Önsöz - Külliyat - Ahkam - 2. Sayfa
ÖNSÖZ
Alemlerin Rabbi, Halıkı, merhametlilerin en merhametlisi, Celâl ve İkram sahibi Rabbime hamdeder, şükrederim.
Ahir zaman nebisi, Peygamberimiz, Efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme, onun âline, ashabına salât ve selâm olsun.
Değerli okuyucu, elinizdeki bu kitabı her kesimden insanın okuyup anlayabileceği bir şekilde yazmaya gayret ettim.
Asırlardan beri, çok değerli âlimlerimiz, bu konularda çok kıymetli kitaplar telif etmişler, Kur’an ve sünneti en iyi bir şekilde anlayan, kavrayan Ashab-ı Kiram’ın, müctehid ulemamızın, selef-i salihînin ictihadlarını, çok kıymetli görüşlerini bizlere aktarmışlar, takip edeceğimiz yolları göstermişler, akıl ve kalblerimizi aydınlatmışlardır. Mevzuları, değil kendi asırlarındaki meselelere, asırlar sonra meydana gelecek, gelmesi muhtemel meselelere de cevap teşkil edecek bir şekilde, büyük bir vukufla, derinlemesine incelemişler, tedkik etmişler ve bizler için hazır bir sofra haline getirmişlerdir.
Bizlere düşen, bu hazır sofradan, sofra âdâbına uygun bir tarzda faydalanmak, başkalarını da faydalandırmaktır.
Her devirde yeni yeni meseleler çıkmaktadır. Çıkması da gayet tabiîdir. Ulemaya düşen vazife bu meselelere çözüm bulmaktır. Sapmadan, saptırmadan, İslam’ın özüne zarar vermeden, değişmeyen değerlerimizden asla taviz vermeden meseleleri halletmektir.
Bunun için yapılması gereken; bu meselelerin benzerlerinin geçmişte olup-olmadığı ve bu meseleleri müctehid ulemâmızın nasıl hallettiğini araştırmaktır. Şayet bu konuda veya buna benzer konuda müctehid ulemâdan bir çözüm olmuşsa bize düşen o ictihâda uymaktır. Şayet yeni çıkan mesele, her yönüyle geçmişte benzeri yaşanmayan bir mesele ise, o zaman İslam’ın genel prensiplerine, haram helal hudutlarına, müctehid ulemânın meseleleri çözüm metodlarına bakarak konuyu ele alıp değerlendirmek gerekir.
Meselâ zamamınızda borsayı değerlendirirken nasıl davranmamız gerekir? Geçmişte böyle bir mesele yaşanmamışsa, bu konuyu nasıl ele almamız gerekir? Bu konuda yapılacak ilk iş:
Borsanın, İslamî ticarette, İslamî alışverişlerde yerinin ne olduğu, İslam ticaret kaidelerine, alışveriş usullerine uyup uymadığıdır.
- Borsada faiz var mıdır?
- Kumara benzer bir yönü var mıdır?
- Aldatma var mıdır?
- Birileri arka planda borsa ile oynuyor mu?
- Borsada satışa arzedilen hisse senetlerinin sahibi olan şirketlerin İslamî yönden durumları nedir?
Borsa hakkındaki bir karar, elbette bu ve benzeri sorulara verilecek cevaplara göre olacaktır. Aksi takdirde verilen kararlar indi olur, kimseyi bağlamaz.
Bir diğer husus da, geçmişte hiç rağbet edilmemiş, müctehid ulemanın kâhir bir ekseriyetle reddettiği, İslam’ın özüne uygun düşmeyen münferit görüşler, bir kısım insanlar tarafından sanki çok yeni bir görüş gibi sunularak, Müslümanların kafaları karıştırılmaktadır. Bu gibi görüşler, hangi niyetle savunulursa savunulsun neticede çok büyük tahribat yapmaktadır. Bunlara asla iltifat edilmemelidir.
Bir kısım insanlar da, “Biz bazı şeylere cevaz vermezsek, Müslümanlar mevcut düzenin imkanlarından faydalanamıyor, dindar tüccarlar işlerini geliştiremiyor, genişletemiyor. Başkaları ise, bu imkanlardan faydalanıp zengin oluyorlar.” görüşündeler. Bu görüşten hareket ederek bazı fetvalar veriyor ve Müslümanların bir kısım haramlara dalmalarına vesile oluyorlar. Elbette Müslümanlar ticaretlerini geliştirmeli, genişletmeli ve mevcut imkanlardan istifade etmelidirler. Ama haramlara dalarak, faizli veya faiz şüphesi olan işler yaparak değil. Dünyayı mamur edeyim derken, ahiretini harap ederek değil.
Müslüman elbette dünyasını da mamur edecektir. Ancak mamur ettiği dünyası ile ahiretini de mamur etmelidir. Ahiretini harap edecek bir dünya ve bir dünya nimeti Müslüman için öldürücü zehirdir. Ondan hazer etmek gerekir.
Bütün hayatları Kur’an’a ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı sarılarak Allah yolunda, İslam’a hizmetle, ilim irfan öğrenip, öğretmekle geçen, Ashab-ı Kiram, Tabiîn, Tebe-i Tabiîn, tüm müctehid ulemâmıza ve onların yolundan ayrılmadan, izlerini takip eden geçmiş âlimlerimize minnettârız. Bizler de, hiçbir kınayanın kınamasından asla korkmadan onların yolunu sadâkatla devam ettirmeliyiz.
Ulemâmız, yazılmadık ve söylenmedik bir şey bırakmamışlardır. Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi bizlere düşen onlara tâbi olmak, onların hazırladığı sofradan, âdabına uygun olarak faydalanmaktır.
Her konuda, bu kadar zengin kaynaklarımız varken, hemde en ince teferruatına kadar tedkik edilmişken böyle bir kitabı yazmamdaki sebebe gelince:
Değerli okuyucu! Malumunuz olduğu gibi, zamanımızda dinî cehâlet çok büyük boyutlara ulaşmıştır. Toplumumuzun öncelikli meşgûliyeti dünya olmuştur. Ahiretimizi mâmur edecek hizmetlere rağbet etmiyoruz. İslamî metinleri okurken, İslamî terimlere vâkıf olmadığımız için çoğu kez anlayamıyor veya yanlış anlıyoruz. Dolayısıyla daha önce yazılan çok değerli eserlerden büyük bir çoğunluğumuz istifade edemiyoruz.
Bu sebeple, selef-i salihînin yazmış olduğu bu çok değerli eserlerden faydalanarak, her kesimin anlayabileceği bir sâdelikte, çeşitli rivayetleri zikretmeden, insanlarımızın ihtiyacı olan bilgileri aktarmak suretiyle bir kitap yazmayı vazife kabul edip Rabb Teala’dan yardım dileyerek, bu işe cür’et ettim.
Elinizdeki bu kitap, bir mukaddime ve üç bölümden teşekkül etmektedir:
Birinci Bölüm: İtikâdî Hükümler.
İkinci Bölüm: Amelî Hükümler.
Üçüncü Bölüm: Ahlâkî hükümler ve âdâb.
Kitabın itikad bölümü, İmam Mâturidi’nin, amelî hükümler ise Hanefi mezhebinin görüşlerine göre yazılmıştır. Mevzûlar işlenirken o mevzû ile ilgili bir kısım güncel konulara da yer verilmiştir.
Değerli okuyucu! Kitabı yazarken yanlış yapmamaya bütün gücümü kullanarak gayret ettim. Bu hususta Rabbime iltica edip yardımını esirgememesi için dua ettim. Abdestsiz tek kelime yazmadım.
Ancak biz kuluz, aciziz, zayıfız. Yapmış olduğum hatalar varsa, Rabbimden affetmesini diliyorum.
Kitabın dizgi, mizanpaj, tashih ve basımında içtenlikle gayret eden, emeği geçen bütün kardeşlerimize teşekkür ederim.
Tevfik ve hidayet alemlerin rabbi Allah Teâlâ’dandır.
Zeki SOYAK
9 Mayıs 2002
26 Safer 1423
NEVŞEHİR
İslami Okul Okulların En Önemlisi