Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - H20

HARUN (A.S.)

 

Nuh'a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya, Eyyub'a, Yunus'a, Harun'a ve Süleyman'a da vahyettik. Davud'a da Zebur verdik. (4/163)

Ve ona İshak'ı ve Yakub'u armağan ettik hepsini hidayete eriştirdik; bundan önce de Nuh'u ve onun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u hidayete ulaştırdık. Biz iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz. (6/84)

Musa ile otuz gece için sözleştik ve ona bir on daha ekledik. Böylece Rabbinin belirlediği süre kırk geceye tamamlandı. Musa kardeşi Harun'a "Kavmimde benim yerime geç ıslah et ve bozguncuların yolunu tutma" dedi. (7/142)

Musa kavmine oldukça kızgın üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma) dedi. (7/150)

(Musa da) Ey Rabbim, beni ve kardeşimi bağışla, bizi rahmetine kabul et. Zira sen merhametlilerin en merhametlisisin! dedi. (7/151)

Sonra bunların ardından Firavun'a ve onun önde gelen çevresine Musa'yı ve Harun'u ayetlerimizle gönderdik. Fakat onlar büyüklendiler. Onlar suçlu-günahkar bir kavimdi. (10/75)

Katımızdan onlara hak (mucize) gelince: "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler. (10/76)

Musa: "Size hak geldiğinde onun için (hep böyle) mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflâh olmazlar" dedi. (10/77)

Onlar dediler ki: Babalarımızı üzerinde bulduğumuz (dinden) bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz. (10/78)

Biz de Musa ve kardeşine: Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. (Ey Musa!) Müminleri müjdele! diye vahyettik. (10/87)

Musa dedi ki: Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun ve kavmine dünya hayatında zinet ve nice mallar verdin. Ey Rabbimiz! (Onlara bu nimetleri), insanları senin yolundan saptırsınlar ve elem verici cezayı görünceye kadar iman etmesinler, diye mi (verdin)? Ey Rabbimiz! Onların mallarını yok et, kalplerine sıkıntı ver (ki iman etsinler). (10/88)

(Allah): İkinizin de duası kabul olunmuştur. O halde siz doğruluğa devam edin ve sakın o bilmezlerin yoluna gitmeyin! dedi. (10/89)

Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik. Ama Firavun ve askerleri zulmetmek ve saldırmak üzere onları takip etti. Nihayet (denizde) boğulma haline gelince, (Firavun:) "Gerçekten, İsrailoğullarının inandığı Tanrı'dan başka tanrı olmadığına ben de iman ettim. Ben de müslümanlardanım!" dedi. (10/90)

Ona rahmetimizden kardeşi Harun'u da bir peygamber olarak armağan ettik. (19/53)

"Ailemden bana bir yardımcı kıl" (20/29)

"Kardeşim Harun'u" (20/30)

"Onunla arkamı kuvvetlendir." (20/31)

"Onu işimde ortak kıl" (20/32)

"Böylece seni çok tesbih edelim." (20/33)

"Ve seni çok zikredelim." (20/34)

"Şüphesiz sen bizi görüyorsun." (20/35)

Allah: Ey Musa! dedi, istediğin sana verildi. (20/36)

Andolsun biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk. (20/37)

Bir zaman, vahyedilecek şeyi annene (şöyle) vahyetmiştik: (20/38)

Musa'yı sandığa koy; sonra onu denize (Nil'e) bırak; deniz onu kıyıya atsın da, benim düşmanım ve onun düşmanı olan biri onu alsın. (Ey Musa! Sevilmen) ve benim nezaretimde yetiştirilmen için sana kendimden sevgi verdim. (20/39)

Hani, kız kardeşin gidip "Ona bakacak birini size bulayım mı?" diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun ve üzülmesin diye annene geri verdik. Ve sen, birini öldürdün de seni endişeden kurtardık. Seni iyiden iyiye denemeden geçirdik. Bunun için yıllarca Medyen halkı arasında kaldın. Sonra takdire göre (bu makama) geldin ey Musa! (20/40)

Seni, kendim için elçi seçtim. (20/41)

Sen ve kardeşin birlikte âyetlerimi götürün. Beni anmayı ihmal etmeyin. (20/42)

Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler. (20/70)

Andolsun Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman'dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. (20/90)

Onlar: Biz, dediler, Musa aramıza dönünceye kadar buna tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz! (20/91)

(Musa, döndüğünde)Dedi: Ey Harun! bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit seni engelleğen ne oldu. (20/92)

(Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime âsi mi oldun? (20/93)

(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum. (20/94)

Andolsun biz Musa'ya ve Harun'a takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik. (21/48)

Sonra Musa ve kardeşi Harun'u ayetlerimizle ve apaçık bir delille gönderdik. (23/45)

Firavun'a ve ileri gelenlerine de(gönderdik). Onlar ise kibire kapıldılar ve ululuk taslayan bir kavim oldular. (23/46)

Andolsun biz Musa'ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun'u yardımcı kıldık. (25/35)

Hani Rabbin Musa'ya: O zalimler güruhuna, Firavun'un kavmine git.  (20/10)

Hâla (başlarına gelecekten) sakınmayacaklar mı onlar? diye seslenmişti. (20/11)

Musa şöyle dedi: Rabbim! Doğrusu, beni yalancılıkla suçlamalarından korkuyorum. (20/12)

(Bu durumda) içim daralır, dilim dönmez; onun için Harun'a da elçilik ver. (20/13)

Onların bana isnad ettikleri bir suç da var. Bundan ötürü beni öldürmelerinden korkuyorum. (20/14)

Allah buyurdu: Hayır (seni asla öldüremezler)! İkiniz mucizelerimizle gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz. (20/15)

Haydi Firavun'a gidip deyin ki: Gerçekten biz, âlemlerin Rabbi'nin elçisiyiz; (20/16)

İsrailoğullarını bizimle beraber gönder. (20/17)

(Musa, döndüğünde)Dedi: Ey Harun! bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit seni engelleğen ne oldu. (20/92)

(Neden) benim yolumu takip etmedin? Emrime âsi mi oldun? (20/93)

(Harun:) Ey annemin oğlu! dedi, saçımı sakalımı, yolma! Ben, senin: "İsrailoğullarının arasına ayrılık düşürdün; sözümü tutmadın!" demenden korktum. (20/94)

Andolsun biz Musa'ya Kitab'ı verdik, kardeşi Harun'u da ona yardımcı yaptık. (25/35)

"Ayetlerimizi yalan sayan kavme gidin" dedik. Sonunda, (yola gelmediklerinden) onları yerle bir ediverdik. (25/36)

Musa dedi ki: Rabbim! Ben onlardan birini öldürmüştüm, beni öldürmelerinden korkuyorum. (28/33)

Kardeşim Harun'un dili benimkinden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak benimle birlikte gönder. Zira bana yalancılık ithamında bulunmalarından endişe ediyorum. (28/34)

Allah buyurdu: Seni kardeşinle destekleyeceğiz ve size öyle bir kudret vereceğiz ki, âyetlerimiz (mucize yardımlarımız) sayesinde onlar size erişemiyecekler. Siz ve size tâbi olanlar üstün geleceksiniz. (28/35)

Andolsun biz Musa'ya ve Harun'a lütufta bulunduk. (37/114)

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. (37/115)

Kendilerine yardım ettik de galip gelen onlar oldu. (37/116)

Her ikisine de apaçık anlaşılan bir kitabı (Tevrat'ı) verdik. (37/117)

Her ikisini de doğru yola ilettik. (37/118)

Sonra gelenler arasında da ikisine (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık. (37/119)

Musa'ya ve Harun'a selam olsun. (37/120)