Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İsraf - Kuran - Kuranahkami - 33. Sayfa

 

İSRAF

 

Yeyin, için israf etmeyin.

«Yeyin,   için   israf   etmeyin.   Çünki  Allah   israf   edenleri sevmez.»

İslâm dini her hususta itidal (orta oluşluk) üzere olma­yı, yani ifrat \e tefritten kaçınmayı emreder. Yeme, İçme hu­suslarında da a\nı prensibe riâyeti çok faydalı bir yol ve ça­re olarak gösterir. Açlığı giderecek, susuzluğu teskin edecek, bedeni güçten düşürrrmecek, hastalığa yol açmjjacak kadar \emck \e içmek aklen \e şer'an menduptur. Bu bakımdan İs-lânıhet lüzumundan fazla \emc ve içmeyi men'ettiği gibi iftar etmeden iki \e\a üç-dort günü birbirine bağlamak suretiyle uıut- tutmayı üa yasaklamıştır. Çünki böyle bir oruç bedeni za­yi! düşürür, hislerimizi altüst eder, hastalıkların seyretmesine en ^ibel ortamı hazırlar.

îhtiyaç nisbetmden la/a yeme veya içmevi haram gören­ler olmakla beraber, «mekruh» diyenler de vardır. Çünki ikin­cilere göre bu nisbet, yaş, iklim, sıhhat, hareket, ağır ve ha­fif işe göre değişir.

Az eme ve içmenin yani ihtiyaç nisbetinde gıda almanın birçok favdaları tesbît edilmiştir ki, akıl, nâkil ve tıb bu hu­susta birleşir:

a) Vücut sıhhatli ve sağlam kalır.

b)  Hafıza kuvvetlenir, zekâ gelişme kaydeder.

c) Az uyku kâfi gelir, beden kendini daha iyi hisseder, atalet kalkar.

d) Mide, kalb yorulmaz, karaciğer ve diğer organlar nor­mal çalışma ve ifraz imkânım devam ettirir, metabolizma (can­lıların beslenme ve gelişme için aldıkları maddeleri özümler-ken yaptıkları değişiklikler ile artıkları atmaları olayı) bozuk­luğu meydana gelmez.

Eski hükemâ ve etibbâ' (hekimler ve tabibler) demişler ki: «En büyük tedavi, gıda maddelerini uygun bir nisbette al­masını bilmek ve tatbik etmektir.» Günümüzdeki gelişen taba­bette de aynı görüşe yer verilir.

Hazret-i Peygamber (S.A.V.) bundan daha güzelini ve da­ha sadre şifâ verenini ifâde buyurmuştur:

«Âdemoğlu mideden daha kötü bir kap doldurmaz. Belini doğ­rultmak için Âdemğoluna birkaç lokma yeter! Bundan fazla­sına ihtiyaç hissediyor da başka çare bulamıyorsa (midesini üçe ayırsın) üçte birini yemek için, üçte birini içmek için, ge­riye kalan üçte birini de kendi (sıhhat ve rahatı) için ayır­sın î » [1]

İlim adamları bu hadîsi gözönünde tutarak demişler ki: «Eğer Hakim Bokrat bunu duymuş olsaydı, ondaki hikmete hayret ederek başka söz söylemezdi.»

Rivayete göre Abbasî halîfelerinden Harun Reşid'in hıris-than bir doktoru vardı. Meşhur hakim Ali bin Hüseyn'e di­yor ki:

— Sizin kitabınızda tıbba ait bir şey yoktur. Halbuki ilim ikidir: dinler ilmi ve bedenler ilmi..

Ali bin Hüseyn ona şu cevabı veriyor:

—  Hayır, yanılıyorsun!. Allah-ü Teâlâ tıbbın hepsini ya­rım âyetle hülâsa etmiştir..

—  Hangi âyettir o?

Bu defa hıristiyan tabib:

—  Ama bu hususta Peygamberinizden bir hadîs sadır ol­mamıştır..

Ali bin Hüseyn şu cevabı veriyor :

—  Yine yanılıyorsun!.  Hazret-i Peygamber (S.A.V.)  tıb­bın tamamını birkaç kelimede toplamıştır.

—  Hangi kelimelerdir onlar?.

—  Mide hastalıklar evidir. Perhiz ve az yemek her deva­nın başıdır. Her bedene âdet ettiği şey'leri ver!.» Hadîsi şerif­leridir [2]

Bunun üzerine hıristiyan tabib:

— İtiraf edeyim ki sizin Kitabınızla Peygamberiniz Cali nos'a tıb diye bir şey bırakmamış, hepsini söylemişlerdir.

Hastalığın teşhisinden sonra iki şey'e baş vurulur: İlâç ve perhiz. Ekseri böyledir. Müstesna olarak bol gıda alma\ı ge­rektiren hastalıklar da vardır. Hazret-i Peygamber 'S.A.V.) bi rinci şekil için  Her devâmn asîl

dir.» ikinci şekil içij  «Dünya ve âhiret katığının başı ve efendisi, ettir,» buyuruyor. [3]

Hazret-i îbni Abbas (R.A.) da der ki: «İstediğini ye, is­tediğini giy, fakat iki husus seni hatâya düşürmesin: îsraf ve çok yemek.

Bu mânâyla Hazret-i Peygamber (S.A.V.) :

«Her iştiha ettiğini yemen  israfın tâ kendisidir!» buyurmakla, Kur'ân'da yukarıdaki âyet-tegeçcn «velâ tüsrifû» cümlesinin delâlet ettiği maksadı açıklamıştır. [4] Diğer bir hadîslerinde de: Bütün hastalıkların aslı (yani çoğunun aslı)  ilk yenilen yemek hazmedilmeden yemek yemektir» buyurdular.

Görülüyor ki gerek Kur'ân-ı Kerim'de, gerek ebâdis-i Ne-beviyede koruyucu hekimliğe ve dolayısiyle beden sağlığına ye­teri kadar yer verilmiştir.. Eu hususta vârid olan hadîslerin hepsini buraya almamız mümkün olmadı. Çünki kitabımız Ah­kâm'la alâkalıdır, tıbla değil. İlâve edelim ki tıbla ilgili hadîs­ler yüz elliye yakındır.

Ayrıca bu âyetin tefsirinde Suddî diğer bazı rivayetleri dik-katekate alarak diyor ki: «Kâbe-i Muazzama'yi çıplak olarak tavaf edenler, hac mevsiminde Mekke'de bulundukları müd­detçe kendilerine et yağını haram kılarlardı. Bunun üzerine Al-Iah-ü Teâlâ: «Yeyiniz, içiniz, israf etmeyiniz. Çünki Allah israf edenleri sevmez» mealindeki âyeti indirdi. [5]

 

Çıkarılan Hükümler:

 

1. İsraf haramdır.

2. İhtiyaçtan fazla yemek ve içmek bâzı âlimlere göre ha­ram, bâzısına göre mekruhtur.

3. Sağlığımızı koruyabilmemiz için koruyucu hekimliğe önem vermemiz ve bununla ilgili bilgileri elde etmemiz vâcibdir. [6]


 

[1] Nesel-Tirmizl:  Mikdam bin Ma'dî Kerib den . Haseıum sahihim    A>ri­ca aynı hadîsi, İbni Mâce «el-Et'ime» babında çıkarmıştır

[2] Kurtubi,  c:   7,  s:   192.

[3] Dâre Kutnî-Ebû  Nuajm.  Kurtubî.  c:   7,   s:   199.

[4] Dâre  Kutni,   Ebû  Nuaym

[5] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/406-409.

[6] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 1/409.