Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Onaltıncı Sure - Baltacioglu - 16. Sayfa

Onaltıncı Sure

NAHL SURESİ

 

Acıyıcı, esirgeyici Allah’ın adıyla başlarım.

 

1) Allah’ın buyruğu gelecektir. Sakın onun çabuk gelmesini istemeyin. Allah onların kendine eş koştuklarından uzaktır, yücedir.

2) Allah: “İnsanları uyarın. İşte Benden başka tanrı yoktur. Benden sakının.” buyruğunu kullarından dilediğinin gönlüne bildirmek için melekleri Cebrail ile birlikte gönderir.

3) Allah, yerleri, gökleri gerektiği gibi yarattı. Allah kendine eş koşulanlardan yücedir.

4) Allah insanı bir atmık damlasından yarattı. Yine de insan Ona açıktan açığa düşman kesildi.

5) Davarları da sizin için yarattı. Onlarda ısıtıcı, işe yarayıcı nesneler vardır. Onların etini de yersiniz.

6) Ağıla çekerken, otlağa salarken onlarda sizin için bir güzellik de vardır.

7) Onlar ağırlıklarınızı öyle ülkelere taşırlar ki siz oralara kendinizi tüketmeden varamazdınız. Çünkü çalabınız kesenkes gözeticidir, esirgeyicidir.

8) Atları, katırları, eşekleri sizin için binek, hem de bezek olarak yarattı. O sizin bilmediğiniz daha neleri yarattı.

9) Doğru yolu göstermek Allah’a düşer. Yolun iğrisi de vardır. Eğer O dileseydi, hepinizi birden kesenkes doğru yola iletirdi.

10) Sizin için gökyüzünden su indiren de Odur.bütün içecekler bu su ile olur. Hayvanlarınıza yedirdiğiniz otlar da bu su ile olur.

11) Allah yine bu su ile sizin için ekin, zeytin, hurma ağaçları, üzümler, ürünlerin her türlüsünü bitirir.gerçekten bütün bunlarda düşünenler takımı için kesin bir belge vardır.

12) Allah sizin için geceye, gündüze, güneşe, aya baş eğdirdi. Yıldızlar da Onun buyruğuna baş eğmişlerdir. Gerçekten bunlarda düşünenler için kesin belgeler vardır.

13) Allah sizin için yeryüzünde türlü renklerde yarattığı ne varsa, onlara da baş eğdirmiştir. Bunda öğüt alanlar takımı için kesin bir belge vardır.

14) Denize baş eğdiren de Odur. Ondan çıkan taze eti yiyesiniz, ondan takınacağınız bezenekleri çıkarasınız diye. Gemilerin denizi yarıp gittiğini görüyorsun. Bu da Allah’ın bol vergisinden pay dileyesiniz, Ona şükredesiniz diyedir.

15) Allah yeryüzüne yüksek dağları koydu ki sizinle birlikte sallanmasınlar diye. Irmaklar, yollar da koydu ki yönelesiniz diye.

16) Daha da nice belgeler! Yıldızlarla da insanlar yollarını buluyorlar.

17) Şimdi, yaradan yaratmıyan gibi midir? Yine de öğütlenmiyecek misiniz?

18) Eğer siz Allah’ın iyiliklerini saymıya kalkışacak olursanız saymakla bitiremezsiniz. Çünkü Allah kesenkes yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

19) Allah, neyi gizlediğinizi, neyi açığa vurduğunuzu bilir.

20) Onların Allah’ı bırakıp da taptıkları yaratıcı olmak şöyle dursun, kendileri yaratılmış olanlardır.

21) Onlar ölülerdir, diriler değildirler. Ne gün yeniden diriltileceklerini bildikleri de yoktur.

22) Sizin tanrınız bir tek tanrıdır. Öbür dünyaya inanmıyanlara gelince, onların gönlü Allah’ın birliğini tanımamaktadır. Onlar büyüklük taslıyan kimselerdir.

23) İşkil yok ki işte Allah onlar neyi gizlerler, neyi açığa vururlarsa hepsini bilir. Çünkü Allah büyüklük taslıyanları sevmez.

24) Onlara: “Çalabınız size ne bildirdi?” denilince onlar “eskilerin masallarını” derler.

25) Şunun için ki onlar dirilme günü bütün kendi günahlarını taşıdıktan başka, birde bilgisizlikleri yüzünden, azdırdıkları kimselerin günahlarının bir kısmını da taşıyacaklardır. Bilsen onların yüklendikleri yük ne kötüdür.

26) Kendilerinden önce gelenler de böyle düzen kurmuşlardı. Derken Allah onların yapılarını ta temellerinden sarsmayı diledi de üstlerindeki çatı başlarına indi. Hem de bu azap onlara hiç beklemedikleri bir yerden geliverdi.

27) Sonra dirilme günü Allah onları yerecek,onlara diyecek: “Kendileri için parçalara bölündüğünüz eşlerim nerede?” Kendilerine bilim verilenler de diyecekler: “İşte bugün yerilmek de azap çekmek de tanımazlara düşüyor.”

28) Melekler kendilerine kıyıcılık edenlerin canını alırken onlar bağınıp: “Biz kötülük etmiş değiliz” derler. Evet, gerçekten Allah onların neler işlediklerini bilicidir.

29) “Öyleyse Cehennem’in kapılarından girin. Hep orada kalacaksınız. Büyüklük taslıyanların durağı ne kötüdür.”

30) Sakınanlara: “Çalabınız size ne gönderdi?” denilince “İyilik gönderdi” derler. Bu dünyada iyilik edenlere karşı iyilik vardır. Ancak, ne de olsa, öbür dünya yurdu yeydir. Doğrusu sakınanların yurdu ne güzeldir.

31) Bu yurt Adin cennetleridir. Oraya girerler. İçlerinden ırmaklar akar. Onlar ne dilerse orada vardır. Allah sakınanların karşılığını işte böyle verir.

32) Bunlar o kimselerdir ki melekler onların canlarını iyilikle alırlar. Şöyle derler: “Esenlik size. İşlediğiniz iyiliklerin karşılığı olarak buyurun Cennet’e.”

33) Tanımazlar meleklerin gelmesinden yada çalaplarının buyruğunun gelmesinden başka bir şey mi bekliyorlar? Gerçi onlardan öncekiler de böyle yapmışlardır. Allah onlara kıymadı, onlar kendilerine kıydılar.

34) Derken ettiklerini buldular. Eğlenceye aldıkları azap kendilerini kuşattı.

35) Eş koşanlar dediler: “Eğer Allah dileseydi biz de, dedelerimiz de Ondan başkasına tapmazdık, Onun buyruğu olmadan da hiçbir nesneyi haram kılmazdık.” Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Artık elçilerin üzerine düşen, açıktan açığa bildirmekten başka ne olabilir?

36) Ant olsun ki gerçekten Biz her topluluğa bir elçi gönderdik, Allah’a tapın, Tağut’tan sakının diye. Onların içinde Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler de vardır, sapkınlığa dört elle sarılan kimseler de vardır. Artık yeryüzünü dolanın da Allah’ı yalan sayanların sonu nice oldu bir görün.

37) Onları doğru yola getirmek için ne kadar çırpınsan boştur. Çünkü Allah bir kere saptırdığını bir daha doğru yola iletmez. Hem bu gibilerin yardımcıları da olmaz.

38) Onlar: “Allah öleni diriltemez” diye büyük bir ant içtiler. Yok, Allah’ın verdiği söz doğrudur, ancak, insanların pek çoğu bunu bilmezler.

39) Allah onları üzerinde çekişip durdukları gerçeği açıkça anlatmak, tanımazları da kendilerinin yalancı olduklarını bildirmek için diriltecektir.

40) Biz bir nesnenin olmasını diledik mi, ona Bizim sözümüz yalnız “ol” demektir. O da oluverir.

41) O kimseler ki kendilerine kıyıcılık edildikten sonra Allah için göçmüşlerdir, Biz onları bu dünyada güzel yerlere yerleştiririz. Onların öbür dünyadaki karşılıkları ise ne de olsa daha büyük olacaktır. Tanımazlar bunu bir bilselerdi.

42) Onlar katlanan, yalnız çalaplarına dayanan kimselerdir.

43) Senden önce gönüllerini bilgilendirdiğimiz elçiler hep er kişilerdi. Eğer siz bunu bilmiyorsanız ellerinde tanrı buyruğu olanlara sorunuz.

44) Bu elçiler açıklayıcı belgelerle, kitaplarla geldiler. Sana da Kur’an’ı bildirdik. Kendilerine gönderilenin ne olduğunu insanlara açıkça anlatasın, onlar da düşünsünler diye.

45) O kimseler ki kötülük için düzen kurdular, Allah’ın kendilerini yerin dibine geçireceğinden, ya da hiç beklemedikleri bir yerden üzerlerine azap geleceğinden korkmuyorlar mı?

46) Ya da dönüp dolaşırken Allah’ın kendilerini çarpacağından korkmuyorlar mı? Hem onlar Allah’ı bundan alıkoyamazlar da.

47) Ya da onları yavaş yavaş eritip bitirmeyeceğinden korkmuyorlar mı? Ancak şu var ki sizin çalabınız gözeticidir, esirgeyicidir.

48) Ya da onlar görmüyorlar mı ki Allah’ın yarattığı her nesnenin gölgesi sağa sola düşerek, alçalarak Allah’a secde etmektedir.

49) Yerlerde, göklerde, canlılar olsun, melekler olsun, ne varsa hepsi de Allah’a secde ederler, büyüklenmek nedir bilmezler.

50) Kendilerinden üstün olan çalaplarından korkarlar, kendilerine ne buyrulursa onu yaparlar.

51) Allah buyurdu: “İki tanrı edinmeyin. Çünkü O, ancak bir tek olan tanrıdır. Böyle olunca, yalnız Benden korkun.”

52) Yerlerde, göklerde ne varsa hepsi Onundur. Din de Onundur. Böyle olunca yine de Allah’tan başkasından mı sakınıyorsunuz?

53) Size ne iyilik gelirse Allah’tan gelir. Sonra bir kötülük gelince de yalnız Allah’a yalvarırsınız.

54) Sonra O bu kötülüğü üzerinizden giderdi mi hemen içinizden bir takımları çalaplarına eş koşarlar.

55) Bunu da kendilerine verdiklerimizi tanımamak için yaparlar. Şimdi gönenip durun. Ancak, yakında göreceksiniz.

56) Kendilerine verdiğimiz azıklardan ne olduklarını bilmedikleri o putlara pay çıkarırlar. Allah’a ant olsun ki sizler bu uydurmalarınızdan dolayı sorumlu tutulacaksınız.

57) Onlar Allah’a kız çocukları takıştırırlar. Allah ise bundan uzaktır. Özledikleri oğlanları da kendilerine alıkoyarlar.

58) Onlardan birine “Bir kızın oldu” diye müjdeleyince öfkesinden yüzü kapkara olur,

59) kendisine verilen müjdenin kötülüğünden dolayı kimseciklerin gözüne görünmez. Onu utana utana alıkoysun mu, yoksa toprağa gömsün mü? Şu düşündüklerine bakın ne kötü.

60) Öbür dünyaya inanmıyanlar kötülük örnekleridir. Örneklerin en güzeli ise Allah’ınkidir.o Allah ki erklidir, doğruyu bildiricidir.

61) Eğer Allah insanları kıyıcılıklarından dolayı sorumlu tutacak olsaydı, yeryüyüzünde hiç bir canlı varlık bırakmazdı. Ancak şu var ki Allah onları ölçülü bir sona kadar geciktirir. Sonları gelince de onlar ne bir göz kıpması geri kalabilirler, ne de bir göz kıpması ileri geçebilirler.

62) İstemedikleri olunca “Allah’tan” derler. Sonlarının iyi olacağını söyliyerek de kendi ağızlarıyla yalan uydurmuş olurlar. Gerçekten bu kimseler için ateş vardır. Ateşe ilk atılacak olanlar da onlardır.

63) Allah’a ant olsun ki işte biz senden önceki topluluklara da elçiler göndermiştik. Şeytan ise bütün işlediklerini kendilerine güzel gösterdi. İşte bugün de onların yardağıdır. Ancak, onlar için acıklı bir azap vardır.

64) Biz sana bu Kitap’ı ancak onların üzerinde çekiştikleri nesneleri açıkça anlatasın, inananlar takımına da yol gösteresin, acıma olsun diye bildirdik.

65) Allah gökten su indirdi. Onunla yeri öldükten sonra diriltti. İşte bunda dinliyenler takımı için kesin bir belge vardır.

66) Sizin için davarlarda öğrence vardır. Size onların karınlarındaki bağırsaklarıyla kanları arasındaki arı sütten içiririz. Bu süt içenlerin boğazından kayıp gider.

67) Siz hurma ağaçlarının yemişlerinden, üzümlerden içkiler ve güzel azıklar elde ediyorsunuz. Bunda düşünenler takımı için kesin bir belge vardır.

68) Senin tanrın bal arısının gönlüne şunu bildirdi: “Dağlarda, ağaçlarda, kovanlarda barın,

69) sonra bütün ürünlerden ye, sonra da çalabının sana gösterdiği yollarda alçak gönüllülükle yürü.” Onların karınlarından değişik renkte bir sıvı çıkar ki bu sıvıda insanlar için şifa vardır. İşte bunda düşünenler takımı için kesin bir belge vardır.

70) Sizi yaratan da, sizin canınızı alacak olan da Allah’tır. İçinizden kimini düşkünlük çağına kadar yaşatır. Öyle ki bildiğini artık bilmez olur. Gerçekten Allah bilicidir, gücü yeticidir.

71) Allah azıklanma işinde kimini kiminden üstün kıldı. Oysa ki bu üstün kılınanlar kazandıkları azığı ellerinin altında ki kölelere onları kendileriyle bir tutarak vermezler. Onlar yine de Allah’ın iyiliğini tanımazlık mı ediyorlar?

72) Allah size kendinizden eşler varetti. Eşlerinizden de çocuklar, torunlar var etti. Sizi güzel güzel azıklarla azıklandırdı. Yine onlar iğriye inanıyorlar da Allah’ın iyiliklerine karşı tanımazlık mı ediyorlar?

73) Onlar Allah’ı bırakıp da ne yerden, ne gökten azık olarak verecek hiç bir nesnesi olmıyanlara, vermiye de gücü yetmiyenlere taparlar.

74) Hiç bir nesneyi Allah’a benzetmeyin. Çünkü Allah bilir, siz bilmezsiniz.

75) Allah size şunu örnek veriyor. Hiç bir işe eli erip gücü yetmiyen, başkasının da malı olan bir köle ile bizim güzel bir azıkla azıklandırdığımız, bu azığın bir kısmıyla gizlice olsun, açıkça olsun başkalarını doyuran bir kimse bir olur mu? Allah’a övgü olsun ki bir olmaz. Ancak, pek çoğu bunu bilmezler.

76) Yine Allah şu iki kimseyi örnek veriyor. Biri dilsizdir, hiçbir işe yaramaz. Bu kimse efendisine yüktür. Onu nereye gönderecek olsa beceremez. Şimdi bu kimse doğruluktan ayrılmıyan, kendisi de doğru yol üzerinde bulunan bir kimse ile bir olur mu?

77) Yerlerin, göklerin bütün görünmeyenlerini bilmek Allah’a vergidir. Dirilme işi ancak bir göz kıpması kadar sürecektir, belki ondan da az. Çünkü Allah’ın gücü her nesneye yeticidir.

78) Allah sizi analarınızın karnından, hiç bir bilginiz olmadan çıkardı. Size kulak, göz, yürek verdi. Şükredesiniz diye.

79) Onlar, Allah’a baş eğerek gök boşluğunda uçuşan kuşlara bakmıyorlar mı? Bunları orada Allah’tan başkası tutamıyor. İşte bunda düşünenler takımı için kesin belgeler vardır.

80) Allah evlerinizi sizi için dinlenme yeri yaptı. Hayvanların derilerinden de size barınaklar yaptı, göç günleri, konak günleri kolayca taşıyabilmeniz için. Yünlerinden, tüylerinden, kıllarından da bir süre için giyimlik, gönenmelik yaptı.

81) Allah yarattıklarından sizin için gölgelikler yaptı. Dağlarda sizin için sığınaklar yaptı, yine sizi sıcaktan korumak için giyecekler, vuruşurken korunmak için de demir gömlekler yaptı. İşte Allah size karşı olan iyiliklerini böylece sona erdirdi, bağınasınız diye.

82) Eğer onlar yine de yüz çevirecek olurlarsa, artık sana düşen, apaçık bir bildirmedir, o kadar.

83) Onlar Allah’ın iyiliklerini bilirler, sonra yine de onu yoğumsarlar. Onların pek çoğu tanımaz kimselerdir.

84) O gün her topluluktan tanık getireceğiz, tanımazlar dinlenmiyecek, onların bağış dilemelerine de meydan verilmiyecektir.

85) O kıyıcılar bir kere azabı tattıktan sonra artık bu azap ne yeyniltilir, ne de onlara göz açtırılır.

86) Eş koşanlar eş koştuklarını görünce derler: “Çalabımız! İşte seni bırakıp da tapmış olduğumuz eşler bunlardır. Eş koşulanların verdiği karşılık da şudur: “İşte sizler besbelli ki yalancı kimselersiniz.”

87) O gün kıyıcılar Allah’a bağınmışlardır. Tanrı diye uydurdukları da onlardan uzaklaşmışlardır.

88) O kimseler ki tanımazlık ederler, insanları da Allah’ın yolundan alıkoyarlar, karıştırıcılıklarından dolayı onların azabı artırıldıkça artırılır.

89) O gün her topluluğun içinden o topluluğa karşı bir tanık çıkaracağız. Seni de bunlara karşı tanık olarak getireceğiz. Biz sna Kitap’ı da her nesneyi apaçık belirten, doğru yolu gösterici, esirgeyici, bağınanlar için de müjdeleyici olarak bildirdik.

90) Gerçekten Allah tüzlüğü, iyiliği yakınlara karşı elaçıklığı buyurur, çirkinliği, yozluğu, uygunsuzu, zorbalığı yıgayor. Allah sizi öğütlüyor, düşünesiniz diye.

91) Allah’la sözleşince de verdiğiniz sözü yerine getirin. Antlarınızı bir kere sağlamlaştırdıktan sonra artık bozmayın. Siz ki bu antlarınıza Allah’ı sağlayıcı edinmiştiniz. Çünkü Allah ne işlerseniz hepsini bilir.

92) Sakın ipliğini iyice eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir topluluğun başka bir topluluktan daha çok olduğunu görüp de antlarınızı birbirinizi aldatmak için kullanmayın. Allah sizi bununla sınıyor. Dirilme günü o çekiştiklerinizin ne olduğunu size bildirecektir.

93) Eğer Allah dileseydi hepinizi kesenkes bir tek topluluk yapardı. Ancak, tanrı kimi dilerse onu yoldan çıkarır, kimi dilerse onu da doğru yola iletir. Size gelince, besbelli ki siz yalnız işlediklerinizden ne de olsa sorumlu tutulacaksınız.

94) Antlarınızı birbirinizi aldatmak için kullanmayın. Yoksa ayaklarınız sapasağlam basıp dururken kayıverir. İnsanları Allah’ın yolundan alıkoyduğunuz için başınıza kötülük gelir. Sonra sizin için ulu bir azap vardır.

95) Allah’a verdiğiniz sözü az bir değere değişmeyin. Çünkü sizin için yey olan Allah’ın yanındakidir, bunu bir bilseniz.

96) Sizin yanınızda ne varsa tükenir, Allah’ın yanında olanlar ise hep kalıcıdır. Biz katlananların karşılığını işlemiş olduklarından daha güzeliyle kesin olarak veririz.

97) Erkek olsun, kadın olsun, herkim inanarak iyi işler işlerse Biz onu en güzel bir yaşayışla yaşatırız. Gerçekten Biz onun karşılığını da işlemiş oldukları iyiliklerin en güzelleriyle kesenkes veririz.

98) Öyleyse Kur’an okurken taşlanan Şeytan’dan Allah’a sığın.

99) Çünkü Şeytan’ın inananlar, çalaplarına dayananlar üzerinde hiçbir baskısı olamaz.

100) Gerçekten Şeytan’ın baskısı olsa olsa ancak onu kendine koruyucu edinenler, Şeytan’ı Allah’a eş koşanlar üzerinde olabilir.

101) Biz bir ayeti başka bir ayetin yerine koyunca, ki Allah neyi bildireceğini çok iyi bilir, onlar şunu derler: “Sen ancak yalan uydurucusun.” Yok, onların pek çoğu bilmezler.

102) De ki: “Kur’an’ı Cebrail sana çalabından gerektiği gibi getirdi. İnananları pekleştirmek, bütün Allah’a bağınanlara da doğru yolu gösterici, hem de müjde olmak için.

103) Ant olsun ki Biz biliyoruz, onlar şunu diyecekler: “Ona Kur’an’ı öğreten bir ademoğludur.” Öğrettiğini sandıkları kimsenin dili yad dildir. Kur’an’ın dili ise apaçık arapçadır.

104) O kimseler ki Allah’ın belgelerine inanamazlar, Allah onları doğru yola iletmez. Onlar için acıklı bir azap vardır.

105) Gerçekten yalan uyduranlar Allah’ın belgelerine inanmıyanlardır. Yalancı olanlar işte bunlardır.

106) Gönlü inançla dolu iken zorlananlar bir yana, herkim Allah’a inandıktan sonra tanımazlık ederse, bir de gönlünü tanımazlığa kaptırırda işte bu gibiler Allah’ın öfkesine uğrıyacaklardır. Onlar için acıklı bir azap vardır.

107) Bu da onların dünya yaşayışını öbür dünya yaşayışından daha çok sevdikleri içindir. Çünkü Allah tanımazları doğru yola iletmez.

108) Bunlar o kimselerdir ki Allah onların yüreklerini, kulaklarını, gözlerini mühürlemiştir. İşte dalgıda olanlar bunlardır.

109) Hiç işkil yok ki onlara öbür dünyada yazık olacaktır.

110) Sonra gerçekten senin çalabın türlü üzüntüler çektikten sonra göçenler, ondan sonra da Allah uğrunda savaşıp katlananlar iledir. Gerçekten senin çalabın bundan sonra kesin olarak yarlıgayıcıdır; esirgeyicidir.

111) Bir gün gelecek, herkes kendi canını kurtarmıya bakacak, herkes ne ettiyse onu bulacaktır. O gün kimseye kıyılmıyacaktır.

112) Allah şu kenti örnek verir. Bu kent güvenlik, esenlik içinde idi. Ona her yerden bol bol azık gelmekte idi. Ancak, bu kentin insanları Allah’ın bu iyiliklerini tanımaz oldular. Allah da bu işlediklerine karşı onları açlıkla, korkuyla kuşattı.

113) Ant olsun ki onlara içlerinden bir elçi geldi. Derken onu yalancı saydılar. Bunun üzerine kıyıcılıklarından dolayı onları azap çarptı.

114) Öyleyse Allah’ın size azık olarak verdiği arı, güzel nesneleri yiyin de Allah’a tapmak istiyorsanız Onun iyiliklerine şükredin.

115) Gerçekten Allah size ölü etini, kanı, domuz etini, Allah’tan başkası için kesilenleri haram kıldı. Herkim zorda kalırsa bunları azgınlık etmemek, aşırı gitmemek üzere yiyebilir. Çünkü Allah yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

116) “Bu helaldir, bu haramdır” diye Allah’a karşı kendi kendinize uydurduğunuz yalanları ortaya atmayın. Çünkü Allah’a karşı yalan uyduranlar onmazlar.

117) Dünyadaki gönenme pek az sürer. Onlar için öbür dünyada acıklı bir azap vardır.

118) Bu sana anlattığımız nesneleri daha önce yahudilere haram kılmıştık. Böylelikle Biz onlara kıymış olmadık, belki onlar kendi kendilerine kıymış oldular.

119) Sonra gerçekten senin çalabın bilmiyerek kötülük işliyen, ardından da tövbe edip kendini düzeltenlerden yanadır. Çünkü senin çalabın bütün bunlardan sonra kesenkes yarlıgayıcıdır, esirgeyicidir.

120) Gerçekten İbrahim tek başına bir topluluktu. Allah’a boyun eğici idi. Allah’ı birleyici idi, Allah’a eş koşanlardan da değildi.

121) İbrahim Allah’ın iyiliklerine karşı şükredici idi. Allah onu beğenip seçmişti, doğru yola iletmişti.

122) Biz onu bu dünyada sevdirdik. O öbür dünyada da kesenkes iyiler arasında bulunacaktır.

123) Sonra da Biz senin gönlüne : “Allah’ı birleyici olan, Allah’a eş koşucu olmıyan İbrahim’in dinine uy” diye bildirdik.

124) Cumartesi yasağı yalnız bunun üzerinde çekişenler için borç yazıldı. Senin çalabın onların üzerinde çekişip durduklarını dirilme günü aralarını kesin olarak yarlıgayacaktır.

125) Sen insanları çalabını yoluna doğrunun düşüncesi ile, güzel öğütle çağır. Onlarla tartışmaların en güzelini yap. Çünkü Allah kendi yolundan sapanları da çok iyi bilir, kendi yolunu tutanları da çok iyi bilir.

126) Eğer azap çektirmek isterseniz, onlar isze nasıl çektirdilerse siz de onlara öyle çektirin. Katlanacak olursanız besbelli ki bu, katlananlar için yeydir.

127) Katlan. Senin katlanman da ancak Allah’ın yardımı ile olur. Sakın onlar için kaygılanma. Onların kurdukları düzenden dolayı sakın sıkıntıya düşme,

128) çünkü Allah sakınanlarla, iyilik edenlerle birliktedir.