Kuran - Y48
YILDIZLAR
Gece, üstünü örtüp bürüyünce bir yıldız görmüş ve demişti ki: "Bu benim rabbimdir." Fakat (yıldız) kayboluverince: "Ben kaybolup-gidenleri sevmem" demişti. (6/76)
O, karanın ve denizin karanlıklarından yolunuzu bulmanız için size yıldızları var edendir. Bilebilen bir topluluk için biz ayetleri birer birer (bölüm bölüm) açıkladık. (6/97)
Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. Gündüzü, durmaksızın kendisini kovalayan geceyle örten, güneşe, aya ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da, emir de (yalnızca) O'nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir. (7/54)
Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) onbir yıldız, güneşi ve ayı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (12/4)
Andolsun, biz gökte birtakım burçlar yarattık ve seyr edenler için onu süsledik. (15/16)
Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk. (15/17)
Ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onun da peşine açık bir alev sütunu düşmüştür. (15/18)
Geceyi, gündüzü, güneşi ve ayı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O'nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. (16/12)
Ve (başka) işaretler de (yarattı); onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler. (16/16)
(Düşün) o günü ki, dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız. (18/47)
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır. (20/106)
Orada ne bir iniş, ne de bir yokuş görebileceksin. (20/107)
Gerçekten iman edenler, Yahudiler, yıldıza tapanlar (Sabii), Hıristiyanlar, ateşe tapanlar (Mecusi) ve şirk koşanlar; şüphesiz Allah, kıyamet günü aralarını ayıracaktır. Doğrusu Allah, herşeyin üzerinde şahid olandır. (22/17)
Görmedin mi ki, gerçekten, göklerde ve yerde olanlar, güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanlardan birçoğu Allah'a secde etmektedirler. Birçoğu üzerine azab hak olmuştur. Allah kimi aşağılık kılarsa, artık onun için bir yüceltici yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar. (22/18)
Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. (Bu,) Nur üstüne nurdur. Allah, kimi dilerse onu kendi nuruna yöneltip-iletir. Allah insanlar için örnekler verir. Allah, herşeyi bilendir. (24/35)
Gökte burçları var eden, onların içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir. (25/61)
Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. (26/212)
Ne güneş aya yetişebilir, ne de gece gündüzü geçebilir. Her biri bir yörüngede yüzerler. (36/40)
Şüphesiz biz dünya göğünü ‘çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık. (37/6)
Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk. (37/7)
Onlar, artık mele-i a'lâ'ya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. (37/8)
Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli bir azap vardır. (37/9)
Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onu da delip geçen bir parlak ışık takip eder. (37/10)
Sonra yıldızlara bir göz attı. (37/88)
Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semâyı kandillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah'ın takdiridir. (41/12)
İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki, (51/7)
Gecenin bir bölümünde ve yıldızların batışının ardında da O'nu tesbih et. (52/49)
Battığı zaman yıldıza andolsun; (53/1)
Yer şiddetle sarsıldığı, (56/4)
Dağlar parçalandığı, (56/5)
Dağılıp toz duman haline geldiği, (56/6)
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim. (56/75)
Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. (67/5)
Doğrusu biz (cinler), göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. (72/8)
Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor. (72/9)
Yıldızlar ‘örtülüp (ışıkları) silindiği' zaman, (77/8)
Yıldızlar, bulanıklaşıp-döküldüğü zaman, (81/2)
Dağlar (sallanıp) yürütüldüğünde, (81/3)
Gökyüzü yarıldığı zaman, (82/1)
Yıldızlar, dağılıp-yayıldığı zaman, (82/2)
Yer dümdüz edildiği, (84/3)
(Karanlığı) Delen yıldızdır. (86/3)
Ama yeryüzü parça parça döküldüğü, (89/21)
Rabbin(in emri) geldiği ve melekler saf saf dizildiği zaman (her şey ortaya çıkacaktır). (89/22)
O gün cehennem getirilir, insan yaptıklarını birer birer hatırlar. Fakat bu hatırlamanın ne faydası var! (89/23)
(İşte o zaman insan:) "Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!" der. (89/24)
İslami Okul Okulların En Önemlisi