Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Akidleri Yerine Getirmek. - Kuranahkami - 50. Sayfa

 

AKİDLERİ YERİNE GETİRMEK

 

«Ey îmân edenler! Akidleri yerine getirin.» [1]

Akid (akd): Bağlama, düğümleme, iki taraf bir iş hakkın­da sözleşme ve bağlanma gibi mânalara gelir. İslâm dini söz­leşme ve bağlanmaya büyük önem verir. İçtimaî hayatın kar­şılıklı güven içinde devamım esas tutar ve yapılan akidleri bu açıdan değerlendirir.

Gönül bağlarım Hakk'm dergâhına bağlayan bir mü'minin iki türlü akdi olabilir: Biri Allah'ına karşı, diğeri içinde bulun­duğu cem'iyete ve onun ferdlerine diğer bir tâbirle, insanlara karşı.. Bu bakımdan mü'min, nâs ile muamelâtında ve her tür­lü münâsebet ve irtibatında bağlandığı, sÖzleştiği bütün akid­leri — dinî Ölçüler dahilindeyse zamanında şartlarına uygun olarak yerine getirmekle yükümlüdür. Allah'ına karşı verdiği sözü yerine getirmiyen, bu hususta ahde vefa etmiyen bir mü'­minin artık diğer akid ve bağlanmalarına güven olmaz.

Demek ki, Önce ilâhî akidleri, O'na karşı vermiş olduğu sözleri, sonra nâs ile aralarındaki akidleri yerine getirmesi ge­rektir. Çünkü: âyet-i kerîme'de geçen (iyfâ), akdin ve ahdin gereğini yerine getirmektir ki bu emir şeklinde gelmiştir. (Ukûd) kelimesi çoğul ve belirli geldiği için umum ifâde eder. Bu itibarla Allah'ın kullarına olan bir takım dinî hüküm ve tekliflere, insanların kendi aralarında Allah için, O'nun adı­na akdettikleri yemin, adak, keffaret ve benzeri şeylere ve içtimâî hayatımızda birbirimize karşı akdetmiş bulunduğumuz söze, emanete ve bir takım muamelelere şâmildir.

Cenâb-ı Peygamber (S.A.V.):

«Mü'minler (bağlandıkları, söz verdikleri) şartlarının yanıba-şındadır (ondan ayrılmazlar),» buyuruyor. İbnü Abbas (R.A.) der ki:

—  «Akidleri yerine getirin »in mânası, helâl ve haram kılı­nan şeylere, farz ve vâciblere ve eşyadaki ilâhî sınıra bağlı ka­im» demektir. Mücâhid de aynı görüştedir.

İbn Şihâb diyor ki:                               '

—  «Resûlüîlah (S.A.V.) Amr bin Haznı'i Necrân'a gönder­diğinde ona vermiş olduğu yazılı emri okudum, baş kısmında şu iki cümle yer alıyordu:

Cumhurun bu husustaki açık beyânına göre, mü'minlerin sözleşme ve bağlanmaları, İslâm'a uygun olduğu takdirde mu­teberdir. Çünkü Hazret-i Peygamber (S.A.V.):

«Allah'ın Ki­tabında olmayan her şart hükümsüzdür, boştur; bu, yüz şart da olsa yine böyledir.» [2]

O halde Allah'ın Kitabına ve Resûlüllah'ın sünnetine uy­mayan her şart ve akid merduttur. Buna işaretle Hazret-i Pey­gamber (S.A.V.) buyurdular ki:

«Câhiliyye dev­rinde yapılan her hangi bir andlaşma ve sözleşmeye İslâm di­ni şiddetten başka bir şey ilâve etmemiştir.» Yâni îslâmî görüşe uygun olan her andlaşma ve sözleşmeye fazlasıyla riâyet edil­miştir. [3]

İbn-i İshâk'm tesbîtine göre:

— «Kureyş'den birkaç kabile, Abdullah bin Cud'an'm evin­de toplanıp şu hususta andlaşma ve sözleşme (teahüd teaküd) yapmışlardı: Mekke'de, ister yerli, ister yabancı olsun zulme uğramış birine rastladığımızda, hakkı alınıp kendisine verilin­ceye kadar onunla beraber olacağız.» İslâm tarihinde buna «Hilfu'İ-Fudûl = Fadıllan andlaşması» denilir. Resûlüllah (S. A.V.) bu andlaşma ve sözleşmeyi överek buyurmuşlar ki: «Bu, bana kızıl tüylü develerden daha sevimliydi. İslâmiyette de böyle bir şey'e davet vâki olsa derhal icabet ederim.» Çünkü böyle bir sözleşme ve andlaşma İslâm şeriatına uygundur. [4]

 

Çıkarılan Hükümler:

 

1- Akidleri yerine getirmek vâcibdir.

2- Helâl ve haram kılınan şeylere, farz ve vâciblere ve »eşyadaki ilâhî sınıra bağlanmak farzdır.

3- Akidler İslama uygun olduğu takdirde muteberdir. [5]


 

[1] Mâide sûresi,  âyet:  I-

[2] Kurlubî, C:  6, S:  33.

[3] Kurtubî, C: 6, S: 33.

[4] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/85-87.

[5] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/87.