Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

RA’D SURESİ - Baltacioglu - 13. Sayfa

Onüçüncü Sure

RA’D SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

 

1) Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar öyle bir kitabın ayetleridir ki sana çalabından doğru olarak bildirildi. Ancak insanların pek çoğu buna inanmazlar.

2) O Allah ki gördüğünüz gibi gökleri direksiz olarak yükseltti. Sonra egelikte erk sürdü. Güneşle aya baş eğdirdi. Her biri de belli bir sona kadar yürür gider. Bütün işleri yoluna koyan, belgeleri uzun uzadıya anlatan Odur. Bütün bunlar çalabınıza kavuşacağınızı iyice bilmeniz içindir.

3) Yeryüzünü düzliyen, üzerindeki dağları, ırmakları var eden, o ürünleri çift olarak var eden, gündüzü gece ile örten Odur. Bütün bunlarda düşünenler takımı için kesin belgeler vardır.

4) Yeryüzünde biribirine komşu olan toprak parçaları, üzüm bağları, tek gövdeli, çatal gövdeli hurmalar vardır. Bunların hepsi de bir su ile sulanır. Ancak, Biz herbirinin yiyimini ötekinden üstün kılarız. İşte bütün bunlarda düşünenler takımı için kesin belgeler vardır.

5) Eğer şaşacaksan onların şu sözlerine şaş: “Biz toprak olduktan sonra gerçekten yeni baştan diriltilecek miyiz?” Çalaplarını tanımıyanlar işte bunlardır. Boyunlarına kangallar geçirilecek olanlar da bunlardır. Ateşlik olanlar yine bunlardır. Hep orada kalacaklardır.

6) Onlar senin iyilikten önce kötülüğü çarçabuk getirmeni isterler. Oysaki onlardan önce nice benzerleri gelip geçmişlerdir. Ancak, senin çalabın insanları kıyıcılıklarına bakmaksızın yarlıgayıcıdır. Gerçekten senin çalabının azabı çok ağırdır.

7) Tanımazlar derler: “Ona çalabı yönünden bir belge gönderilmeli değil miydi?” Oysaki sen yalnız bir uyarıcısın. Bütün uluslar için de bir yol göstericisin.

8) Allah her dişinin karnında ne taşıdığını bilir, döl yataklarının neleri eksilttiğini, neleri artırdığını da bilir. Onun yanında her nesne ölçü iledir.

9) O, görünmiyeni de görüneni de bilendir, büyüktür, yücedir.

10) İçinizden sözünü gizliyen de, açığa vuran da, gece saklanan da, gündüz dışarı çıkan da Onun için birdir.

11) Çünkü o kimsenin önünden, ardından giden melekler vardır, Allah’ın buyruğuyla onu korurlar. Bir ulus kendi kendini bozmadıkça Allah da onu bozmaz. Allah bir ulusun kötü olmasını dileyince artık Onu bundan döndürecek yoktur. Onlar için Allah’tan başka yardımcı da yoktur.

12) Size şimşeği gösterip de korku ile umut salan, yağmur dolu bulutları var eden Odur.

13) Gök gürültüsü Allah’ı övgü ile, melekler ise Onu korku ile ulularlar. Onlar Allah üzerine çekişip dururlarken O da başlarına yıldırımlar indirip dilediğini çarpar. Allah’ın azabı ağır olur.

14) Ne istersen Allah’tan iste. Allah’tan başkasından istediklerinizi yerine gelmez. Onlar iki elinin ayasını suya uzatıp da suyun ağzına değmesini bekliyen kimse gibidir. Su onun ağzına değmez. Tanımazların yalvarması da böyledir. Ancak boşa gider.

15) Yerlerde, göklerde ne varsa, gölgeleriyle birlikte, erte, akşam, ister istemez, Allah’a secde ederler.

16) Onlara de ki: “Yerlerin, göklerin çalabı kimdir?” Allah’tır de. De ki: “Öyleyse Allah’ı bırakıp da kendilerine yararı ne de zararı dokunmıyanları mı kendinize koruyucu ediniyorsunuz?” De ki: “Gözü görmiyenle gözü gören bir olur mu? Ya da aydınlıkla karanlık bir olur mu? Onlar bu tanrıları Allah’a eş koşuyorlar, sanki onlar Allah’ın yarattığı gibi yaratmışlar, yarattıkları da Allah’ın yarattıklarına benzemiş de onun için mi?” De ki: “Her nesnenin yaratıcısı Allah’tır. O, bir tektir, kendi başına buyruktur.”

17) Allah gökten su indirdi de dereler genişliklerince boşandılar, sel üzerindeki köpüğü götürdü. Bezenmek, gönenmek için ateşte erittiklerinizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. İşte Allah doğru ile iğriyi böyle örnek veriyor. Köpüğe gelince, o uçup gider, yerde yalnız insanlara yararı olan kalır. İşte Allah örnekleri böyle verir.

18) O kimseler ki çalaplarının çağrısına uydular, onlar için iyilik vardır. O kimseler ki çalaplarının çağrısına uymadılar, yeryüzünde ne varsa hepsi kendilerinin olsaydı, onun bir katını daha da edinselerdi, bütün bunları kurtulmalık olarak verirlerdi. Onlar için çetin bir hesap var. Onların durağı Cehennem’dir. Ne kötü yataktır o!

19) Çalabından sana bildirilenin dosdoğru olduğunu bilen kimse gözü görmiyen kimse gibi olur mu? Ancak öğüt alanlar yalnız sağ düşünenlerdir.

20) O kimseler ki Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, sözleşmeyi bozmazlar,

21) o kimseler ki Allah’ın ulaşsın buyurduğunu ulaştırırlar, çalaplarından ürkerler, kötü hesaptan ürkerler,

22) o kimseler ki çalaplarının gönlünü kazanmak için katlanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz azıklardan, gizlice olsun gözgöre olsun, başkalarını da geçindirirler, kötülüğü iyilikle önlerler, işte onlar dünyanın sonu kendilerinin olanlardır.

23) Bu son da Adin cennetleridir. Onlar babalarından, eşlerinden, döllerinden iyilik işlemiş olanlarla birlikte bu cennetlere gireceklerdir. Melekler ise her kapıdan onların yanına yanaşacaklardır.

24) Şöyle diyecekler: “Esenlik size! Sizler ki katlanmayı bildiniz. Ne güzel dünya sonudur bu!”

25) O kimseler ki Allah ile sözleştikten sonra sözlerini tutmadılar, Allah’ın birleşsin buyurduğunu ayırdılar., yurdu karıştırdılar, Allah'’n laneti onların üzerinedir. Yurdun kötüsü de onların olacaktır.

26) Allah kimi dilerse onun azığını artırır, ya da eksiltir. Onlar bu dünya yaşayışıyla kıvanırlar. Ancak bu dünya yaşayışı öbür dünyaya göre bir gönenmedir, o kadar.

27) O tanımazlar derler ki: “Çalabından ona da bir belge gönderilmeliydi.” De ki: “Gerçekten Allah kimi dilerse onu doğru yoldan saptırır, tövbe edenleri de kendine iletir.”

28) Onlar o kimselerdir ki inanırlar, Allah’ı ana ana gönüllerini dölendirirler. Bilin ki gönüller ancak Allah’ın adını ana ana dölenir.

29) O kimseler ki inanırlar, iyi iş işlerler, onlar için mutluluk, hem de güzel bir yurt var.

30) Böylece Biz seni öyle bir topluluğa gönderdik ki kendinden önce birçok topluluklar gelip geçmiştir. Senin gönlüne bildirdiğimiz Kur’an’ı onlara okuyasın diye. Onlar ise acıyıcı olan Allah’ı tanımıyorlar. Sen onlara de ki: “O benim çalabımdır. Ondan başka tanrı yoktur. Ben yalnız Ona dayanırım. Dönüşüm de ancak Ona olacaktır.”

31) İşte eğer Kur’an’la dağlar yürütülseydi, ya yeryüzü yarılsaydı, ya da onunla ölüler konuşturulsaydı bütün bunlar yalnız Allah’ın buyruğu ile olurdu. İnananlar bilmiyorlar mı ki eğer Allah dileseydi bütün insanları ne de olsa doğru yola iletirdi. Tanımazlara gelince, işlediklerinden dolayı Allah’ın sözü yerine gelinceye kadar azap onların başlarına birdenbire inmekten, ya da bu azap evlerinin yakınlarına kadar sokulmaktan geri kalmıyacaktır. Allah verdiği sözden caymaz.

32) Ant olsun ki senden önceki elçilerle eğlenilmişti. Ancak, Ben bu tanımazlara önce önel verdim. Sonra onları çarptım. O azabım nice idi!

33) Herkesin kazandığı gözetici olan Allah kendisine eş koştukları gibi midir? Onlara de ki: “Onlara ad takın durun bakalım. Yoksa siz yeryüzünde Allah’ın bilmediklerini mi Ona bildiriyorsunuz? Yoksa bütün bunlar kuru sözler mi? İnanmıyanların dolanları kendilerine güzel göründü de onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah bir kimseyi şaşırtmıya görsün, artık onu doğru yola iletecek bulunmaz.”

34) Onlar için dünya yaşayışında azap vardır. Öbür dünya azabı ise besbelli ki daha ağırdır. Onları Allah’a karşı koruyacak da yoktur.

35) Sakınanlara söz verilmiş olan Cennet şöyledir: İçinden ırmaklar akar, yiyecekleri, gölgeleri bitmez tükenmez. Sakınanların sonu işte budur, tanımıyanların sonu ise ateştir.

36) O kimseler ki kendilerine Kitap verdik, sana gönderilenle sevinirler. Ancak, öyle bölüntüler vardır ki o Kitap’ın bir kısmını yoğumsarlar. Onlara de ki: “Bana buyrulan, yalnız Allah’a tapmak, Ona eş koşmamaktır. Ben insanları Ona çağırıyorum, benim dönüşüm de yalnız Ona olacaktır.”

37) Böylece Biz Kur’an’ı Arap diliyle bir yasa olarak bildirdik. Bu bilim sana geldikten sonra sen yine de onların dürtülerine uyacak olursan, Allah’a karşı ne koruyucun, ne de sakınıcın olur.

38) Gerçekten Biz senden önce de elçiler göndermiştik. Onlara eşler, döller de vermiştik. Allah’ın uygunu olmadıkça hiç bir elçinin belge getirmesi doğru olmazdı. Her çağın bir Kitap’ı vardır.

39) Allah kimi dilerse onu yok eder. Kimi dilerse onu var eder. Kimi dilerse onu var eder. Ana Kitap Onun yanındadır.

40) Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, daha önce senin canını alsak da sana düşen yalnız bildirmektir. Hesabını görmek ise bize düşer.

41) Onlar görmüyorlar mı ki Biz ülkelerine geliyoruz, onun dolaylarını kısıyoruz. Yargılıyan, Allah’tır. Allah’ın yargısını ortadan kaldıracak da yoktur. O, hesabı çarçabuk görür.

42) Gerçekten, onlardan önce de düzen kuranlar oldu. Ancak, bütün düzenler Allah’ın elindedir. Herkesin ne kazandığını O bilir. Tanımazlar dünyanın sonu kimin olacağını öğreneceklerdir.

43) O kimseler ki tanımazlar, şöyle derler: “Sen gönderilmiş bir elçi değilsin.” Onlara de ki: “Benimle sizin aranızda Allah’ın bir de kendilerinde Kitap bilimi olanların tanık olması yeter.”