Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 3. Sayfa - Baltacioglu

Üçüncü Sure

AL-İ İMRAN SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım

Elif, lam, mim.

O Allah ki kendinden başka tanrı yoktur, diri olan da Odur, kendi kendine varolan da yalnız Odur.

Allah sana Kitap’ı gerektiği gibi, kendinden önceki Kitap’ları doğrulayıcı olarak bildirdi. Daha önce de doğru yolu göstermek için Tevrat ile İncil’i bildirmişti. Doğru ile iğriyi ayırıcı olan Kitap’ı da bildirdi.

Gerçekten o kimseler ki Allah’ın ayetlerini tanımadılar, onlar için ağır bir azap vardır. Allah erklidir, öc alıcıdır.

Gerçekten ne yerde, ne gökte hiç bir nesne yoktur ki Allah’tan gizli kalsın.

O Allah ki döl yataklarında size dilediği gibi biçim verir. Allah’tan başka tanrı yoktur. Erkli olan, doğruyu bildiren yalnız Odur.

Sana Kitap’ı bildiren de Odur. O Kitap’ın bir kısmı açık ayetlerdir. Bunlar Kitap’ın temelidir. Öbürleri ise kapalı ayetleridir. İşte yüreklerinde yamukluk olan kimseler kapalı ayetlere bel bağlarlar. Bu da başkalarını yoldan çıkarmak, o ayetleri kendilerine göre yorumlamak istemelerindendir. Oysa ki o kapalı ayetlerin yorumlanmasını Allah’tan başka kimse bilmez. Bilimce ergin olanlar ise şöyle derler: « Biz bu Kitap’a inanıyoruz. Hepsi de Allah’tan gelmedir.» Allah’ın buyruğuyla öğütlenenler yalnız sağ düşünenlerdir.

Ey çalabımız! Sen bizi doğru yola ilettikten sonra gönlümüzü artık oradan kaydırma. Sen bize kendi katından bir esirgeyicilik bağışla. Çünkü bağışlayıcı olan yalnız sensin.

Ey çalabımız! Gerçekten, geleceğinde hiç şüphe olmıyan o kıyamet günü bütün insanları biraraya toplayacak olan sensin. Çünkü Allah erdiği sözden dönmez.

Gerçekten o kimseler ki Allah’ı tanımazlar, ne malları, ne de çocukları onları Allah’a karşı biraz olsun koruyamazlar. Onlar ateşin yakacaklarıdır.

Onlar da tıpkı Firavungillerle onlardan öncekiler gibidirler. Onlar Bizim ayetlerimiz yalan saydılar. Allah da onları günahları yüzünden çarptı. Allah’ın vereceği ceza çok ağır olur.

Allah’ı tanımazlık edenlere de ki: « Yakında yenileceksiniz, sonra da Cehennem’e sürüleceksiniz.» Orası ne kötü yerdir.

Gerçekten Bedir savaşında karşılaşan o iki takım sizin için bir belgedir. Onlardan biri Allah uğrunda savaşıyor, öteki ise Allah’ı tanımazlık ediyordu. Berikilerin gözleri, kendilerinin iki katı olarak görüyordu. Allah kimi dilerse onu yardımıyla pekitir. İşte bunda gönül gözü açık olanlar için kesin bir öğrence vardır.

Kadın, çocuk, kantarlar dolusu altınla gümüş, iyi cins atlar, davar, ekin gibi tutkuların sevgisi insanlar için çekicidir. Bütün bunlar dünya yaşayışının gönenmeliğidir. Ancak dönülecek yerin en güzeli Allah’ın yanında olanıdır.

De ki: « Size bunlardan da yey olanı bildireyim mi? Sakınanlar için çalaplarının katında içlerinden ırmaklar akan cennetler vardır. Sakınanlar hep orada kalacaklardır. Orada onlar için arı sili eşler de vardır. Onlar için Allah’ın dileğini elde etmek de vardır. Allah kullarını görücüdür.»

O sakınanlar ki: « Ey çalabımız! Biz sana inandık. Artık Sen de bizim günahlarımızı yarlıga, bizi ateşin azabından koru» derler.

Onlar katlananlar, özü sözü doğru olanlar, boyun eğenler, yoksulları geçindirenler, tanyeri ağarırken Allah’tan yarlıgama dileyenlerdir.

Allah, melekler, doğrulukta direnen bilgi uluları da tanıklık ederler ki erkli olan, doğruyu bildiren Allah’tan başka tanrı yoktur.

Allah’ın katında bir tek din vardır, o da Allah’a bağınma dinidir. Kendilerine Kitap verilenler bu bilgi onlara eriştikten sonradır ki birbirlerini çekemedikleri için anlaşamaz oldular. Herkim Allah’ın ayetlerini tanımayacak olursa, işte Allah da çabuk hesap görücüdür.

Yine de seninle çekişecek olurlarsa onlara de ki: « Ben kendimi bana uyanlarla birlikte Allah’a verdim. Kendilerine Kitap verilenlerle Kitap’sızlara da de ki: « Siz de kendinizi Allah’a verdiniz mi?» Eğer onlar kendilerini Allah’a verecek olurlarsa doğru yolu tutmuş olurlar. Yok eğer bundan yüz çevirecek olurlarsa işte artık sana düşen yalnız bildirmektir. Allah kullarını görücüdür.

Gerçekten o kimseler ki Allah’ın ayetlerini tanımazlar, peygamberlerini haksız yere öldürürler, insanlar arasında doğruluğu istiyenleri de öldürürler, işte onlara acıklı bir azabın müjdesini ver.

Onlar o kimselerdir ki, bütün işledikleri bu dünyada da öbür dünyada da hep boşa gitmiştir. Onların yardımcıları da olmaz.

Görmüyor musun, kendilerine Kitap’ın bir kısmı verilen o kimseleri ki aralarında yargılanmak üzere Kitap’a uymıya çağrılıyorlar da içlerinden bir takımı ondan yüz çeviriyorlar. Onlar dönek kimselerdir.

Bu döneklikleri şundan ileri gelmiştir: « Sayılı günlerden başka Cehennem ateşinde yanmıyacağız» demişlerdir. Bu uydurmaları onları din işinde de aldatmıştır.

Geleceğinde hiç şüphe olmayan kıyamet günü Biz onları bir araya toplıyacağız da herkese kendi kazandığının karşılığı ödenecek, kimseye de kıyılmayacaktır. O gün onların durumu nice olacak?

De ki: « Ey hakanlığının hakanı olan Allah’ım! Sen hakanlığı kime dilersen ona verirsin, hakanlığı kimden dilersen ondan alırsın. Sen kimi dilersen onu yükseltirsin, kimi dilersen onu da alçaltırsın. İyilik etmek yalnız Senin elindedir. Çünkü Senin gücün her nesneye yeticidir.

Sen geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın, cansızdan canlıyı çıkarırsın, canlıdan da cansızı çıkarırsın. Sen kimi dilersen ona sayısız azık verirsin.

Sakın inananlar inananları bırakıp da Allah’ı tanımayanları kendilerine koruyucu edinmesinler. Herkim böyle yapacak olursa artık o Allah’tan hiçbir yardım beklemesin. Meğer ki bunu onlardan korkup da sakınmak için yapmış olasınız. Allah sizi Kendisinden sakındırır. Sonunda ancak Allah’a dönülecektir.

De ki: « Siz içinizde olanı gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Yerlerde, göklerde ne varsa hepsini O bilir. Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.»

O gün herkes ne iyilik işlemişse onu karşısında belirmiş bulacaktır. Her ne kötülük de işlemişse onun da kendisinden çok uzak olmasını dileyecektir. Allah sizi Kendisinden sakındırır. Allah kullarını gözeticidir.

De ki: « Eğer siz Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin, günahlarınızı yarlıgasın. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.»

De ki: « Allah’a Onun elçisine boyun eğin. Eğer yüz çevirecek olurlarsa, işte Allah tanımazları sevmez.»

Gerçekten Allah Adem’i, Nuh’u, İbrahimgilleri, İmrangilleri bütün uluslardan üstün kıldı.

Onların hepsi birbirinden üremedir. Allah işiticidir, bilicidir.

O gün İmran’ın karısı şöyle demişti: « Ey çalabım! Gerçekten ben karnımdakini Sana azatlık kul olarak adadım. Sen benim bu adağımı ona. Çünkü işitici olan, bilici olan yalnız Sensin.»

İmran’ın karısı doğurunca dedi: « Ey çalabım! İşte ben bir kız doğurdum.» Oysa ki Allah onun ne doğurduğunu çok iyi biliyordu. « Kız erkek gibi değildir. Adını Meryem koydum. Gerçekten onu da, onun dölünü de taşlanan Şeytan’ın kötülüğünden korumayı Sana ısmarlarım.»

Bunun üzerine çalabı bu kızı çok iyi karşıladı. Onu güzel bir bitki gibi bitirdi. Zekeriya’yı da onun yetiştiricisi yaptı. Zekeriya Meryem’in bulunduğu tapınağa her varışında onun yanında bir azık bulurdu da sorardı: « Ey Meryem! Bu azık sana nereden geliyor?» Meryem de: « Allah’tan» derdi. Çünkü Allah kimi dilerse sayısızca azıklandırır.

Orada Zekeriya çalabına yalvardı. Dedi: « Ey çalabım! Bana kendi yönünden arı sili bir çocuk bağışla. Çünkü yalvarıyı işitici olan yalnız Sensin.»

Zekeriya tapınakta durup yalvarırken melekler ona seslendiler: « Gerçekten Allah sana Yahya adında bir çocuğun olacağını müjdeliyor. O Yahya ki Allah’ın « Ol» sözünü doğrulayacaktır, ulusunun başına geçecektir, dürtülerine kapılmaz, doğruluktan ayrılmaz bir peygamber olacaktır.»

Zekeriya dedi: « Ey çalabım! Ben artık iyice kocadım. Karım da kısırdır. Böyle iken, nasıl olur da benim çocuğum olur?» Allah buyurdu: « Bu böyledir, Allah nasıl dilerse öyle yapar.»

Zekeriya dedi: « Ey çalabım! Bana bir belge göster.» Allah buyurdu: « Sana belge şu olsun: Üç gün hiç kimse ile konuşmıyacaksın, ancak kımıltılarla konuşabileceksin. Yalnız çalabını sık sık an, Onu sabah, akşam ulula.»

O gün melekler şunu demişlerdi: « Ey Meryem! Gerçekten Allah seni seçkinledi, arıttı, bütün ulusların kadınlarından da seçkin kıldı.»

« Ey Meryem! Çalabının karşısında el bağla, yere kapan, eğilenlerle birlikte eğil.»

İşte bunlar bilinmeyen olayların yankılarıdır. Biz bunları senin gönlüne bildiriyoruz. Onlar Meryem’in yetiştiricisi kim olacak diye fal oklarını suya atarlarken sen onların yanında değildin. Bu iş için çekişirlerken de sen onların yanında değildin.

O gün melekler demişlerdi: « Ey Meryem! Gerçekten Allah seni « Ol» sözüyle olan bir çocukla müjdeliyor. Onun adı Meryemoğlu Mesih İsa’dır. O bu dünyada da öbür dünyada da yükselecek, Allah’ın yakınlarından olacaktır.»

« O çocuk beşikte iken de, yetişkin iken de insanlara söz söyliyecek, doğruluktan ayrılmayacaktır.»

Meryem dedi: « Ey çalabım! Nasıl olur da benim çocuğum olur? Bana erkek eli değmedi ki!» Allah buyurdu: « Bu böyledir. Allah neyi dilerse onu yaratır. Allah bir işin olmasını yasadı mı, ona « Ol» der, o da oluverir.»

Allah İsa’ya Kitap’ı, doğrunun bilgisini, Tevrat’ı, İncil’i öğretecek.

Onu İsrailoğullarına elçi gönderecek, o da diyecek: « Gerçekten ben size çalabınızdan belgeler getirdim. Gerçekten ben size özlü çamurdan kuş biçiminde bir nesne yaparım. Sonra ona üfürürüm. O da Allah’ın dileğiyle kuş oluverir. Yine ben anadan doğma körü, alacalıları iyi ederim, ölüleri Allah’ın dileğiyle diriltirim, evlerinizde ne yiyor, ne biriktiriyorsanız hepsini bilip söylerim. Eğer sizler inanan kimselerseniz işte bütün bunlarda sizin için kesin bir belge vardır.»

« Ben, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulamak, size haram kılınmış olan bir nice nesneyi helal kılmak için geldim. Size çalabınızdan bir belge de getirdim. Artık siz de Allah’tan sakının, bana da boyun eğin.»

« Gerçekten Allah benim de çalabımdır, sizin de çalabınız. Öyleyse Ona tapın. İşte doğru yol budur.»

İsa onların Allah’ı tanımadıklarını görünce dedi: « Allah yolunda bana yardımcı olanlar kimlerdir?» Yardımcılar dediler: « Allah’ın yardımcıları bizleriz. Biz Allah’a inandık. Sen de tanık ol ki bizler kendini Allah’a verenleriz.»

Ey çalabımız! Senin bize bildirdiğin Kitap’a inandık, elçine de uyduk. Artık bizi, Seni tanımayanlar arasına yaz.»

Onlar dolana başvurdular. Allah da onların dolanlarını önledi. Allah dolanları en iyi önleyendir.

O gün Allah buyurmuştu: « Ey İsa! Gerçekten seni ölüme eriştirecek olan yalnız Benim. Seni kendi katıma yükseltecek olan, seni Allah’ı tanımayanların elinden kurtaracak olan, sana uyanların kıyamet gününe değin Allah’ı tanımayanların üstünde tutacak olan da Benim. Sonunda hepiniz Bana döneceksiniz. O vakit aranızdaki bütün anlaşmazlıkları yargılayacak olan yine Benim.»

« Allah’ı tanımayanlara gelince, işte Ben onları hem bu dünyada, hem de öbür dünyada ağır bir azap ile azaplandıracağım. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

İnanıp da iyilik işleyenlere gelince, Biz onların karşılıklarını veririz. Allah kıyıcıları sevmez.»

Bütün bunları sana ayetlerden, doğruyu bildiren Kur’an’dan okuyoruz.

Gerçekten Allah’ın katında İsa’nın oluşu tıpkı Adem’in oluşu gibidir. Allah Adem’i topraktan yaratttı, sonra ona «Ol» dedi, o da oluverdi.

Senin çalabının bildirdiği gerçek budur. Sakın bunda şüphen olmasın.

Artık sana bu bilgi geldikten sonra herkim bununla senin üzerinde çekişecek olursa de ki: «Gelin, çocuklarımızı, çocuklarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, bizleri, sizleri toplıyalım, sonra yalvaralım, Allah’ın laneti yalancıların üzerine olsun diyelim.»

Gerçekten bütün bunlar geçmişin dosdoğru olaylarıdır. Allah’tan başka tapacak yoktur. Çünkü erkli olan, doğruyu bildiren yalnız Odur.

Eğer bunun üzerine onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa, gerçekten Allah ortalığı karıştıranları bilicidir.

De ki: Ey Kitap’lılar! Gelin, sizin için de, bizim için de doğru olan şu söz üzerine birleşelim: «Allah’tan başkasına tapmayız, Allah’a eş koşmayız, Allah’ı bırakıp da içimizden bir takımını kendimize çalap edinmeyiz.» Eğer onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa: «Siz de tanık olun, bizler kendini Allah’a verenleriz.» deyin.

Ey Kitap’lılar! İbrahim üzerinde ne çekişip duruyorsunuz? Tevrat da, İncil de ancak ondan sonra bildirilmiştir. Yine de aklınız yatmıyor mu?

İşte siz böylesinizdir. Haydi, bildikleriniz üzerine çekiştiniz, ya bilmedikleriniz üzerine ne diye çekişiyorsunuz? Oysaki Allah bilir de siz bilmezsiniz.

İbrahim ne yahudidir, ne de hırıstiyandır, ancak Allah’ı birleyicidir, kendini Allah’a vericidir. İbrahim, Allah’a eş koşanlardan da değildir.

İbrahim’e en yakın olanlar ona uyanlar, bu bir peygamber, bir de Allah’a inananlardır. Allah inananların koruyucusudur.

Kitaplılardan bir takımı istediler ki sizi yoldan çıkarsınlar. Oysaki onlar kendilerinden başkalarını yoldan çıkaramazlar. Yine de bunu bilmezler.

Ey Kitap’lılar! Nasıl olur da siz gözünüz göre göre Allah’ın belgelerini tanımazsınız?

Ey Kitap’lılar! Neden bile bile doğruyu iğri kılığına sokarsınız da doğruyu gizlersiniz?

Kitap’lılardan bir takımı şöyle dedi: «Onlara bildirilen Kitap’a gün doğunca inanın, gün batınca da onu tanımayın ki böylelikle onlar dinlerinden dönsünler.»

Sakın kendi dininize uyanlardan başkasına inanmayın. Onlara de ki: «Gerçekten, doğru yol Allah’ın yoludur.» De ki: «Size verilen gibilerin başkalarına verilmiş olduğuna, ya da Allah’ın katında size karşı kandırıcı belgeler getireceklerine sakın inanmayın.» De ki: «gerçekten, bütün iyilikler Allah’tandır. Allah ulu iyiliği kime dilerse ona verir. Allah her nesneyi kaplayıcıdır, bilicidir.»

Allah esirgeyiciliğini kime dilerse ona özgüler. Allah, vergisi pek büyük olandır.

Kitap’lılar arasında öyleleri vardır ki kendilerine kantar dolusu altın inanacak olsan, onu sana eksiksiz olarak geri verir. Aralarında öyleleri de vardır ki ona tek bir dinar inanacak olsan, tepesine binmedikçe onu geri vermez. Bu da besbelli ki şundan ileri geliyor. Onlar: «Kitap’sızların malını yemek suç değildir» diye düşünüyorlar. Onlar Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.

Öyle değil, herkim sözünü yerine getirir, Allah’tan sakınırsa gerçekten Allah da sakınanları sever.

Gerçekten o kimseler ki Allah’a karşı verdikleri sözü, ettikleri andı az bir değere değiştiler, onların ne bu dünyada, ne de öbür dünyada hiçbir payları yoktur. Kıyamet günü Allah onlarla konuşmıyacak, onlara bakmıyacak, onları arıtmıyacaktır. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Kitap’lılar arasında bir takımı da Kitap okurken ağızlarını eğip bükerler, bu okuduklarını Kitap’tan okuyor sanasınız diye. Oysaki bunlar Kitap’ta yoktur. «Bunlar Allah katındandır» derler. Oysaki Allah katından değildir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.

Allah’ın kendisine Kitap, doğru bilgi, peygamberlik verdiği bir âdemoğlu tutup insanlara: «Allah’ı bırakın da bana tapın demez. Belki: «Hepiniz de Kitap’ın size bildirdiği, sizin de öğrendiğiniz gibi Allah’ı bilici olun» der.

O size: «Melekleri, peygamberleri çalap edininiz» diye buyurmaz. Hem siz kendinizi Allah’a verdikten sonra o size Allah’ı tanımayın diye buyurabilir mi?

O gün Allah peygamberlerinden söz almıştı: «Size Kitap’I doğrunun bilgisini verdim. Sonra size önce verilen Kitap’ları doğrulayan bir elçi gelecek, ona kesin olarak inanın, ona iyice yardımda bulunun» diye. «Allah’a söz veriyor musunuz, sözümü tutacak mısınız?» demişti. Elçiler de: «Söz veriyoruz» demişlerdi. Allah buyurmuştu: «Öyleyse tanık olun. Ben de sizinle birlikte tanık oluyorum.»

Herkim bundan sonra gerçekten yüz çevirecek olursa, işte karıştırıcılar bu gibilerdir.

Yoksa onlar kendilerine Allah’ın bildirdiği dinden başka bir din mi arıyorlar? Oysaki yerlerde, göklerde ne varsa hepsi, ister istemez, Allah’a boyun eğmiştir, sonunda hepsi de Ona döndürülecektir.

De ki: «Biz Allah’a inandık, bize bildirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakup’a, Yakup’un oymaklarına bildirilenlere, Musa’ya, İsa’ya, peygamberlere, çalapları önünden onlara verilenlere dahi inandık. Onları birbirinden ayrı tutmayız. Bizler kendini Allah’a verenleriz.»

Herkim İslam dininden başka bir din arıyacak olursa onun dini Allah yönünden onanmıyacaktır. Öbür dünyada kendine yazık eden kimse budur.

Allah nasıl olur da o ulusu doğru yola iletir ki önce inanmışlar, gönderilen elçinin doğruluğuna tanıklık etmişler, kendilerine açıklayıcı belgeler de gelmiş, sonra da Allah’ı tanımaz olmuşlardır. Allah kıyıcılar takımını doğru yola iletmez.

İşte onların cezası Allah’ın, meleklerin, bütün insanların laneti üzerlerine olmaktır.

Onlar hep Cehennem’de kalacaklardır. Onların azabı ne azaltılacak, ne de geciktirilecektir.

Meğer ki bundan sonra tövbe edip de düzelmiş olsunlar. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

İşte o kimseler ki inançlarının ardından Allah’ı tanımazlık etmişlerdir, sonra da bu tanımazlıklarını artırmışlardır, onların tövbeleri onanmaz. İşte sapkınlar bunlardır.

Gerçekten o kimseler ki Allah’ı tanımazlar, tanımaz olarak da ölürler, bunlar kurtulmak için dünya kadar altını gözden çıkarsalar yine de hiçbirininki alınmaz. Onlar için acıklı bir azap vardır. Onların hiçbir yardımcıları da yoktur.

Siz en çok sevdiğiniz nesnelerden yoksullar için harcamadıkça olgunluğa erişemezsiniz. Geçimlik olarak her ne verirseniz işte Allah onu bilicidir.

İsrailoğullarına yiyeceğin her türlüsü helal idi. Yalnız Tevrat bildirilmeden önce Yakup’un kendine haram kıldıkları helal değildi. Onlara de ki: «Haydi Tevrat’ı getirin de okuyun, eğer doğru sözlü kimselerseniz.»

Artık herkim Allah’a karşı yalan uyduracak olursa, işte kıyıcılar bu gibilerdir.

De ki: «Allah doğrusunu söylemiştir. Öyleyse Allah’ı birleyici olan İbrahim’in dinine uyun. İbrahim, Allah’a eş koşanlardan değildi.»

Gerçekten herkes için kutlu, yol gösterici olarak kurulan ilk tapınak Mekke’dekidir.

Oranın tapınak olduğunu gösteren apaçık belgeler vardır. İbrahim’in katı da oradadır. Herkim oraya girerse güvenliğe kavuşmuş olur. Yolunu bulan için oraya yüz sürmek Allah’a karşı borçtur. Bunu tanımayan tanımasın. Çünkü Allah kimsenin eline bakmaz.

De ki: «Ey Kitap’lılar! Allah’ın belgelerini neden tanımıyorsunuz? Allah sizin bütün işlediklerinizi görücüdür.»

De ki: «Ey Kitap’lılar! Siz kendiniz gerçeğin ne olduğunu bilirken buna inananları ne diye Allah’ın doğru yolundan çevirir, bu yolda iğrilik ararsınız? Allah sizin bütün işlediklerinizden bilgisiz değildir.»

Ey inananlar! Kendilerine Kitap verilenler arasında bir takımları vardır ki onlara uyacak olursanız onlar Allah’a inanmış olan sizleri bu inancınızdan döndürürler, Allah’ı tanımaz yaparlar.

Siz nasıl olur da Allah’ı tanımazlık edebilirsiniz ki Allah’ın ayetleri önünüzde okunup durmaktadır, Onun elçisi de aranızda bulunmaktadır? Herkim Allah’a sımsıkı tutunursa doğrusu o doğru yola iletilmiş olur.

Ey inananlar! Allah’tan nasıl sakınmak gerekiyorsa öyle sakının. Hem de kendinizi yalnız Allah’a vermiş olarak can verin.

Hepiniz birden Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılmayın. Allah’ın size karşı olan bunca iyiliğini bir düşünün. Bir ara siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi. Yine Allah’ın iyiliği yüzünden birbirinizle kardeş oldunuz. Yine bir ara ateş çukurunun ta kıyısında idiniz de sizi oradan yine Allah kurtardı. İşte Allah size belgelerini böyle açıklıyor, doğru yolu tutasınız diye.

Sizin aranızda öyle bir ulus bulunsun ki herkesi iyilik işlemeye çağırsın, uygunu buyursun, uygunsuzu yoğasın. İşte onanlar bunlardır.

Siz kendilerineaçıklayıcı belgeler geldikten sonra birbirinizden ayrılıp çekişmeye başlıyanlar gibi olmayın. Onlar için pek büyük bir azap vardır.

O gün nice yüzler ağaracak, nice yüzler de kararacaktır. Yüzleri kararanlara denilecek: “ siz önce inandınız,sonra da Allah’ı tanımaz oldunuz, öyle mi? Tanımazlık ettiğiniz için şimdi azabı tadın bakalım.”

Yüzleri ağaranlar ise Allah’ın esirgeyiciliğine kavuşmuşlardır. Onlar hep Cennet’te kalacaklardır.

Bunlar Allah’ın ayetleridir. Onları sana doğru olarak okuyoruz. Allah kimseye kıyıcılık etmek istemez.

Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Her işin sonu Allah’a varır.

Siz insanların iyiliği için varedilmiş bir ulussunuz. Çünkü uygunu buyurur, uygunsuzu yoğarsınız. Allah’a inanırsınız. Kitap’lılar da Allah’a inanmış olsalardı, kendileri için besbelli ki çok iyi olurdu. Gerçi onların içinde inananlar vardır. Ancak, onların pek çoğu karıştırıcı kimselerdir.

Onların sizi incitmekten başka bir zararları olamaz. Sizinle vuruşacak olsalar bile size arkalarını dönerler. Sonra kendilerine yardım da edilmez.

Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üzerlerine alçaklık damgası vurulmuştur. Meğer ki Allah’ın yardımına, insanların yardımına sığınmış olalar. Onlar Allah’ı öfkelendirdiler de üzerlerine düşkünlük damgası vuruldu. Bu da gerçekten onların Allah’ın ayetlerini tanımaz olmalarından, peygamberlerini haksız yere öldürmelerinden ileri geldi. Çünkü onlar ayaklanmışlar sınırları aşmışlardı.

Kitaplıların hepsi bir değildir. Aralarında öyle doğru bir topluluk vardır kigeceleri secdeye kapanarak Allah’ın ayetlerini okurlar.

Allah’a, son güne inanırlar, uygunu buyururlar, uygunsuzu yoğarlar, iyilik işlerine seğirtirler, işte bunlar doğruluktan ayrılmayan kimselerdir.

Onlar her ne iyilik işlerlerse bunlrara karşı tanımazlık edilmeyecektir. Allah kendinden sakınanları bilicidir.

Gerçekten o kimseler ki tanımazlar, ne malları, ne de çocukları onları Allah’a karşı biraz olsun koruyamazlar. İşte ateşlik olanlar bunlardır. Onlar hep orada kalacaklardır.

O ateşliklerin bu dünya yaşayışında yoksulları geçindirmeleri o yakıcı yelin işine benzer ki kendi kendine kıyan bir ulusun ekinlerine vurup onları yok etmiştir. Allah onlara kıymadı, onlar kendi kendilerine kıydılar.

Ey inananlar ! Kendinizden başkalarını sırdaş edinmeyin. Onlar size karşı kötülük etmekten geri durmazlar, sizin sıkıntıya düşmenizi isterler. Düşmanlık onların ağızlarından fışkırıyor. İçlerinde gizledikleri düşmanlık ise daha büyüktür. Doğrusu Biz size ayetlerimizi açıkça bildirmiştik. Buna aklınız bir yatsaydı.

İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, oysaki onlar sizi sevmezler. Siz Kitap’ın hepsine inanırsınız, onlar ise yalnız sizinle karşılaşınca: “inanıyoruz” derler. Kendi kendilerine kalınca da size olan öfkelerinden dolayı parmaklarını ısırırlar. Onlara de ki “ Öfkenizden geberin!” Gerçekten Allah onların içlerinde saklı olanı bilicidir.

Eğer size bir iyilik edilecek olursa onlar tasalanırlar. Eğer size bir kötülük edilecek olursa ona da sevinirler. Eğer siz sıkıntıya katlanır, Allah’tan sakınırsanız onların düzenlerinden dolayı size hiç bir zarar gelmez. Çünkü Allah onların bütün işlediklerini kuşatıcıdır.

O gün sen erkenden, inananları şavaşta duracakları yerlere yerleştirmek üzere, seninkilerden ayrılıp yola çıkmıştın. Allah işticidir, bilicidir.

O gün içinizden iki bölük, Allah kendilerinin yardımcısı iken, yine de yılgınlık göstermişti. İnananlar yalnız Allah’a dayanmalıdırlar.

Doğrusu, siz Bedir’de pek düşkün durumda idiniz de Allah size yardım etmişti. Öyleyse Allah’tan sakının ki ona şükretmiş olasınız.

O gün sen inananlara şunu diyordun: “Allah’ın gökten üç bin melek indirerek yardımınızda bulunması size yetmez mi?”

Evet, yeter. Siz katlanır, sakınır oldukça onlar birdenbire üzerinize çullanacak olsalar bile çalabınız size beş bin seçkin melekle yardımda bulunacaktır.

Allah size bu yardımı ancak bir müjde olsun, yüreklerinizi yatıştırsın diye yaptı. Yardımda ancak, erkli olan doğruyu bildiren Allah’ın katından gelebilir.

Bir de Allah’ı tanımayanların bir kısmını öldürmek, yada onları bozguna uğratıp umutsuzca gerisin geriye döndürmek için yaptı.

Onlar için senin yapacağın hiç bir iş yoktur. Allah ya onların tövbelerini uygun bulur, ya da onları azaba uğratır. Çünkü onlar kıyıcı kimselerdir.

Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah kimi dilerse onu yarlıgar, kimi dilerse onu da azaba uğratır. Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

Ey inananlar! Öyle kat kat faiz yemeyin. Allah’tan sakının ki onasınız.

Allah’ı tanımıyanlar için düzülen ateşten sakının.

Allah’a, onun elçisine boyun eğin ki esirgenmiş olasınız.

Çalabınızın yarlıgamasına, sakınanlar için düzülmüş, eni yerle gök kadar geniş olan Cennet’e koşun.

O sakınanlar bollukta olsunlar, darlıkta olsunlar, yoksulları geçindirirler,öfkelerini yenerler, insanların suçlarını bağışlarlar. Allah iyilik edenleri sever.

Yine o sakınanlar çirkin bir iş işleyince, ya da kendilerine karşı kıyıcılık edince Allah’ı düşünürler, hemen Ondan günahlarının yarlıganmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka kim yarlıgayabilir? Hem o sakınanlar işledikleri günah üzerinde bile bile direnip durmazlar.

İşte onların karşılığı çalapları yönünden yarlıganmak, bir de içlerinden ırmaklar akan cennetlerdir. Onlar hep orada kalacaklardır. İyilik işliyenler için bu ne güzel karşılıktır.

Sizden önce nice din toplulukları geldi geçdi. Yeryüzünü dolaşın da gerçekleri yalan sayanların sonu ne oldu bir görün.

Bu Kur’an insanlar için bir açıklama, sakınanlar için bir yol gösterme, bir öğütlemedir.

Sakın gevşeklik göstermeyin, kaygılanmayın. Eğer inanıyorsanız, onlardan üstünsünüzdür.

Eğer yara aldınızsa bilin ki sizin gibi yara alan başkaları da vardır. Biz bu günleri insanlar arasında böyle değiş tokuş ederiz. Bu da Allah inananları ayırsın, şehitleri seçsin diyedir. Allah kıyıcıları sevmez.

Bir de Allah’ın inananları arıtması, Allah’ı tanımayanları ortadan kaldırması içindir.

Yoksa siz, Allah içinizde savaşanlar kimler, katlananlar kimler olduğunu bilmeden, Cenet’e gireceğinizi mi sanıyorsunuz?

Gerçekten, siz ölümle karşılaşmadan önce onu dileyip duruyordunuz. Ölümü görünce de baka kaldınız!

Muhammed Allah’ın elçisidir, o kadar. Nasıl ki ondan önce de nice elçiler geldiler geçtiler. Öyleyse o ölecek ya da öldürülecek olursa sizler gerisin geriye mi döneceksiniz? Her kim gerisin geriye dönecek olursa onun Allah’a hiç bir zararı dokunmaz. Allah şükredenlerin karşılığını verecektir.

Allah’ın buyruğu olmadıkça hiç bir kimse için ölmek yoktur. Herkesin sonu yazılıdır. Herkim dünya karşılığını isterse ona onu veririz. Herkim de öbür dünya karşılığını isterse ona da onu veririz. Biz şükredenlerin karşılığını vereceğiz.

Nice peygamberler vardır ki nice üstün kuvvetlerle vuruştular da Allah uğrunda başlarına gelenlerden dolayı ne yıldılar, ne düşkünlük gösterdiler, ne de boyun eğdiler. Allah katlananları sever.

Onların sözleri yalnız şu oldu: “ Ey çalabımız! Artık Sen bizim günahlarımızı, işlerimizdeki taşkınlıklarımızı yarlıga. Ayaklarımızı kaydırma. Seni tanımayanlar takımına karşı sen bize yardım et.”

Bunun üzerine Allah da onlara hem dünya karşılığının, hem de öbür dünya karşılığının en güzelini verdi. Allah iyilik edenleri sever.

Ey inananlar! Eğer siz Allah’ı tanımayanlara boyun eğecek olursanız,onlar sizi gerisin geriye çevirirler de kendilerine yazık edenlere dönersiniz.

Bilin ki Allah sizin koruyucunuzdur, yardımcıların yey olanı da Odur.

Biz Allah’ı tanımayanların yüreğine korku salacağız. Çünkü onlar ellerinde hiç bir dayanak yokken Allah’a eş koştular. Onların varacakları yer ateştir. Kıyıcıların durağı ne kötüdür.

Gerçekten, Allah size verdiği sözü yerine getirdi. O sırada ki siz Allah’ın dileğiyle düşmanları kesip doğruyordunuz. Allah istediğiniz yengiyi size kazandırdıktan sonra siz gevşeyip size verilen buyruk üzerinde çekiştiniz, ayaklandınız. İçinizde bu dünyayı sevenler vardı. Sonra Allah sizi sınamak için yüzünüzü onlardan çevirdi. Gerçekten, Allah sizi bağışladı. Allah’ın inananlara karşı iyiliği pek çoktur.

O gün siz durmayıp kaçıyordunuz. Arkanıza dönüp de kimseye bakmıyordunuz. Allah’ın elçisi ise arkanızdan sizi çağırıyordu. Bunun üzerine Allah sizi tasadan tasaya düşürdü. Ne kaybettiğinizden, ne de başınıza gelenlerden dolayı kaygılanmıyasınız diye. Allah bütün işlediklerinizden bilgilidir.

Sonra Allah bu tasanın ardından size öyle bir güven verdi ki içinizden bir takımını uyuklama tuttu. Bir takımları da can kaygısına düştüler,Allah’a karşı toyluk çağlarının o yamuk düşüncesine kapıldılar. Dediler: “Bu işte bizim ne çıkarımız var ki!”Onlara de ki: “Yalnız Allah’ın dediği olur.” Onlar sana belli etmediklerini içlerinde saklarlar. Dediler: “ Bu bizim için çıkar yol olsaydı burada boşu boşuna öldürülmezdik.” De ki: “ Siz evlerinizde de kalmış olsaydınız, öldürülmek alın yazısı olanlar çıkarlar, öldürülecekleri yere kadar giderlerdi.” Allah içinizde olanları sınamak, yüreklerinizi arıtmak için böyle yaptı. Allah bütün içinizde olanları bilicidir.

İşte o kimseler ki iki ordunun karşılaştığı gün yüzgeri ettiler, bir takım suçlarından dolayı onların ayağını Şeytan kaydırmıştı. Doğrusu Allah onların suçunu bağışladı. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, yumuşak davranıcıdır.

Ey inananlar! Sakın siz o kimseler gibi olmayın ki onlar Allah’ı tanımadılar, yolda, yada savaşta ölen din kardeşleri için dediler: “Eğer onlar bizim yanımızda kalsalardı ölmezlerdi, öldürülmezlerdi.” Allah bu türlü düşünmeyi onlara iç üzüntüsü yaptı. Dirilten de öldüren de Allah’tır. Allah bütün işlediklerinizi görücüdür.

Besbelli ki siz Allah uğrunda öldürseniz de, ölseniz de Allah’ın yarlıgaması onların bütün o biriktirdikleri mallardan yeydir.

Ölseniz de, öldürülseniz de besbelli ki Allah’tan yana derleneceksiniz.

Senin onlara karşı bu denli yumuşak davranman Allah’ın esirgeyiciliğindendir. Eğer onlara karşı sert , katı yürekli olsaydın onlar ne de olsa senin yanından uzaklaşırlardı. Artık sen onları bağışla, onların yarlıganmasını dile. İşler için de onlarla görüş. Bir kere de bir işe sarıldın mı, artık yalnız Allah’a dayan. Allah kendine dayananları sever.

Eğer Allah size yardım edecek olursa artık sizi yenecek kimse olmaz. Eğer Allah sizi yardımsız bırakacak olursa Ondan başka size kim yardım edebilir? Onun için inananlar Allah’ a dayansınlar.

Bir peygamberin mal aşırması olacak iş değildir. Her kim mal aşıracak olursa kıyamet günü o aşırdığı mal boynuna takılı olarak gelir. Sonra herkese ettiğinin karşılığı verilir. Hiç kimseye de kıyılmaz.

Allah’ın dileğine uyan kimse Allah’ın öfkesine uğrayan kimse ile bir olur mu? Ötekinin durağı Cehennem’dir. Onun varacağı yer ne kötüdür!

O kimselerin Allah’ın yanındaki basamakları ayrı ayrıdır. Allah onların bütün işlediklerini görücüdür.

Gerçekten Allah kendi aralarından bir elçi seçmekle onlara iyilik etti. Bu elçi onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları arıtır, onlara Kitap’ı, doğrunun bilgisini öğretir. Onlar ise bundan önce açıktan açığa sapkınlık içinde idiler.

Başkalarının başına iki katını birden getirdiğiniz kötülük sizin başınıza gelince mi: “Bu da nereden başımıza geldi?” dediniz? Onlara de ki : “ Sizin kendinizden geldi.” Çünkü Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.

İki ordu karşılaştığı gün başınıza ne gelmişse Allah’ın inananları ayırt etmesi içindi,

İki yüzlüleri de ayırt etmesi içindi. Onlara: “Gelin de Allah uğrunda vuruşun, ya da savunun” denilince onlar dediler: “Eğer biz vuruşmasını bilseydik ne olursa olsun sizin arkanızdan gelirdik.” Onlar o gün inanırlıktan daha çok tanımazlığa yakındılar. Gönüllerinde olmıyanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah onların bütün gizlediklerini çok iyi bilendir.

O kimseler ki geride kalıp da din kardeşleri için şunu dediler: “Eğer bizim sözümüzü dinlemiş olsalardı öldürülmiyeceklerdi.” Sen onlara de ki: “Eğer siz doğru sözlü kimselerseniz ölümü kendinizden uzaklaştırın bakalım.”

Allah uğrunda öldürülenleri sakın ölü sanma. Yok, onlar diridirler, çalaplarının yanında azıklanmaktadırlar.

Allah’ın iyilik olarak kendilerine bol bol verdiklerinden dolayı onların içleri açılmıştır. Geride kalıp da kendilerine katılmayanlar için “korku yoktur, onlar kaygılanacak da değildirler” müjdesini alınca da sevinirler.

Onlara Allah’dan bol iyilik gelecektir. “Gerçekten Allah inananların karşılığını yitirmiyecektir.” Müjdesini alınca da sevinirler.

O kimseler ki yara aldıktan sonra da Allah’ın elçilerinin çağrısına uydular, içlerinden böyle iyilik edenler sakınanlar için pek büyük karşılık vardır.

O kimseler ki insanlar kendilerine: “Düşmanlarınız size karşı toplanıyorlar, kendinizi koruyun” deyince inançları artıp dediler : “ Allah bize yeter O ne güzel gözeticidir.”

Bunun üzerine Allah’ın iyiliği, vergisinin bolluğu yüzünden yerlerine döndüler. Kendilerine hiç bir kötülük gelmedi. Çünkü onlar Allah’ın dileğine uymuşlardı. Allah’ın vergisi pek boldur.

Gerçekten bu haberi getiren, sizi yardaklarıyla korkutan Şeytan’dır. Öyleyse onlardan korkmayın , Benden korkun, eğer inanan kimseler iseniz.

Allah’ı tanımazlığa seğirtenler sakın seni kaygılandırmasın. Çünkü onlar Allah’a hiç bir zarar veremezler. Allah istiyor ki onlar öbür dünyada hiçbir türlü kıvanmasınlar. Onlar için pek büyük bir azap vardır.

Gerçekten o kimseler ki tanımazlığı inanırlığa değiştiler, onlar Allah’a hiç bir zarar veremezler. Onlar acıklı bir azap vardır.

O kimseler ki Allah’ı tanımazlar, sanmasınlar ki kendilerine uzun bir ömür sağlamamız onlar için yeydir. Bizim onları uzun yaşatmamız suçları artsın diyedir. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır.

Allah iyi ile kötüyü ayıracağı güne kadar inananları karşılıksız bırakacak değildir. Allah size görünmeyeni bildirecek de değildir. Ancak Allah bunları bildirmek için elçilerinden kimi dilerse onu seçecektir. Artık Allah’a, Onun elçilerine inanın. Eğer inanacak, sakınacak olursanız sizin için pek büyük bir karşılık vardır.

O kimseler ki Allah’ın onlara bol bol verdikleri üzerinde cimrilik edip dururlar, sakın bunun kendileri için iyi olacağını sanmasınlar. Yok, bunun sonu onlar kötü olacaktır. Onların cimrilik ettikleri nesneler kıyamet günü boyunlarına dolanacaktır. Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Allah’ındır. Allah bütün işlediklerinizden bilgilidir.

Doğrusu: “Allah yoksuldur, biz varlıklıyız” diyenlerin sözünü Allah işitmiştir. Söyledikleri bu sözü de, peygamberleri haksız yere öldürdüklerini de yazacağız. Sonra onlara: “Yanma azabını tadın da görün.” Diyeceğiz.

Bu azap işlediklerinizin karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı kıyıcı değildir.

O kimseler ki dediler: “Allah bize gökten inen ateşin yakacağı bir kurban getirmedikçe hiç bir elçiye inanmayın” buyurdu. Onlara de ki: “Benden önce de nice elçiler açıklayıcı belgelerle birlikte bu dediğinizi de getirmişlerdi. Siz doğru kimselerdiniz de onları ne diye öldürdünüz?”

Şimdi seni nasıl yalancı saydılarsa işte senden önce açıklayıcı belgelerle, sayfalarla ışık saçarak gelen elçileri de öylece yalancı saymışlardı.

Herkes ölümü tadacaktır. Gerçekten karşılıklarınızda kıyamet günü verilecektir. Herkim ateşten uzaklaştırılıp da Cennet’e sokulacak olursa doğrusu o kimse umduğuna ermiş olacaktır. Yoksa bu dünya yaşayışı olsa olsa aldatıcı bir gönenmedir.

Mallarınızla, canlarınızla sınanacaksınız. Kendilerine sizden önce Kitap verilenlerle Allah’a eş koşanlardan ne de olsa birçok incitici sözler işiteceksiniz. Eğer bunlara dayanıp katlanacak olursanız işte bu sizin işe nasıl sarıldığınızı gösterir.

O gün Allah kendilerine kitap verilenlerden söz almıştı. Kitap’ı insanlara açıkça bildireceklerdi, Kitap’ı gizlemeyeceklerdi. Onlar ise bu sözlerinden caydılar. Onu az bir değere değiştiler. Bu değiş tokuşta elde ettikleri nesne ne kötüdür.

O kimseler ki yaptıkları kötülükle içleri açılır, yapmadıkları iyilikle de övülmeyi isterler, sakın sen onların azaptan kurtulacak bir yerde bulunacaklarını sanma. Onlar için acıklı bir azap vardır.

Yerlerin, göklerin hakanlığı Allah’ındır. Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.

Gerçekten yerlerin, göklerin yaratılmasında, gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde sağ düşünenler için kesin belgeler vardır.

O kimseler ki ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar, yerlerin, göklerin yaratılması üzerinde derin derin düşünürler de derler: “ Ey çalabımız! Sen bunları boşuna yaratmadın. Seni ulularız. Sen bizi ateşin azabından koru.

Ey çalabımız! Sen kimi ateşe atarsan doğrusu onu alçaltırsın. Kıyıcıların yardımcıları yoktur.

Ey çalabımız! Gerçekten biz bir ünleyici işittik: “Çalabınıza inanın” diye ünlüyordu. Biz de hemen inandık .Ey çalabımız! Artık sen bizim günahlarımızı yarlıga, kötülüklerimizi ört, canımızı da olgunlarla birlikte al.

Ey çalabımız! Elçilerinle bize verdiğin sözü yerine getir. Kıyamet günü bizi alçaltma. Çünkü sen verdiğin sözden dönmezsin.”

Çalapları da onların yalvarısını onadı. Buyurdu: “Gerçekten ben erkek olsun kadın olsun, kadın olsun, ki hepiniz birbirinizden üremişsinizdir, iyilik işleyen hiçbirinizin işlediği iyiliği boşa çıkarmıyacağım. İşte o kimseler ki göçtüler, yurtlarından çıkarıldılar, Benim uğrumda acı çektiler, Benim uğrumda vuruştular, Öldüler, ne de olsa Ben onların bütün kötülüklerini örterim. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bu karşılık Allah’ın katındandır. Karşılıkların en güzeli de Allah’ın katındakidir.

O kimseler ki Allah’ı tanımadılar, onların bolluk içinde yaşamaları sakın seni aldatmasın.

Bu kadarı pek az bir gönenmedir. Sonra onların varacakları yer Cehennem olacaktır. O ne kötü yerdir.

Ancak o kimseler ki çalaplarından sakınırlar, besbelli ki onlar için içinden ırmaklar akan cennetler vardır. Onlar hep orada Allah’ın konuğu olarak kalacaklardır. Olgun kimseler için Allah’ın katındaki karşılıklar yeydir.

Kitap’lılar arasında öyleleri vardır ki Allah’a , size bildirilene , kendilerine bildirilene Allah’tan korkarak kesenkes inanırlar, Allah’ın ayetlerini az bir değere değişmezler, onların çalapları katında karşılıkları vardır. Çünkü Allah çabuk hesap görücüdür.

Ey inananlar! Katlanın, katlanmakta da ileri gidin, sınırları tutun, Allah’tan sakının ki onasınız.