Müşriklerden Aman Dileyen Olursa - Kuranahkami - 74. Sayfa
MÜŞRİKLERDEN AMAN DİLEYEN OLURSA
«Eğer (kendilerine taarruz edilmesi emrolunan) müşriklerden biri senden aman dilerse, ona aman ver. Tâ ki Allah'ın kelâmım dînlesin. Sonra onu emîn olduğu yere kadar (selâmetle) ulaştır.Çünkü onlar (hakikati) bilmeyen bir kavimdir.» [1]
İslâm sulh ve emniyet dinidir. Beşerin selâmeti için çalışır. Aman dileyen müşrike, ödürülmesi emrolunan bir kişi dahi olsa aman verilir. Çünkü rnaksad ıslâhtır; ifsad değildir. Hazret-i Peygamber'e (S.A.V.) dil uzatan, şiirleriyle onu hicveden Kâ'b bin Züheyr hakkında öldürülme emri verildiği halde adı geçen gelip aman dilediği zaman kendisine aman verilmiş ve İslâmi-yeti kabul etmiştir. Âyetin mütemmiminde bu maksad açıklanarak, «tâ ki Allah'ın Kelâmı Kur'ân'i, ondaki hükümleri, emir ve yasakları, yüksek ahlâk prensiplerini dinlesin» buyuruluyor.
Avetin delâlet ettiği ahkâm üzerinde âlimlerin görüsüne seünce:
a) Kendisine aman verilen müşrike lâzım gelen telkinat en uygun şekilde yapılır. Kabul ederse, mes'ele halledilmiş olur. Etmezse, emin olduğu yere kadar ulaştırılır, öldürülmez, işkence yapılmaz..
İmâm Mâlik diyor ki: «Eğer bir harbîye, yâni kendileriyle savaş hâlinde bulunduğumuz müşriklerden birine, Müslümanlara ait yurdun herhangi bir yol ve geçidinde rastlanır, o da «ben aman dilemeğe geldim >- derse, bu şüpheli bir durumdur; fakat, onun emîn olacağı yere ulaştırılması görüşündeyim.» îbni Kaasım da buna yakın, fakat daha geniş mânada diyor ki: «Bunun gibi bizim sınırlarımızı aşıp tacir olarak gelen harbî kişiye rastlanır, o da: «Ben sizin yurda tacir olarak gelenlere taarruz etmediğinizi sanıyordum» derse, ona da dokunulmaz, işkence yapılmaz, aman verilir.
b) İslâm hükümdarının aman vermesinin caiz olduğunda hiç bir âlim muhalefet etmemiştir. Çünkü maslahatı görüp takdir etmekte herkesten daha ileridir. Aynı zamanda milletinin «celb-i menâfi' ve def'-i mazâir» hususunda vekili sayılır.
Bunun dışında Müslümanlardan birinin aman vermesi hususunda da görüş farkı vuku' bulmuştur. Fakat hür müslümanın vermiş olduğu amanın geçerli olduğunda âlimlerin ittifakı vardır. Ancak îbni Habîb divor ki: «Hükümdar verilen amanı tedkik eder, maslahat olup olmadığına göre kabul veya reddedebilir.»
Köleye gelince: Mâliki mezhebince meşhur olan kavi, onun da vereceği amanın hüküm taşıdığıdır, tmâm-ı Şafiî ve arkadaşları, İmâm Ahmed bin Hanbel, îshâk, Evzâî, Sevrî, Ebû Sevr, Dâvud ve Muhammed bin Hasan'a göre de böyledir.
İmâm Ebû Hanîfe'ye göre ise, kölenin aman verme yetkisi yoktur. .İmâm-ı Kurtubî bu mevzuda diyorki: «Bize gorc birincilerin görüşü daha sıhhatlidir. Çünkü Hazret-i Peygamber (S.A.V.) Müslümanların kanları birbirine denktir ve onların en aşağısı, onların maşlahati için ahd ve amanı gayretle yürütür. Yâni bu hususta yetkilidir.»
Burada «en aşağısı»ndan kölenin de aman vermesinin caiz olduğu hükmü çıkarılmıştır. Bu takdirde hürre olan kadınlarımız da bu yetkiye sahiptirler. Ancak Abdullah bin Macişûn diyor ki: «Hükümdar izin vermedikçe kadının aman vermesi caiz görülmez.»
Ayet-i kerîmenin muhkem olup olmadığında görüş farkı vardır:
a) Dahak ile Suddî'ye göre, âyetiyle nesha uğramıştır. Yâni âyet mensuhtur, hükmü kaldırılmıştır.
b) İmâm Hasen diyor ki: «Bu âyetin hükmü kıyamete kadar mer'î ve muhkemdir. Mücâhid de aynı görüştedir. Bâzıları bu âyetin hükmü sadece dört ay müddetince mer'î idi, demiştir. Buna cevapla, Saîd bin Cübeyr (R.A.) diyor ki: «Müşriklerden bir adam Hazret-i Ali'ye (R.A.) gelerek dedi ki:
— Bizden bir kişi, dört ay sona erdikten sonra Allah'ın kelâmını dinlemek veya bir ihtiyaç için Hazret-i Peygamber'e (S. A.V.) gelmek istediğinde öldürüldü.»
Hazret-i Ali (R.A.):
— Hayır, olamaz.. Çünkü Cenâb-ı Hak «Eğer müşriklerden biri senden aman dilerse, ona aman ver. Tâki Allah'ın kelâmını dinlesin.» buyuruyor diye cevap verdi.
İşte sahih olan rivayet budur. [2]
Bunun diğer bir örneği: Yalancı peygamber Müseyleme'nin [3] elçisi, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)e gelip:
— Sen Müseyleme'nin Allah'ın resulü olduğuna şehâdet etmez misin? diye teklifte bulundu. Hazret-i peygamber (S.A.V.) bu herzeye üzüldü ve:
— Eğer elçilerin Öldürülmesi âdet olmuş olsaydı, derhal senin kafanı kestirirdim!...» buyurdu. [4]
Netice olarak, dâr-ı harpten elçilik, ticâret, sulh istemek, cizye vermek ve aman dilemek üzere gelen müşriklere aman verilir. [5]
[1] Tevbe sûresi, âyet: 6.
[2] Kurtubî Tefsiri C. 8, S. 76 - 77
[3] Asr-ı Saadette Yemâme'de mevdana çıkıp peygamberlik iddiasında bulunan maceraperest yalancı bîr adamdır. Önce İslama girmiş iken sonra irtidacüa peygamberlik iddiasına kalkıştı, bir takım ahlâksızları kendisine bağlayıp kısa bir zaman içinde bir hayli taraidai topladı. Ebûbekir Sıddîk devrinde H&Ud bin Velid kumandasında bir ordu bu yalancı peygamber üzerine gönderildi. Şiddetli bir çarpışmadan sonra iki taraftan yirmi bine yakın insan telef oldu ve netice düşman ordusu dağıtılıp Müseyİeme de öldürüldü.
[4] İbni Kesîr Tefsiri C. 2, S. 337.
[5] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/245-248.
İslami Okul Okulların En Önemlisi