Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 67. Sayfa - Kuranahkami

 

HÜKÜMDE TAHYIR

 

«Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir. Yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hük­medersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adalet sahiple­rini sever.» [1]

Ayetin zahirî delâletinden Hazret-i Peygamber'in Yahudi­ler arasında hükmedip etmemek hususunda serbest bırakıldığı anlaşılıyor. Bundan istidlalle müslüman hâkimlerin de bu hu­susta muhayyer bırakıldıkları neticesine varılmıştır.

O halde âyetin delâlet ettiği tahyîr (hüküm verip verme­mek arasındaki serbestlik) sınırlıdır, yâni mukayyeddir, mut­lak değildir. Bu itibarla zımmî olmayan iki kâfir (dâvâlı - da­vacı) arasında hükmetmek müslüman hâkime vâcib değildir. Zira âyet-i kerîmenin indiği zaman Medine'deki Yahudiler zim-mî değil de kendileriyle anlaşma yapılan ayrı bir topluluk hâ­linde bulunuyordu. Cenâb-ı Hakk işte onları kasdederek: «Eğer sana gelirlerse ister aralarında hükmet, ister kendilerinden yüz çevir!» buyurmuştur.

Zimmlere gelince: Bunlar murafaa için gelirlerse arala­rında hükmetmek vâcib olur mu? Bu hususta ihtilâf vardır:

a) İmâm-ı Şafiî'den rivayet edilen bir kavle göre, davalı veya davacıdan biri müslüman olursa, aralarında hükmetmek vâcibdir. Mehdevî de aynı görüştedir.

b) Murafaa için gelenlerin ikisi de zimmî olursa, bâzı âlim­lere göre âyet-i kerîme muhkemdir, bu itibarla hâkim muhay­yerdir; dilerse hükmeder, dilerse etmez. İmâm Mâlik, Nahaî ve Şa'bî'ye göre de böyledir. İmâm-ı Şafiî'den gelen diğer bir kav­le göre de böyledir.

Yalnız şunu kaydedelim ki, İmâm Mâlik'e göre bir müslü-manla zimmîye bir kadın zina ederlerse, hadd yalnız müslü-mana lâzım gelir. İkisi de zimmî olursa, hiç birine hadd ge­rekmez. İmâm-ı A'zam Ebû Hanîfe'den de bu mealde bir riva­yet vardır. îmâm-ı Şafiî, İmâm Ebû Yûsuf ve Ebû Sevr'e göre hâkimin hükmüne rıza göstererek gelirlerse, kendilerine hadd gerekir. Borç, boşanma ve sair muamelelerde (şahıs ve aile hu­kuklarında) de rızâ ve ihtiyarî yolla murafaa yapılabilir.

İbn-i Abbas, Mücâhid, Ikrime, Zührî, Ömer bin Abdülâziz, Süddî ve Nahaî'den yapılan rivayete göre ise, âyet-i kerîme, Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, onların keyfine uyma!» âyetiyle nesholmuştur. Bu takdirde, onlar arasında hükmetmek  gelsinler gelmesin­ler vâcib olmuş oluyor. Ata' el-Horasânî, Ebû Hanîfe ve ar­kadaşlarının mezhebi de budur.

Mensûh değil diyenlere göre, «Aralarında Allah'ın indirdi­ği ile hükmet, onların keyfine uyma!» mealindeki âyetin takdî-ri: «Sana muhakeme için gelirlerse aralarında Allah'ın indirdi-ğiyle hükmet.» Mensûhdür diyenlere göre, nâsıh olan âyetin takdiri: «Sana muhakeme için gelseler bile aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet...»

İkincilerin delili şu hadîs-i şeriftir: Yüzü kömürle siyah-laştırümış meclûd (= hadd vurulmuş) bir yahudîyi Hazret-i Peygamber'in yanından geçirirlerken, aleyhi's-selâm Efendimiz: onları çağırıp şöyle sordu:

— Zina edene vurulacak hadd cezasını kitabınız (Tevrat) da böyle mi buldunuz?

— Evet, dediler.

Bunun üzerine Hazret-i Peygamber onların âlimlerinden birini çağırttı ve:

— Tevrat-ı Musa'ya indiren Allah için söyle, zina haddini kitabınızda böyle mi buluyorsunuz?

—Hayır dedi ve ilâve etti: Eğer Allah'a and vermeseydin söylemezdim. Tevrat'da recm cezasını göıüyoruz, fakat eşrafı­mız arasında zina yaygın olduğu için onları bu vaziyette görüp serbest bırakıyoruz. Zayıfları görünce onlara hadd tatbik edi­yoruz.

Bu cevap üzerine Hazret-i Peygamber (SAV.):

«Yâ Rab! Senin  buyruğunu tatbik etmedikleri zaman onu ilk ihya eden benim!.» dedi ve adamın recmedilmesini emretti. Recmedildi. Bu sebeble yuka­rıdaki âyet indi. [2]

 

Çıkarılan Hükümler:

 

1. İki müslüman arasında hükmetmek hâkime vâcibdir. Bu hususta tahyîr yoktur.

2. Kâfirler arasında hükmetmek vâcib değildir.

3. Zimmîler arasında hükmetmenin vâcib olduğunda ihti­lâf vardır.

4. Biri zimmî, diğeri müslüman olmak üzere davacı ile da­valı arasında hükmetmek îmâm-ı Şafiî'ye göre vâcibdir.

5. Ayet-i Kerîme mensûhtur diyenlere göre, murafaa için gelenler kim olursa plsun hükmetmek mutlaka vâcibdir. [3]


 

[1] Mâide sûresi, âyet:  42.

[2] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/199-201.

[3] Geniş bilgi için bak:  Tefsîr-i İbn-i Cerîr  C. 3. Tefsîr-i Kurtubî, C.  6,

S. 185 - 186. Neylü'I-Merâm S. 246

Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/201.