Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kuran - 8. Sayfa - Baltacioglu

 

Sekizinci Sure

ENFAL SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

 

1) Sana savaştan alınan mallar üzerine sorarlar. De ki : “Savaşta alınan mallar Allah’la elçisinindir. Öyleyse, eğer inanıyorsanız, Allah’tan sakının, aranızı düzeltin, Allah’a, elçisine boyun eğin.”

2) Gerçekten inananlar o kimselerdir ki Allah’ın adı anılınca yürekleri titrer, kendilerine Onun ayetleri okununca da bu onların inançlarını artırır. Onlar yalnız çalaplarına dayanırlar.

3) Onlar o kimselerdir ki namaz kılarlar, kendilerine azık olarak verdiklerimizden başkalarını da geçindirirler.

4) İşte dosdoğru inananlar bunlardır. Onlar için çalapları katında basamaklar, yarlıgama, görklü azık vardır.

5) Nasıl ki, çalabın seni doğruluk uğrunda evinden çıkardığı gün de öyle oldu. Çünkü inananlardan bir kısmı savaştan çekiniyorlardı.

6) Onlar gerçek ortaya konduktan sonra bile bunun üzerinde seninle çekişip duruyorlardı. Sanki onlar böylelikle gözgöre ölüme sürüklenmiş olacaklardı.

7) O gün Allah iki takımdan birini sizin yeneceğinize söz vermişti. Siz ise silahsız olanı yenmeyi istiyordunuz. Allah da kendi sözleri gereğince doğruyu yerine getirmek, tanımazların kökünü kazımak istiyordu.

8) Bu da doğruyu yerine getirmek, iğriyi de ortadan kaldırmak içindi, suçlular bunu istemeseler bile.

9) O gün siz çalabınızdan yardım dilemiştiniz. O da sizin yalvarmanızı onamıştı. Allah buyurmuştu: “Gerçekten Ben size biribiri ardınca bin melek ile yardım edeceğim.”

10) Allah bunu ancak size bir müjde olsun, yürekleriniz dölensin diye yapmıştı. Yardım yalnız Allah’ın katından gelebilir. Çünkü Allah erklidir, doğruyu bildiricidir.

11) O gün Allah güvenliğinizi sağlamak için sizi derin bir uykuya daldırmıştı, üzerinize de gökten yağmur yağdırmıştı. Bu da sizi arıtmak, üzerinizden Şeytanın kırlaganını kaldırmak, sizi yerinizde durdurmak içindi.

12) O gün meleklerin gönlüne şunu bildirdi: “Gerçekten Ben sizinle birlikteyim. İnananları yerinde durdurun. Ben tanımazların yüreklerine korku salacağım. Siz de onların boyunlarına, parmaklarının uçlarına vurun.”

13) Bu da onların Allah’a, elçisine karşı gelmelerindendi. Herkim Allah’a, peygamberine karşı gelecek olursa bilsin ki Allah’ın azabı çok ağır olacaktır.

14) İşte bu sizin içindir. Şimdi tadın onu bakalım. Çünkü, tanımazlar için yalnız ateşin azabı vardır.

15) Ey inanan kimseler! Toplu olarak tanımazlarla karşılaşınca sakın arkanızı dönüp kaçmayın.

16) Herkim böyle bir günde – savaşmak üzere çekilmek, ya da gerideki bir takıma katılmak düşüncesi olmadan- arkasını dönecek olursa, doğrusu Allah’ın öfkesine uğrar. Onun yurdu da Cehennem olur. Onun döneceği yer ne kötüdür.

17) Onları sen öldürmedin, ancak Allah öldürdü. Attığını da sen atmadın, ancak Allah attı. Bu da inananları bir güzelce sınamak içindi. Çünkü Allah işiticidir, bilicidir.

18) Bu böyledir. Çünkü Allah tanımazların düzenini bozucudur.

19) Siz yengi istiyordunuz, işte size yengi. Eğer bundan vazgeçecek olursanız bu sizin için yeydir. Yok, savaşa dönecek olursanız Biz de döneriz. Takımlarınız ne kadar çok olursa olsunlar sizin hiçbir işinize yaramıyacaklardır. Çünkü Allah inananlarla birliktedir.

20) Ey inananlar! Allah’a, Onun elçisine boyun eğin. Kur’an’ı dinlerken sakın Allah’tan yüz çevirmeyin.

21) Sakın o kimseler gibi olmayın ki: “Dinliyoruz” derler de yine de dinlemezler.

22) Allah’a göre yeryüzünde yürüyenlerin en kötüsü o sağırlar, dilsizlerdir ki anlamak nedir bilmezler.

23) Eğer Allah onlardan en ufak bir iyilik geleceğini bilseydi, ne de olsa onlara işittirirdi. Ancak, işitseler bile onlar ne olursa olsun yine de yüz çevirirlerdi. Onlar dönek kimselerdir.

24) Ey inananlar! Allah, Onun elçisi sizi yaşatacak olan din yoluna çağırınca onların çağrısına uyun. Bilesiniz ki Allah kişi ile onun gönlü arasına girer. Gerçekten hepiniz ancak Ondan yana derleneceksiniz.

25) Öyle bir kışkırtıcılıktan sakının ki, onun zararı içinizdeki o kıyıcılara dokunmakla kalmıyacaktır. Bilesiniz ki, gerçekten Allah azabı ağır olandır.

26) Düşünün o günü ki siz bu toprak üzerinde az sayıda, bitkin kimseler idiniz. İnsanlar gelip size çatacaklar diye de korkuyordunuz. Derken Allah size yer yurt verdi, yardımı ile de sizi pekitti, sizi en iyi nesnelerle azıklandırdı, kendisine şükredesiniz diye.

27) Ey inananlar! Sakın Allah’a, Onun elçisine karşı alçaklık etmeyin. Bile bile size inanılan nesnelere karşı alçaklık etmeyin.

28) Bilin ki gerçekten, mallarınız da, çocuklarınız da bir sınamadır. Çünkü ulu karşılık Allah’ın katındadır.

29) Ey inananlar! Eğer Allah’tan sakınacak olursanız O da size doğruyu iğriden ayırma gücünü verir, sizin suçlarınızı örter, sizi yarlıgar. Allah’ın vergisi pek büyüktür.

30) O gün bu tanımıyanlar seni ele geçirip öldürmek, ya da sürmek için düzen kurmuşlardı. Onlar düzen kuradursunlar, Allah düzenliyenlerin yey olanıdır.

31) Onlara ayetlerimiz okununca dediler: “İyice dinledik. Eğer dilersek bunun gibisini besbelli ki biz de söyleriz. Bunlar olsa olsa eskilerin masallarıdır.”

32) O gün dediler: “Ey Allah’ımız! Eğer bu Senin katından gönderilmiş bir doğru ise, durma gökten üstümüze taş yağdır, ya da bizi acıklı bir azaba uğrat bakalım.”

33) Sen onların arasında bulundukça Allah onlara azap verici olmıyacaktır.

34) Allah onları ne diye azaba uğratmasın ki Mescid-i Haram’ın gözcüsü olmak ellerinden gelmezken onlar yine de insanları oraya girmekten alıkoydular. Besbelli ki onun gözeticisi olmak, yalnız sakınanların elinden gelir. Ancak onların pek çoğu bunu bilmezler.

35) Onların Ev’deki yalvarıları da yalnız ıslık çalmak, el çırpmak oldu! Tadın şimdi azabı, Allah’ı tanımaz olduğunuz için.

36) Gerçekten o kimseler ki tanımazlar, onlar mallarını, başkalarını Allah yolundan çevirmek için harcarlar. Harcıya dursunlar. Sonunda bu, onlar için yürek acısı olur. Sonra da yenilirler. O kimseler ki Allah’ı tanımazlar, onlar Cehennem’de derleneceklerdir.

37) Şunun için ki Allah iyiyi kötüden ayırsın, kötüleri biribiri üstüne yığsın da sonra hepsini birden toplayıp Cehennem’e atsın. İşte bunlar kendilerine yazık edenlerdir.

38) De ki: “Allah’ı tanımıyanlar, tanımazlıktan vazgeçecek olurlarsa, geçmişteki günahları yarlıganacaktır. Eğer dönecek olurlarsa, geçmişte eskilerin başına getirilenler onların da başına getirilecektir. Onlarla vuruşun,

39) kargaşa ortadan kalkıncaya ortada din olarak yalnız Allah’ınki kalıncaya kadar. Eğer vazgeçecek olurlarsa şüphesiz Allah da onların işlediklerini görücüdür.

40) Eğer yüz çevirecek olurlarsa, artık siz de bilin ki, gerçekten Allah sizin koruyucunuzdur. O ne iyi koruyucudur, ne iyi yardımcıdır.

41) Bilin ki savaşta aldığınız malların beşte biri Allah’ın elçisinin, yakınların, öksüzlerin, yoksulların, yolda kalanlarındır, eğer siz Allah’a, doğru ile iğrinin ayrıldığı, o iki ordunun çarpıştığı gün kulumuza bildirdiğimize inanıyorsanız. Bu, böyledir. Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.

42) O gün siz derenin yakın bir kıyısında idiler. Kervan da sizden çok aşağıda idi. Bir yerde buluşmak için sözleşmiş olsaydınız, besbelli ki anlaşamıyacaktınız. Ancak Allah yargılanan işin olup bitmesi için böyle yaptı. Bir de yok edeceğini neden yok edileceğini bile bile yok etmek, yaşatacağını da neden yaşatıldığını bilerek yaşatmak için böyle yaptı. Çünkü Allah gerçekten işiticidir, bilicidir.

43) O gün Allah düşünde onları sana az gösterdi. Eğer çok gösterseydi, ne de olsa yılacak, bu iş üzerinde çekişmeye başlıyacaktınız. Ancak, Allah sizi bundan esirgedi. Çünkü O herkesin içinde olanı bilicidir.

44) O gün onlarla karşılaşınca onları sizin gözünüze az gösterdi, sizi de onların gözlerine az gösterdi. Bu yargıladığı işin olup bitmesi içindi. Bütün işlerin sonu Allah’a varır.

45) Ey inananlar! Bir düşman bölüğüyle karşılaşınca direnin, Allah’ın adını sık sık anın ki onasınız.

46) Allah’a, Onun elçisine boyun eğin. Biribirinizle döğüşmeyin. Yoksa yılarsınız, tükenirsiniz. Katlanın. Çünkü Allah katlananlarla birliktir.

47) Sakın o kimseler gibi olmayın ki yurtlarından çalım satarak, gösteriş yaparak çıkarlar, insanları Allah’ın yolundan ayırırlar. Allah onların bütün işlediklerini kaplayıcıdır.

48) O gün Şeytan onların işlediklerini onlara güzel göstererek dedi ki: “Bugün insanlar arasında sizi yenecek kimse yoktur. Besbelli ki, ben de sizin yardımcınızım.” Ancak iki bölük biribiriyle karşılaşınca ters yüzüne dönüp dedi: “Benim sizinle işim yok. Çünkü ben sizin görmiyeceklerinizi görürüm. Çünkü ben Allah’tan korkarım. Allah’ın vereceği azap ağır olur.”

49) O gün ikiyüzlüler, içi bozuk olanlar şöyle demişlerdi: “Onları kendi dinleri aldatıyor.” Herkim Allah’a dayanır ise gerçekten Allah erklidir, doğruyu bildiricidir.

50) Melekler o tanımazların canını alırken yüzlerine, arkalarına vura vura: “Tadın şimdi ateşin azabını” dediklerini görseydin.

51) İşte bu, kendi işlediklerinizin karşılığıdır. Yoksa gerçekten Allah kullarına karşı kıyıcı değildir.

52) Onların gidişi tıpkı Firavungillerle onlardan önce Allah’ın belgelerini tanımıyanların gidişi gibidir. Bundan dolayı Allah onları çarptı. Çünkü Allah güçlüdür, azabı ağır olandır.

53) Bu da şundan: Bir ulus kendi özünü değiştirmedikçe , Allah da ona ettiği iyiliği değiştirmez. Çünkü Allah, işiticidir, bilicidir.

54) Onların durumu Firavungillerle onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimizi yalan saymışlardı. Biz de onları günahlarından dolayı yoketmiştik. Onları suda boğmuştuk. Onların hepsi de kıyıcılık etmişlerdi.

55) Allah katında yeryüzünde yürüyenlerin en kötüsü tanımazlık eden kimselerdir. Artık onlar inanmazlar.

56) O kimseler ki kendileriyle antlaşırsın, sonra her seferinde antlarını bozarlar, onlar sakınmıyanlardır.

57) Eğer onları savaşta yakalıyacak olursan, onlarla birlikte arkadakileri de darmadağın et, öğütlensinler diye.

58) Eğer sen bir ulusun sana karşı alçaklık edeceğinden korkuyorsan, sen de ona karşı tıpkısını yap. Çünkü Allah alçakları sevmez.

59) O kimseler ki Allah’ı tanımazlar, onlar kurtulacaklarını sanmasınlar. Çünkü onlar Allah’ı yıldıramazlar.

60) Siz de onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet, binek atları hazırlayın ki Allah’ın düşmanını, kendi düşmanınızı, bunlardan başka sizin bilmeyip de Allah’ın bildiği öbür düşmanları yıldırmış olasınız. Allah uğrunda her ne harcarsanız, o size ödenecektir. Size kıyılacak da değildir.

61) Eğer onlar barışa yanaşacak olurlarsa , sen de yanaş. Allah’a dayan. Çünkü O işiticidir, bilicidir.

62) Eğer seni aldatmıya kalkışacak olurlarsa korkma, Allah sana yeter. Seni yardımıyla, inananlarla pekitecek olan Odur.

63) Onların gönüllerini birleştiren de Odur. Sen yeryüzünde ne varsa hepsini harcasaydın yine de onların gönüllerini birleştiremezdin. Ancak Allah onların aralarını buldu. Çünkü O, erklidir, doğruyu bildiricidir.

64) Ey peygamber! Allah sana da, sana uyan inananlara da yeter.

65) Ey peygamber! İnananların savaş isteğini artır (savaşa ikna et). İçinizde katlanan on kişi varsa, onlarla yüz kişiyi yenersiniz. İçinizden yüz kişi de tanımazlardan bin kişiyi yener. Çünkü onlar kavramıyanlar takımıdır.

66) Şimdi ise Allah sizin yükünüzü yeyniltti. Gücünüzün yetmiyeceğini biliyor. İçinizde bulunan katlanmasını bilen yirmi kişi onların iki yüz kişisini, içinizde bulunan bin kişi de onların iki bin kişisini Allah’ın uygunuyla yener. Allah katlananlarla birliktedir.

67) Bir peygamber için yeryüzünde, savaşarak almadıklarını esir olarak elinde tutmak doğru olmaz. Siz dünya malını diliyorsunuz. Allah ise sizin için öbür dünyayı diliyor. Allah erklidir, doğruyu bildiricidir.

68) Eğer daha önce Allah’ın bir yargısı olmasaydı, esirlerden aldıklarınızdan dolayı siz ulu bir azaba çarpılacaktınız.

69) Böyle olunca, savaştan aldığınız malları helal, iyi olarak yiyin. Allah’tan sakının. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

70) Ey peygamber! Elinizin altında bulunan esirlere de ki: “Allah bilirse ki sizin yüreklerinizde iyilik vardır, O size sizden alınan kurtulmalıktan daha iyisini verir, hem de sizi yarlıgar. Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.”

71) Eğer onlar sana karşı alçaklık etmek dilerlerse . gerçekten onlar bundan önce de Allah’a karşı alçaklık etmişlerdi. Bunun üzerine Allah onlara karşı senin gücünü artırmıştır. Allah bilicidir, doğruyu bildiricidir.

72) Gerçekten o kimseler ki inandılar, göçtüler, Allah uğrunda mallarıyla, canlarıyla dövüştüler, o kimseler ki yersizleri barındırdılar, yardım ettiler, işte onlar biribirlerini koruyucudurlar. Sonra o kimseler ki inandılar, ancak, göç etmediler, göç edecekleri güne kadar onları ne türlü olursa olsun korumanız doğru olmaz. Eğer onlar din için sizden yardım istiyecek olurlarsa, yardım etmek boynunuza borçtur. Ancak bu yardım sizlerle antlaşması olan bir ulusa karşı olmamalıdır. Allah bütün işlediklerinizi görücüdür.

73) O kimseler ki tanımazlar, onlar da birbirlerinin koruyucularıdır. Siz de böyle yapmıyacak olursanız, yeryüzünde büyük bir kargaşa, hem de büyük bir bozgun olur.

74) O kimseler ki inandılar, göçtüler, din uğrunda vuruştular, o kimseler ki yersizleri barındırdılar, yardım ettiler, işte onlar gerektiği gibi inananlardır. Onlar için yarlıganma görklü bir karşılık vardır.

75) O kimseler ki sonradan inandılar, göçtüler, sizinle birlikte din uğrunda vuruştular, işte onlar da sizdendirler. Bir de aralarında kan bağı olanlar Allah’ın Kitap’ına göre biribirlerine daha yakındırlar. Çünkü Allah her nesneyi bilicidir.