Size, Müslüman Olduğunu Bildirene «Sen Mü'min Değilsin» Demeyin - Kuranahkami - 32. Sayfa
SİZE, MÜSLÜMAN OLDUĞUNU BİLDİRENE «SEN MÜ'MİN DEĞİLSİN» DEMEYİN
«Ey îmân edenler! Allah yolunda adım attığınız zaman {her sey'i) iyi anlayın, (mes'elelerin tam) açıklanmasını bekleyin. Size müslümanca selâm verene, dünyâ hayatının geçici menfaatine göz dikerek: «Sen mü'min değilsin» demeyin. Allah katında birçok ganimetler vardır. Önce siz de öyle idiniz. Allah &Vte lütfetti de Vyîlikte bulundu. O halde İyi anlayın.. Şüphe yok ki, Allah, ne yaparsanız haberdârdır.» (En-Nisâ sûresi, âyet: 94).
Savaş ve savaş ile alâkalı konularda da belirttiğimiz gibi, İslâm dini sulh ve müsalemet (barışıklık) dinidir. Hak ve hakikati kabul edip teslimiyet gösteren her insanın — savaşta da, savaş dışında da — canı ve malı, ırzı ve namusu başkasına helâl değildir. Ancak îslâm hukukuna göre kısas yapılması müstesna..
Eshab-ı Kirâm'dan Mikdad bin Esved (R.A.)m bu hususta Hazret-i Peygamber'den sorduğu soruyu ve aldığı cevabı tarihî bir vesika olarak naklediyoruz. Bununla, âyetin istihdaf ettiği mânâ daha iyi açıklanmış olacaktır:
Hazret-i Mikdad diyor ki; Peygamber'e (S.A.V.) sordum:
— Yâ Resûlüllah! dedim, kâfirlerden birine rast geldiğimde onunla savaşırken o benim bir elimi kılıçla kestikten sonra bir ağacı siper edinip «Allah için müslüman oldum» veya «Ben Allah'a teslîm oldum» derse, artık onu öldürebilir miyim?
Hazret-i Peygamber (S.A.V.) :
— Hayır, öldüremezsin.. buyurdular.
— Ama o benim elimi kesti., dedim.
— Öldüremezsin, çünki Öldürecek olursan, o senin bundan önceki mevkiine yükselir, sen de onun o kelimeyi söylemeden önceki durumuna düşersin.
Çünki gaye ıslâh ve barıştır; ifsad ve intikam değildir.» buyurdu.
Tebyîn kökünden gelen «Fetebeyyenû» yerine Hamze, te-sebbüt'den gelen «Fetesebbetû» şeklinde okumuştur. Aslında bu iki kıraat arasında mânâ yönündn fazla bir fark \oktur, netice itibariyle aynıdır. «Tebyîn» anlavıp dinlevip. açıklanmayı beklemektir. «Tesebbüt» İse, sebat gösterine, neticeyi öğrenmek için sabırla beklemek, dayanmak \e ayağı denk atmak demektir. Öyle ki, ac^k bir delîl bulunmadıkça zan \e şüphevle, dünyanın geçici menfaatini umarak hükmetmek, ilâhî murada muhaliftir. Her konuda zahir ile hükmedilir. Hazret-i Ömer (R.A.) sık sık sûrâya şunu hatırlatırdı Ben her ne kadar muhaddes (Allah tarafından melek vasıtasiyle kendisine sık sık ilham vâki olan) isem de; ilham ile amel etmiyor rum. Çünki vâki olan ilham Allah'ın kitabına, mes'elenin dış görünüşüne uygunsa, ona ihtiyaç yok, muhalif ise zaten bir değer taşımaz. Bu bakımdan sizinle istişarede bulunuyor, mes'elenin hakikatini çözmeye çalışıyoruz.» Yani mesleğimiz zahir ile hükmetmektir, demek istiyordu.
O halde müslümanca selâm veren veya müslüman olduğunu ifâde eder mahiyette inkıyad ve teslimiyet gösteren gayr-i müslimi öldürmek helâl değildir.
«Zevahiri kurtarmak, ölümden kurtulmak için müslümanca selâm veriyor, içten müslüman olmamıştır» zannma kapılarak veya onun mahna göz dikerek öldürülmesine cevaz verilmemiştir. Çünki biz müslümanlar zevahir ile hükmederiz. İç ve derunî durumları Allah bilir.
Fukahânın beyânına göre, kelime-i şehâdeti söylemesi şart değildir. «Ben müslümanım», «Ben sizin dininiz üzereyim» gibi cümlelerle islâmiyetini ifâde etmesi kâfidir. Âyet-i kerîmenin siyakından da anlaşıldığı üzere, açıklanmayı beklemeden zahirin hilâfına hükmetmek men'ediliyor ve aynı zamanda «sen mü'min değilsin» diyebilmek için önce dünyevî menfaatlerden sıyrılmak, mes'eîeyi tam bir adalet ve hakkaniyet duygusu içinde tahlil edip öylece hükmetmek ve ona göre kılıç kullanmak gerekir. Çünki (dünya hayatının geçici metâıni arı-yarak) mealindeki cümle, cümle-i hâliyedir. Yani buna istekli bulunduğunuz halde ona <'sen mü'min değilsin» demeyin. Bu mânâyla nehiy, hem kayde, hem mukayyede râci' olmuş oluyor.
Ayetin iniş sebebiyle ilgili birkaç hâdise ardır. Bİ7 bunlardan sadece bir tanesini nakletmekle yetiniyoruz.
Hazret-i Peygamber (SAY.), Cbhab-ı kiramdan Muhallem bin Cessâme'yi birkaç zatla ÎDAM tarafına göndermişti. Bunlar belirtilen yere varınca Âmir bin Azbat'e rastladılar. Amir muhalif bir harekette bulunmadan eshab-ı kirama müslüman-ca selâm verdiyse de Muhalîem ile aralarında tâ cahİîiyye zamanlarından kalma bir kin varmış, Muhallem hislerine mağ-lûb olarak bir ok atmak suretiyle Âmir'i öldcrdü. Bu gayr-i îslâmî hareketin meydana getirdiği cinayet Resûlüflah'a haber verilince fazlasiyîe üzüldüler ve gazaba geldiler. Muhallem'in istiğfar recası karşılığında «Allah seni hiç mağfiret etmesin!» diye azarladılar.
Bu gibi karşılaşmalarda müslümanca namaz kılan veya benzeri bir ibâdette bulunan bir gayr-i rnüslim hakkında nasıl bir muamele yapılır?
İbnü'l-Arabiy'e göre, ona, «bu ne namazıdır?» diye sorulur. Eğer «Müslüman namazıdır» diye cevap verirse, bu defa ona: «Lâ ilahe illallah...» de diye teklifte bulunulur. Söylerce, doğru olduğu açıklanmış olur. îmtina' ederse, ibâdetle alay ettiği anlaşılır ve ona göre kılıç kullanılır.
Ekseri fukahâya göre, bu hareketi, Müslüman olduğuna kâfidir. Başka bir şey sormaya veya teklifte bulunmaya lüzum yoktur.
Âyet-i kerîmenin zahirî delâletinden îmânın yalnız dil ile ikrar olduğu denilmiştir. Çünki Peygamber (S.A.V.) :
«İnsanlarla, «lâ ilahe illallah» deyinceye kadar savaşmakla emrolundum. Bunu söyledikleri zaman artık kanlarını ve mallarım bizden korumuş olurlar; ancak İslâm'ın gerekli gördüğü bir hak müstesna..»
buyurmuştur.
Bunun içindir ki, «Ben müslüman oldum» diyen bir adamı savaşta öldüren sahabinin, «o bu sözü zahiri kurtarmak, ölümden kurtulmak için söylemişti» sözüne karşı, «onun kalbini yarsaydm ya..» buyurmuşlardı.
Ayetin sonunda ikinci def'â «Fetebeyyenû» buyurulmasiyle, «Müslüman oldum» diyen bir adamın öldürülmemesi, bu hususta çok ihtiyatlı hareket edilmesi tenbîh ediliyor. Savaş, ölüm ve zorlama halinde bile olsa İslama gelenleri, Allah'ın sizleri kabul buyurduğu gibi önce dış görünüşüne bakarak kabul etmeniz en tabii yoldur. Bundan sonra onun küfrüne delâlet eden birtakım karine ve deliller zuhur ederse ona göre hareket edin. Çünki «Allah şüphesiz ki ne yaparsanız haberdârdır.» [1]
Çıkarılan Hükümler:
1. İslâm dini müsâlemet (barışıklık) dinidir.
2. Savaş, korku ve zorlama hallerinde bile rnüslüman-ca selâm veren veya «ben müsliimanım», «ben sizin dininiz üzereyim» diyen kimse öldürülmez, bilâkis müslüman sayılır.
3. Böylesinin hainlik yapmak, Tevâhiri kurtarmak veya kılıçtan kurtulmak için müslüman olduğu kesin delîl ile sabit olmadıkça hakkında kılıç kullanılmaz, yani şüphe ve zan ile
Müslüman olduğunu bildireni «sen mu'min değilsin» demeyin
hükmedilmez. Bilâkis sair müslümanlarin sâhib olduğu haklara sahip olur.
4. Müslüman olduğunu fiil ve hareketiyle ifâde eden kimsenin ayrıca kelime-i şehâdet sövlemesine lüzum yoktur.
5. İlham ve rü'ya ile amel olunmaz.
6. Hilâfına delil sabit olmadıkça zahir ile hükmedilir.
7. Îmân, zahirî hükme delil olma bakımından dil ile ikrardan ibarettir. Gerçek îmân ise kalb ile tasdiktir. [2]
İslami Okul Okulların En Önemlisi