085- BURÛC SURESİ - Abdulbaki - 85. Sayfa
85- BURÛC SURESİ
(İlk âyette göklerdeki burçlardan bahsedildiği için burçlar anlamına gelen bu isim verilmişti. Yirmi iki âyettir, Mekkîdir.)
Rahman ve Rahîm Allah Adıyla
1- Andolsun burçları bulunan göğe.
2- Ve vaadedilen güne.376[1]
[1]
Vaadedilen gün kıyamettir, tanık cuma günüdür, yahut kurban bayramı günüdür.
Hz. Muhammed (s.a.a)'dir, arefe günüdür, melektir, Tanrıdır da denmiştir.
Görünen, arefe günüdür, kıyamet günüdür, kurban bayramı günüdür; tanık,
Ka'be'deki Hacer-i Esved'dir, görünen, hacılardır. Tanık, günlerle gecelerdir,
görünen, insanlardır diyenler de olmuştur.
3-
Ve tanığa ve görünene.
4- Kahrolsun yerde hendekler kazıp ateşler yakanlar.377[2]
[2] Bunlar
hakkında çeşitli rivâyetler vardır (Mecma, 2,
588). Ahd-i Atıyk'te, Danyâk
kitabında Butunnassar'ın Abdanagoh, Mişak ve Şadrak adlı üç kişiyi, Babil'de
Dora ovasına diktirdiği büyük altın puta tapmadıkları için, içinde ateş yanan
fırına attırdığı, fakat bunların yanmadığı hikaye edilir. İhtimal buna
işarettir (3).
5-
Öylesine ateş ki odunları var.
6- O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.
7- İnananlara yaptıklarını seyrediyor onlar.
8- Ve ancak üstün ve hamde lâyık Allah'a inandıkları için onları azaplan-dırmadalar.
9- O mâbut ki onundur saltanatı ve tedbîri göklerin ve yeryüzünün ve Allah her şeye tanıktır.
10- Kadın ve erkek, inananları azap-landıranlar, sonra da tövbe etmeyenler yok mu, onlaradır cehennem azâbı ve onlaradır yakıp kavuran azap.
11- İnananlara ve iyi işlerde bulunanlara gelince: Onlaradır kıyılarından ırmakla akan cennetler ve buysa pek büyük bir kurtuluştur, bu kutluluk ve murâda eriş.
12- Şüphe yok ki Rabbinin, tutup helâk edişi, pek çetindir.
13- Şüphe yok ki o, ilk defa var eder ve ölümden sonra gene de yaratır.
14- Ve odur suçları örten ve çok-çok seven.
15- Şerefli arşın sâhibi.
16- Dilediğini işler-durur.
17- Sana, ordulara âit olan söz gelmedi mi.
18- Firavun'a ve Semûd'a âid olan?
19- Kâfir olanlar, zâten de yalanlamaya dalmışlardır.
20- Ve Allah'sa yaptıkları işin ardından onları kavramış, kuşatmıştır.
21- Hayır, o şerefli Kur'ân'dır.
22- Korunmuş levhada.378[3]
[3]
"Korunmuş"dan maksat, değiştirilmeden, bozulmadan, noksandan,
fazlalıktan korunmuş, yahut meleklerden
başkalarından korunmuş demektir. Allah indinde korunmuş diyenler de vardır. Levh, üstüne yazı yazılan düz şey anlamına gelir. "Levh-i Mahfuz"un keyfiyetini bilmeyiz (al-Müfredat, 472). Uzunluğu gökle yer arası, enliliği, doğu ile batı arası kadar olan ve ak inciden yaratılan bir levha olduğu rivayet edilmiştir (Mecma, 2, 590). Kur’an'da, burada, "korunmuş levha" diye anılan şey, her şeyi açıklayan ve kendisine uyulması gereken nesne, açıklayıcı kitap, kitabın temeli anlamlarına gelen "İmam-i Mübin, Kitab-i Mübin, Ümm-ül-Kitab" gibi sözlerle de anılır. Maksat, Tanrının takdirini, her olacak şeyi, bilgisiyle kavramış olduğunu, her şeyin, onun bilgisine göre ve muayyen bir zamanda zuhurunu anlatmaktır. Hukema mesleğine uyanlarla Sufiler, korunmuş levha'yı çeşitli tarzlarda tevil ederler (Abdülkerim-i Ciyli'nin al-İnsan-Ül-Kamil'inde Levh babına ve Seyyid Şerif'in Ta'rifat'ına bakınız, 83).
İslami Okul Okulların En Önemlisi