belhî, hocası Ebû Haşim Rumânî'nin31 yanına geldiğinde abasının köşesinde bağlı birşey vardı. Bunu gören hocası 'Nedir bu?' dedi ve kapıyı Şakîk'in yüzüne kapayarak eve girdi. Ömer b. Abdülazîz, kürsüde şöyle demiştir: Bir kişi dostuna (şunları) yazdı: 'Dünya rüyadır. Ahiret ise uykudan uyanmadır. İkisinin arasında olan ölümdür. Biz karmakarışık rüyalar içerisinde kıvranıp duruyoruz. Bir başkası arkadaşına (şöyle) yazdı: 'Muhakkak ki dünya için üzülmek uzundur. Ölüm insana yakındır. Eksiklik için her günde ondan nasip vardır. Bela için onun cisminde yol vardır. Bu bakımdan göç etmeye çağrılmazdan önce acele et! Vesselâm!' Hasan şöyle demiştir: Âdem (a.s) hata etmeden önce emeli arkasında, eceli gözlerinin arasında bulunuyordu. Zelleye düştüğünde emel gözlerinin önüne, ecel de arkasına geldi'. Abdullah b. Samit şöyle rivayet ediyor: Babası şöyle demiştir: 'Ey sıhhatinin uzunluğuna aldanan, hastalıksız ölen hiç kimse görmedin mi? Ey mühletinin uzunluğuna aldanan! Acaba azıksız yakalanan birini görmedin mi? Eğer ömrünün uzunluğunu düşünürsen, geçmiş lezzetlerini unutursun! Acaba sıhhatle mi aldanıyorsun? Yoksa içinde kıvrandığın afiyetin uzunluğu ile mi? Yoksa emin bulunduğun ölümle mi? Veya ölüm meleğine karşı cesaret mi gösteriyorsun? Ölüm meleği geldiğinde, malın ve servetin onu senden uzaklaştıramaz. Nüfusunun çokluğu da onu engelleyemez! Bilmez misin ölüm saati, üzüntülü ve sıkıntılıdır. Daha önce yapılan kusurlardan ötürü pişmanlıktır. Allah, ölümden sonraki hayat için çalışan kuldan razı olsun! Allah o kuldan razı olsun ki ölüm gelmeden önce tedbir almıştır'. Ebû Zekeriyya et-Teymî şöyle anlatıyor: Süleyman b. Abdülmelik, Mescid-i Haramda, bulunduğu bir sırada yazılı bir taş getirildi. Taşın üzerindeki yazıları okuyacak biri araştırıldı. Vehb b. Münebbih Süleyman'ın huzuruna getirildi. O taşta şunlar yazılıydı: Seleften biri şöyle diyor: Muhammed b. Yusuf un Abdurrahman b. Yusuf a yazdığı bir mektubu gördüm. Mektupta şunlar yazılıydı: Ömer b. Abdülazîz Allah'a hamd ve sana ettikten sonra şu hutbeyi okudu: Ka'kâ b. Hâkim32 şöyle demiştir: 'Otuz seneden beri ölüme hazırlandım. Eğer bana gelseydi tehir edilmesinden hoşlanmazdım'. Süfyan es-Sevrî şöyle anlatır: Küfe mescidinde yaşlı bir kişi şöyle diyordu: 'Otuz seneden beri şu mesciddeyim. Gelmesi için ölümü bekliyorum. Eğer gelseydi ona ne birşey emreder, ne de onu bir şeyden sakındırırdım. Benim hiçkimse de bir şeyim olmadığı gibi hiç kimsenin de bende bir şeyi yoktur. Abdullah b. Salebe şöyle demiştir: 'Sen gülüyorsun ama belkide kefenin bez ağartıcısının yanından çıkmış bulunuyor!' Muhammed b. Ali ez-Zâhid şöyle demiştir: Kûfe'de bir cenazeyi teşyi ettik. Bu teşyie Dâvud-u Tâî de katıldı. Cenaze defnedildikten sonra Dâvûd ayrılıp bir köşeye oturdu. Ben de gelip ona yakın bir yere oturdum. Dâvûd şöyle dedi: 'Kim azaptan korkarsa, uzak onun için kısalır, kimin emeli uzarsa ameli zayıf olur. Her gelecek yakındır. Ey kardeşim! Bil ki seni rabbinden meşgul eden herşey, senin için uğursuzdur. Bil ki bütün dünya ehli, kabir ehlindendir. Onlar geride bıraktıkları için pişman olacaklardır. Daha önce gönderdikleriyle sevineceklerdir. Kabir ehlinin pişman olduğu şey hakkında dünya ehli boğuşur, birbirlerini kıskanırlar. Ondan dolayı birbirlerini hâkimlere şikayet ederler. Muhammed b. Ebî Tevbe şöyle diyor: Mâruf-u Kerhî, namaz için kamet getirdi, bana imam olmamı teklif etti. Dedim ki: 'Eğer ben önünüzde bu namazı kıldırırsam bundan başkasını kıldıramam'. Bu cevap üzerine Mâruf şöyle dedi: 'Sen nefsine, yaşayacağını ve başka bir namaz kılacağını mı söylüyorsun? Uzun yaşama arzusundan Allah'a sığınırız. Çünkü uzun emel insanı hayırlı amelden alıkoyar'. Ömer b. Abdülazîz bir hutbesinde şöyle demiştir: Hz. Ebubekir bir hutbesinde şöyle demiştir: 'Yüzleri güzel ve pırıl pırıl parlayan kimseler, gençliklerine meftun olanlar nerede? Şehirler kuranlar, onları surlarla koruyan padişahlar nerede? Savaş meydanlarında muzaffer olanlar nerede? Zaman onların hepsini yere serdi. Onlar kabirlerin karanlıklarına hüründüler. Acele ediniz, derhal kurtuluşa koşun kurtuluşa!' 19) İbn Hibban, Buhârî, (İbn Ömer'den) |
İslami Okul Okulların En Önemlisi