Kulliyatlar - 7. Sayfa - Ahkam
HAYIZ VE NİFAS HALİNE AİT HÜKÜMLER
TAHARET
Yapılan ibadetlerin, taatlerin makbul olması için önce iman edip, kalbi küfür, şirk ve nifaktan temizlemek gerekir.
Nefsi tezkiye, kalbi tasfiye edip yani her türlü kötülüklerden, kötü niyetten arındırmak lâzımdır.
Niyetsiz hiçbir amel makbul değildir. Onun için yapılacak her ibadetten, her taatten önce o ibadeti, o ameli yalnız ve yalnız Allah için yapmaya hâlisâne niyet etmek gerekir.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Ameller niyetlere göredir. Herkes için ancak niyet ettiğinin karşılığı vardır." (Buhari)
Müslüman iç temizliği ile beraber dış temizliğini de en mükemmel bir şekilde yapmalıdır. Bedenini, elbisesini, kullandığı bütün eşyalarını, evini, işyerini, cami ve mescitleri, sokak, çarşı, pazar, tuvalet gibi umuma açık yerleri, hülasa bütün çevreyi temiz tutmalı, her türlü pislik ve necasetten korumalıdır.
Ayrıca gözlerimizi hain bakışlardan, kulaklarımızı çirkin sözler dinlemekten, dilimizi çirkin lakırtılardan, gıybet, dedikodu, yalan ve iftiralardan, elimizi zulümden, ayağımızı kötülük yapılan yerlere gitmekten koruyarak temiz tutmalıyız, kirletmemeliyiz.
Müslüman içi dışı temiz, nizam ve intizamlı; kalb, dil, göz ve kulak estetiği olan insandır. O, kaba, dağınık, hırpânî, pejmürde olamaz.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır.
"Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah mizanı doldurur. Sübhanellahi velhamdülillahi göklerle yer arasını doldurur. Namaz nurdur. Sadaka burhandır. Sabır aydınlıktır. Kur’an ya lehine ya da aleyhine hüccettir. Tüm insanlar sabahleyin erkenden çıkarlar. Kimi nefsini satar, kimi ya onu azat ederek (cehennemden) kurtarır ya da helak olur." (Müslim)
İki çeşit necaset vardır ki bunlardan temizlenmedikçe bir kısım ibadetler yapılamaz.
1- Hades: Hükmen necâset sayılan hâllerdir.
Hâdes hâli, idrar yapmak, vücudun herhangi bir yerinden kan çıkmak gibi sebeple meydana gelirse, yani kişinin abdesti bozulursa buna küçük hades denir.
Cünüplük ve kadın hallerinden olan hayız, nifas gibi güsul yapmayı gerektiren bir durum olursa buna da büyük hades denir.
2- Habes: Bu gerçek necâset, gerçek pisliktir.
İnsan ve hayvan dışkıları, akan kanlar, idrar gibi. Bunlardan herhangi biri vücudumuza veya elbisemize bulaşırsa onları temizlemek gerekir. Aksi takdirde bir kısım ibadetler yapılamaz.
Hayız: Kadınlardan her ay belirli günlerde gelen kandır ki, buna hayız kanı denir. Âdet hâli de denir. Hayız müddetinin en azı üç, en çoğu on gündür. On günden sonraki kana itibar edilmez. Çünkü on günden sonraki kan hayız kanı değildir. Hayız gören bir kadın on günden sonra hâlâ kan geliyorsa, gusledip temizlenir.
Nifas: Doğum yapan bir kadından, doğumdan itibaren bir müddet kan gelir. Bunun müddeti kadınlara göre değişik olabilir. Bu kan bir kısım kadınlarda yirmi gün, bir kısmında yirmi beş gün, bir kısmında otuz gün olabilir. Bu kanın kırk günden sonrasına itibar olunmaz. Doğum yapan bir kadın kırk günden sonra hâlâ kan geliyorsa, o kana bakmadan gusledip temizlenir.
HAYIZ VE NİFAS HALİNE AİT HÜKÜMLER
Hayız ve nifas halinde olan kadınlar:
1- Namaz kılamazlar.
2- Oruç tutamazlar.
3- Kur’an okuyamazlar, Kuran’a dokunamazlar, üzerinde ayeti kerime yazılı bir levhaya da dokunamazlar. Ancak hamd, sena ve dua ayetlerini dua niyetiyle ezberden okuyabilirler.
4- Cami ve mescitlere giremezler.
5- Kabe’yi tavaf edemezler.
6- Kocasıyla cinsi münasebette bulunamazlar. Bunları yapmak haramdır.
Hayız ve nifas halindeki kadınlar, sürekli olarak dışarı kan attıklarından bedenen yorgun düşmektedirler. Diğer taraftan manen de bir tedirginlik yaşamaktadırlar. Dolayısıyla psikolojik olarak etkilenmektedirler.
Onun için İslam dini, bedenen ve ruhen yıpranan kadınları bildiğimiz ve bilmediğimiz nice hikmetlerden dolayı bu halleri devam ettiği müddetçe bir kısım ibadetleri yapmaktan muaf tutmuş, onlara kolaylık göstermiş ve büyük bir lütufta bulunmuştur. Hayız, nifas hâli devam ettiği müddetçe kılmadığı namazları affolunmuştur. Daha sonra o namazları kaza etmez. Kur’an okumadığı için muaheze olunmaz. Kocasının cinsi münasebet arzusunu yerine getirmediği için itap olunmaz.
Bu hâl, ramazan-ı şerifte vaki olmuşsa, tutamadığı oruçları Ramazan dışında tutmak üzere tehir edilmiştir. Bütün bunlar kadın için bir lütuf, bir kolaylıktır.
Fakat bütün bunları göremeyen veya görmemezlikten gelen bir kısım cahiller, neden kadınlar hayız ve nifastan dolayı bir kısım ibadetleri yapmaktan mahrum bırakılıyorlar, bu halleri ile de oruç tutmalı, namaz kılmalı, Kur’an okumalıdır diye gülünç ve cahilâne iddialarda bulunuyorlar. Bu gibilere asla itibar edilmemelidir.
İstiaze: Bir kadından üç günden az, on günden çok gelen kana istiaze kanı denir.
Hamile kadınlardan hamilelik zamanlarında gelen kanda istiaze kanıdır. Bu kan sadece abdesti bozar, gusül gerekmez.
Cünüplük:
Şu haller zuhur edince kişi cünüp olur. Gusletmedikçe temiz olmaz.
1- Cinsi münasebette bulunmak.
2- Rüyada ihtilam olup, meninin dışarı çıkması.
3- Bakmaktan dolayı şehvetle meni gelmesi.
4- Dokunmaktan dolayı şehvetle meni gelmesi.
5- Meni gelmese de erkeğin tenasül uzvunun sünnet yeri kadının tenasül uzvuna girmesi.
Bir kadın veya erkekte bu hallerden biri zuhur edince, yıkanıp temizlenene kadar:
1- Namaz kılamaz.
2- Kur’an-ı Kerim okuyamaz. Ancak dua, hamd ve sena ayetlerini dua niyetiyle ezbere okuyabilir.
3- Kur’an-ı Kerim’e el süremez.
4- Kabe’yi tavaf edemez.
5- Üzerinde ayet yazılı bir levhayı eline alamaz.
Bunları yapmak haramdır. Bu gibilerin herhangi bir dini kitabı elle tutup okumaları, ellerini ve ağızlarını yıkamadan yiyip içmeleri de mekruhtur.
Bu necasetlerden temizlenmenin en tabii yolu su ile temizlenmektir. Çünkü su hem temiz, hem de temizleyicidir.
İdrar, meni, kan ve büyük necasetin çıktığı ön ve arka mahaller iki şekilde temizlenir:
1- İstinca
2- İstibra
İstinca: Kan, meni, idrar ve büyük necasetin çıktığı yerleri su ile yıkamaktır. İmkan bulanlar önce temiz birkaç taşla temizleyip sonra su ile yıkarlarsa çok daha güzel olur.
İstibra: İdrar yaptıktan sonra idrar sızıntısının kesilmesini beklemektir. Bu kişinin durumuna göre değişir. Kimi bir müddet bekleyerek, kimi öksürerek, kimi yürüyerek istibra yapar. En güzeli de bekleyip yürüdükten sonra, sol elin baş ve orta parmağı ile idrar mahallinin arkasından tutarak ön tarafa kadar meshedip mesanede kalma ihtimali olan idrarı dışarı çıkarmaktır.
Bu muameleden sonra da gayet itinalı olarak bu mahaller su ile yıkanıp temiz bir bez ile kurulanmalıdır. Kadınlara istibra gerekmez. Onlar bir müddet bekledikten sonra su ile temizlenip kurulanırlar.
Her türlü necâsetten titizlikle sakınmak gerekir. Bilhassa idrardan. Çünkü bir çok insanımız kan gibi, büyük necâset gibi pisliklerden sakınır da, idrarı o kadar önemsemez. Meselâ ayakta idrar eder, rüzgara karşı idrar eder, neticede kirlenir. Onun için Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu hususta uyarılarda bulunmuştur.
Nitekim: "İdrardan sakının. Çünkü kulun kabirde ilk hesaba çekileceği şey idrardır." buyurmuştur. (Taberani - Dare kutnî)
Bir kısım insanlar yan yana veya karşı karşıya oturup konuşarak def-i hacet yaparlar. Veya ayakta idrar yaparlar. Yahut herkesin görebildiği yerlerde açıktan yaparlar. Bir kısım insanlar da, suya, yola, insanların oturdukları gölgeliklerle, ağaç altlarına idrarlarını, def-i hacetlerini yaparlar. Bu gibi hususlar hem âdâba aykırı hem de diğer insanlara zararlı hallerdir.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem gerek idrarını yaparken ve gerekse büyük abdestini bozarken mutlaka otururlardı.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Abdest bozmakta lanetlenmeye sebep olan üç yerden kaçının: Su yolları (insanların geçtiği) yol ortası ve gölgelikler." (Ebu Davud)
"Hiçbiriniz yıkandığı yere idrarını yapmasın. Çünkü genellikle vesvese bundan kaynaklanır." (Tirmizi)
"İki adam karşı karşıya oturup avret yerleri açık bir halde konuşarak büyük abdest bozmasınlar. Çünkü bu duruma Allah gadab eder." (Ebu Davud)
Abdest bozacak yere girerken, çıkarken, abdest bozarken bazı hususlara çok dikkat etmelidir. Şöyle ki:
1- Helaya girerken:
"Allâhümme innî eûzü bike minel hubsi velhabâis. - Allah’ım erkek şeytanlardan, dişi şeytanlardan, küçük, büyük günahlardan sana sığınırım.” demelidir.
2- Helâya sol ayakla girmelidir.
3- Helâda sol tarafa meyilli oturmalıdır. İdrarın çabuk çıkmasını, idrar sızıntılarının mesanede kalmamasını sağlar.
4- Ön ve arka kıbleye gelmemelidir. Ya doğuya, ya da batıya doğru oturmalıdır.
5- Helâda iken konuşmamalıdır.
6- Avret yerine, idrar ve dışkıya bakmamalıdır.
7- Ayakta idrar yapmamalıdır.
8- Şayet açık yerde idrar ediyorsa, rüzgara karşı yapmamalıdır. Çünkü rüzgar idrarı üzerine doğru çarptırır.
9- Sol eliyle taharetlenmeli, tenasül uzvunu sol eliyle tutmalıdır.
10- Güzelce istinca ve istibra yapıp, temizlenerek kurulanıp helâdan çıkarken sağ ayağıyla çıkmalıdır.
11- Heladan çıkınca:
"Elhamdülillâhillezî ezhebe annil ezâ ve âfâni. - Benden ezayı giderip, afiyet veren Allah’a hamd ederim.” demelidir.
ABDEST
Abdestin hem kendisi bir ibadettir, hem de bir kısım ibadetler için yapılması gereken bir farîzadır.
Müslüman her zaman abdestli olmaya çalışmalıdır. Abdesti bozulunca hemen yeni bir abdest almak ve bunun bir şükranesi olarak iki rekat namaz kılmak büyük bir fazilettir.
Ukbe bin Amir radıyallahu anh şöyle rivayet ediyor:
"Develeri otlatma nöbeti bizdeydi. Nöbetim gelince akşamleyin develeri ağıllarına götürdüm. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme ayakta cemaata bir şeyler söylerken yetiştim. Yetişip (işittiğim) sözü şudur:
Eğer bir Müslüman tertemiz abdest alır, sonra kalkarak iki rekat namaz kılar, kalbi ve yüzüyle o iki rekata yönelirse o kimseye cennet vacip olur, buyurdular. Ben, bu ne güzel şey dedim. Bir de baktım ki önümde biri: Bundan önceki daha güzeldi diyor. Baktım ki Ömer’miş. Bana: Ben seni demin gelirken gördüm. Sen gelmezden önce, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular, dedi.
Eğer sizden biriniz abdest alır, onu yerli yerince yapar, yahut tastamam icra eder de sonra: Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in Allah’ın kulu ve Rasülü olduğuna şehadet ederim, derse o kimseye cennetin sekiz kapısı da açılır. Onların hangisinden dilerse ondan girer." (Müslim)
Abdestin fazileti hakkında varid olan bir hadis-i Şerif de şöyledir:
"Müslüman veya mümin kul abdest alıp da yüzünü yıkadığı zaman, gözüyle bakarak işlemiş olduğu her günah su ile beraber yüzünden çıkıp gider. Ya da suyun en son damlasıyla çıkıp gider. Ellerini yıkadığı zaman eliyle tutarak işlediği bütün günahlar su ile veya suyun en son damlasıyla birlikte çıkıp gider. Ayaklarını yıkadığı zaman ayaklarıyla yürümek suretiyle işlemiş olduğu her türlü hata su ile veya suyun en son damlasıyla birlikte çıkıp gider. Hülâsa (abdestin sonunda) günahlardan tertemiz arınır." (Müslim-Tirmizi)
Peygamberimiz, efendimiz Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin zikri geçen hadis-i şeriflerde verdiği müjdeler biz Müslümanlar için ne büyük bir mutluluktur.
Allah Teâlâ biz günahkâr, biz âsi kulları affetmek, bağışlamak, ikram, ihsan ve lütuflarda bulunmak için en ufak bir vesileyi bile bizim lehimize kullanıyor. Bize acıyor, bize merhamet ediyor.
Bizler de küfran-ı nimet yapmayıp, gücümüzün yettiğince ona, onun istediği şekilde samimi bir kul olmaya, ibadetlerimizi, hizmetlerimizi, büyük bir şevk, büyük bir aşk ve büyük bir heyecanla ihlasla yapmaya çalışmalıyız.
Abdestli iken, abdesti bozmadan yeni bir abdest almak, bir fazilet, bir güzelliktir. Nur üzerine nurdur.
Selef-i salihin her konuda olduğu gibi abdest konusunda da çok dikkatli olurlar, abdestleri bozulduğu zaman, o anda su bulamazlarsa, su bulana kadar teyemmüm yaparlarmış. Abdestsiz oldukları bir anda ecelin tamam olup, Allah Teâlâ’nın huzuruna abdestsiz olarak çıkmak korkusuyla böyle hareket ederlermiş.
Rabbimiz Teâlâ bizlere de bu güzellikleri, bu hassasiyetleri lütfetsin. ÂMİN.
ABDESTİN FARZLARI
Abdestin farzları dörttür:
1- Yüzü, alnın saç bulunan yerinden iki kulak memesi arası ile çene altına kadar olan kısmı, bir kere yıkamak.
2- İki eli dirseklere kadar, dirsekler dahil bir kere yıkamak.
3- Başın dörtte birini kullanılmamış temiz bir su ile meshetmek. Başın ön kısmını alnından arkaya doğru meshetmek daha faziletlidir.
4- Her iki ayağı topuklara kadar, topuklar dahil bir kere yıkamak.
ABDESTİN SÜNNETLERİ
1- Abdeste eûzü besmele ile başlamak.
2- Niyet etmek. Niyeti kalb ile yapmak yeterlidir. Ancak dil ile de söylenirse daha da güzel olur.
3- Elleri bileklere kadar yıkamak.
4- Ağız ve burunu üçer kere bol su ile yıkamak. Buruna her su verildiğinde sümkürmek. Ağız yıkanırken suyu boğaza kadar ulaştırmak. Buruna su verirken suyu burnun sert yerine kadar çıkarmak.
Ancak oruçlu olanlar, suyu boğaza ve burnun katı kısmına kadar çıkarmamalıdırlar.
5- Misvak kullanmak.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:
"Ümmetime zahmet vermeyecek olsaydım, her namaz için abdesti emrederdim. Her abdestte de misvak kullanmalarını emrederdim." (Buhari - Sahihi ibni Hüzeyme)
"Misvak ağzı temizler, Rabbin hoşnutluğuna vesile olur." (Nesai)
6- Abdest uzuvlarını sırasına göre yıkamak.
7- Abdestte sağ taraftan başlamak.
8- Abdest uzuvlarını üçer kere yıkamak.
9- El ve ayakları yıkarken parmak uçlarından başlamak.
10- El ve ayak parmaklarının aralarını hilâllemek.
11- Abdest suyunu bıyık ve kaşların altlarına ulaştırmak. Sakalın çeneden aşağıya uzayan kısmını meshetmek.
12- Başın tamamını meshetmek.
13- Kulakları meshetmek.
14- Boynu meshetmek. Bu iki mesh, serçe parmaklar kulak içine konulup, baş parmağın dışındaki diğer üç parmağın arkası ile boyun meshedilerek yapılır. Bu mesh için yeni bir suya ihtiyaç yoktur. Eldeki mevcut yaşlıkla yapılır.
15- Abdest uzuvları yıkanırken ovmak.
16- Abdest organlarını yıkarken, biri kurumadan diğerini yıkamaya başlamak.
ABDESTİN ÂDÂBLARI
1- Kıbleye karşı oturmak.
2- Abdest alırken zaruret olmadıkça konuşmamak.
3- Elleri yıkarken yüzükleri oynatmak. Yüzük dar ise suyu mutlaka yüzüğün altına ulaştırmak gerekir.
4- Abdest tamam olana kadar abdest niyetini unutmamak. Her uzuv yıkanırken besmele çekmek, dua etmek.
5- Abdest alırken başkasından yardım istememek.
6- Burnun temizliğini sol el ile yapmak.
7- Ağza ve burna suyu sağ el ile vermek.
8- Abdest uzuvlarını yıkarken dua etmek.
9- Abdest bitiminde kıbleye karşı Şehadet’i okumak.
10- Şayet oruçlu değilse abdest suyundan içip:
"Allâhümmec’alnî minet tevvâbîne vec’alnî minel mütetahhirîne. - Allah’ım beni tevbe edenlerden ve temizlenenlerden eyle.” diye dua etmek.
11- Abdest aldıktan sonra kurulanırken bir veya üç kere Kadir suresini okumak.
ABDESTİN MEKRUHLARI
1- Suyu israf etmek.
2- Aşırı derecede az su kullanmak.
3- Azalar yıkanırken suyu çarpmak.
4- Lüzumsuz konuşmalar yapmak.
5- Zaruret yokken başkasından yardım istemek. Şayet biri yardım istemeden kendisi gelip yardım ederse mekruh olmaz.
ABDESTİ BOZAN ŞEYLER
1- Ön ve arkadan çıkan idrar, kan, meni, dışkı gibi şeyler.
2- Yellenmek.
3- Ağız ve burundan, tükürüğün yarısı kadar veya daha fazla sıvı, akıcı kan çıkması.
4- Ağız dolusu kusmak.
5- Kısa veya uzun bir müddet baygınlık geçirmek veya çıldırmak.
6- Namaz içinde yanındaki işitecek kadar gülmek.
7- Yan üzeri, bağdaş kurarak, dirseklere dayanarak uyumak.
8- Erkeğin hanımı ile şehveti tahrik edecek derecede oynaşması.
Abdestsiz olan bir kişiye üç şey haram olur
1- Namaz kılmak.
2- Kabe’yi tavaf etmek.
3- Kur’an’a dokunmak.
TEYEMMÜM
Teyemmüm bu ümmete mahsus bir ruhsattır, bir kolaylıktır. Su bulunmayan veya bulunduğunda kullanmaya güç yetirememekten dolayı temiz bir toprakla ve toprak cinsinden bir şey ile abdestsizliği, cünüplüğü gidermektir.
Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
"Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman yüzlerinizi, dirseklerinize kadar ellerinizi ve başlarınızı meshedip, topuklarınıza kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp oldunuz ise boy abdesti alın. Hasta yahut yolculuk halinde bulunursanız veya biriniz helâdan gelirse, yahut da kadınlara dokunmuşsanız (cinsi münasebette bulunmuşsanız) ve bu durumlarda su bulamamış iseniz temiz toprakla teyemmüm edin de, yüzünüzü ve (dirseklere kadar) ellerinizi onunla meshedin. Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemiyor. Fakat sizi tertemiz kılmak ve size (ihsan ettiği) nimetleri tamamlamak istiyor. Umulur ki şükredersiniz." (Maide/6)
Bu ayet-i kerimenin nuzül sebebini Hz. Aişe Sıddıka radıyallahu anha şöyle anlatıyor:
"Seferlerin birinde Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikteydik. Beyda veya Zatül Ceyş adlı yere vardığımızda, benim gerdanlığım düşüp kayboldu. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem ve onlarla birlikte insanlar da aramaya koyuldular.
Bir su kaynağı yanında değillerdi. Suları da yoktu. Hemen insanlar gelip Ebu Bekir’e, Aişe ne yapıyor, görmüyor musun? Rasulullah’ı ve insanları su olmayan bir yerde hapsetti, suları da yoktur, dediler.
Bunun üzerine Ebu Bekir radıyallahu anh yanıma geldi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin başı benim dizlerimin üzerindeydi ve uyumuştu. Bana şöyle çıkıştı:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile insanları su olmayan bir yerde alıkoydun. Üstelik suları da yoktur.
Durmadan beni azarlıyor ve söyleyeceklerini söylüyordu. Bir yandan da böğrüme vuruyordu. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem kucağımda uyuduğu için yerimden kımıldayıp kaçmaya da imkan bulamıyordum. Hülâsa Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kucağımda uyuyarak susuz sabahladı. Bunun üzerine Allah teyemmüm ayetini (Maide/6) inzal buyurdu ve teyemmüm ettiler. Bunun üzerine Akabe Biatı’na katılan nakiblerden biri olan Useyd bin Hudayr radıyallahu anh şöyle dedi:
‘Ey Ebu Bekir ailesi! Bu sizin ilk bereketiniz değildir.’
Sonra beni taşıyan deveyi kaldırınca, gerdanlığımı onun altında buldum." (Buhari-Müslim)
Teyemmüm, hicretin beşinci yılında meşru kılındı. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve yanındaki Ashab-ı Kiram yukarıda zikri geçen hadis-i şerifte belirtilen yerde teyemmümle ilk defa sabah namazı kıldılar.
TEYEMMÜMÜN YAPILIŞ ŞEKLİ
1- Besmele çekilip, niyet edilir.
2- Parmaklar açık olduğu halde iki el toprağa vurulup ileri sürerek geri çekilir.
3- Topraklı ellerin içi ile bütün yüz meshedilir.
4- İlk vuruşta yapıldığı gibi, yapıldıktan sonra önce sol elle sağ elin parmak uçlarından başlayarak dirseğe kadar meshedilir. Aynı şekilde sağ el ile de sol el ve kol meshedilir.
TEYYEMMÜMÜN FARZLARI
Teyemmümün farzları ikidir:
1- Niyet etmek.
2- Yüzü ve elleri dirseklere kadar meshetmek.
TEYYEMMÜMÜ BOZAN ŞEYLER
1- Abdesti bozan, guslü gerektiren durumlar, teyemmümü de bozar.
2- Su bulunduğu zaman teyemmüm bozulur.
Namaz kılan bir kişi, namazı tamamlamadan, namaz içinde iken su görse hem teyemmümü hem de namazı bozulur. Su ile abdest alıp namazını yeniden kılması gerekir.
MESH
MEST ÜZERİNE MESH ETMEK
Şu vasıflara sahip olan mestlerin üzerine mesh yapılır:
1- Topuklar dahil ayağın tamamını örtmek.
2- Kendisi ile üç mil yürünebilecek kadar sağlam olmak.
3- Yere konulduğu zaman dik durabilecek kadar kalın olmak.
4- Suya daldırıldığı zaman içine su çekmemek.
5- Ayağın küçük parmağının üç misli kadar, sökük yırtık olmamak.
6- Mesti abdest aldıktan, ayaklar yıkandıktan sonra giymek.
Ayrıca ayağın ön kısmı kesik ise, ön kısmından elin küçük parmağı kadar bir yer olması gerekir.
MESHİN YAPILIŞ ŞEKLİ
Mestlerin üzerine ayakların ucundan başlayarak aşık kemiklerini aşarak topuklara doğru ıslak el parmakları ile sürmektir.
MESHİN MÜDDETİ
1- Mukim olanlar için yirmi dört saat.
2- Yolcu olanlar için yetmiş iki saattir.
3- Meshin başlangıcı mestler giyildikten sonra ilk abdestin bozulma zamanından itibarendir.
MESHİ BOZAN ŞEYLER
1- Abdesti bozan her şey meshi de bozar.
2- Üzerine mesh edilen mestin ayaktan çıkması veya çıkarılması ile bozulur.
3- Mesh müddetinin sona ermesiyle bozulur.
GUSÜL
Cinsel bir ilişkiden veya başka bir sebeple cünüplük halinden, yahut kadınların hayız ve nifas hallerinin sona ermesinden sonra vücudun tamamının yıkanmasına gusül denir. Guslü icap ettiren haller ile cünüp bir kişinin yapması haram olan şeyler, daha önce geçen cünüplük maddesinde izah edilmiştir. Oraya bakılabilir.
GUSLÜN FARZLARI
Guslün farzları üçtür.
1- Ağzı bol su ile yıkamak.
2- Burnu bol su ile yıkamak.
3- Vücudun tamamını hiç kuru yer kalmamak üzere birer defa yıkamaktır.
GUSLÜN SÜNNETLERİ
1- Besmele çekmek.
2- Niyet etmek.
3- Bedende bir necaset varsa önce onu gidermek.
4- Necaset olmasa da avret yerini yıkamak.
5- Gusülden önce sünnete uygun bir tarzda abdest almak.
6- Abdestten sonra bedeni üç kere yıkamak.
7- Yıkanmaya baştan başlamak.
8- Önce sağ omuza, sonrada sol omuza su dökmek.
9- Suyu ilk döküşte vücudu ovalamak.
10- Yıkanan yerde su birikintisi oluyorsa ayakların yıkanmasını sonraya bırakmak.
11- Yıkanırken zaruret olmadıkça konuşmamak.
12- Suyu gereğinden fazla kullanarak israf etmemek.
13- Yıkandıktan sonra bir havlu ile kurulanmak.
İslami Okul Okulların En Önemlisi