Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kafirlerle Ve Münafıklarla Savaşmakta Metod - Kuranahkami - 77. Sayfa

 

KAFİRLERLE VE MÜNAFIKLARLA SAVAŞMAKTA METOD

 

«Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı çetin ol!. Onların eyleştiği yer Cehennemdir; o ne kötü gidiş yeridir..» [1]

Ayette her ne kadar ilâhî hitap Hazret-i Peygamber'e tev­cih edilmişse de, delâlet ettiği mâna ve maksad yönünden bü­tün ümmete şâmildir..

Islâmın karşısında tehlikeli iki zümre bulunduğuna, bun­larla cihâdın hiç bir zaman ihmâl edilmemesine, zamanın ar-zettiği içtimaî, iktisadî, siyasî ve askerî durum dikkate alına­rak cihadda ona göre bir metod kullanılmasına işaret vardır.. Demek ki, İslâmın karşısında tehlikeli iki düşman kâfirlerle münafıklardır.. Biri açıktan açığa küfrü ayakta tutmak, haki­kati boğmak için savaşır; diğeri yeraltı faaliyeti göstererek sin­sice Müslümanları içinden vurmaya çabşır.. Bu bakımdan Müs­lümanların bu iki zümreye karşı devamlı uyanık bulunması gerekiyor.. Ayette emir olarak konulan kelime çok geniş mânâ taşıması bakımından, zamane göre savaş usûlünün takip ve tatbik edilmesine dikkati çekiyor..

Bu sebeple âlimlerin «câhid » emrinin delâlet ettiği mâ­nada görüşleri farklı olmuştur:

a)  Hazret-i îbni Abbas'a göre: Kâfirlerle kılıç ve silâh île, münafıklarla dil ve çetin davranmakla savaş. .

b)  İbni Mes'ud'a göre: Münafıklarla elin ile, buna güç ge-tiremezsen dilin ile, buna da güç getiremezsen yüzünü ekşit­mekle savaş!..

c) el-Hasen'e göre: Münafıklarla ilâhî hududu yerine ge­tirmekle ve bir de dilinle cihâd et!.. îmânı Katâde de bu gö­rüştedir..

Dil ile savaştan maksad, hüccet ve ikna edici delil getir­mek suretiyle onları hak ve hakikat karşısında dize getirmek­tir.. Çünkü herkes ilmin ve hakikatin karşısında baş eğmek zorundadır.. Meğer ki çok inadçı câhilin biri olsun..

Görülüyor ki, İslâm cihadı emrederken bir takım metod-lar meydana koymuş, mücerred savaşı emretmiştir.. Zira savaş son çaredir.. Bunun için de Müslümanların son derece bilgili, aynı zamanda hazımkâr olmaları icâbeder.. İslâmiyet ilmi meş'ale olarak elinde tutar, önce bu meş'alenin ışığı altında mes'ele-lerini halletmeye çalışır.. İlim ve hazımkârlığın fayda verme­diği yerlerde, çetin davranmayı emreder. Çünkü ilimden ve hakikatten anlarmyanlara karşı elbetteki sert bir metodla çık­mak gerekir. Bunun için âyette cihâd emrinden hemen sonra «Onlara karşı çetin ol!.» buyuruluyor..

Çetin olmanın da bir takım yolları ve metodu vardır. Di­ğer âyetlerin ışığı altında bu yol ve metodu tesbite çalışalım:

a)  Küfrün karşısında ne kadar kuvvetli olursa olsun   sağlam iradeli olmak.,

b) Müslümanların zaafe düştüğü zannmı doğuracak yer­lerde yumuşak davranmamak.. Bilâkis sert ve çetin olmak.. Ni­tekim Hazret-i Peygamber (S.A.V.) ömre tavafı yaparken, Müs­lümanların zayıf ve aç olduğunu zanneden Mekke müşrikleri­ne karşı, Müslümanların tavaf esnasında çalımlı yürümeleri­ni ve sağ omuzlarını açıp pazulannm kuvvetli olduğunu gös­termelerini emretmişti..

c) Çetin ve sağlam iradeli olmayı kaba sözlerle değil, alı­nan tedbir ve davranışlarla meydana koymaya çalışmak.. En'âm sûresi 3 08. âyetle bu hususa temas edilerek buyuruluyor ki: «Allahdan başkasını (Tanrı edinerek) çağıranlara sövmeyin.. Sonra onlar da haddi aşarak bilgisizlikleri yüzünden Allah'a söverler..»

«Gılzat»ın ancak kalb ve irâdeyle olacağını ifâde eden bel­gelerden biri de   şu   âyettir:

«Eğer (bilfarz) sen kaba, katı yürekli olsaydın onlar etrafın­dan her halde dağılıp gitmişlerdi bile..» [2]

Kâfirlerle savaşmanın gerekliliği hakkında kitabımızın bi­rinci cildinde yeteri kadar bilgi verildiği için burada daha fazla îzaha lüzum görmedik..

Münafık: Dış görünüşüyle Müslüman geçinen, içten içe kâ­fir olan kimse demektir ki bunlar daha çok tehlikeli ve tahrib edicidir.. Münafıklara, «gizli kâfirler» de denilir.. Ayrıca için­de nifak tohumu' taşıyan iki yüzlü kimselere de «münafık» sı­fatı verilir..

Hazret-i Ali (R.A.) bu âyet-i kerîmenin tefsirinde diyor ki:

«Allahü teâlâ Resulü Muhammedi dört türlü kılıçla gön­dermiştir:

1. Müşriklere karşı kullanılacak maddî ve manevî kılıç...

«Dokunulması haram o aylar çıkınca artık o müşrikleri nerede bulursanız Öldürün, onları (esir olarak) yakalayın, on­ları hapsedin, onların bütün geçit yerlerini tutun!. Eğer tev-be ederler, namaz kılarlar, zekât verirlerse yollarım serbest bı­rakın..» [3]

2. Kâfirlere karşı kullanılacak kılıç...

«Kitap verilenlerden, Allah'a, âhiret gününe inannuyan, Allah'ın ve peygamberinin haram kıldığım haram saymıyan, hak dîni din edinmiyenlerle, boyunlarım büküp kendi elleriy­le cizye verene kadar savasın..» [4]

3. Münafıklara karşı kullanılacak kılıç .

«Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla savaş, onlara karşı çetin ol!. Onların eyîeştiği yer Cehennemdir; o ne kötü gidiş yeridir.» [5]

4. Tuğyan edenlere karşı kullanılacak kılıç...

«Eğer mü'mînîerden iki züm­re birbiriyle döğüşürîerse aralarına (bulup) barışdırm.. Eğer onlardan biri diğerine karşı hâlâ tecâvüz ediyorsa siz, o tecâ­vüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın..» [6]

Konumuzla alâkalı âyeti kuvvetlendirir mahiyet ve mâna­da diğer bir âyet daha vardır ki, isterse kâfirler Müslümanla­rın yakınları, hemşehrileri olsun, bunlarla da savaşmanın farz olduğunu beyân eder:

«Ey îmân edenler!   Kâfirlerden   size yakın   olanlarla da savaşın.. (Ve böylece) onlar sizden şiddet, kuvvet ve hamiyet  (hissedip) bulsunlar. Bilin ki Allah muhakkak takva sahipleri ile beraberdir..» [7]

Bu sebeple Hazret-i Peygamber (S.A.V.)  önce Araplarla savaştı, sonra da Rumlarla savaşmaya hazırlandı.. [8]

 

Çıkarılan Hükümler :

 

1. Günün içtimaî, iktisadî, kültürel ve stratejik şartlarına göre bir metod uygulayıp kâfirlerle ve münafıklarla savaşmak farzdır..

2. Cihadda kılıçtan önce fikir mücâdelesinde bulunmak, ilmî esastan hareket ederek hakikati kabul ettirmeğe çalışmak vâcîbdir,.

3. Bu metodla yola gelmiyen mütecaviz müşriklere ve mü­nafıklara karşı silâh kullanmak gerekir..

4. Yumuşak davranmaktan cesaret alıp şımaran kâfirle­re karşı sert davranmak lâzımdır..

5. Sert ve çetin davranmakta ise, en uygun metod ne ise ona göre hareket edilir..» [9]


 

[1] Tevbe sûresi, âyet:   73

[2] Âl-i tmran sûresi, âyet:  159.

[3] Tevhe sûresi,  âyet:   S.

[4] Tevbe sûresi,  ayet.   29

[5] Tevbe suresi, âyet:   73.

[6] Hucurâl sûresi, âyet: 9.

[7] Tevbe sûresi,  âyet:   123

[8] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/259-263.

[9] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/263.