Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Beş Vakit Farz Namaz - Kuranahkami - 96. Sayfa

 

BEŞ VAKİT FARZ NAMAZ

 

«Güneşin kaymasından kararmasına kadar namazı güzel­ce kıl.. Sabah namazını da (öylece edâ el!.) Çünkü sabah na­mazı şâhidlidir.»  [1]

Bu âyet-i kerîme, bütün müfessirlerin icmâiyle beş vakit farz namaza işaret etmektedir. Rûm sûresi 17. âyetle de ayrıca buna işaret edilmiştir.

Şöyle ki: «Dülûki'ş-şems» öyle ve ikindi namazlarına, «ğa~ sakı'1-Ieyl» ise, akşam ile yatsı namazlarına işarettir. «fecr»den murad, sabah namazıdır. Ayrıcacümlesinde «farz namazları vakitlerinde kıl!» mânası mevcuttur. Bununla bera­ber âlimler «dülûk» kelimesinin burada delâlet ettiği mânada görüş farkı izhar etmişlerdir.

a) Güneşin gökkubbe ortasından batıya doğru meyletme-sidir. Bu, Hazret-i Ömer'e, Abdullah bin Ömer'e ve İbni Abbas ile tabiînden bir zümreye göredir. Bunlar Hazret-i Câbir bin Abdullah (R.A.)ın yapmış olduğu rivayetle istişhâd etmişlerdir. Hazret-i Câbir diyor ki: «Hazret-i Peygamber ile eshâb-ı kiram­dan bir kısmım evime davet etmiştim. Yemek yedikten sonra kalkıp dışarı çıktılar; güneş gökkubbeden batıya henüz mey­letmiş idi. Hazret-i Peygamber (SAM.), Ebûbekir Sıddîk'a dö­nerek şöyle buyurdu:

«Yâ Ebâbekir! çık; işte bu güneşin dülûk ettiği vakittir.»  [2]

b) grub demektir. Bu, Hz, Ali, İbni Mes'ud ve Ubey bin KâVe göredir.

c) İbni Atıyye'ye göre, «dülûk»ün lügat mânası, meylet­mektir. Bu mânayla, dülûkün evveli zeval, sonu gurubdur.

Gasakı'I-leyl:

a) İbni Abbas ve İmâm Mâlik'e göre, gece ile karanlığın birleşmesidir.

b) Ebü Ubeyde'ye göre, gece karanlığıdır. Bu bakımdan akşam namazının vaktinde görüş farkı vardır:

1- Bâzı âlimlere göre akşamın bir tek vakti vardır, o da güneşin kaybolduğu vakittir. Hazret-i Cibril de iki günün ak­şam namazını aynı vakitte kıldırmıştır ki, bu, güneşin gurub vaktidir. İmâm Mâîik'in mezhebinin zahiri de böyledir. İmâm-i Şafiî'den gelen iki kavlin meşhur olanı da bu anlamdadır. İmâm Sevrî de aynı görüştedir.

Mâîik'in Muvatta'ında, «Şatak kaybolduğunda akşam vak­ti çıkmış, yatsı vakti girmiş olur.» denilmektedir Sahîh rivaye­te göre İmâm Ebû Hanîfe ve arkadaşlarına, İmâm Ahmed, İs-hâk, Ebû Sevr ve Dâvud-i Zâhiriy'ye göre de böyledir.

«Kur'âne'l-fecri»deki birinci kelime mensûb okunmuştur; ya «salât» kelimesine mâtûfdur ki bu takdirde şöyle mâna ve­rilir, «sabah namazını da vaktinde güzelce kıl!» veya   iğrâ üzere mensûb olmuştur ki bu takdirde şöyle mâna verilir: «Fe­cir kur'ânına (sabah namazmdaki kırâete) gerekli ol!.»

Sabah namazmdaki kırâet uzun sûrelerle îfâ edildiği için buna «kur'ân» denilmiştir. Ayrıca bu tâbirin verilmesi, kırâet-siz namazın sahîh olmadığına işaret içindir.

«Çünkü sabah namazı şâhidlidir.»

Ebû Hüreyre (R.A.) den yapılan rivayete göre, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)in bu âyeti açıklarken şöyle buyurduğu tesbit edilmiştir: «Bu namaza gece melekleriyle gündüz melekleri hazır olur.»  [3]

Diğer bir rivayette de,

«Cemâatle kılınan namazın, yalnız (münferiden) kılınan namaz üzerine yirmi beş derece üstünlüğü vardır. Gece ile gün­düz melekleri sabah namazında birleşirler,» [4] buyuruluyor. Buharı ve Müslim'in ittifakla aldığı diğer bir hadîste de şöyle buyurulmuştur:

«Sizi, gece ile bir grup melek, gündüz ile de bir grup me­lek birbirini (nöbetleşe) takip eder ve bunlar sabah namazı ile ikindi namazında birleşirler. Sizin yanınızda geceliyen melek­ler, yukarıya yükselip çıkarlar. Rabları onlardan sorar  ki o sizin ne yaptığınızı daha iyi bilir 

—  Kullarımı nasıl, ne vaziyette terkettiniz? Melekler cevap verir :

—  «Onlara gittiğimizde, onları namaz kılar bir vaziyette bulduk. Yine namaz kılar bir vaziyette kendilerini terkettik.»  [5]

Ayetin ve ilgili hadîslerin mecmuundan, bu âyetle beş va­kit farz namaza işaret edildiği anlaşılıyor. Ayrıca Rûm sûresi, «Akşamlarken ve sabahlarken Allah'ı tesbîh edin (namaz kı-lın). Göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur. Gündüzün ni­hâyetinde de, öğle vaktmda da (Allah'ı tesbîh edin  namaz kılın)!»  [6] mealindeki âyetle de beş vakit namaza işaret edil­miş ve bu vakitlerde namaz kılmamız emredilmiştir.

Kur'ân, hadîs ve tefsir ilimlerini bilmiyenler derler ki: «Kur'ân-ı kerîmde beş vakit namazdan söz edilmemiştir. Ho­calar bu beş vakti nereden çıkarmışlardır!?» Bu, Anayasalda şu veya bu suça ait cezaî madde yoktur, demek kadar gülünç ve gariptir.. Kaldı ki, din yalnız Kur'ândaki mevcut hükümler­den ibaret değildir; onun birkaç misli genişlikte olan hadîs-i şerîflerin taşıdığı hükümler de buna dahildir. Bâzı câhiller de derler ki: «Biz yalnız Kur'âna tâbiyiz, onun dışında başka bir şey'i kabul etmiyoruz!» bu da, «biz yalnız Anayasa'ya tâbiyiz, onda mevcut olan hükümlere bağlıyız, onun dışında olan hiç bir kanun ve hükmü kabul etmiyoruz» demek kadar mantık­tan uzaktır.. Çünkü kanunlar, Anayasa'nm ışığı altında hazır­lanır. Hadîs-i şerifler de Kur'ân-ı kerîm'in ışığı altında söylen­miştir, onun îzâhı mahiyetindedir.

Bununla beraber Kur'ânda beş vakit namaza iki yerde işa­ret edilmiştir. O halde Hukuk ilmini bilmiyen, hele Anayasa hukukundan habersiz olan bir kimse, Anayasa hakkında nasıl söz sahibi değilse, Kur'ân ilmini bilmiyen, tefsîr bilgisinden ha­bersiz olup kâmil müctehidlerin ictihâd ve istinbatlarından bir şey okumayan kimse de Kur'ân hakkında söz sahibi olamaz.. Aksi halde cehaletini meydana koymuş olur ve gülünç duruma düşer

Hem bu tarz bir îtikad, insanı küfre düşürür.. Çünkü ha­dîslere inanmıyan kimse, Hazret-i Peygamber'e inanmıyor de­mektir. Hazret-i Peygamber'e inanmıyan, Kur'ân-ı kerîm'in ilâ­hî olduğunu kabul etmiyor demektir.[7]


 

[1] İsrâ sûresi, âyet: 78.

[2] Abd bin Humeyd - İbni Kesîr, C. 3, S. 54

[3] Tirmizî - Neseî - İlmi Mâee - Ahmed bin Hanlbel

[4] Sahîh-i Buharı:   EM Hüre}re -(R.A.)den

[5] Buhârî - Müslim:  Ebû Hurcyre  (R.A.)den

[6] Rûm sûresi, âyet:  17.

[7] Celal Yıldırım, Kur’an Ahkamı Ve Mezhep İmamlarının Görüş Farkları, Bahar Yayınları: 2/370-373.