Allah Ve Resulünden, Muahede Edilen Müşriklere Ültimatomdur - Kuranahkami - 73. Sayfa
ALLAH VE RESULÜNDEN, MUAHEDE EDİLEN MÜŞRİKLERE ÜLTİMATOMDUR
«Bu, Allah ve Resulünden, muahede ettiğiniz müşriklere bir ültimatomdur. (Ey müşrikler)! bundan böyle yeryüzünde dört ay daha (güvenlikle) dolaşın. Bilin ki siz Allah'ı âciz bırakacak değilsiniz. Allah her halde kâfirleri rüsvay edicidir.» [1]
Bu âyet-i kerîme, Enfâl süresindeki «Eğer aranızda anlaşma bulunan bir milletin hıyanet etmesinden kesin olarak endişeye düşersen, hak ve adalet üzere durumu kendilerine bildir ve anlaşmayı yüzlerine at!. Çünkü Allah hâinleri sevmez.» âyetin geniş ve şümullü uygulama ve karşılaştırılmasıdır. Haz-ret-i Peygamber (S.A.V.) Arap müşrikleriyle bir takım anlaşmalarda bulunmuştu. Bunlardan iki kabile (Denire ile Kinâne) müstesna, diğer kabileler bu anlaşmayı bozar mâna ve mahiyette bâzı davranışlarda bulunmuşlardı. İslâmî prensip olarak karşı taraf anlaşmayı bozmadıkça Müslümanlar asla bozmaz, muahedeye daima sâdık kalırdı. Çünkü hainlik ve gadretme (haksızlıkta bulunmak) dînin takbih ve yasak ettiği menfur hasletlerdir. Anlaşmanın bozulmasının müşriklerden zuhur etmesine rağmen, kan dökülmesini en son çare olarak geriye bırakır. Sadece bununla da kalmaz, anlaşma bozulduktan sonra karşı tarafa, düşünüp karar vermeleri, doğru yolu seçebilmeleri için dört aylık serbest bir müddet verir.
Anlaşmayı bozan müşriklere duyurulmak üzere ültimatom mahiyetinde inen âyet-i kerîmeyi, eshâb-ı kirama okuduktan sonra Resûlüllah Efendimiz bu hususta Hazret-i Alî'yi görevlendirdi, Hac mevsimi idi, yâni Zilhicce ayında bulunuyorlardı Hac işlerini o yıl tanzim etmek üzere daha önce Hazret-i Ebûbekir Sıddîk (R.A.) «Emîrü'1-hac» olarak Mekke'ye gönderilmişti. Hazret-i Ali (R.A.) aldığı emir üzerine yola çıktı, bâzı tarihçilere göre Cemre-i akabe'de hac kafilesine yetişti ve ilk iş olarak Allah ve Resûlüllah'ın emrini halka duyurmak oldu. [2]
Görülüyor ki İslâm dîni savaşa, insan kanı dökmeğe hemen kapıları açmamış, kansız olarak dâvanın çözümüne çalışılmasını telkîn etmiştir. Çünkü gaaye insanların şuurlanıp hak yolu seçmesi ve küfr ü tuğyanın zararsız hale sokulmasıdır.
İşte bunun için Allah önce onlara yâni müşriklere şu duyuruyu yapıyor: Ey ahdini bozan müşrikler! Birdenbire habersiz bir şekilde haksızlığa uğrayacağınızı sanmaym.. Bu duyurudan itibaren size serbest hareket edebilmeniz ve mes'eleleri iyice düşünüp hak ve hakikati anlayabilmeniz için dört ay mühlet verilmiştir. Bu dört ay, eksere göre, zilhiccenin onundan Re-biü'l-evvelin onuna kadar olan müddettir.
Müşriklerden kendilerine mühlet verilenler iki grupa ayrılır: îbn-i İshak'a göre birinci grup, anlaşmanın müddeti dört aydan az olanlardı ki, onlara dört ayın tamamlanması için mühlet verilmiştir. Diğer grup ise, kendileriyle yapılan anlaşma dört aydan fazla bir zaman kapsıyordu ki bunların da uzun müddeti dört aya indirilmiştir.
Bâzı âlimlere göre, Hazret-i Ali (R.A.) Berâet sûresinin baş kısmını Mekke ve civarı müşriklerine okumak üzere Resûlüllah (S.A.V.) tarafından me'mur olarak gönderilmiştir. Hazret-i Peygambere (S.A.V.) ait Adbâ adlı deve ile yola çıkan Hazret-i Ali (R.A.), «Zülhuleyfe» adlı mevki'de Hazret-i Ebûbekir Sıddîk'a (R.A.) ulaşmıştı. Ebûbekir Sıddîk onun geldiğini görünce:
— Ya Ali, emîr olarak mı, yoksa me'mur olarak mı gönde-rildiniz? diye sordu. O da:
— Me'mur olarak... diye cevap verdi. Sonra Terviye'den bir gün önce devesinin üzerinde doğrularak Berâet sûresinden emrolunduğu kadarım okudu. Ayrıca Arafe ve Bayramın birinci günü de, duymayanlara duyurmak maksadiyle tekrar okudu. Sonra Hazret-i Ali (R.A.) şu dört emri tebliğ etmek üzere de görevliydi:
1. Bundan böyle hiç kimse çıplak bir vaziyette Kâ'be'yi tavaf etmiyecek,
2. Kimlerle Hazret-i Peygamber (S.A.V.) arasında bir anlaşma varsa ve bu anlaşma ihlâl edilmemişse, o müddetinin sonuna kadar muteberdir. Anlaşma yapılmıyan ve yapılıp da onu bozanlar için dört ay mühlet verilmiştir.
3. Cennete ancak mü'min olan kimse girecek..
4. Bu seneden sonra Müşriklerle Müslümanlar bir arada burada toplanmıyacak, yâni müşriklerin Hareme girmelerine müsaade edilmiyecek..
Sonuç olarak:
Müşriklerle aramızda olan anlaşmayı bozmanın iki yolu vardır:
1. Anlaşma müddetinin sona ermesi sebebiyle savaş başlı-yacağim karşı tarafa duyurmak.
2. Anlaşma müddeti bitmediği halde müşriklerin gizlice anlaşmayı bozması, şartlarını ihlâl etmesi ve bu sebeple hiyânete saptıklarına dair kesin bilgi ve endişe hâsıl olması.
Berâet sûresinde Allah ve Resulünden olan ültimatom sonra şöyle devam ediyor:
— «Ve bu, Hacc-ı ekber (büyük hac günü) Allah'dan ve Resulünden insanlara şöyle bir bildiridir: Allah ve Resulü, müşrikleri himaye etmekten artık kat'iyyen uzakdır. Bununla beraber eğer küfürden ve anlaşmalara hainlik etmekten tevbe edip dönerseniz bu, sizin için hayırlıdır. Şayet yüz çevirirseniz, şunu bilin ki muhakkak Allah ve Peygamberi tanımıyanlara acıklı bir azabı müjdele.»
«Anlaşma yaptığınız müşriklerden size bu anlaşmalarında hiçbir şey eksiklik yapmamış ve aleyhinizde hiçbir kimseye yardımda bulunmamış olanlar (bu hükmün) dışındadır O halde müddetleri bitinceye kadar onlarla olan anlaşmanızı tamamlayın. Çünkü Allah (hainlik ve haksızlıktan) sakınanları sever.»
«Dokunulması haram kabul edilen dört ay çıktığında artık müşrikleri, evet onları nerede bulursanız öldürün, esir olarak yakalayın, hapsedin ve bütün geçit yollarım kapayıp tutun. Tevbe ederler, namaz kılıp zekât verirlerse, o takdirde yollarını açjp onları serbest bırakın. Çünkü Allah Gafurdur ve Rahîm'dîr.»
Demek ki, dokunulması haram kabul edilen aylar çıktığında müşriklerin öldürülmesine emir verilmiştir. Ancak âyet ile istisna edilenlerle Sünnet ile istisna edilen kadın, çocuk, yaşlı, hasta, mabedine kapanmış din adamı ve bir de cizye veren kitap ehli bu hükmün dışında tutulmuştur. Bundan başka diğer bir istisna da şudur: Harbde esir edilenlerin öldürülmeyip şu iki husustan birini tatbik etmek suretiyle âdilâne bir yol tutmak:
1. İyilik yapıp serbest bırakmak,
2. Veyahut fidye almak suretiyle esaret hükmü üzerlerinden kaldırmak.
Muhammed (S.A.V.) sûresi, âyet: 4'de bu hususlar açık şekilde ifade edilmiştir. [3]
Çıkarılan Hükümler :
1. Müslümanlar, karşı taraf bozmadıkça anlaşmaya riâyet ederler.
2. Anlaşmayı bozan müşriklere karşı, hemen savaş açılmaz, önce bir ültimatom verilir.
3. Müslümanlar mücbir sebep olmadıkça asla gadretmez.
4. Çıplak olarak Kâ'be'yi tavaf etmek haramdır.
5. Müşriklerin Harem dahiline girmesi yasaktır.
6. Savaşta kadın, çocuk, yaşlı, hasta ve mabede kapanmış din adamı öldürülmez.
7. Müşriklerden elde edilen esirler, ya iyilik olsun diye serbest bırakılır; ya da fidye alınır. [4]
İslami Okul Okulların En Önemlisi